Fil Adam
Ortalama puan
4,3
462 Puanlama

62 Kullanıcı yorumları

5
20 Eleştiri
4
29 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
4 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Schopenhauer
Schopenhauer

17 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Kasım 2020 tarihinde eklendi
Film Lynch'in açık ara en iyi filmi. En sevdiğim kısım ise daha sonra insancıllaşacak olan bilim adamının da ilk başlarda show'a katılması. Bilime gömen filmleri seviyorum, Blade Runner da bir diğer örneğidir.
Sevgi Ozan
Sevgi Ozan

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Nisan 2022 tarihinde eklendi
THE ELEPHANT MAN( FİL ADAM) 19.03.20
Film incelemesi
Yönetmen David Lynch
Sevgi Ozan
Öncelikle bir sözle başlamak istiyorum “Kusur insanın yüzünde değil yüreğindedir.”
Bu sözlerde de olduğu gibi zorbalıkla insanlığı elinden alınan birçok duyguyu arsızca tüketen yaşamlara maal olmuş kavramlar vardır. Bu ve bunun gibi kavramları, onların insanda nasıl tavırlar meydana getirdiği üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Görüntü-kimlik çirkinlik-ucube, anormal- normal, vb. kelimelerin insan yaşamı üzerinde nasıl da gaddarca kullanımı olduğunu göstereceğim.
“Ben bir fil değilim
Ben bir hayvan değilim
Ben bir insanım
İnsanım!”
“ Ve ben siz bir sahnenin ardından bakıp da eğlenin diye kafeste mahkûm edilmeye uygun hiç değilim!” Bu sözler The Elephant Man adlı filmden alıntılanmıştır. Daha önce adını sıkça duyduğum bu filmi bugünlerde izleme fırsatını buldum. Sizde biliyorsunuz ki bugünler çok ta iyi günler değil açıkçası ama bize bizi anımsatacak ve hayatımız üzerine düşündürecek bir şeyler gerekliydi. Her ne kadar olumsuz ve umutsuz şeyler yaşasakta bu zamanlarda kendimize bakma ve neler yaptığımızı gözlemleme imkânı verdi diyebilirim. Özellikle de kendi adıma. Kendi içime dönük olacak bu hamleyi yapmak için cesaretimi ancak bu boşlukla bulabildim. Yukarıda da belirttiğim gibi yaşamakta olduğumuz ard ardalığımıza bir balyoz indi sanki. Ve biz durduk. Artık sadece izleyicisi olduğumuz bir dünyanın sahnesindeyiz.
İşte böyle bir zamanda The Elephant Man adlı filmdeki doğuştan engelli ve bundan kaynaklı olarak vücudu deforme olmuş olan John Merrick’in gerçek ama bir o kadar da trajik hikâyesine tanık oldum. Aynı zamanda bu halinden ötürü maruz kaldığı ötekileştirmelere rağmen bile duyguları deforme olmamış bir insan o! Tüm bu sahneler gözümün önünde geçip giderken ben filmin sonunda değil sürecinde anladım her şeyi, duyumsadım ve ellerim olmadan temassız empati kurdum sadece yüreğimle.
Ve işaret ediyorum sizlere gözler! Bakan gözler nasıl bakmak istediğini ancak sen seçebilirsin, hangi kavram ve öngörüyle bakmak istersen elbette. Çünkü senin tasarımın nasıl bir dünyada yaşadığımızı belirliyor ve başka şansımız olmaksızın bize onu dayatıyor. Tıpkı bu yaşanmış hikâyede de olduğu gibi normalin karşısında anormal olarak saptanmış görüntü, davranış ve duruşlar bizim için her ne kadar rahatsız edici gibi gözükse de tüm bu algılar doğumdan bu yana edindiğimiz öğrenmelerden ibaret. Ve biz öteki beriki diye birbirimizi katlederken bize doğru yaklaşan o vebayı göremedik. Sağır, dilsiz, kör ve burnu kesik bir köpek gibi duyarsız gerçeğimiz bir düşman kadar tehlikeli! Bu bizim eserimiz ve kendimizi artık kandıramayalım ki bu felaketi antik çağlardaki gibi kızgın bir tanrı göndermedi.
İçimizde gittikçe büyüyen duyarsızlığımız nefrete dönüştü. Şimdide insan postundaki bir fil kadar tehlikeli sevgisizliğimiz. Kendimizden ayrı ve düşman belirlediğimiz o görüntüleri zihinlerimize sokarak ucube fikirlerimizi meydana getirdik. Ve durmadan çılgınca bağırıyor sizin yerinizdir bu kafes ve özgürlüğünüz bu zincirli mahkûmiyetten geçer diye söylenip duruyoruz. İşte tam da o anlarda alçak yâda aşağı bakan o gözler kendi eteklerinde yangını fark etmeksizin tutuştular. Eğlencenin tam da ortasındayken yaşandı bu salgın hastalık. Benzetmelerinde çok ötesinde yaşanıyor tüm bu gerçeklik.
Tüm zamanlarda olduğu gibi yaşam oldukça korkunçtu, acımasızcaydı ayrı kalan ve sıra dışı bakılan için… Görme umudunun yerine aşağı ve alaycı bakışların etrafında gezindiği bir sirk gösterisi gibi algılanıyor görüntüler. Bir bir sergileniyor izleyicinin önünde cambazımın ipteki gerginliği. Çünkü gösteri insanlığın karşısında cambazın düşüşüyle gerçekleşecek izleyiciler için sahnelendi. İmgesi olmayan bir torbanın gizi altında nefesini tutmuş hokkabazın ellerinde oynatılıyorum. Ve o sırıtkan gözleriyle korkunç iki delikten giriyor yüreğime… Saklanılması gereken bir yaratığa dönüşüyorum şimdi bende!
Ben insanım. Sizin insanınız her nasıl tanımlanmışsa bilmiyorum. Ama ben hissediyor, âşık oluyor, hasretlik çekiyor ve her hücremle yaşama evet diyorum! Dans etmek benim en güzel duruşum, şekilsiz bir omurgaya sahip olsam dahi. Bende var olan tek kusur ise bedenimdeki düzensizce ulu orta savrulmuş organlarım ibaret sadece. Bu benim elimde olmayan doğam, sanki dünyanın gelmiş geçmiş tüm felaketlerinden daha korkunç ve ağzına alınmayan bir cüzzamlı hastalık gibi görülüyor. Bu engellerim beni sokaklardan ve kuşların yuvasındaki cıvıldayan o renkli görüntülerden dahi alıkoyuyor. Elimde kalan tek şey olan düş gücümle de yaşamadığım sıradanlığı hayal ediyorum. Şunu bilin ki ben de en az herkes kadar bir insanım!
Camın kenarındaki hayallere sarılıyor ve maketten kentler yapıyorum kendime, içinde katedral dahi bulunan. Sokaklarında da gizsiz ve varlığımdan utançsızca dolaşabiliyorum. Sadece kendimle baş başa bırakılmış aynasız bir dünyada mutlu olmayı arzuluyorum. Şatafatsız ve izlek gözlerden uzak bir sirkin gözde ucubesi olmayan bir evren tasarımında yaşama olanağını bulmalıyım kendime…
Bende tıpkı sizin gibi çılgınca zamanlar için yaşıyorum. Fakat imgemin korkunçluğu midemi bulandırıyor. Ve kusurlu olmamın verdiği bu çaresizlik beni hem sevmekten hem de sevilmekten de uzak kılıyor.
Ama sadece bir gün dahi olsa görülmekten utanmadığım, gözlerin aşağı bakışlara boyun eğmediği o andan sonra belki de bende mutlu bir insan olarak ölümü umut edeceğim. Yaşarken insan olma mücadelemi insan olduğumu hissettiğim o anda sırt üstü uyuyarak noktalıyorum. 27 yıllık bir gaddarlıktan sonra her şeyin bitip tüketildiği bu dünya seni hissediyorum, anlıyorum, korkmadan ve kaçmadan tüm gerçekliğini kabul ettim. Daha yeni yeni konuşmaya başlamıştım henüz seninle lakin şimdi gitme vakti. Bu son sözüm olsun sana “ Ben başardım ve iyi bir insan olmak için çok çalıştım.” Size hatıra bıraktığım kelimeler yüreğinizden hiç ayrılmasın.
“Siz gerçek bir fil adam değilsiniz
Siz Romeo’sunuz” dedi
Ve ben oracıkta insan oldum.
DarkAngel2
DarkAngel2

Takipçi 39 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
6 Aralık 2010 tarihinde eklendi
Lynchin tek sevdiğim ve anladığım filmi diyebilirim
khaleesi
khaleesi

Takipçi 136 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
5 Ocak 2010 tarihinde eklendi
'güzel bir bayanın bana iyi davranmasına alışkın değilim' diyip ağladığı sahne beni bitirdi.filmin her karesi sizi filme çekmeye yetiyo zaten.mükemmel bir başyapıt... 10/10
ozzy-badd
ozzy-badd

Takipçi 831 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Ocak 2010 tarihinde eklendi
rahatlıkla söyliyebilirim ki izlediğim en iyi drama filmi.zamanına göre kostümler,makyaj,efektler,yönetim kusursuz.verdiği duygu çok yerinde ve bunu çok acıklı insann kalbini parçalayan sahnlerelerle yapıor.özellikle ı am not animal dediği sahnede ağlamamak elde deil.john hurt işi şova dökerken hopkings düzgün ve mükemmel bir performans çıkartmış.her zaman ilk 3 üme girecek bir film.
kuzularynsessizli-i
kuzularynsessizli-i

Takipçi 804 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
24 Aralık 2009 tarihinde eklendi
Yıllardır arşivimde beklerdi birkaç gün önce izledim ve neden bu kadar geciktim diye kızdım kendime. Gayet güzel, aşırı dramatik ve duygusal bir film. En iyi filmlerimden biri olmasa da yinede saygı duyduğum bir film olacak her zaman. Ayrıca her arşivde olmalı diye düşünüyorum?
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Mayıs 2009 tarihinde eklendi
böyle aykırı bir film de david lynchten beklenirdi.joseph merrickin gerçek yaşam öyküsüne biraz da kendi yorumlarını katarak ortaya çarpıcı bir dram çıkarıyor.john hurtün makyajı ve o makyaj altında,kendi derisinin bir milimetresi bile gözükmezken ortaya koyduğu oyunculuk takdiri hak ediyor.gönül rahatlığıyla sinema tarihine geçecek bir film diyemesem de,bu kaliteli ve etkileyici dramı,merrickin yaşadıklarını izlemek gerekir.
mortiz-07
mortiz-07

3 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
26 Nisan 2009 tarihinde eklendi
çok dokunaklı çok güzel bir film
gerçek bir hikayeden yola çıkılarak çekilmiş olmasının yanısıra oyunculuklarında çok muhteşem olduğunu söylesem az kalır.
bazı arkadaşlar sıkıyor demiş ee ne bekliyorlar bilemiyorum o zaman aksiyon filmi izlesinler düşünmeden konuşmasınlar.
film nerdeyse 30yıllık yorum yapmışlar siyah beyaz yerinde terçih diye çok güldüm gerçekden
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Aralık 2008 tarihinde eklendi
mükemmel bir drama örneği.. siyah beyaz atmosferde anthony hopkinsin gençlik yıllarındaki performansı ile göz doldurduğu unutulmaz bir başyapıttır benim için. konusu itibariyle bile dramın ta kendisini yaşayabileceğiniz bir film..lise hazırlık döneminde ingilizce hikaye kitabını okumuştuk, konusu harikaydı. filmini görünce çok heyecanlandım ve filmi bir o kadar harika çıktı! john merrickin hayat hikayesi mutlaka sizi de etkileyecektir. mutlaka izleyin!..
uygarkaracav
uygarkaracav

11 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
9 Kasım 2008 tarihinde eklendi
Öncelikle filmin gerçek bir hikayeden alıntı olması filmin dramatikliğini bir boyut daha arttırıyor. Filimdeki oyunculuk ve makyaj çok iyiydi (John Merrickin gerçek hayattaki halini yapmışlar).
Kendinize bir iyilik yapın ve bu filmi izleyin

10/9
sscctt
sscctt

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
27 Ağustos 2008 tarihinde eklendi
ayrıca film; insanların kendilerinden farklı görünenlere ne kadar kötü davrandıklarını da gösteriyor.Bence izleyen herkes bu filmden etkilenmiştir.
potasyum
potasyum

Takipçi 531 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Ağustos 2008 tarihinde eklendi
İlk önce şunu belirteyim ki filmin siyah beyaz olması çok güzel bir seçim.Özellikle oyunculuk babında Hopkins ve John Hurt oynamamış yaşamışlar adeta.Mutlaka izlenmeli.
Barış Iskender
Barış Iskender

Takipçi 2 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
11 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
üst düzey bir film. beni ağlatan nadir eserlerden bir tanesi , gerek oyunculuk gerek kurgu gerçekten mükemmel derecede yapılmış. filmde anlatılmak isteyen duyguyu mükemmel bir şekilde ön plana çıkarıyo , bir final sahnesi varki insanı kendinden geçiriyo gerçekten 10 üzerinden 10 verilicek bir başyapıt.
nicex3920
nicex3920

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Ocak 2008 tarihinde eklendi
insanların görünüşüne değil içindeki düşüncelerine,kalbine değer vermemizi gerektirdiğini anlatan en iyi filmlerden biri.1980 yılına görede çok iyi bir film.filmin siyah-beyaz olması filmin dramatik havasını dahada bir artırmış
odabasy
odabasy

44 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
15 Mayıs 2007 tarihinde eklendi
kesin izleyin hele hopkins war
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler