En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Selcuk Genc
Takipçi
314 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
9 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Laszlo Almasy, bir harita yapımcısıdır ve Sahra Çölü’nün bazı bölgelerinde harita çıkarmakla görevlendirilir. 1930’lu yılların başından başlayarak II. Dünya Savaşı’na uzanan hikayede, bir uçak kazasında vücudunda yanıklar oluşan Almasy hasta yatağına düşer ve ona bakacak kişi Hana adında bir hemşiredir. İtalyan Manastırı’nda kalmaya başlayan Almasy, gizemli geçmişini hatırlamaya başlaringiliz hasta kesinlikle çok ender rastlanan filmlerden yasak bir aşk öyküsünü bu kadar etkileyici bir dilde anlatan başka bir film yok.ralph fiennes inanılmaz bir performans gösteriyor.toplam 9 dalda aldığı oscar ödüllerinden sonra fazla bir şey söylemeye gerek yok.tüm zamanların en iyi filmlerinden
aşkın tanımını merak edenlere aşkın anlamı daha nasıl ifade edilebilirdi ki....izlediğim en dokunaklı aşk filimlerinden biri.."O zaten ölmek ve sevgilisine kavuşmak istiyordu..çektiği yanık acılarından dolayı öldürtmedi kendini..."
Anthony Minghella'yı ayakta alkışlıyorum..ki 1997 yılının baharında sinemada izleyeceğim ilk filmin bu olucanı ve bu filmin en sevdiğim film olucanı bilmiyordum.hayata ve aşka artık bambaşka gözlerle bakıcamı da! "
"Sevgilim! sevgilim!, Seni bekliyorum. Karanlıkta bir gün ne kadar sürer yada bir hafta? Ateş çoktan söndü ve çok üşüyorum.kendimi dışarı sürükleyebildim ama güneş vücudumu kavurdu.Korkuyorum; tüm ateşi bu sözleri yazmak için harcadım.Ölüyoruz ölüyoruz; İçimiz aşkın zenginliği ve tadıyla dopdolu ölüyoruz.Bedenlerimiz nehirlerde yüzer gibi.Korkular, içinde saklandığımız bu perişan mağara gibi.Tüm istediğim gün ışığına çıkmak; seninle gerçek bir ülkedeyiz.haritaların ve güçlü adamların isminin olmadığı.Biliyorum. geliceksin ve beni dışarı, o rüzgarlı yere taşıcaksın.Tüm istediğim bu.Seninle orada arkadaşlarımızla öylece yürümek.Sınırları olmaksızın bir dünya.Işık çoktan söndü sevgilim ve ben karanlıkta yazıyorum.Çok üşüyorum."
Daha fazla söze gerek var mı? Bilemiyorum; ama inadına yaşamak ve inadına sevmek bu olsa gerek.Afrika çöllerinin ortasında bir aşk ancak böylesi bir tutkuyla yaşanabilir.öyle ki çölün sıcağından ve Almasy'nin yanıklarından daha kavurucu.Savaşın o yakıcı ateşinde bile aşk yeşerebiliyorsa. Kavruk zihnindeki anıların tazeliğiyle son günlerini yaşıyan haritacı Macar bir hasta ve son günlerinde ona bakarak anılarının bedenlenmesini sağlayan, hayattaki tüm sevdiklerini kaybetmiş Kanada'lı bir hemşire; kızgın çöllerde, çöllerden daha da sıcak tutkulu aşk yaşayan İngiliz bir kadın ve savaşın ortasında her gün mayınlarla kucaklaşan Hintli bir adam.II. Dünya savaşının ortasında keşisen bir dörtgen.Anılar, gel-gitler, aşk, savaş ve ihtiras.Sapsarı bir rüyanın içinde yaşanan tutkulu hayatlar.İyi ki bu film var ve iyi ki sinemada izlediğim ilk film bu.sonsuza dek izlenebilir!... Anthony Minghella'yı ve tüm oyuncuları bir kez daha alkışlıyorum!...
İngiliz Hasta bir çok kere bıkmadan izlediğim bir klasik. Ralp Fiennes hayranlığım bu filmle başladı. Aşkın böylesine kambur kalıpta inadına devam etme sürekliliği müthiş. Çöl görüntülerinin eşsiz müzik esintileriyle bütünleşmesini şaşırarak seyrediyorsunuz. Bugüne kadar izlediğim en iyi film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.