Tutsak
Ortalama puan
4,1
262 Puanlama

57 Kullanıcı yorumları

5
8 Eleştiri
4
21 Eleştiri
3
18 Eleştiri
2
5 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Gandalfff
Gandalfff

1 değerlendirme Takip Et!

3,0
27 Mayıs 2026 tarihinde eklendi
Filmin atmosferi, görüntü yönetmenliği ve oyunculukları çok iyi olsa da filmde bir kopuş ve anlamsızlık var. spoiler:
mesela peder, öldürdüğü adamın kim olduğunu polise söylese olay bitecek. Küçük kız hastanede Kellera sen de oradaydın dediği sahnede ne olduğunu göremedik. Ve oradan nasıl kaçtı? Nereden kaçtı?
ORHAN  SANDIKCI
ORHAN SANDIKCI

447 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
4 Mayıs 2026 tarihinde eklendi
Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal'ın üstün performanslarıyla, adalet ve ahlak kavramlarını sorgulatan sarsıcı bir psikolojik dram. Süresi biraz uzun olsa da, sürükleyici yönü, artan temposu sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor. Gerçek suçluyu bulma yolunda her ipucunu takip ettiren, gizemiyle izleyiciyi sürekli bir tahmin içinde bırakan, son ana kadar merakı diri tutan tam bir gerilim ve sinematografik şöleni. Mutlaka izleyin.
SafaLfidan27
SafaLfidan27

Takipçi 139 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
29 Eylül 2025 tarihinde eklendi
Film ağır ilerleyen düz mantık bir polisiye dram filmiydi ancak sonu da anlamsız bitti. Biraz kısa olsaydı ve gereksiz yerler yerine daha çok aksiyonlu yer olsaydı daha iyi olurdu. Bazı sahneleri merak uyandırıcı ve heyecan verici ancak yine de sürükleyici devam etmiyor. Bunun dışında söylenecek pek bir şey yok, ortalama bir yapım diyebilirim. Şunu da söylemekte fayda var oyunculukları ve filmin atmosferini daha iyi hissetmek istiyorsanız benim tavsiyem altyazılı bir şekilde izleyin film bitince keşke ben de altyazılı izleseydim dedim. (6/10)
Samet Sagun
Samet Sagun

54 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
22 Nisan 2020 tarihinde eklendi
Çok bir şey beklemeyin zaten filmde onu size pek vermiyor oyunculuklar iyi kaliteli bir yapım boş vaktinizde açın izleyin suçluyu bulun rahatlayın uyuyun.
Enes Kent
Enes Kent

1 değerlendirme Takip Et!

3,0
17 Nisan 2020 tarihinde eklendi
Öncelikle Jake Gyllenhaal‘a dedektif rolü gerçekten çok yakışmış. İzlerken oldukça keyif aldim. Hugh Jackman ise resmen senaristin azizliğine uğratılmış. Kızlardan birinin bulunduğu hastane sahnesine kadar çok çok keyifle izledim. Fakat keşke o an film orada bitseydi inanın o finalde bile daha mutlu olurdum. Kızınız kaçırılıyor nerede olduğunu anlıyorsunuz ve ‘’ merhaba kapınızı tamir edicektim’’ sahnesi sizi karşılıyor. Nasil bir saçma olay örgüsüdür bu. Peki ya labirent mevzusuna ne demeli? Ne anladık labirentten. Finali başara bilse 10 üzerinde rahat 8,5- 9 verebileceğim bir filmken 5,5-6 puan ancak alır. Çok yazık edilmiş bir film, türünün en iyilerinde olabilecekken bile bile uçurundan atlamış.
Emre A
Emre A

2 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Nisan 2019 tarihinde eklendi
Arkadaşlar Film Gerçekten Bu Tarz Film Sevenler İçin Harika Bu Arada Sonunu Anlamayan Arkadaşlar İçin Adamı Çocuğuna Aldığı Oyuncak Kurtarıyor Polis Hastanede düdüğü Soruyor Ve Aklına Bian Geliyor
Ve Aslında çocukları kurtaran O çünkü labirenti sormaya gidince çocuklar kaçmaya çalışıyor Ve Bitanesi Kaçıyor oda hastanede sesini duyduğunu Hatırlıyor spoiler: [/spo[spoiler]
Rogojin
Rogojin

Takipçi 30 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
22 Aralık 2018 tarihinde eklendi
Prisoners yani Mahkumlar adlı filmi nihayet izledim. Baştan son çok çok iyi çekilmiş ve atmosfer yaratmada dört dörtlük bir film olduğunu düşünüyorum, izlerken cidden bunaldığım sahneler oldu: neredeyse tamamı karanlık, az ışıklı, puslu ve pastel renklerle dolu, oldukça karamsar bir film bu. İki ailenin kızları kaçırılıyor ve film bu kızların aranması sürecini anlatıyor; ancak kızların bulunması için uğraşan sadece polisler değil, aileler de işin peşinde. Suçunu itiraf ettirip kızların nerede olduğunu öğrenmek için babalar suçlu olduğu düşünülerek yakalanan ve sonra salıverilen bir adamı, Alex'i bir eve hapsederek ona işkence etmeye başlıyor, amaç kızların nerede olduğunu bulmak. Böylece yönetmenin derdinin türlü türlü suçlara işaret ederek bizi vicdan üzerine düşünmeye çağırdığı belli oluyor. Açılış sekansı çok etkileyici: filmin ana krizi henüz yaşanmamış ve baba ile oğlu bir yandan dua ederken bir yandan da bir geyiği avlayarak öldürüyor... bu, birinci suç: Ardından kızlar kaçırılıyor...ikinci suç... kızları kaçırdığı düşünülen Alex köpeğe işkence ediyor..üçüncü suç...babalar Alex'i kaçırıyor..dördüncü suç...devamı da var. Filmin en ilginç anlarında, Alex'e işkence yapılırken ailelerin bu konuda ahlaki çıkmazlara girdiğini, zorlanmalar yaşadığını, taraf seçmek zorunda kaldıklarını görüyoruz. Bu noktalarda yönetmenin işi çok zordu bence, çünkü sıradışı bir şey yapmaya çalışıyor ve suça başka bir gözle bakmaya çağırıyor, bizi de bu ahlaki zorlanmaya taraf yapıyordu...Ancak elbette çok iyi çekilmiş, çok güzel anlatılmış ve nitelikli bir eser olduğunu ortaya koymuş olsa da sonuçta bir hollywood filmi olarak bu kadar göz boyamak yeterliydi. Bize yeni bir perspektif vermeye çalışarak huzursuz eden, suçlunun noktasından bakmaya çağıran, (mesela bir geyiği öldürme hakkını rahatça kendinde bulan normal insanların bir başkasının çocuğunu ama sonuçta bir insanı öldürmekte yani bir anlamda avlamakta sakınca görmeyen diğer insanları sulu görmesi gibi) ilginç bir noktayı dahi düşündürten, suçun kesinleşmemesi sebebiyle önümüze çeşitli itiraz noktaları (başka suçlu adayları vb) çıkartarak sürekli bir gerginlik hissi yaratan film finale doğru gözümüzdeki bağı çözüyor: aslında işkence gören adam suçluymuş, annesi de suçluymuş, kızları da çok yalnız oldukları için kaçırmışlar...demek ki alex'in işkence görmesi aslında doğruymuş...işte bu bence çok iyi bir yöntem: yani suçun aslında sadece hasta, sapık, ruhu bozulmuş insanlar tarafından işlendiği, kanunun ve kanun koruyucuların suçu önlemek için çabaladığı; aklı başında, düzgün insanların suç işlemediği gibi bir imaj yaratarak bu tür filmler çok çok iyi iş çıkarıyorlar. True Detective gibi diziler de aynen bu film gibi sol gösterip sağdan yumruğu indiriyorlar. Bu anlamda aslında muhafazakar eserler bunlar. Aslında suçun önlenebildiği; suçun anlaşılabilecek, kavranabilecek sebepleri olduğu, gerçek suç işleyenlerin genelde hasta, sapık, anormal insanlar olduğu gibi bir alt metni de usul usul işleyerek biz yandan çok klişe olacak sistem savunuculuğu yapıyorlar.. Sonuçta filmlerin sonları veya işleyişleri asla rastgele, senarist ve yönetmenlerin özgür iradelerine göre olmuyor. Haneke'nin söylediği ve itiraz ettiği şeyi yapıyor bu tür filmler: önce sağlıklı bir aile imajı sunuluyor, sonra bu ailenin başına gelen ve filmin ana meselesi olan olay yaşanıyor, ardından finalde ailenin huzura kavuşuyor, sapık ve hasta insanlar suçun bedelini ödeyerek ölüyor, aileler yeniden bir araya geliyor. Yani, sinemadan rahatlayarak, üzerimizden gerginliği atarak, katarsis yaşayarak çıkıyoruz; aile, devlet, kanun, düzen korunuyor; hasta ve sapık olanlar cezalandırılıyor ya da öldürülüyor. Yani Prisoners, nitelikli bir eser olarak anabileceğimiz, atmosferi çok iyi kurulmuş, iyi yazılmış ve nihayetinde klişe bir anlatıma ve finale değilse de klişe bir akıl yürütmeye teslim edilmiş bir eser . Ancak sırf atmosferi sebebiyle bile izlemeye değer...
pembeoje
pembeoje

Takipçi 330 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
30 Aralık 2017 tarihinde eklendi
film çok durağan ve yavaş ilerliyor.. buna rağmen kendini izletmeyi de başarıyor.. güzel bir film...
theyurdal
theyurdal

Takipçi 793 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
30 Ağustos 2016 tarihinde eklendi
kadrosuylo dikkat çeken ve bu oyuncuların çok iyi performansı filmi iyi yapmış klasik olmasına rağmen 10 üz 7.2
Salander
Salander

Takipçi 1 değerlendirme Takip Et!

3,5
21 Mart 2016 tarihinde eklendi
Film sürükleme bakımından müthişti. Her şey çok iyiydi fakat küçük sorunlar vardı. Rahip olayı belki saçma olabilir ama adamın aklını şüphelendirmeliydi. Bi ilişki kurup kötü kadın üzerinden gidebilirdi. Hiç o aklına gelmedi. Gözlüklü çocuk ve gözlüksüz olan evlere giren psikopat arasındaki bağ net değil. Yılan olayı babandan bi gelenek falan mı kalmış . Bu da net değil. Yaşlı kadınla kaçırdığı çocuklar yani gözlüklü tip ve eve giren psikopat arasındaki ilişki de aynı şekilde. Labirent olayı çözümsüz kaldı. Baba bulunmadı ve bunun sonunda sinirden insan çatlıyor. Bu yüzden bence kurgu net oturmamıştı. Ama izliyorsun istemesende izletiyor. Gerçekten etkileyiciydi uzun zamandır izlemediğim bir film türüydü. Ama bir kitabı bitirmiş gibi hissettim ne kadar şüphe kalsa dahi.
Şamil Ö.
Şamil Ö.

Takipçi 171 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
20 Şubat 2015 tarihinde eklendi
Film biraz yavaş akıyor ve süresi oldukça uzun. Ama yavaş gelişen olaylar sizi sürüklüyor ve filmi sonuna kadar izlettiriyor.Oyuncu performansları süper tam olması gerektiği gibi. Özellikle Jake Gyllenhaal iyi bir iş çıkartmış bu konuda. Senaryo da gayet özgün ve başarılı. İzlediğinizde memnun kalacağınız bir film.
Burak H.
Burak H.

Takipçi 121 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
9 Nisan 2014 tarihinde eklendi
Bir önceki filmi kadar çekici ve çarpıcı bir öyküyle karşımıza çıkmayan yönetmen, Prisoners’ta küçük kızı bir anda ortadan kaybolan bir babanın gerilim dolu arayış öyküsüne odaklanıyor. Hugh Jackman’ın hayat verdiği bu baba karakteri, kızına olan bağlılığından ya da başka gerekçelerle bu konuda olağan dışı bir obsesyon örneği sergiliyor. Öte yandan kaçırılan kızın katilini arayan dedektif rolünde seyrettiğimiz Jack Gyllenhaal ise filmin gerilim dozunu ayarlayan kumanda karakter görevini görüyoruz. Tam iki buçuk saat boyunca her iki karakterin kendi metotlarıyla gizem dolu bir olayı aydınlatmalarını heyecandan ziyade merakla seyrettiğimiz Prisoners, aslında son dönemlerde özellikle Ben Affleck filmlerinden alışık olduğumuz bir atmosferi daha karakter odaklı yansıtıyor. Hatta öyle ki filmin yönetmeni, bir hikaye anlatmaktan ziyade filmin işleyişini karakter çözümlemeleri üzerinden götürmeye çalışıyor. Zaten bu çabada olduğunun en büyük kanıtı da Prisoners’ın senaryosunda baştan sona hissedilen zayıflık. Hikayenin tutarsızlıkları bir kenarda dursun, İçimdeki Yangın’da hissedilen bütünlük ve seyirciyi cezbeden bağlayıcılığın hissedilmediği film, daha çok baştan sona süregelen bir merak unsuru üzerine inşa edilip o şekilde ayakta tutulmaya çalışılmış. Senaryoyu yazma görevini üstlenen Aaron Guzikowski’nin kariyerinin başlangıcında olduğunu düşündüğümüzde bu durum kulağa hayli mantıklı geliyor. Yine de Villeneuve gibi bir ismin yönetmenlik becerileriyle bir filmi evirip çevirebileceğine olan inancımızın bir nebze olsun sönme olasılığı da Prisoners ile birlikte gelen olumsuzlukların en başında kendine yer edinmeli. Olay örgüsünü bir kenara bırakıp karakter işlemeleri üzerinde durmaya çalışan yönetmen, bunu (oyuncuların şapka çıkarılası performanslarının da büyük yardımıyla) layığınca başarıyor; lakin seyirci için zorluk çıkarması kaygısıyla mı aralara serpiştirmiştir emin olmamakla beraber arka planı dini motiflerle bu kadar süslü karanlık bir gerilim filminin temelini güçlü oturtamamış olmak söz konusu mevzunun da havada kalmasıyla sonuçlanıyor. Haliyle Villeneuve’ün elindeki malzemeleri uygun biçimde karıştıramadığı gerçeği patlak veriyor. Filmin süresinin iki buçuk saati aşması ve bir takım detayların fazlalığının rahatlıkla hissedilmesi, kafalarda bırakılmaması gereken soru işaretlerinin yer edinmesi de bu iddiayı destekleyebilecek diğer işaretçiler diyebiliriz.
su-sisesi
su-sisesi

Takipçi 282 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
16 Şubat 2014 tarihinde eklendi
filmin süresi 153 dakika işleniş ve akım olarak izlerken insanı zorluycak kadar dingin bi kurgusu var.. fakat yönetmenin kaliteli çekimleri iyi oyunculuklarla kendini sonuna kadar rahatlıkla izlettiren bir yapım filmin sonu da kendi içinde güzel bitiyor ve ucu biraz açık bırakılıyor..izlemekte fayda olduğunu düşünüyorum saygılar
Oguz23
Oguz23

Takipçi 76 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
21 Şubat 2014 tarihinde eklendi
Jake Gyllenhaal dedektiflik rolünü çok iyi oynamış..Sıradan bir senaryo iyi bir polisiye aradaki dramlar hugh jackman ve Jake Gyllenhaal güzel oyunculuklarıyla izlenebilir bir film olmuş.
Suayip A.
Suayip A.

Takipçi 57 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
20 Ocak 2014 tarihinde eklendi
Prisoners
2013
Yönetmen: Denis Villeneuve
Hugh Jackman, Jake Gyllenhaal...

2010 yılında vizyona giren İçimdeki Yangın (incendies ) filmiyle beni dumura uğratan, bir kaç gün kendime gelememe neden olan Denis Villeneuve filmi olması nedeniyle çok beklediğim bir filmdi.
Prisoners maalesef öyle mükemmel diyemeyeceğim açıkcası beni hayal kırıklığına uğratanan bir film oldu.

Söze oyunculuklardan başlayalım. Özellikle Jake Gyllenhaal cool dedektif edasıyla harika oynamış keza Hugh Jackman da kızı kaçırılan baba rolünün hakkını fazlasıyla vermiş.Melissa Leo çok sıradan oynamış.

Yönetmen bir önceki filminde başardığı karışık kurgu tekniğini bu filmde denememiş bile , hikayenin sıradan başlayıp çok da karışmadan yavaş yavaş sonuca bağlanması beni şaşırttı, Villeneuve buralarda farklı bir şeyler deneyebilirdi.

Hikayede izleyiciyi rahatsız eden pek çok boşluk var. Böyle bir yönetmenin bu tür boşluklar bırakması ,özgün olaması gibi bir durum var.
Filmin boşluklu yapısı nedeniyle hikayeyi tam bir nedene bağlamak güç. Yönetmen bizi karakterlerle bağlantı kurmamızı, iyiyi, kötüyü sorgulamamızı ve taraf seçmemizi istiyor. siz olsanız ne yapardınız sorusu yöneltiyor.
Ana tema başınıza böyle bir şey gelse sınırınız ne olur ?. Ne kadar kötüleşebilirsiniz ?

Filmi özetlemek gerekirse, çok iyi oyunculuk, vasat bir senaryo, boşluklu bir hikaye, kaliteli çekimler çok çok yüksek bir beklenti fakat hayal kırıklığı. Beklentisiz izlenilebilecek bir film. 7/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler