Bu filmi seyretmeden önce "National Geoghraphic: CIA Gizli Deneyler" adlı belgeseli izlemiştim, filmin sonları geldiğinde bile hala aksi bir tez üretmek için kendimi parçalıyordum. The Game ve The Mistten sonra sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz bir film daha... Mutlaka İzleyin..!
Film gizemli filmler arasında öne çıkan yapıtlardan bir tanesi.filmin her saniyesini çok iyi takip etmeniz lazım ki filmin sonunu anlaya bilesiniz.Gerçekten leonardo dicapri yonun titanic inception gibi ünlü başyapıtlarını aratmayacak bir film diyebiliriz.
Usta yönetmenden güzel bir film daha, film son 1 saate kadar normal seyrediyor ama son saatte puanları almayı başarıyor. Güzel ve değişik finali, görüntülerin değişikliği, manzaraların muhteşemliği ile iyi dereceli bir film olmuş, gerilimin tadı damağınızda kalıyor. Caprio da hiç fena değil.Kingsley de tam yine rolünün adamı olmuş.Yani o rol tam ona göre.
Bazı sahneleri abartılı olsada artısı yüksek, finaliyle sizi doyuran güzel bir yapıt. İzlenmesi gereklidir.
leonardo yine mükemmel bir oyunculuk çıkarmış.İlk başlarda filmde olanları tam olarak anlayamıyosunuz fakat film ilerledikçe ne kadar kusursuz bi olay örgüsünün içinde olduğunuzu farkediyorsunuz.İzlenmesi gereken bir film. 8/10
Güzel film ama sonunu belli ediyor, aslında filmede hata yok ama daha önce çekilen bu tür filmlerin fazlalığı, filme darbe koymuş. Ama hem oyunculuk açısından hemde konu olarak güzel bir film
filmde bir gizli gerçek var ve filmde herkes bunu gizli gerçeği bir amaç için saklıyor ve filmin sonuna kadar ne olduğunu anlamıyorsunuz, ve kendinizdende şüphe etmeye başlıyorsunuz kafanız karışıyor, ama filmin sonunda sizde gerçeği anlıyorsunuz herşey mühtesem her bir karesi özenle çekilmiş martin scorsese gerçekten muhteşem bir adam süpriz sonlu izlediğim en etkiliyici filmlerden biri...
Hakikatler yoksa hayallerden mi ibaret?" sorusu asırlardır aklımızı karıştırır. Felsefe, her ne kadar bu soruya kuşkucu ve akılcı yapısıyla değindiyse de bir sonuç alamadı. İşte bu akıl yürütme insanın iç haline indirgendiğinde sorunlara neden oldu. Bireyi kimlik çatışmaları ve arayışlarla karşı karşıya bıraktı. Ona hakikatler ile hayalleri bir birine karıştıran kurgusal bir o kadar da sisli hayatın kapılarını araladı. Martin Scorsese'ın Zindan Adası (Shutter Island) adlı filmi de sözünü ettiğimiz görünüşte hakiki ancak temelde hayali bir hayata işaret ediyor. Film, buz dağının görünen bölümünü sunuyor görünmeyen bölümünü ilk etapta izleyicinin bulmasını istiyor. Yazar Dennis Lehane'nin romanından sinemaya adapte edilen Zindan Adası'nda, konuya ruhi buhran içinde olan kahramanın gözünden bakılıyor. Yönetmen, dilini onun algılamalarına dayanarak kuruyor. Sinema tutkunlarına filmin içeriği ve iletisini hemen sunmak gibi bir kolaycılığa kaçmıyor. Michel Foucault'nun ünlü yapıtı Deliliğin Tarihi'nden de beslenen filmde bilmece çok iyi örülüyor. Kahramanın iç dünyası, bocalamaları ve gelgitleri profesyonelce yansıtıldığını inkâr edemeyiz. Filmin hikâyesi ABD'nin Boston açıklarında yer alan bir ada hapishanesinde geçiyor. Dedektif Teddy Daniels ile ortağı Chuck akıl hastası suçluların tutulduğu hapishaneye gemiyle yol almaktadır. Çünkü çocuklarını vahşice öldüren Rachel adlı katil hapishaneden firar edip sırra kadem basmıştır.
Süper deyip geçmek haksızlık olur. Şahane,büyüleyici,mükemmel ötesi ne söylesem az bu film için.Özellikle finali psikolojinizi bozabilir.Bazıları karışık demiş.Alakası yok.Filmi izlerken size tavsiyem sürekli akıl yürütün ve karalar verin.En az 10 kez fikir değiştireceğinizden eminim.Boşverin umursamayın nasıl olsa filmin sonunda zaten hepsi boşa gidecek:-)
Güzel bi şizofreni filmiydi tabi akıl oyunları kadar asla olamaz ama izlenebilecek türdendi...Filmin sonunda bütün sorular cevabını buluyor ve o zamana kadar durumu tam olarak kestiremiyorsunuz bu nedenle bence etkileyici bir film olmuş hatta kesinlikle izlenmeli diyebilirim. 10/8.3
çok şey bekleyerek izledim ama açıkçası hayal kırıklığına uğradım konusu ve türü bakımından güzel ama karmaşık ve herkesin anlayacağı türden bir film değil emin olun sonu daha iyi olabilirdi ama finali uğruna güzel diyebileceğim bir yapım herşeye rağmen izlemeye değer ama abartılcak bir film kesinlikle değil
İlk başlarda sıradan bir film havasında başlıyor ama sonradan çok gizemli ve ilgi çekici bir hal alıyor ve hep bir sonraki sahnede ne olacağını soluksuz bekliyorsunuz bu da tabi martin scorsesenin eseri olsa gerek.Sonu çok ilgi çekici ve tartışmaya açık özellikle son 1 saatinde gelen sürprizlerle hep acabalar kafanızdan geçiyor ve finalla o acabalar doruk noktasına ulaşıyor.Biraz akıl oyunlarını anımsattı bana tabi bu da kendine özgü özelliklere sahip.9/10
Cem Yılmaz bir gösterisinin başında diyor ya, sakın takip etmeyin akışına bırakın, hızıma yetişemezsiniz ıq nuz boşalır...bu filmde öyle takip etmeyin, ters köşe oldukça yorulursunuz (her Scorsese filminde olduğu gibi)..john nash gibi gerçek hikayeden alınmasa da en az onun kadar etkili.son zamanlarda izlediğim en iyi psikolojik film 9/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.