Diriliş
Ortalama puan
4,3
995 Puanlama

97 Kullanıcı yorumları

5
27 Eleştiri
4
39 Eleştiri
3
13 Eleştiri
2
5 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
9 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Mehmet F.
Mehmet F.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
30 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Şimdi bir filmi değerlendirmek için onu izlemek gerek. Sen sinemaya gelip sevgilinle veya arkadaşlarınla kakara kikiri yapıp yada sevgilinle el ele tutuşmaya bakarsan böyle güzel bir filme "0.5 puan bile az dersin" . Bu film tam bir sanat filmi. Kamera yönetmen ilişkisi olağanüstü . Senaryo evet biraz uçuk olabilir ama oyunculuklar tam anlamıyla tatmin ediciydi. Filmdeki en önemli şey gerçeklikti. Vahşet Kan ve Kar üçlüsü mükemmeldi. Kendim sinema duayeni değilim zaten kimse değildir ama izlerken filmin hakkı verilmeli. Bu filmin hakkı gerçek anlamda 5/5 dir. Kimin Oscar alacağı umrumda değil ama Oscar itibar kazanmak istiyorsa bu filmin hakkını verir ve Di Caprio bu sefer hakettiği ödülü alır.
Mertcan Ü.
Mertcan Ü.

4 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
28 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Di Caprio, Tom Hardy ve Inarritu gibi isimleri görünce kötü bir şey bekleyemiyor insan. Umarım Oscar a boğulacak olan film. Klasiklerde yerini aldı bile.
Eyyüp Ç.
Eyyüp Ç.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
26 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Olağanüstü bir film.. Durağan diye eleştirenler bu film size hitap etmiyor zaten.. Bende izlerken yanımdakiler oflayıp puflayıp yanındaki sevgilisine sırnaşmaya başladı..bu özel bir film dikkat ve duygu gerekir..bir zamanlar Anadolu filmi içinde aynı şeyler söylendi..Bu tarz filmler sanat filmidir..usta yönetmenler tarafından çekilir..
Ferhat Ö.
Ferhat Ö.

3 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Başka hiç bir söze gerek yok, Inarritu onikiden öyle bir vurmuş ki 'iyi ki böyle bir film izledim' duygusuyla çıkıyorsunuz. Tüm oyuncuların performansı ve dinamizmi muhteşem. Çoğu tek plana yayılan yayılan aksiyon çekimlerin nasıl üstesinden gelindiyse artık, koca bir bravo. Çekimlerin bir de Buna bir de dış mekanda ve doğal ışıkta yapıldığını düşünürseniz bu çabanın önünde şapka çıkarmaktan başka çaremiz yok. Evde DVD ile falan izlemek filme hakaret olur. Gidin sinemaya ve bir başyapıtın keyfini sürün.
Sinem Yılmaz
Sinem Yılmaz

Takipçi 1 değerlendirme Takip Et!

5,0
24 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Ben Leonardo Dicaprio' nun böyle muhteşem bir oyuncu olduğunu hiç düşünmedim yani en azından bu kadar beklemiyordum. Açıkcası sene 2016, ve ben hala Titanik'i izlemedim. Hem çekim olarak eski olduğundan hem de ilgimi çekmediğinden. İzlemem gerektiğini de düşünmedim. Fakat bazı oyuncular hakikaten filmin senaryosunu unutturup, filmi izlettiriyor. İşte! Leonardo da onlardan biri. Ben filmi izlediğim için hakikaten çok mutluyum. Öylesine yapılmış filmlerden olmadığı için ben kendim adına Leonardo'ya ve yönetmene teşekkür ediyorum, bu filmi bize sunduğu için. Sanırım film Leonardo'suz o kadar da çekilebilir olmazdı ya da bu kadar mükemmel olacağını düşünmüyorum.
Filmi gerçekten izlemelisiniz. Ben her hafta sonu ablamla odamıza çekilir, film keyfi yaparız. Günde 2-3 den fazla film izliyoruz. Bu filmde onlardan biriydi ve dedim ki; ''İyiki izledim!''...
Hayatın kendisini anlatan, amacı olan bir film. Oyuncu kadrosu muhteşem... The Revenant ekibine teşekkürler! :)
canantek
canantek

Takipçi 2 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
24 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Kanlı ve vahşi sahneleri biraz rahatsız etse de son zamanlarda izlediğim en iyi film,anlatmak istediğini seyirciye çok iyi verebilmiş ve o gerçekliği hissedebiliyorsunuz. Fazla bir sinema kültürü geçmişiniz yok ise sıradan gişe filmlerinden keyif alıyorsanız bu film size sıkıcı gelebilir. İyi filmden anlayanlara ise kesinlikle tavsiye ederim. Uzun ama kesinlikle sıkılmadan izlersiniz.
M.Fatih
M.Fatih

Takipçi 8 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
24 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Görünürde bir intikam alma, doğaya karşı hayatta kalma ve yeniden dirilişin öyküsü olan Diriliş, bir yandan da beyaz ırkın, kızılderili ırkına yaptığı zulmü ve igrençliği gözler önüne seriyor. Film, aksiyon sahneleri dışında gayet durgun ve ağır ilerliyor. Bu ağır ilerleyiş Glass' ın mücadelesini bize daha iyi hissettirmek ve gerçekçi olması için gerekliydi. Ama buna rağmen Lubezki'nin muhteşem uzun planları kovalama ve çatışma sahnelerine harika bir aksiyon katıyor. Sanki sizde ordaymışsınız hissine kapılıyorsunuz. Planlardaki kusursuz kamera kullanımı, kadrajlar, tek planlar size harika bir görsellik sunuyor. DiCaprio ve Hardy gerçekten iyi oyuncular olduklarını bir kez daha biz seyircilere gösteriyorlar. Diriliş 157 dakikalık uzunluğuna rağmen kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir seyirlik.
Kağan Y.
Kağan Y.

Takipçi 58 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
23 Ocak 2016 tarihinde eklendi
İlk cümleden söyleyeyim, The Revanant filmi bir başyapıt. Alejandro Gonzalez Inarritu’nun altıncı uzun metrajlı bu filmine geçmeden evvel Inarritu sinemasını anmanın da doğru olacağını düşünüyorum. Öncelikle Inarritu, sinemaya “Ölüm Üçlemesi” ile giriş yaptı ve de Amores Perros adlı ilk filmiyle keşfedildi, kimileri film için 21.yüzyılın ilk önemli eseri yorumunu yaptı. Kısacası çok olumlu eleştiriler alan bu filmden sonra Inarritu için de Hollywood’a transfer olma yolculuğu başlamış oldu. Kanımca da Amores Perros, gerçekten mükemmel bir film. Inarritu sinemasını hiç seyretmemişlere ilkin bu filmi seyretmelerini öneririm. Sonrasında üçlemenin ikinci filmi 21 Gram geldi. Bu filmi ise hala izlemedim. Benim tembelliğim. Aynı şekilde 21 Gram da son derece olumlu eleştiriler aldı. Ve üçlemenin en son filminde ise Babel, nam-ı diğer Türkçe anlamıyla aslında Kargaşa ismine karşılık gelen bu film, üç farklı kıtadan üç farklı hikayeyle ilk iki filmdeki kesişen hayat öykülerini bir tık daha derinleştirirken, sözlerini de daha evrensel ve daha kuvvetli bir biçimde söylüyordu. Eğer Babel’i izlemediyseniz mutlaka seyredin derim. Bir şaheser. Hayatımda izlediğim en iyi filmler içerisinde de bulundururum. Ve sonrasında ise Inarritu ile bu ilk üç filmin senaristi Guillermo Arriaga arasında yaşanan sürtüşme ile Inarritu’nun ne yapacağı merak ediliyordu. Ancak Biutiful (onu da hala seyretmedim) ile Inarritu, gayet olumlu eleştiriler aldı ve Arriaga’sız da başarılı olabileceğinin sinyallerini bize verdi. Ve hemen arkasından önce en iyi film ödülüne Oscar’da uzanan mükemmel Birdman, ve de şimdi konuşacağım The Revenant, Inarritu’nun ne kadar iyi bir sinemacı olduğunu hafızalarımıza perçinleyen diğer iki film oldu. The Revenant filmi, zaten Leonardo DiCaprio’nun başrolde oynadığını öğrendiğimiz zaman pek çok kimseyi heyecanlandırmıştı. Ve Inarritu, diğer filmlerine nazaran bu kez farklı tarzda bir filme imza atacaktı, ve de ilk kez bir uyarlama senaryo ile karşımıza çıkıyordu. Yanına Birdman’deki olağanüstü görüntü yönetimi ile hafızalarımıza kazınan Emmanuel Lubezki’yi de alan Inarritu, tekrardan aynı sağlamlıkta bir filmle geldiğinin sinyallerini de veriyordu zaten. Ve unutuyordum az kalsın. Tom Hardy. 12 Oscar adaylığı almayı başaran bu filmi konuşmaya ise, geçen yılki Birdman eleştirimde de ilk olarak bahsettiğim Lubezki’yle başlamak istiyorum. Lubezki, geçen yıl Birdman’dan sonra, bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan ve de Filmekimi ile İstanbul Film Festivali’ne uğramış olan Terrence Malick’in son filmi Knight of Cups’ta da çok iyi bir iş ortaya koyduktan sonra, The Revenant’ta da gerçekten harikulade bir iş ortaya koyduğunu söylemek doğru olacaktır. Lubezki, sizi adeta o savaşın o anda siz içerisindeymişsiniz gibi hissettiriyor ve de soğuğu Hugh Glass ile beraber iliklerinize kadar hissettirmeyi başarıyor. Son iki yılda en iyi görüntü yönetmenliği Oscar’ını da kazanan (diğer kazandığı film Gravity) Lubezki, zannımca arka arkaya üçüncü kez kazanması çok muhtemel diyebilirim. İkinci olarak Inarritu’ya gelecek olursak, Mark L.Smith ile beraber Michael Punke’ın “The Revenant: A Novel of Revenge” adlı romanının bir bölümünü uyarlayan Inarritu, sinemasına farklı bir yön veriyor ve de söyleyeceği sözleri bu bağlamda son derece özgün bir biçimde söylemeyi başarıyor. Ve gelelim Leonardo DiCaprio’ya. Oscar kehanetlerinde bir numaranın ne olduğunu sormama gerek yok sanırım. Bu yıl da dahil olmak üzere tam üç kere Altın Küre’de ödül alan Leo, altıncı Oscar adaylığında ise taşın bacağını bu sefer kıracak gibi duruyor. Sergilediği mükemmele yakın performansıyla göze çarpan Leo, konuşmalarından ziyade fiziksel bir performans sergileyerek sahiciliğini tümüyle sizlere aktarmayı başarıyor diyebilirim. Bu arada filmin çok zor koşullarda çekildiğini de duymuşsunuzdur, eğer filmle alakalı kimi başka yorumları da okuduysanız (doğal ışıkla çekim yapabilmek için günün bir saati çekim yapmak…). Ve de Tom Hardy’ye gelecek olursak, onun da Oscar’da aday olması zor gibi gözükürken çıkardığı Oscar adaylığı ile bir anda iddialı konuma gelmeyi başaran Tom Hardy de gayet başarılı performans sergilemeyi başarıyor, filmin diğer yan oyuncuları gibi. Sonuç olarak, The Revenant, Inarritu’nun altıncı filmi içerisinde izlediğim dördüncü filmi, hatta dördüncü başyapıtı. Her ne kadar Birdman’i The Revenant’tan daha iyi bulsam da The Revenant, her ne kadar hala izleyemediğim, izleyeceğim birkaç festival filmi ve bununla birlikte bu yıl Oscar’da göze çarpan, aday olan kimi filmleri izleyememiş olsam da, şu ana kadar izlediğim 2015 yapımları içerisinde benim listemin ilk basamağında yer alıyor. Mutlaka izleyin!
hamza23
hamza23

2 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
22 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Her kesimden insana hitap ediyor mu bilemem ama tüm zamanlarda en iyi sayılabilecek filmlerin hepsini izledim diyebilirim benim ilk 5 ime girdi shawshank Redemption gibi değeri sonradan anlaşılacak olan bir film.Oyunculuklar inanılmaz çekimler harika öyle sahneler var ki sinema tarihinde yok.Senaryo doğal çok iyi değil ama iyi.O dönemi yatsıması açısından harika bence mükemmel bir film.Kanal d deki aksiyon filmleri aşığı kitlenin bu filmden hoşlanacağını sanmıyorum sinemadan anlayan birisi için vazgeçilmez bir film.10/10 bir destan inşallah en az 7 8 oscar alir en iyi oyuncu ve yönetmen başta olmak üzere.
Birkan K.
Birkan K.

Takipçi 51 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
21 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Alejandro González Iñárritu, geçen seneki Oscar başarısını bu yıl da The Revenant ile sürdüreceğe benziyor. Yönetmen parayı bulunca büyük bütçeli bir işe imza atarken, aynı zamanda bu bir Iñárritu filmi dedirten çok güzel bir eserle beyazperde de arzı endam ediyor. Üstelik yönetmen DiCaprio ve Tom Hardy gibi iki iyi oyuncuyu, alışılagelmişin dışında karakterlere büründürerek, oyuncu performanslarını bu filmde yıldızlaştırmış. Martin Scorsese'nin vazgeçilmez başrol oyuncusu DiCaprio, Oscar lanetini Iñárritu sayesinde bu sene kıracağa benziyor. DiCaprio, Brad Pitt'in yaşadığı "babyface aktör, iyi oyuncu değildir" ekolünün devam niteliği taşıyan aktörlerinden olması, tıpkı Pitt gibi akademi tarafından, hak ettiğini elde edememiş oyunculardan olma özelliği taşıyor. Ama Leonardo DiCaprio, The Revenant sayesinde, hem doğayla baş etmesi, hem de oyunculuk açısından, çıtayı Allahu Ekber Dağlar'ına taşımasıyla gönlümüzde taht kurdu. Tom Hardy'yi ise filmin ilk bir saati bittikten sonra ancak tanıyabildim. Hem görünümü, hem de filmin kötü adamı kılığına tam bürünmesiyle DiCaprio'yu çok iyi asiste etmiş. Iñárritu'nun filmleri izleyiciye biraz sanatsal gelir, hikaye ağır işler. Bu filmde de işler ağır ilerliyor, ama öyle muhteşem manzaralar ve sahneler varki bir an belgesel mi izliyorum lan ben diyosun, sonra DiCaprio çıkıyor ve Oscar'lık bir film izlediğinizi hatırlıyorsunuz. Filmin başındaki çatışma sahnesi ise gerçekten muhteşem. Savaşın içindeyiz resmen, bir karakterden bir karaktere tek bir kamera ile yol alıyoruz, geçişler ve devamlılığı mükemmel. Yönetmen için çekerken gerçekten zor, ama izleyici için muhteşem kareler ortaya çıkarmışlar. Spoiler: Filmde üç muhteşem , vurucu sahne varki, The Revenant ismini duyduğumuzda hatıralarımızdan bulup, çıkaracağız. Ayı ile DiCaprio'nun sahnesi çok gerçekçi olmuş. Atla dörtnala giderken yaşanılanlar ve devamı da gerçekten hem şaşırtıcı hem de çok etkileyici sahneler. Gerek zor doğa şartlarının bize yaşatması, gerekse Hugh Glass karakterinin içinde bulunduğu durum, intikam hırsı için bizi de filmin içine alıyor. The Revenant, Oscar'ın en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini toplayacağını düşünüyorum.
Muhammet K.
Muhammet K.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
10 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Görsel sahneler ve mekan inanılmaz özellikle ayı sahnesi bu tarz filmlerde çıtayı fena yükseltmiş,senaryo olarak yüzbaşı son sahne hariç güzel ilerlemiş,DiCAPRIO kendi alışıldığının dışında çok farklı bir karaktere bürünmüş ortaya inanılmaz bir oyunculuk çıkmış.Bu sene Travis Fimmel ile beraber oscarda kapışacaklar gibi görünüyor..
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
22 Aralık 2016 tarihinde eklendi
MUHTEŞEM MUHTEŞEM MUHTEŞEM
İki sene üst üste Inarritu filmlerini sinemada izlemek gerçekten bizim neslimiz için büyük şans. Bizden bir nesil büyükler ; Sidney Lumet,Ertem Eğilmez,Scorsese gibi ustaların her yıl eser verdiğinden ve bunları sinemada izledikleri için kendilerini şanslı hissettiklerinden bahsederler. Biz de Inarritu tarzı yönetmenleri izlediğimiz için şanslı olduğumuzu küçük nesillere anlatacağız. Birdman'den sonra benim için yavan geldiği kesinlikle tartışılmaz ancak bu seneki filmler içinde kendine ciddi hatrı sayılır bir yer bırakıyor. Gerçi Birdman benim için çok büyük bir efsaneydi. Hatta Mulholland Drive ve The Pianist'ten sonra 21.yüzyılın en iyi filmi olduğunu hep söylerim. Unutmadan; Birdman yaşım gereği halen sinemada izlediğim en iyi filmdir. O filmde büyük bir Amerikan taşlaması, popüler kültür eleştirisi vs. bir sürü çok cesur eleştiri vardı ve çok da sertti. Ödülü Birdman'e verdiği için akademiye tekrar tekrar teşekkür ediyorum.. The Revenant'ta yeniden bir Amerikan kültürü-beyaz ırk eleştirisi bulunuyor. Bu sefer ki hicivin sertliği biraz daha naif. Ancak bu yumuşak dilli eleştirinin olması bile benim açımdan bir lütuf ve tabiki filmin en önemli artısı da bu Kızılderili yanlısı eleştiriler. Şef ile Fransızlar'ın diyaloğu Meşhur Kızılderili kabile sözü olan "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak." akla getiriyor.O sahneyi çok sevdim ve duygulandım... Filmde oyunculuk anlamında Di Caprio dışında Tom Hardy dahil hiç kimseye güvenmiyordum. Ancak inanır mısınız Inarritu figüranı bile çok iyi kullanmış. Oyunculukları çook beğendim ve çok doğal buldum. Di Caprio kesinlikle efsanevi bir iş çıkarmıştı. Ama bence yinede daha iyi oynadığı filmler vardı. Hele ki The Wolf of Wall Street'teki rolü onlarca kez oscar almayı hak ediyordu ve büyük bir haksızlık yapılmıştı. Bu sefer hakkı olan ödülü vereceklerdir. Onun yanı sıra başta Tom Hardy'e güvenmediğimi söylemiştim. Çünkü Kara Şövalye Yükseliyor dışında hiçbir oyunculuğunu başarılı bulmadım ama bu sefer The Revenant'taki rolü üzerine çok iyi oturmuş. Anladım ki Tom Hardy "kötü adam" rollerini çok iyi oynuyor. Benim yardımcı erkek oyuncu dalındaki favorim Mark Rylance idi ama Tom Hardy alırsa gerçekten üzülmem. Bunların dışında Hugh Glass'ın oğlu ve kendini asan kızılderili başta olmak üzre yan karakterlerin de oyunculukları bayağı iyiydi... Gelelim filmdeki eleştiriler dışında en sevdiğim noktaya.. O nokta kesinlikle görüntü yönetmeni performansıdır. Emmanuel Lubezki yaşayan efsane olduğunu kanıtladı. Knight Of Cups'taki başarısı bence daha iyi olsa da bu filmdeki her bir görüntü karesi çerçeveye alınıp sergilenebilir. Görüntü yönetmenliği filme çıta atlatan çok önemli bir unsur olmuş... Görüntü yönetmenliğinin doğallığını perçinleyen ise bence ses miksajı ile yapmış ve harika bir bütün oluşturuyor. O doğal resimler ile arkada uluyan kurtların sesi-koşuşturan atların sesleri-nehirin sesi vs. çok büyük gerçekçilik sağlamış. Oradaymış hissi veriyor ve karakterlerin yerine kendimizi koyabiliyoruz bu da sebeple bazı sahnelerde ne yalan söyleyeyim insanı geriyor. Filmi izlerken tıpkı bir kahramanın destanını dinliyormuş izlenimini aldım. Hugh Glass hikayesi de bir nevi destan. Ve destanlarda bazı şeyler abartılı oluyor. Aslında bu abartıları hoş karşılamam gerekirken bu kadar GERÇEKÇİ bir filmde hiç yakışmamış. Belki de karakterlerin derinliğine hiç inilmemesi ile birlikte filmin en büyük kusuru budur. Mesela Hugh Glass'ın uçurumdan at ile birlikte düştüğü sahne bence fazla gereksizdi. Atın içine girip ısınma sahnesi etkileyici olsa da at ile düştükten sonra hiçbir şey olmamış gibi kalkması benim yüzümü buruşturdu. Çünkü o kadar yüksekten süngere düşsen bile bir yerin incinir ama malesef buna dikkat edilmemiş bunun yanında filmin çok etkileyici gözüken "ayı ile çarpışma" sahnesinde de bir takım yanlışlar mevcut. Ayı adeta bir dev gibiyken yüksekten normal bir insanın üzerine düşmesi tartışmasız direk ölümdür ancak Hugh Glass ağır yaralı olarak kurtuluyor. Bence bunun çözümü çok basit. O kadar büyük bir ayı yerine daha ufak bir ayı resmetselerdi çok daha inandırıcı olurdu böyle olunca abartı sezdim... Zaten filmin tek eleştirilecek yanı bence senaryosu. Karakterlerin de daha derinine inilmeliydi. Tabi senaryosunu eleştirmişken daha iyi yerleri de mevcut. Kızılderili ile birbirleri arasında çıkar ilişkisi olmaksızın yaşadıkları dostluk harikaydı. Kar yağışına dil uzatmaları da çok iyiydi. Irk ayrımı olmaksızın yaşanan dostluğu çok sevdim. Keza aile içi bağların öneminin gösterildiği yerler de çok iyiydi. Ama bu harikulade sahnelerin daha vurucu diyaloglar ile bezeli olmasını çok isterdim. Sanki filmde zoraki bir diyalog eksikliği vardı. Inarritu tarzlarında geveze filmler yapar ve ben o gevezeliğini çok severdim. Gerçi sessiz filmleri de severim. Ancak bu sefer karakterler konuşmayınca derinliklerine pek inemedik... Her neyse filmin bana kattığı sırf bir adamın hayat hikayesi olmadı. Alt metinindeki insancıl ve duygusal mesajlar daha önemliydi. Filme girmeden önce Kızılderililer ile ilgili bir şey olacağını tahmin etmiyordum. Kızılderililerin yaşadığı zulümlerin anlatıldığı ve o dönemi yansıtan filmlere bayılan biri olarak o tarz şeyler biraz olsun bulunduğu için çok mutlu oldum. Kısaca The Revenant o Büyük beklentinin altında kalsa da çok sağlam ve emek harcanmış bir film.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler