Kader
Ortalama puan
4,2
778 Puanlama

140 Kullanıcı yorumları

5
39 Eleştiri
4
53 Eleştiri
3
21 Eleştiri
2
15 Eleştiri
1
7 Eleştiri
0
5 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
cigdemm
cigdemm

Takipçi 14 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
24 Aralık 2006 tarihinde eklendi
Aldığı ödülü hak etmiş bi film. Bu filme vermeyip de Eve Dönüş’e mi vereceklerdi o ödülü. Tamam o film önemli bi konuya değiniyor ama az işlenmemiş bi konuyu kötü anlatmaktansa çok işlenen bi konuyu, aşk gibi, iyi anlatmak daha önemlidir bence. Ayrıca filmde Engin Akyürek’in oyunculuğunu çok beğendim. Dizisinde fark edememişim. Ya da ilgimi çekmemiş. Filmde çok etkileyici.
tolstoyevski
tolstoyevski

Takipçi 76 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Aralık 2006 tarihinde eklendi
Üslubunu Luc Bresson’un minimal sadeliğinden alan,senaryoları Dostoyevskiyen açılımlarla yüklü,evrensel ölçekte filmlerin yaratıcısı,’’aueteur’’yönetmen Zeki Demirkubuz gişe başarısı anlamında da şeytanın bacağını kırmışa benziyor...İlkeselliği gözeten gerçek bir sanatçı olan Zeki ’kaptan’ sözümona ’modaya’ kulak vermeden özgün bileşimi çerçevesinde hayatın gölgesinde kalmış obsesif karakterleri yansıtmaya devam ediyor...’’Kader’’,yönetmenin en bilinen filmi olan Masumiyetteki marazi aşk öyküsünün başlangıcına götürüyor bizleri... Bekir Uğur’a aşık Uğur ise Zagor’a...Bu en tabii insanlık hali içerisinde bizleri şüpheye gark eden ise tutkunun bir saplantı düzeyine erişmiş olması ve karakterlerin kendi iradelerini de aşan meşum bir kaderin bu yaşamlar üzerinde ağlarını örmesi...Öncelikle bu muğlak ’kader’kavramı üzerine Zeki ’Kaptan’neler söylemiş bir ona bakalım: ’’Ben kadere inanırım;çünkü insanın varoluşunda sınırlar olduğunu biliyorum.İradenin sınırlarının bittiği yerde başlayan,daha da önemlisi irade de dahil herşeyin üzerinde olup bittiği zemine kader demenin bence hiçbir sakıncası yok.Ama dogmatik yaklaşımla irademizi,gücümüzü ve özgürlüklerimizi terk etmenin bahanesi olarak kullanılan bir kader ya da bir bilim ya da bir Tanrı duygusu bana uzak’’ Senaryonun dayandığı düşünsel bağlamı bu kavram çerçevesinde özetleyen Zeki Demirkubuz arabeskimsi bir melodramın tuzağına düşmeden çarpıcı bir mizansenle örüyor hikayeyi.Bir ’dönem filmi’çekmek yerine ’’zaman’’kavramını devre dışı bırakarak her dönemde geçmesi muhtemel bir öykü yaratımı söz konusu.Bu açıdan bakıldığında Masumiyet filmini izlemeyenlerin de benimseyebileceği bir film ’’Kader’’... Bekir’in Uğur’un ardı sıra şehir şehir dolaşmasıyla film ’bir Ömer Kavur filmi tadında’ tam bir yol hikayesine dönüşüyor.İzmirden Sinop’a oradan da Kars’a uzanan öykü içerisinde izbe meyhaneler,3.sınıf pejmurde oteller ve sigaraların tellendirildiği karanlık alemler filme adeta gerçekçi bir öz katıyor.Küfürlerin havada uçuştuğu,herbir karakterin ’’kaybedenler’’ tarafında bulunduğu bir çağdaş trajedi olan ’’Kader’’,yönetmenin sinemasal biçim anlamında da olgunluğa eriştiğini gösteriyor.Kapalı mekanlardan ilk kez bu denli yoğun bir şekilde açık mekanlara yönelen Zeki ’kaptan’,görüntü yönetmenliğini de ilerletmişe benziyor.Müziğin dramatik dokuya hizmet edecek ölçüde kullanılması da hikayemize yapısal anlamda çok büyük katkı sunuyor... Filmde oyunculuklar çok başarılı.’’Bekleme Odası’’filminde Raskolnikov adayı olarak anımsayacağımız Ufuk Bayraktar obsesif kişiliği nedeniyle olmayacak işlere kalkışmış ’’Bekir’’rolünde başarılı bir kompozisyon çiziyor.Alımlı,işveli,yürek hoplatan kız Uğur rolünde Vildan Atasever keza çok başarılı.Ama benim bu filmde en beğendiğim oyunculuğu Uçurtmayı vurmasınlar filminin küçük çocuğu bugünün sırım delikanlısı Ozan Bilen sergilemiş.Mahallenin kabadayısı,’bilet kesen’, Zagor rolünde bizleri ihtişam denizinde yüzdürüyor.Duygusuzluğu o denli keskin ki,bu açıdan sadece o cinayet sahnesini hatırlatmak istiyorum.Bekir’in talihsiz karısını canlandıran Güzin Aktan,Uğur’un yatağa felçli babası rolünde izlediğimiz Mustafa Uzunyılmaz ve diğer yan roldeki oyuncular da başarılı performansları ve hikayenin dramatik dokusunu daha geniş bir ağa yaymaları göz önüne alındında çok kilit işlev görüyorlar... Son olarak şunları söylemek istiyorum:Zeki ’kaptan’oluşturduğu özgün sinema dilini bundan sonraki filmlerine de taşıyacaktır.Bundan hiç şüphem yok.O film yaptığı sürece biz de filmlerini izlemeye devam edeceğiz.Ne de olsa o, dünyanın en saygın gazetelerinden biri olan ’’Le Monde’’da da vurgulandığı gibi’’Türk ruhunun doğal ressamı’’...
cemceboglu
cemceboglu

