En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
jamesbond-2
Takipçi
1.684 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
29 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
Acımasızca eleştirmeye gerek yok bence bir korku filminden bekleneni fazlasıyla veriyor yani en azından bu açıdan beni tatmin etti.Amber heard'in oyunculuğu gelişmiş bu filmle birlikte sonu şaşırtıcı değil ama zıplatıyor.Sonuçta izlenir bir carpenter filmi.Bu arada 2003 yapımı kimlik filmine bazı yerleri baya benziyor carpenter biraz ondan kopya çekmiş.7/10
Orta karar bir film. Atmosferi sizi geriyor ancak bu yeterli değil. Sonuna doğru birşeyler bekliyorsunuz oda ters köşe yapıcam derken klişe olmaktan çıkamıyor.
John Carpenter film çekmediği dokuz yıllık açığı bu süre içinde çekilen tüm korku-gerilim filmlerinin klişelerini kullanarak kapatmaya çalışmış anlaşılan.Aslında hastane koridorlarındaki geniş açıları ve tedirgin edici sessizlik sahneleriyle iyi bir yönetmenin elinden çıkmış olduğu belli,teknik yönden hiçbir eksiği yok ama göreceğimiz ilginç bir şey de yok.Tamamıyla demode bir film görünümünde.
Bir çok Carpenter hayranı için keşke geri dönmeseydi dedirten, yavaş yavaş bir korku klasiğine dönen 2003 yapım Kimlik filminin kötü oynanan, kötü yazılan ve kötü yönetilen ucuz bir kopyası koğuş. Thing, Halloween gibi korku başyapıtlarını yaratan Vampires, fog, In the Mouth of Madness, Vampires, Memoirs of an Invisible Man gibi birçok modern klasiğe imza atan bir ustanın bitti filmdir Ward.
Carpenter gibi birine yakışmamış bu filmi çekmek.Filmin konusunu daha önceden türlü türlü filmlerden çoğu kişi aşikar zaten,bu yüzden sonunda dumur olacaksınız,küçük dilinizi yutacaksınız gibi ifadeler anca abartı olur.Ani yüksek seslerle ve aniden ortaya çıkan yaratıkla bir iki irkildim o kadar,başka da gerilim adına bir şey yok.
Korku türüyle ilk defa tanışan insanlar için ilgi çekici olabilir ama bizim gibi yüzlerce film izlemiş bi kitleye hitap etmiyor. Ayrıca kişilik bozukluklarından artık gınaa geldi. Bi sonraki sahneleri tahmin edebilmek berbat bi duygu. Artık herhangi bi sürprizle karşılaşmamak büyük bir hayalkırıklığı. Demem o ki çook fazla film izleyip bağışıklık kazanmayın az ve kaliteli izleyin ki zevk alabilesiniz. Yoksa benim gibi üff yinemi aynı sahneler deyip bunalırsınız her filmde.
Bence yerden yere vurmaya da göklere çıkarmaya da gerek yok,orta karar diyebiliriz.Bir gerilim-korku filmi olarak üstüne düşeni yapmış,çok korkmasam da ani ses efektleriyle beni germeyi başardığını söyleyebilirim.Sonunu tahmin edenler olsa da çoğu insan için fena olmayan bir final.Daha ne olsun...7/10
Carpenter'a yakıştıramadığım çok zayıf bir film Koğuş. Üstad bu film için yönetmen koltuğundan bile kalkmamış galiba, (filmin birçok yerinde kamera hep aynı açıdan çekim yapıyordu :) Bu filmden aklımda kalan tek şey bir insan estetikle nasıl bu kadar güzelleşir? (Amber Heard) :)
Filmi az önce izledim. Ani çıkışlarıya yerimden zıplamama neden oldu. Hiç sıkılmadan izlenebiliyor. Sonuda söylendiği gibi süprizdi gerçekten.. Son zamanlarda keyifle izlediğim bir Slasher örneği.. 10/8.5
İstanbul Film Festivalı kapsamında bugün izlemiş olduğum bir film ve diyebilirim ki John Carpenter geri döndü...Hemen herşeyiyle sapasağlam bir Carpenter filmi seyretmenin o inanılmaz hazzını duydum...In The Mouth of Madness,The Thing,Prince of Darkness ve daha nice kült film çıkaran John Carpenterın kalitesinden bir şey kaybetmediğini görmek de çok mutlu etti beni...Artık sık sık hatta senede bir film çekmesini ümit ediyorum...
ben bu yapımı carpenterin dönüşü olarak görüyordum ama beni biraz hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim,daha önce tekrarlarını bolca izlediğimiz yapımlardan pek bir farkı yok 10/6,5
Biz bu filmleri çerez niyetine yeriz...Yüzlerce korku filmi izlemiş biri olarak çok net şunu söyleyebilirim:çok sıradan bir konu,benzer çok film çekildi ve bu filmden bin kat iyi yenideN çekmeye ne hacet.Carpenter abimiz herhalde film izlemiyor pek.Bayat bir hikayeye kötü de oyunculuk eklenince ortaya bir ay sonra bile hatırlamıcamız vasat üstü vasat bir film çıkmış.
DVD'sindeki extra'lara bakmak ve röpörtajlar yerine filmin nasıl doğduğunu en gerçekçi haliyle benim ağzımdan dinlemelisiniz. Bu senaryoyu yazan (tahminen kardeş olan) Michael ve Shawn Rasmussen'ler aslında John Carpenter'ın ellerini bağlayıp mahsende işkence yaptılar. Arkalarından sallamak istemiyorum ama belki meşrebine göre sayısız kere büyük ustaya tecavüz ettiler. Bunun üzerine Carpenter ''Sizinle hesaplaşmamız beyaz perdede olacak. Gününüzü göreceksiniz!'' demiş olacak ki Rasmussen'lerin yazdığı bu ***** senaryoyu tüm çıplaklığıyla izleyiciyle buluşturmuş. Bu size inandırıcı gelmedi mi? Tamam, tekrar deniyorum. Halloween gibi bir filmden sonra The Thing'i de yaratan üst insan uzaylıların bile dikkatini çekmeye başardı. Gezegenlerden birinde hadi adı da Türkiye olsun İmparator Öz Hakiki Yeşil Sıvı gezegeninde hiç iyi sinemacılar yetişmediğinin farkındaydı. Her cuma bakanlarıyla yaptıkları sinema gecesinde dostlarına 4. kez Halloween'i seyrettikleri sırada ''Tez getirin şu adamı buraya! Bizim gezegenimiz de sanatla tanışsın!'' demiş ve Carpenter için yakalama emri çıkarmış. Bunun üzerine polis güçleri uzay mekiklerine binip 90'lı yıllarda Carpenter'ı kaçırma planları yapmaya başladı. Yerine koyacakları robotun tamamlanmasıyla beraber asıl Carpenter'ı mekiğin bagajına atıp ışık hızıyla uzaklaşmışlar. Yani artık elimizde olan ya işkence görmüş ve silah zoruyla böyle filmler çeken bir Carpenter ya da Carpenter'ın birebir kopyası olan bir robot. Bu ikisi dışında herhangi bir teoriyi kabul etmiyorum.
Film, 743. kez işlenen ve artık kabak tadı veren bir temele dayanmaya çalıştığı için oyunculuk kabiliyeti sınırlı olsa da güzelliğiyle oynadığı kötü filmleri bir nebze yukarı çekmeye başaran Amber Heard'ü bile yutup içine çekmiş. Zaten çevresindeki figürandan bozma oyuncular filmin nasıl bir tadı olduğunu açılış sahnesinde bile hissettirmişti. Film 30. dakikadan sonra öyle bir yola girdi ki devamı ne şekilde gelişirse gelişssin türe hiçbir yenilik katmayan, kendinden önceki filmlerden otlanan saçma bir film olacaktı ve öyle de oldu.
John Carpenter'ın en kötü filmi olan The Ward'un tüm yapabildiği ani ses ve görseller ile izleyiciyi korkutmaya çalışmak.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.