Alfred Hitchcock ilk tanıştığım usta yönetmenlerden birisidir. Onun filmlerini ilk olarak 2000'li yılların başlarında cnbc-e'de çokça seyretmiştim. Filmografisinin önemli filmlerinin (Kuşlar, Arka Pencere, Çok Şey Bilen Adam, Rebecca, Gizli Teşkilat gibi) birçoğunu izlemiş oldum bu sayede. Ancak ''Sapık(Psycho)'' filmi bugüne kadar izleyemediğim önemli filmlerinden birisiydi üstadın. Sadece üstadın en önemli filmi olmadığını, sinema tarihininde en önemli filmlerinden birisi olduğunu defalarca okumuş, duymuştum yıllar içerisinde. Tabii ki bunlarda beklentilerimin oldukça yükselmesine sebep olmuştu. Bu yüksek beklentiler ile ne kadar iyi olursa olsun filmi yeteri kadar beğenebileceğimi düşünmüyordum işin doğrusu. Film ise beni -sağolsun- ters köşeye yatırmayı başardı. Gerçekten zamanının çok ilerisinde, sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olan bu filmi herkese öneriyorum. Üstadın en iyi filmini ayakta alkışlıyorum.
The Psycho, sadece basit bir korku filmi değildir. Filmin genelinde zihnin bölünmelerini, gölgeleri ve zıtlıkları yansıtan bir film. Filmin bir çok karesinde ayna veya cam da oyuncuların yansıması ve duvarlarda net gölgeler belirir. Kendi çocukluğunda Katolik bir anne ve baba tarafından sık sık cezalandırılan ve genelde yalnız bir çocuk olan dahi yönetmen Hitchcock, Psycho romanı ile hemen etkilenir.
Filmin başrol oyuncusu Marion, son derece dürüst ve ailesine itaat etmek etmek isteyen bir kadın portresi çizerken yaşadığı uygunsuz ilişki ve sonrasında yaptığı hırsızlık ile zıtlaşan yönleri ortaya çıkar. Yolda onu durduran polis, onun karşı gelmek istediği otoriteyi temsil eder. Otelde karşılaştığı Norman ise onun hayatının tam ters gibidir... Yani Gölgesi. İki birbirinin gölgesi gibidir. Herkesin içinde bir Norman ve bir Marion olabilir. Bastırılan her yön mutlaka karşımıza çıkar. Diğer insanlar ve olaylar bize hatırlatmaya devam eder.
Film yorumlarının tamamı blogta: Tuvalet Kağıdına Notlar
?Norman Bates'in kişiliğini hayatı duşun mermerleri arasında sona eren o genç kadından daha iyi hiç kimse bilemezdi.?Bence, gizli teşkilat ve dial m for murder'dan sonra en iyi filmi. Hiç bitmeyen bir gerilim ve harika bir final. (yoksa bir başlangıç mı?)...
Hitchcock harika bir psikolojik gerilim filmine imza atmış.. senaryo çok etkili.. oyuncular başarılı.. özellikle duş sahnesi ile hatırlanan bir film olduğuna dair yazılar okumuştum.. bence özellikle finali ile hatırlanacak bir film psycho.. final tek kelimeyle çarpıcı.. psycho 9/10
oedipus kompleksi ve çoklu kişilik bozukluğu gibi iki psikolojik durumu müthiş metaforlarla ve hitchcock’un kendine has sade ama etkileyici anlatımıyla izliyoruz. dönemin teknolojik ve toplumsal durumunu gözönüne alırsak müthiş bir başyapıt. (devamı spoiler olabilir) ayrıca buradaki anne de north by northwest’teki george kaplan gibi hep ortada ama hiç yok.
Has bir korku filmi.. Oyunculuklar iyiydi .. Özellikle annenin kurbanları öldürdükleri sahneler çok ince işlenmiş.. Açık verilmiyor ve ürkütücü .. A.Hitchok gerçektende ders veriyor ..10/8,5..
Filmi izledim bu filmin neden başyapıtlar arasında olduğunu daha iyi anladım.İnsan psikolojisini gerçekten çok iyi anlatan bir film.10 yıl yanında çalıştırdığı bir kadının 40 bin $ ortadan kaybolması,kadının polisle olan diyalogları ve oteldeki o adamın konuşma şekli -yüz ifadeleri tamamen insanı anlatan yapaylıktan çok uzak davranışlar...film kendini sıkmadan izlettiriyor olaylar o kadar iyi bağlanmış ki kafanızda sorular kalmıyor...Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim arkadaşlar(benden 9/10)...Saygılarımla...
Küçükken izlemiştim;ayrı bir korktum..Büyüyünce izledim;aklım erdi daha çok korktum.Zaten Hitchcock beni her zaman hem korkutmuş hem de tedirgin etmiştir filmlerinde..Rear Window-Arka Pencere'de bile-ki en eğlenceli bulduğum filmlerinden birisidir,hala izlediğimde panik olurum,bir sonraki sahneyi adım adım bilsem bile.. "Sapık"..Bir kere yönetmen,korkulması gereken tek unsuru işliyor bu filminde bence "insan"ı..Perkins de karaktere çok iyi hayat vermiş,zaten başka bir filmde başka bir karaktere oturtamadım Sapık'tan sonra Perkins ı.O hep Sapık kaldı benim için ve beni hep tedirgin etti. Merdivende dönen kamera, Bates Otelin o ürkütücü görüntüsü,duş sahnesi..ıgghhh..Düşündükçe bile ürktüm şuan..Hem de devam filmlerini yapması bile bu korkuyu geçirmedi bende daha da artırdı.Sapık 1-2-3 gibi.. Siyah-beyaz sahneler,ortalarda hiç görünmeyen polisler-Hitchcock'un polis fobisi olduğundan belli ki-,ilk sahnelerde kurban edilip ölen şöhret isim..Sinema tarihinde ilkleri yapmış,zeki bir yönetmen Hitchcock ..Dumur oluyorsunuz zaten..Yok canım,ilk sahneden ölür mü kadın başrolde..Ama hayır,bal gibi de ölüyor.Sarışın başrol oyuncusu..İşte o noktada başlıyor tedirginliğiniz;filmin içinde kendinizi güvende hissetmemenizi sağlıyor yönetmen..Norman Bates ve doldurulmuş hayvanları..Yeni versiyonu çekilmeli miydi;gerek yoktu ama olsun..Aslının değeri daha iyi anlaşılır belki 40 küsür yıl sonra. Hitchcock işte,daha ne yazılabilir ki..Büyük yönetmen.
1960 yılında yapılmış ve hala bir başyapıt.kült denebilecek meltebeye ulaşmış bir kitap uyarlaması.müzikler ve oyunculuklar kusursuz.gerilim bir an bile düşmüyor.bulabilenler bence arşivlerine hemek eklesinler.alfred hitchcock dan da bu beklenirdi...
Açıkçası beni yeni nesil korku filmlerinden daha çok ürküttü. Bunda heralde filmin Siyah-Beyaz olması ve Kişilerin etkileyici ses tonlarının etkisi yadsınmamalıdır.
O dönemde bu kalitede ve kurguda bir film, helal olsun.
Hele o filmin sonundaki Psikyatrik Analiz-Çözümlemeler de yeni nesil filmlere taş çıkarır nitelikte.
Dipnot: Adamın kaldığı, otelin arkasındaki şatoyu büründürdükleri Mistik Hava bayağı ürpertti beni, hakkını vermek gerek...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.