50 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Aralık 2006 tarihinde eklendi
Filmi izledim ve beğendim ancak izlerken değil de izledikten sonra daha sonraki sürede beğendiğimi ve düşünüdüğümü söyleyeyim.

Vildan atasever bence iyi bir seçim değildi.

İster istemez filmi masumiyet filmiyle kıyaslıyoruz ama bunu haketmiyor aslında; Zeki Demirkubuz'a yakışan bir film ama mesela bir action filmi de çekebileceğini ve bunu da iyi çekebileceğini söylemesi beni rahatsız etti. Anlamak gibi derdi olan bir insan için action filmleri manasız değil mi? Michael Haneke'nin gidip de Funny Games'i hollywoodda çekmesi yeter zaten ya lütfen herkes değişmesin..
narrator-2
narrator-2

Takipçi 20 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
21 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Sinemanın gücünü aldığı en büyük özelliği nedir? Özgürlüğü olabilir mi mesela bunlardan biri? Gerçek hayatta kafamızdan geçen bazı şeyleri, kaynağı her ne olursa olsun hissettiğimiz sınırlamalar yüzünden gerçekleştirememek... Ama o salonda bi kaç saatliğine, yapamadıklarımızı yapmayı hayal ettirebilmesi... Sinemanın bizi kendine bağlayan bu özelliği kullanılmaya devam ettikçe biz film izlemeye devam ederiz..

Her sahnesi beyne kazınan bu harika yapıtın gene bu sahnelerinden birini hatırlatmak istiyorum:
Tahmin ettiğimiz üzere Kars otobüsündeyiz. Zaten "yorgun" Bekir, gene yorgunluktan, ön koltuğa kafasını dayamış, kendinden geçmiş, sızmış vaziyette. Bir anda ayılıyor, "gene" şişmiş gözlerinden birini yarım açıp etrafa bakınıyor ve silkiniyor.. "Ben neredeyim böyle?!" Başına gelen o kadar şeyden sonra Bekir'i gene bu şekilde görünce onu o kadar çok kıskanıyorum ki...
Bekir belki aptal, belki onu sevenlerin sevgisine ihanet ediyor, belki yaşayabileceği bir sürü güzelliği elinin tersiyle itiyor, evet. Ama tutkusunun peşinden koşmanın verdiği hazzı bir tek o biliyor. Özgürce, kendisini hayata bağlayan şeyin ne olduğuna karar veriyor ve onu, gücü el verdiğince bırakmıyor. Sözde gerçek hayatımızda en uç arzularımızı yok sayabiliriz. Ama elimizden gelen, o arzuyu gerçekleştirmeyi çabalayanları sinemada görebilmektir ancak. Benim yapabildiğim tek şey Bekir'i kıskanmaktır olsa olsa.

Sinemanın bu gücünü kullanmayı amaçlayan Demirkubuz, bu kadar uç noktalarda gezinen bir hikayeyi bu kadar gerçekçi bir dille aktarabildiği için ne kadar övülse azdır. Onun gibi bi sinemacının bizden biri olması da ayrı bir övünç kaynağı...
alierol01
alierol01

Takipçi 20 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Zeki Demirkubuz iyi bir film çıkarmış.Anormal ölçüde küfür içermesi, kurgudaki problemler, "Masumiyet" filmindeki monologlardan birebir alıntılar yapılması filmin kalitesini aşağıya çekmiş.Ama film birşeyi çok iyi anlatmış.Aşka ve tutkuya duyulması gereken saygıyı(Kimin yaşadığı önemli olmadan)...
esraa-fb
esraa-fb

16 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
18 Kasım 2006 tarihinde eklendi
işte gerçek sinema.baska bir sey solemeye gerek yok.kimisi cok sıkılabilir .kimi begenmeyebilir.ama kotu film oldugunu soleyemez.kader gibi filmler sinemayı yüceltiyor.zeki demirkubuza tesekkurler.ayrıca vildan ataseverin altın portakal alamayısına cok uzuldum.gercekten filmdeki en iyi performanstı.tek elestırecegim ufuk bayraktarın oyunculugu ki oda idare eder.
ppaslan
ppaslan

18 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
9 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Ben cok sıkı bir Demirkubuz hayranı olarak, filmi mutlaka ki begendim..ama sanirim masumiyet sonrasinda hayalimde canlanan(mutlaka herkeste farkldir bu)bekir ve ugurun genclik donemleri,filmde yasatilamamis gibi geldi..sorun demirkubuzda degil, insanlarin hayallerinin uzerine gelen bir film olmasinda.bence masumiyette oldugu kadar kalmaliydi oyku.belki filmin oncede degil,simdiki zamanda cekilmis olmasinin da etkisi vardir,ya da haluk bilginer ve guven kirac kadar saglam oyunculuk goremememdendir(ki oyunculuklar iyiydi aslinda)..ben ufuk bayraktarda, haluk bilginer gencligi goremedim, kimi koysalar da goremeyecektim sanirim..yine de film turk sinemasinin en onemli filmlerinden,tabi benim icin masumiyetten sonra..mutlaka izleyin
pessen
pessen

3 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
30 Eylül 2006 tarihinde eklendi
aslında bu film için söylenecek ço kşey var film daha önce demirkubuz un filmlerini izlememeş olanlar ve demirkubuz filmografisini bilenler için farklı anlamlar ifade edebilir. filmi tek başına değerlendirdiğiniz zaman söyleyecek birşey bulmak gerçekten mümkün değil. ama demirkubuzun filmografisi dikkate alındığında ne gereği vardı be abi diyorum ben kendi kendime film baktığımız zaman masumiyet çok da farklı bir şey söylemiyor aslında.
çok daha sert bir sinema dili kullanılıyor olaylar ve kişiler daha derinlemesine inceleniyor masumuyeti 5e 10a katlar bir durum söz konusu ama aynı hikaye anlatılıyor.
acaba demirkubuz un anlatacak bir hikayesi mi kalmadı diye sormaktan alamıyor insan kendisini ki zaten demirkubuz dünyayı yeniden keşfeden bi insan değil dosteyevskiyen bir tarzı olduğu ve yazarın üslubunu beyazperdeye taşıdığını biliyoruz.
bu sorunlar daha böle uzar gider.
herşeye rağmen türk sinemasının yaptığı en önemli işlerden birisdir bu film. bu sefer gişede de başarılı olacağını düşünüyorum üstelik. seviyoruz seni demirkubuz...
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler