En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Engin Yüksel
Takipçi
1.469 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
10 Ekim 2016 tarihinde eklendi
gerçek bir olayı anlatıyor olması filmi daha farklı izlememizi sağlıyor yakın dönemde günlerce dünya gündemini meşgul eden olaya farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor 7/10
KAÇIRILMAMASI GEREKEN YILIN İYİ FİLMLERİNDEN Petrol şirketleri, dünyada kalan son petrol rezervlerine ulaşabilmek adına artık açık denizlerde sondaj yapmaktadırlar. Petrol arama çalışmaları için BP tarafından kiralanan “Deepwater Horizon” isimli yüzen sondaj platformu 20 Nisan 2010 tarihinde meydana gelen patlama sonucunda 40 saat’e varan süre boyunca yanar ve bunun sonucunda 11 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına ve platform çökmesi ile birlikte milyonlarca varil petrol’un Meksika körfezinin sularına karışmasına sebep olarak büyük bir felakete yol açmıştı.
2013 yapımı “Lone Survivor” ile beni baya şaşırtan Peter Berg, bu filmde tekrar yönetmen koltuğuna oturuyor. Mark Wahlberg’in tekrar hem yapımcı, hem de oyuncu olarak karşımıza çıktığı “Deepwater Horizon” filminde yönetmen bizi olayın öncesi ve sonrasında ki – ahlaki ve hukuki – yönlerine (daha çok para için insan ve çevrenin değersiz kılınması, BP’nin, TransOcean ve HalliBurton şirketlerini de suçlaması, olay sonrası yaşanılan çevre faciası, insanların dramları, BP’nin hukuki süreci, vb. ) hiç götürmeden, direk olarak yaşanılan o – cehennemi – gözlerimizin önüne seriyor. Felaket filmi klişesi – kahraman insanlar – olayını bu filmde fazla göze batmadan izliyoruz. Mark Wahlberg, baş teknisyen Mike Williams karakteri ile – aile hayatı ve olay sırasında ki işlevi – bakımından buna yakın gözükse bile değindiğimiz – cehennem – odaklı bir film olması “Deepwater Horizon” u bu klişe’den rahatlık ile kurtarabiliyor.
Derin bir senaryo ile karşı karşıya değiliz. Sadece yaşanılan felakete yüklenildiği için senaryo konusunda eksikleri olan filmde, teknik bakımından ise büyük bir çoşku yaşıyoruz ve senaryo açığını büyük ölçüde kapatıyoruz. Özellikle, 2013 yapımı “Lone Survivor” da olduğu gibi burada da çok iyi – görsel efekt, ses kurgusu ve ses miksajı – çalışması görüyoruz. Yaşanılan cehennem anlarını bu sayede soluksuz bir şekilde izlediğimi ve “Deepwater Horizon” un teknik kısımlarına kesinlikle bayıldığımı söylemeliyim. Oscar’da teknik dallarda adaylıklar alamaz ise gerçekten haksızlık yapılmış olur. Bir diğer çok sevdiğim yanı ise, soundtrack çalışması oldu. Soluksuz ve üzücü şekilde izlenilen felaket sahnelerinde giren müzikler, filmin değerini daha da arttırmayı başarmış. Oyunculukların yer yer göze battığını, yer yer iyi olduğunu fakat Jimmy Harrell karakteri ile Kurt Russell’ı ayrı bir yere koyduğumu da not olarak düşüyorum.
Titanic sonunu bilip seyretmekten zevk aldığımız bir filmdir. Gemi buz dağına çarpar ve batar. Gerçek hikayeler böyledir sonunu bilir ve ona göre izlersiniz. En büyük petrol şirketlerinin birinin en büyük doğa facialarından birine sebep olmasına ve bir düzineye yakın insanın ölmesine neden olmasını ve yine elbette bir kahramanın hikayeleştirilmesini izlemek keyifliydi. Başran aşağı yarık bir yüz, mosmor bir yanağı sıkaran seven eş de artık nazar boncuğu olsun.
Filmin ilk yarısı sıkıcıydı. Aksiyona , beklediğimiz sahnelere girmeler yaklaşık 20 dakika kadar gecikmiş. Ancak ikinci yarı itibariyle ortam geriliyor ve aksiyon başlıyor. Aksiyon sahneleri oldukça güzel , gerçekçi olmuş.Olumsuz yorumum ise kurgudan yana. Kurgucu arkadaşlar sanırsam biraz üşengeçler. Aynı sahnelerle gerekli müzik , bekleme ve ani eylem çıkışları ile filmin gericiliği artırılabilir, düz 2 saate çekilebilirdi.O zaman bir yıldız daha alırdı benden.Çok üst düzey bir aksiyon beklentisine girmeyin.Tabi gitmeniz gereken filmler arasına da ekleyin.Bence başarılı bir film. Puanım 7/10. İyi seyirler dilerim.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.