Kader
Ortalama puan
4,2
775 Puanlama

140 Kullanıcı yorumları

5
39 Eleştiri
4
53 Eleştiri
3
21 Eleştiri
2
15 Eleştiri
1
7 Eleştiri
0
5 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
narrator-2
narrator-2

Takipçi 20 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
21 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Sinemanın gücünü aldığı en büyük özelliği nedir? Özgürlüğü olabilir mi mesela bunlardan biri? Gerçek hayatta kafamızdan geçen bazı şeyleri, kaynağı her ne olursa olsun hissettiğimiz sınırlamalar yüzünden gerçekleştirememek... Ama o salonda bi kaç saatliğine, yapamadıklarımızı yapmayı hayal ettirebilmesi... Sinemanın bizi kendine bağlayan bu özelliği kullanılmaya devam ettikçe biz film izlemeye devam ederiz..

Her sahnesi beyne kazınan bu harika yapıtın gene bu sahnelerinden birini hatırlatmak istiyorum:
Tahmin ettiğimiz üzere Kars otobüsündeyiz. Zaten "yorgun" Bekir, gene yorgunluktan, ön koltuğa kafasını dayamış, kendinden geçmiş, sızmış vaziyette. Bir anda ayılıyor, "gene" şişmiş gözlerinden birini yarım açıp etrafa bakınıyor ve silkiniyor.. "Ben neredeyim böyle?!" Başına gelen o kadar şeyden sonra Bekir'i gene bu şekilde görünce onu o kadar çok kıskanıyorum ki...
Bekir belki aptal, belki onu sevenlerin sevgisine ihanet ediyor, belki yaşayabileceği bir sürü güzelliği elinin tersiyle itiyor, evet. Ama tutkusunun peşinden koşmanın verdiği hazzı bir tek o biliyor. Özgürce, kendisini hayata bağlayan şeyin ne olduğuna karar veriyor ve onu, gücü el verdiğince bırakmıyor. Sözde gerçek hayatımızda en uç arzularımızı yok sayabiliriz. Ama elimizden gelen, o arzuyu gerçekleştirmeyi çabalayanları sinemada görebilmektir ancak. Benim yapabildiğim tek şey Bekir'i kıskanmaktır olsa olsa.

Sinemanın bu gücünü kullanmayı amaçlayan Demirkubuz, bu kadar uç noktalarda gezinen bir hikayeyi bu kadar gerçekçi bir dille aktarabildiği için ne kadar övülse azdır. Onun gibi bi sinemacının bizden biri olması da ayrı bir övünç kaynağı...
naked-soul
naked-soul

Takipçi 561 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
17 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
masumiyet filminden sonra pek fazla zevk vermese de gençlerin sergilemiş oldukları başarılı performans yadsınamaz.özellikle bekirin son konuşmasını yaptığı ve uğur’un buna hıçkırıklarla karşılık verdiği sahne yüreklerinizin en kuytu köşelerine kadar dokunuyordu.her ne kadar önündeki bütün imkanları elinin tersiyle itip sonra karşılaştıkları durumlardan ötürü kaderi sorumlu tutmak çok büyük bir haksızlık olsa da film gerçekten güzeldi...
gskaltay
gskaltay

Takipçi 414 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
24 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
başarılı türk filmlerinden kesinlikle izlenmeli aldığı ödülleri hak eden filmlerimizden...
bluevelve
bluevelve

Takipçi 115 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
29 Haziran 2008 tarihinde eklendi
Zeki demirkubuz un bir filmini ilk kez seyreden birisi olarak yarı gerçekçi bulduğum, kimi yerde doğal olmayan abartıya kaçan betimleme ve oyunculukların gözlendiği ama dediğim gibi gerçeklik babında insan ilişkilerinin, halk ağzı ile konuşmanın, çizilen portrelerin yerele indirgenmiş hallerinin ufak tefek istisnalar dışında birebir uydurulmuş olduğu ve ağızda acı bir tat bırakıp adeta surata inen tokat etkisi yapan bir film dokumuz zeki demirkubuz. Türk insanının alışık olmadığı ama son yıllarda gelişen; bireyler arasındaki ilişkilerin ve toplum içindeki görülmeyen, görülemeyen ya da gösterilmeyen yaşantıların olanca sertlik ile sahnelenmesi furyasının yeni ve bir hayli sarsıcı halkası niteliğinde olmuş film. Film, konusu itibariyle silik ve etrafındaki, içinde yaşadığı ortamdaki yani arkadaş çevresine nazaran sessiz ve içine kapanık bir gencin kaderini peşi sıra sürüklemesinden hareketle yol alıyor. Genç ise, parçalanmış bir ailenin ortasında büyümüş, sevgiyi insani duyguların içinden çıkarılıp alındığı bir kişilikte bulmuş, değer yargılarından nasiplenmemiş ve ahlaki yozlaşmanın pençesine düşüp kaderinin önüne katıp farklı zamanlara savurduğu bir kadının kaderinin peşinden sürüklenmekte. Anlaşılan o ki, farklı kişilikteki iki insanın bir yerden sonra kaderleri örtüşmekte. Bu açıdan da sancılı bir ilişki, saplantılı bir tek taraflı aşk ve bitip tükenmek bilmez bir savruluş üçgeni içerisinde ilerlemekte hem film, hem karakterler hem, yönetmen hem de izleyici. Bu film tarzında son yıllarda yönetmenlerimiz çeşitli eserler vermişlerdir. Son derece karamsar, sertlikler içeren, küfrün alabildiğince savrulduğu, sıra dışı yaşantıların önümüze serildiği, umutsuzluğun sarmaladığı, aşk yarasının peşine katıp da savurduğu insan portrelerinden örülü eserlerdir bunlar. Kader de o filmlerden birisidir. Bir yarısı ile gemide ya da laleli de bir azizedir. Diğer yarısı ile ağır romandır. Öbür yarısı ile ise 14 numaradır. Ve çeyreği ile de arabesk bir kıvamdadır. Erkek karakterin yaşamındaki farklı devirlere ışık hızında bir atlayış gerçekleştirilmesi sonucunda, filmdeki kaderler arası bağ bir kopmuş ve sonra yeniden birbirine bağlanmıştır. Kimi izleyiciler bu ani kader çizgisi kayışlarından nedeniyle filmden hazzetmeyebilir. tabi bu birbirinden bağımsız olan ve hızlı geçiş yapan sekanslara alışık olmayan ve sekanslar arasında bağ kurmakta zorlanan izleyiciler için geçerlidir. Başta da dediğim gibi zeki demirkubuz un izlediğim tek filmidir kader. Diğer filmlerini izlemediğim için bu filmden hareketle ve bu filmin bana verdiği anlamlar sınırında yönetmenin sinemasına bakış atmak durumundayım. Ve ilk izlenimin başlarda da belirttiğim gibi güzlü bir yönlendirici/yönetici olduğu yönünde ve kurgusal açıdan gerekse de hikayeyi anlatış bakımında suya sabuna dokunur bir portre şekillenmekte, yönetmene dair ve tabi ki kadere de. Filmdeki erkek karakter olan Bekir in kaderi üzerinde şekillenen filmde, bu karakterin hayatın ya da kadın karakter olan uğur un kaderinin etkisi ile içine düştüğü kimi zaman, kendi kişiliğinden sıyrılıp farklı bir kişiliğe bürünme deresine ve kimi zaman ise, geri gidişler ile öz benliğine dönüşüne ışık tutulmakta. Bekir karakterinin farklı hayat devrelerine ani sıçrayışlar belki de filmin en büyük handikabı ama bu bile şaşırtıcı ve yıpratıcı bir olumlu yönde etkinlik gösteriyor. Bekir in uğur la karşılaşması, uğur a daha önce hiçbir kıza karşı duymadığı duygular ile sarmalanması ilk ve en saf devre olarak beliriyor. Aslında erkek karakterin belli ki daha bakir olduğu ve gördüğü ilk anda, daha önce belki de hiç karşılaşmadığı bir güzellikteki kız karşısında ansızın kara sevdaya tutuluyor. Bu devre biraz klişe ilk görüşte aşk çizgisinde olmuş ama yine de kabul edilebilirlilikte. Karşılıksız bir aşka, uğur un ailesinden manzaralara ve Bekir in içini kaplayan sevdanın avuca basılmış sigara acısına eşlik edişine göz atılma akabinde ve uğur un başka bir sevgiye yüreğini kaptırmış olduğu gerçeğinden sebep ilk devre hüsranla noktalanarak ikinci devreye geçiliyor. Bekir karakterinin yaşamındaki ikinci perde açılır açılmaz sürprizi ile karşılaştırıyor, film bizleri. Bekir karakterindeki hızlı değişimde belgeleniyor sanki. Ait olmadığı, her hali ile kendisini kabul ettirmek istediği ama dışında kaldığı bir hayata adım atıyor. Burada yönetmen bir soru soruyor sanki. Kişi mi kaderinin peşinden sürüklenir yoksa kader mi kişiyi sürükler diye. Burada olan ise kişinin kendi karakterini bir diğer kişinin kaderinin ardına takarak sürüklendiği gerçeği. Yani kaderlerin birbirlerini etkilediği ve bir yerden sonra çizgisinde saptırdığı vurgulanıyor. Üçüncü perde ise şiddetli bir açılış ve kapanışla izleyiciyi adeta yorgun düşürmek istermiş gibi yolarda geçiyor. Bu açıdan kader yarı anlamda bir yol filmi de sayılabilir. Birbiri ardında savrulan kaderlerin belli ki düşürülmüş olduklar çaresizliğin bir yansımasıdır yollar. Umudun aranıldığı yerlerdir yollar. Ve yollar Reddedilmeler karşısında gururun nereye kadar ayaklar altına alınabileceği sorusunu akıllara getiriyor. Bir ayrılıp bir kavuşma ile arabesk tonu yüksek bir karaktere büründürülmüş film. Gazino kültürüne ve yaşantısına göz kırpması ile de seksenli yılların türk filmlerine bir selam durmuş. Ve dikkatlerden kaçmayan küfür kullanımının tüm sınırsızlığı ile kullanılması. Yine son yıllarda bir moda haline gelen küfrü sahiplenme ve olay örgüsünü zenginleştiren bir unsur olarak kullanma seçimi burada da kendini göstermekte. İnsan yaşantısında yeri olduğu için küfür kullanımı doğaldır ama kaderde bazı karelerde küfrün çıktığı ağızlara pek bir yapay kaçtığı görülmektedir. Yerinde ve özde kullanım ise anlamı güçlendirir, hiç kuşkusuz.Netice itibariyle zeki demirkubuz, yer yer abartıya kaçan ve yer yer birbirinden koparılmış ama en kestirme yoldan tekrar bağlanmış sekansları var etmiş olsa dahi sıkılmadan izlenecek, sıkıntılarla örülü bir film var etmiş. Sıkıntılar ile örülü olmasından kasıt edilen; filmde Bekir karakteri dışındaki diğer tüm karakterlerin normal bir insanın yaşadığı hayat yaşayışında olmaması. Bekir in ailesinin tutarlı, aklı başında olması ve aile içi ilişkideki ağır başlılığın, diğer karakterlere bakıldığında yerini bilinmezliğe ve her türlü düşkünlüğe bırakmış olması. işte film bu yönüyle karamsarlık gösteren bir alt metinden oluşmakta. İnsanı değiştiren faktörler ve değişime uğrayan yaşantılardan kesitler sunmasından sebeple de ilgi uyandırır bir yapıda film. Oyunculuklarda özellikle Vildan ataseverin yer yer abartıya kaçmış performansı dikkatlerden kaçmıyor. Bu kötü mü ? tabi ki değil ama ağır işleyen ve genellikle sindirilmişliğin hakim olduğu diğer karakterler çerisinde ben buradayım diye haykırmakta. Nure bilge ceylan ın kamera kullanımının benzeri yer yer filmde kendini göstermektedir. Dalıp giden bakışlar, amaçsızca adım atışlar ve arka planı kaplayan dalgalar ile. Bir filmini ilk kez izlediğim zeki demirkubuz ve izlediğim bu filmi için denilebilecek tek şey; zeki demirkubuz un tatmin edici bir yönetim sergilediği ve kaderin ise; bazı eh işte deyişlere neden olacak eksiklikler barındırsa dahi izlenilebilir olduğudur.kader ( destiny ) -
gokhankocgida
gokhankocgida

Takipçi 213 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
8 Ağustos 2008 tarihinde eklendi
zekı demırkubuzun fılmlerını ızledım en ıyısı kader...senaryo ve oyunculuk süper..ama zagora duyulan aşk saçma..vede bunun için kızın diyar diyar dolaşması..ama adamın aşık olması bana mantıklı geldi..kızda sürekli umut verdi..birde zeki demirkubuz filmlerinde zaman kavramı çok kötü işleniyor..sanki 1 sn sonrası 10 yıl gibi veriliyor..siz şaşırıyorsunuz...9 verdim..ve ufuk bayraktar müthiş...heleki sonunda..
ozzy-badd
ozzy-badd

Takipçi 831 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Mayıs 2010 tarihinde eklendi
inanılmaz doğal oyuncu perfomansları,zeki demirkurbuz un kaliteli yönetimi ve aşk bu dedirten hikayesiyle türk sinemasının yüz akı filmlerinden...özellikle son 10 dakkası hem oyunculuk hemde duygu açısından inanılmazdı...beni masumiyetten daha çok etkileyedi...ayrıca en iyi 10 türk filminden biri bence...10/9
kardanadam
kardanadam

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
17 Haziran 2007 tarihinde eklendi
bence masumiyetten çok daha etkileyici.hikayeyi bilmemize rağmen etkilendik filmden.ufuk bayraktarın film içindeki değişimleri muhteşemdi.nasıl en iyi erkek youncu ödülünü almadı anlamak zor.bir sahnede televizyonda masumiyeti izlemeleri de ayrı bir güzellikti.9/10.
üsstad
üsstad

Takipçi 187 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
27 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
oyunculuk adına genç oyuncuları çok beğendim. özellikle ufuk bayraktar iyi bir performans sergilemiş. film biraz içimi karartsada,biraz kasvetli olsada iyi bir iş çıkarmışlar ama filmin sonunu daha güzel yada etkileyici bitirebilirlerdi bence. sonunda eeee ne oldu şimdi dedirten bir final oldu, izlenir güzel bir film
tolstoyevski
tolstoyevski

Takipçi 76 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Aralık 2006 tarihinde eklendi
Üslubunu Luc Bresson’un minimal sadeliğinden alan,senaryoları Dostoyevskiyen açılımlarla yüklü,evrensel ölçekte filmlerin yaratıcısı,’’aueteur’’yönetmen Zeki Demirkubuz gişe başarısı anlamında da şeytanın bacağını kırmışa benziyor...İlkeselliği gözeten gerçek bir sanatçı olan Zeki ’kaptan’ sözümona ’modaya’ kulak vermeden özgün bileşimi çerçevesinde hayatın gölgesinde kalmış obsesif karakterleri yansıtmaya devam ediyor...’’Kader’’,yönetmenin en bilinen filmi olan Masumiyetteki marazi aşk öyküsünün başlangıcına götürüyor bizleri... Bekir Uğur’a aşık Uğur ise Zagor’a...Bu en tabii insanlık hali içerisinde bizleri şüpheye gark eden ise tutkunun bir saplantı düzeyine erişmiş olması ve karakterlerin kendi iradelerini de aşan meşum bir kaderin bu yaşamlar üzerinde ağlarını örmesi...Öncelikle bu muğlak ’kader’kavramı üzerine Zeki ’Kaptan’neler söylemiş bir ona bakalım: ’’Ben kadere inanırım;çünkü insanın varoluşunda sınırlar olduğunu biliyorum.İradenin sınırlarının bittiği yerde başlayan,daha da önemlisi irade de dahil herşeyin üzerinde olup bittiği zemine kader demenin bence hiçbir sakıncası yok.Ama dogmatik yaklaşımla irademizi,gücümüzü ve özgürlüklerimizi terk etmenin bahanesi olarak kullanılan bir kader ya da bir bilim ya da bir Tanrı duygusu bana uzak’’ Senaryonun dayandığı düşünsel bağlamı bu kavram çerçevesinde özetleyen Zeki Demirkubuz arabeskimsi bir melodramın tuzağına düşmeden çarpıcı bir mizansenle örüyor hikayeyi.Bir ’dönem filmi’çekmek yerine ’’zaman’’kavramını devre dışı bırakarak her dönemde geçmesi muhtemel bir öykü yaratımı söz konusu.Bu açıdan bakıldığında Masumiyet filmini izlemeyenlerin de benimseyebileceği bir film ’’Kader’’... Bekir’in Uğur’un ardı sıra şehir şehir dolaşmasıyla film ’bir Ömer Kavur filmi tadında’ tam bir yol hikayesine dönüşüyor.İzmirden Sinop’a oradan da Kars’a uzanan öykü içerisinde izbe meyhaneler,3.sınıf pejmurde oteller ve sigaraların tellendirildiği karanlık alemler filme adeta gerçekçi bir öz katıyor.Küfürlerin havada uçuştuğu,herbir karakterin ’’kaybedenler’’ tarafında bulunduğu bir çağdaş trajedi olan ’’Kader’’,yönetmenin sinemasal biçim anlamında da olgunluğa eriştiğini gösteriyor.Kapalı mekanlardan ilk kez bu denli yoğun bir şekilde açık mekanlara yönelen Zeki ’kaptan’,görüntü yönetmenliğini de ilerletmişe benziyor.Müziğin dramatik dokuya hizmet edecek ölçüde kullanılması da hikayemize yapısal anlamda çok büyük katkı sunuyor... Filmde oyunculuklar çok başarılı.’’Bekleme Odası’’filminde Raskolnikov adayı olarak anımsayacağımız Ufuk Bayraktar obsesif kişiliği nedeniyle olmayacak işlere kalkışmış ’’Bekir’’rolünde başarılı bir kompozisyon çiziyor.Alımlı,işveli,yürek hoplatan kız Uğur rolünde Vildan Atasever keza çok başarılı.Ama benim bu filmde en beğendiğim oyunculuğu Uçurtmayı vurmasınlar filminin küçük çocuğu bugünün sırım delikanlısı Ozan Bilen sergilemiş.Mahallenin kabadayısı,’bilet kesen’, Zagor rolünde bizleri ihtişam denizinde yüzdürüyor.Duygusuzluğu o denli keskin ki,bu açıdan sadece o cinayet sahnesini hatırlatmak istiyorum.Bekir’in talihsiz karısını canlandıran Güzin Aktan,Uğur’un yatağa felçli babası rolünde izlediğimiz Mustafa Uzunyılmaz ve diğer yan roldeki oyuncular da başarılı performansları ve hikayenin dramatik dokusunu daha geniş bir ağa yaymaları göz önüne alındında çok kilit işlev görüyorlar... Son olarak şunları söylemek istiyorum:Zeki ’kaptan’oluşturduğu özgün sinema dilini bundan sonraki filmlerine de taşıyacaktır.Bundan hiç şüphem yok.O film yaptığı sürece biz de filmlerini izlemeye devam edeceğiz.Ne de olsa o, dünyanın en saygın gazetelerinden biri olan ’’Le Monde’’da da vurgulandığı gibi’’Türk ruhunun doğal ressamı’’...
faruk-sayin
faruk-sayin

Takipçi 41 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Haziran 2007 tarihinde eklendi
Zeki Demirkubuz filmleri kendi ölçeğinde güzel yapıtlar, oyuncular da gayet iyi... ama onun bütün fimlerinin senaryosu klişe olmaktan öteye gitmiyor... hele bir de Kader, tamamen Masumiyetin kopyası olunca yönetmen özgünlükten iyice uzaklaşıyor bu durumda... böyle başarılı bir yönetmenin özgün fimler yapması durumunda sinemamızan daha çok hizemt edeceği, sinema tarihinde daha kalıcı bir yer edineceği düşüncesindeyim...
pinkcadillac
pinkcadillac

Takipçi 127 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Haziran 2007 tarihinde eklendi
masumiyet kadar etkileyici olmasa da beklentilerimin üstündeydi kader. vildan atasever’in şimdiye kadar gösterdiği en yüksek performans olduğunu düşünüyorum. zeki demirkubuz’a ve oyuncu seçimlerine zaten söylenecek söz yok. toplumumuzda yaşanan, bazılarımızın farkında bile olmadığı, kendisine çok uzak bulduğu yaşamların ayırdına varmamızı sağlıyor zeki demirkubuz. bize bu yaşamları göstermeye çalışırken de bunu tüm doğallığıyla yapmaya özen gösteriyor. bize varoşları, pavyonları anlatırken bunu oralarda yaşayan insanların gözünden bakarak ve onların dilinden konuşarak yapabilmesi ustalığını kanıtlıyor.
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Eylül 2007 tarihinde eklendi
Boyle dramlari hep basarili bulmaktayim neden bilmiyorum ama izlemesi insana gercekten zevk veriyor tabi bunda Demirkubuz farkida olmakta, izlenmesi gereken gercekten harika bir yapim.
karizmatik062915
karizmatik062915

Takipçi 473 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Ekim 2007 tarihinde eklendi
iyi bi film bence oyuncularda güzel oynamış... insan hayatına bişeyler katabilir... hiç olmazsa american sinemasından iyidir...
Esteban-2
Esteban-2

Takipçi 214 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
27 Haziran 2007 tarihinde eklendi
Hikaye masumiyet’te Bekir’in Yusuf’a anlattığıyla birebir örtüşüyor.ayrıca gençler şapka çıkarttı.tebrikler.9
serhad
serhad

Takipçi 15 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Mayıs 2010 tarihinde eklendi
kesınlıkle masumıyet bu fılmden sonra ızlenmelı aralarında 13 yıl olmasına rağmen masumıyet kader ın devamıdır. cok da iyi bağlanmıştır.cok durağan olmasına rağmen gayet surukleyıcı tirk sinemasının iyi dramlarındandır
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler