En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
10 Mart 2014 tarihinde eklendi
Her şeyiyle başarılı bir film. Şöyle televizyon karşısına kurularak, göz kırpmadan (2.5 saatlik süresine rağmen) izlenen türden. Daha önceki işleriyle takdiri kazanmış bir yönetmenin güçlü bir oyuncu kadrosunu yanına aldığı, sinematografi ve senaryo gibi unsurların da özenle, detaylıca hazırlandığı bir yapım. Öncelikle filmin geçtiği kasaba, muhteşem bir arka plan oluşturuyor ve yaratılması gereken atmosferi kusursuz biçimde yaratıyor. Her bir saniyeye sirayet etmiş gerçekçilik hissi, konu akışı içinde çok önemli. Karakterleri yaşayan birer insan olarak düşünmemiz, yeri geldiğinde onlara üzülmemiz, onlara kızmamız, heyecanlanmamız gerekiyor. Bu da layıkıyla başarılmış. Aynı şekilde, özellikle ikinci yarıda yükselen gerilim, bir başka beklentimizi de karşılamış oluyor. Kısacası, bir dram-suç filminden ne bekliyorsak hepsi yerli yerinde. Oyunu kurallara göre oynamış yönetmen ve tüm ekip. Hikayenin merkezinde de iki küçük kız çocuğunun kaçırılması olunca, vicdani, ahlaki ve insani değerlerin, haklı ile haksızın, şüpheli ile şüphecinin iç içe geçtiği, seyirciyi sürekli tetikte tutan ve bir sonraki sahnede ne olacağını merak ettiren hikayesiyle "Prisoners", ne istediğini bilen bir adamın elinden çıktığını her halinden belli ediyor. Yılın görülmesi gereken filmlerinden.
Basit bir çocuk kaçırma ve onun peşinde koşturan dedektif hikayesi gibi dursa da hiç öyle değğlam oyunculuklar,kaliteli çekimler ve sürpriz son önemli kısımlarından filmin ama süresi uzun olduğu için ben temponun daha yüksek olmasını beklerdim öyle de olmalıydı özellikle sonlara doğru hızlanıyor ama ortaları çok yavan geçiyor,sonuçta karşımızda eli ayağı düzgün bir film olarak duruyor prisoners
Film 5/5'lik puanı hak ediyor. Senaryonun sağlamlığı, oyuncuların döktürmesi, sağlam kadro ve atmosfer... Kesinlikle sizi içine alıp bir saniye bile gözünüzü alamadan izlettiren yegane filmlerden. Hugh Jackman'ın en iyi oynadığı filmlerden diyebilirim.
arkadaşlar filmi yeni izleme fırsatı buldum ve izlemekten çok mutlu olduğum bir yapım çıktı belkide de uzun zamanadır bu türde izlediğim en sağlam yapım diyebilirim filmin konusu basit çocuk kaçrma olayı ama tabiki önemli olan bu olayı süsleyip püsleyip nasıl seyirciye sunacağınız önemli bu filmdede gördüğüm kadariyla yönetmen gerçekten birinci sınıf işçilik sergilemiş gizem ve gerilim okadar üst seviyedeki oturduğunuz yerde dona kalıyorsunuz ve iki buçuk saat nasıl geçiyor anlamakta güçlük çekiyorsunuz özellikle filmin sonunda sizi öyle bir ters köşe yapıyorki hadi canım diyorsunuz zaten oyuncu kaliteside bir hayli iyi olduğundan kendinizden geçme garantisi veriyorum ve tabiki oyuncular... Hugh Jackman rölü ikini planda olmasına rağmen kendisini bastıra bastıra filmin içine sokması onun ne kadar iyi oyuncu olduğuna işaret ediyor bide Jake Gyllenhaal bu adamı kişisel olarak çok hantal ve duygusuz bir oyuncu olarak bilirim genelde oynadığı rollere pek gitmez ama bu filmde dedektif rölü tam oturmuş sonuç olarak şiddetle tavsiye edebileceğim bu yılın en iyi gerilim filmlerinden biri diyebilirim iyi seyirler...
Filmin çok önemli bir handikapı var oda süresi. Bu kadar uzun olmamalıydı bence. Onun dışında son derece sürükleyici. Merak uyandıran, kendini izleten güzel bir film.
Son zamanlarda izlediğim gizemi ve gerilimi gayet iyi hissettiren ve beni içine katmış bir film olarak insanın sinirlerini alt üst eden bir derli toplu bir suç-gerilim filmi. Filmi izleyen arkadaşlarımdan bazıları filmin eksik kaldığını bazı yerlerini anlamlandıramadığını söylemişti; fakat dedikleri gibi çıkmadı. Filmi dikkatlice izleyince her sorunun aslında bir cevabı var. Olaylar örgüsü birbirine sıkıca bağlı , evet kabul ediyorum bağlantıları anlatmada biraz eksiklik var ama dikkatli izleyince her şeyin cevabı bulunuyor. Paul Dano kendine bu filmde hayran bıraktırdı, filmin ikinci yarısında tek gözü gözükmesine rağmen oynadığı karakterin çaresizliğini iliklerimize kadar hissettirdi.
Öncelikle yönetmen Denis Villeneuve den söze başlarsam Incendies filminden sonra izlediğim ikinci filmi. Incendies filmine bayılmıştım. Onun kadar güzel bir film daha izlettirdi bana. Kurgusu, anlatımı, görüntüleriyle her bakımdan çok kaliteli bir yapım ortaya çıkmış. Film çok hareketli veya çok ağır değil tam kararında, yormayan anlatımı, bilinmezlik ve mistik yapısı çok hoşuma gitti. Karakterlerin davranışları, insan psikolojisini işleyişi, olaylar karşındaki hal ve hareketler... Keller Dover'ın altı yaşındaki kızı ve yan komşusunun kızı ortadan kaybolur. Ellerindeki tek ipucu sokağın başına park etmiş şüpheli bir karavandır. Polisin bu ipucundan sağlam bir sonuç almaması nedeniyle Dover, bir süre sonra çaresizlikten adaleti kendi sağlamaya çalışır. Ancak kafalarda tek bir soru vardır; kızını bulmak için neleri göze alabilecek, ne kadar ileri gidebilecektir? İşte bunu bize anlatan, gösteren bir film. Bir baba çocuğu kaçırıldığında ne derecede etkilenir. Veya nasıl tepkiler verebilir. Bu tarz farklı kaçırılmaların olduğu, psikopat katillerin veya ucu bilinmez cinayetlerin, kaybolmaların olduğu filmler, diziler hep ilgimi çekmiştir. Bu sefer olaya bir babanın bu durumda ne kadar ileri gidebileceğini gösteren bir film. Filmde her şey çok güzel ama oyunculuklar efsane. Başta Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal olmak üzere bütün oyuncular çok kaliteli ve çok doğal oynamışlar. Hiçbir yapmacıklık, göze batan bir şey yok. Herkese tavsiye ederim. İyi seyirler... 8.0/10
Rahatlıkla iki saate sığabilecek filmin yarım saatlik fazlalığı yüksek düzeyde tutulan gerilimin ara sıra düşmesine neden oluyor. Yönetmenin kararsızlığı ve filmini kırpmaya kıyamaması uzunca bir zaman unutulmayacak derecede iyi olabilecek bu filmin 2013'ün gerilim türünde en başarılı örneklerinden biri olarak yetinmesine neden oluyor. Senaryo yazarı Aaron Guzikowski, orijinal sayılabilecek bir hikaye yazmış. Villeneuve ise bu hikayeyi daha çok karakter analizleri üzerinden seyirciye anlatmayı seçmiş. Bu sırada da izleyiciyi en çok merak unsuru üzerinden filme bağlamış. "Katil kim?" sorusuyla baş başa kaldığımız Prisoners'ın arka planında yatan dini metinler biraz baysa da oldukça farklılık uyandırıyor. Dini inanışlar üzerine kurulu ikinci bölümde karakter analizlerine daha da çok yer verilmesi hikayenin orijinal olduğu kadar biraz zayıf da olduğunu hissettiriyor. Bunlara bir de gereksiz uzun süre eklenince filmin eksileri ister istemez çoğalıyor. Villeneuve, finali havada bırakarak ve felsefi, güçlü temalar kullanarak iddialı bir Oscar filmi yapma çabasında ancak ortaya çıkan şey bir başyapıt olmaktan epey uzakta seyrediyor. Amma velakin Prisoners, şu haliyle bile yılın iyi sayılabilecek filmlerinden biri. Polisiye film tutkunlarının hayran kalacağı kadar iyi bir gizem barındırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Bir önceki filmi kadar çekici ve çarpıcı bir öyküyle karşımıza çıkmayan yönetmen, Prisoners’ta küçük kızı bir anda ortadan kaybolan bir babanın gerilim dolu arayış öyküsüne odaklanıyor. Hugh Jackman’ın hayat verdiği bu baba karakteri, kızına olan bağlılığından ya da başka gerekçelerle bu konuda olağan dışı bir obsesyon örneği sergiliyor. Öte yandan kaçırılan kızın katilini arayan dedektif rolünde seyrettiğimiz Jack Gyllenhaal ise filmin gerilim dozunu ayarlayan kumanda karakter görevini görüyoruz. Tam iki buçuk saat boyunca her iki karakterin kendi metotlarıyla gizem dolu bir olayı aydınlatmalarını heyecandan ziyade merakla seyrettiğimiz Prisoners, aslında son dönemlerde özellikle Ben Affleck filmlerinden alışık olduğumuz bir atmosferi daha karakter odaklı yansıtıyor. Hatta öyle ki filmin yönetmeni, bir hikaye anlatmaktan ziyade filmin işleyişini karakter çözümlemeleri üzerinden götürmeye çalışıyor. Zaten bu çabada olduğunun en büyük kanıtı da Prisoners’ın senaryosunda baştan sona hissedilen zayıflık. Hikayenin tutarsızlıkları bir kenarda dursun, İçimdeki Yangın’da hissedilen bütünlük ve seyirciyi cezbeden bağlayıcılığın hissedilmediği film, daha çok baştan sona süregelen bir merak unsuru üzerine inşa edilip o şekilde ayakta tutulmaya çalışılmış. Senaryoyu yazma görevini üstlenen Aaron Guzikowski’nin kariyerinin başlangıcında olduğunu düşündüğümüzde bu durum kulağa hayli mantıklı geliyor. Yine de Villeneuve gibi bir ismin yönetmenlik becerileriyle bir filmi evirip çevirebileceğine olan inancımızın bir nebze olsun sönme olasılığı da Prisoners ile birlikte gelen olumsuzlukların en başında kendine yer edinmeli. Olay örgüsünü bir kenara bırakıp karakter işlemeleri üzerinde durmaya çalışan yönetmen, bunu (oyuncuların şapka çıkarılası performanslarının da büyük yardımıyla) layığınca başarıyor; lakin seyirci için zorluk çıkarması kaygısıyla mı aralara serpiştirmiştir emin olmamakla beraber arka planı dini motiflerle bu kadar süslü karanlık bir gerilim filminin temelini güçlü oturtamamış olmak söz konusu mevzunun da havada kalmasıyla sonuçlanıyor. Haliyle Villeneuve’ün elindeki malzemeleri uygun biçimde karıştıramadığı gerçeği patlak veriyor. Filmin süresinin iki buçuk saati aşması ve bir takım detayların fazlalığının rahatlıkla hissedilmesi, kafalarda bırakılmaması gereken soru işaretlerinin yer edinmesi de bu iddiayı destekleyebilecek diğer işaretçiler diyebiliriz.
Yönetmenin daha önceki övülen filmini izlemediğimden önyargısca yaklaştım sanırım, bazılarının aksine ben beğendim filmi, psikolojikgerilim öğelerini güzel dengeli "abartmadan" kullanmış yönetmen. Oyuncularda işlerini gayet güzel yapmış. O kadar ki bazen dişlerinizi sıkıyorsunuz, bazen gözyaşı döküyorsunuz. Kimin kötü kimin iyi olduğunu sorgulattırıp, bazen empatilerle kafanızı filmi seyrederken meşgul ediyorsunuz. Sonuna kadar durağan ama yeryer hareketlenip tempoyu artıran bir gerilim. Süreyi uzun tutarak risk yapmış gibi gözüksede, sahneleri sindire sindire belleğimize kazımak ise amacı becermiş. Final beklentisi herkesin farklı olabilir ama yönetmen in seçimi böyle olmuş ve ... spoilerlere girmeden ancak bu kadar :) İzlenesi bir film. Geç oldu ama izledim. Yönetmenin diğer filminide izlemek kalıyor ilerleyen günlerde.
Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal'ın muhteşem performanslarıyla parladığı "Prisoners / Mahkumlar", geniş çaplı insan analizi yapan zengin alt teması ve karakterizasyonlarıyla kendine hayran bırakan bir film. Başta Roger Deakins'in mükemmel görüntü yönetimi olmak üzere teknik açıdan oldukça başarılı bir seyir keyfi sunan filmin yönetmen Denis Villeneuve'nin kariyerinde önemli bir yer taşıyacağı şimdiden belli. Uzun süresine rağmen sürükleyici yapısından bir gram bile ödün vermeyen "Mahkumlar", kısaca yılın en iyi filmlerinden biri.
Film biraz yavaş akıyor ve süresi oldukça uzun. Ama yavaş gelişen olaylar sizi sürüklüyor ve filmi sonuna kadar izlettiriyor.Oyuncu performansları süper tam olması gerektiği gibi. Özellikle Jake Gyllenhaal iyi bir iş çıkartmış bu konuda. Senaryo da gayet özgün ve başarılı. İzlediğinizde memnun kalacağınız bir film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.