En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Rosalind
16 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
29 Kasım 2025 tarihinde eklendi
Muhteşem bir başyapıt! Ne kadar izlesem de asla bıkmayacağım bir şaheser. Bir insanın başarılı olabilmek için sınırlarını nereye kadar zorlayabileceğini ve bu uğurda neleri feda edebileceğini izliyoruz. Tabii bu sınırlar gittikçe silikleşmeye başlıyor. Psikolojik baskının da etkisiyle insan ruhunda açılan çatlakların hayatı nasıl şekillendirdiğini ve kişiliği nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Bütün bunlar yaşanırken tek güzel şey insanın başından ne geçerse geçsin ya da hangi düşüncelere sahip olursa olsun, ailenin sevgisi ve desteğinin insanı ayakta tutan bir yapı olması. Filmde müzikten ziyade diğer bir konu da karşı cinsle olan fiziksel ve duygusal temasın yakın çekimde gösterilmesi ki Andrew'un yalnızlığı bu şekilde çok iyi vurgulanmış. O yüzden her zaman devam filminin çıkmasını istediğim bir film de olmuştur. Aslında Andrew'un ilerdeki hayatını tahmin edebilsem de yine de izlemek isterdim. İş hayatı, aile hayatı, aşk hayatı kısımlarını izlemek ve gelişimini görmek çok keyifli olurdu. Film boyunca Andrew'un karakter gelişimi de çok iyi yansıtılmış. Bu hem davranışlar hem de jest ve mimikler ile gösterilmiş. Örneğin; Filmin ilk sahnesinde üstünde beyaz bir tişört var ve bu onun masumiyetini simgelerken, son kısımda ise komple siyah giyindiğini görüyoruz. Gittikçe kendi özünü kaybediyor ve bir nevi sürekli siyah giyinen hocası Fletcher'a benziyor. Ya da yine filmin ilk başlarında kendisi çalarken o kadar keyif almazken son kısımda yaptığı işten o kadar keyif alıyor ki bu hemen yüzüne yansıyor. Aynı Fletcher'ı barda piyano çalarken gördüğü gibi. Fletcher'ın yani J. K. Simmons'un oyunculuğuna diyecek söz dahi bulamıyorum. Zaten bu film ile aldığı Oscar'ı sonuna kadar hak etmiş. Öfkeyi, germeyi, aşağılamayı ve en tuhafı duygulandırmayı o kadar iyi başarıyor ki bu çoğu korku filmini bile gölgede bırakır. Beni aşırı germeyi başardı. Kendisine hak verdiğim yerler de oldu ama böyle bir davranışa maruz kalmak insanın doğasına aykırı bence. Ayrıca filmdeki müzikler o kadar iyi ki çoğu insana caz müzik dinlemeyi sevdirmiştir. Son olarak filmi özetleyen bir replik söylenecek olsaydı o da şu olurdu: İngizlicede "Aferin" den daha zararlı bir kelime yoktur.
Tüyleri diken diken yapan bir film. Hem kulaklarınızın pasını siliyor hem mükemmel bir azim örneği izletiyor. Yönetmene tebrikler. Oyunculara saygılar. Başyapıt. Nokta
Gerçekten muazzam bir film. Eğer bir sınava çalışıyosanız ve stresliyseniz bu filmi asla izlemeyin, insan çok geriliyor. Bu arada bu filmde gerilim yok stres var. O stresin sebebiyse tabi ki öğretmen. Öğretmeni de kim oynuyor? Benim çok sevdiğim aktör J K Simmons.. Bu filmle zaten toplam 47 ödül aldı ve sonuna kadar hak ediyor. Filmin belki de bu kadar puan almasının en büyük nedenlerinden biri J K Simmons. Eğer filmin konusu orijinal değil diye izlemiyorsanız kalbimden bir parça alıp, onu yere atıp rakunlara vermiş olursunuz. Şaka bir yana film gerçekten güzeldi. Her filmsevere rahatça tavsiye edebileceğim bir film. Ben başta acaba sanat filmi mi çıkacak diye düşünüyordum ama değil. Filmi bütün filmseverlere tavsiye ederim.
Filmi izlerken kendimden geçtim, bi' ara kütüphanede olduğumu unutmuşum kovulacaktım neredeyse. Ellerimi de fark etmeden basımın üstüne koyup "hadi beee hadi " diye seslendim tabi bağırmakta olabilir . Yani kendinden geçmek bu olsa gerek. Miles Teller her role yakışıyor, her rolü hakkıyla yerine getiriyor. Simmons da var tabi adam kendini yırttı resmen . İkisi de nefes kesen bir performans sergilemiş. kendilerinden bir parça bırakmışlar filmde. İzleyin! Hiç sıkılmayacağınız, sürekli kendinizi bir saniye bile bırakmadan kaptıracağınız bir film. Yazacak çok şey var ama fazla uzun oldu..
Whiplash filmi ile ilgili söylenebilecek yegane kelime "Başyapıt". Benim gözümde 2014 yılının en iyi 5 filminin içerisinde yer almak ile beraber muhteşem iki performans ile izleyiciyi adeta büyülüyor diyebilirim. Miles Teller gibi son dönemde ortaya çıkan ve de izlediğim filmleri içerisinde The Spectacular Now gibi çok başarılı bir filmde yıldızı parlayan oyuncu, Whiplash ile kariyerinin yükselişine imza atmayı başarıyor. Hatta çoğu sahnede bateriyi çalan kişinin Miles Teller olduğunu, çok az sahnesinde dublör kullandığı ve de belli sahnelerde Damien Chazelle'in kesmediğini bile dile getirmek lazım. Hakkaten de Miles Teller'ı zorlamış diyebiliriz yani. 19 günde çekilmesi de inanılmaz gerçekten. Tabiki de filmle ilgili söylenebilecek en olumlu şey ise J.K. Simmons'ın akıllara durgunluk verecek, hafızalara kazınan müthiş performansı. Elbette ki Miles Teller da çok başarılı bir performans ile ondan aşağı kalmasa da, Simmons o kadar kaliteli bir oyunculuk çıkarmış ki, yaşamış adeta desek yalan olmaz. Ödülü de en başından alacağı belliydi Oscar'da zaten. Bunun dışında yönetmen ve de senaryo yazarı olan Damien Chazelle ile ilgili de söyleyeceklerim var. Grand Piano gibi enteresan bir senaryo (sonu çok kusurlu ve mantık hataları ile dolu olan) ortaya koyan Damien Chazelle, bu filmde ise gerçekçilik anlayışı ile yazdığı senaryosunda tek bir kusur dışında harika bir iş çıkarıyor yönetiminde, Senaryo güzel ancak yönetiminin senaryoya getirdiği yorum ise bambaşka. Cazın yeniden doğuşu diye yorumlar da okuduğum oldu hatta. Kusurunu burada açıklamak istemiyorum çünkü spoiler vermiş olacağım ancak filmi izlemeyenler de izleyince fark edecekler elbette. Gerçekçilik anlayışı ile yazılmış bir senaryoya öyle bir sahne koymak ne kadar gerçekçi bilemeyeceğim. Ancak Whiplash'in bu tek ve belli ölçüde büyük denebilecek kusuru ise filmin başyapıt olması için kesinlikle bir engel değil. Hedefimi yüksek tutmama karşılık (Eylül-Ekim'den beri bekliyordum.) beklentilerimi karşılamayı başardı. Müzikleri konusuna girmeye bile gerek yok. Muhteşem. Görsel yapı olarak ise kesinlikle başarılıydı. İzlemeyen kaldıysa muhakkak izlesin, iki kere izledim ben hatta. Sırf (film dışında açıp dinlediğim) müzikleri ve de J.K. Simmons'ın müthiş performansı için bile izlenmeyi hak ediyor.
Filmi izlerken ben yoruldum , Oyunculuklar öyle muazzam ki sanki hayattan alınmış bir 107 dakika.. Yaşayarak izleyeceğiniz bir film varsa şuana kadar izlediğim filmlerden en önemlisi budur hele bir müzisyenseniz bu filmi izlemeden kariyerinize devam etmeyin lütfen.. Son sahne der ve bitiririm.. Son sahne..
Bi müzisyen olarak filmi izlerken gerçekten duygu patlaması hissettim.Oyuncular gerçekten çok başarılı özellikle Miles Teller film de oynamıyor bizzat yaşıyor hissini veriyor.Son yıllarda izlediğim en iyi film diyebilirim...
Uzun zamandır bekliyordum Whiplash filmini. Özellikle de film hakkında bütün yorumlar olumlu ve 6 dalda olan Oscar adaylıkları ile izlemek iyice şart oldu. Ben de bu vesile ile filmi izlemeye karar verdim. Ama hakkını vermek için sinemaya gittim büyük bir heyecan ile. (Bu arada filmin seansı Başka Sinema’ya denk geldi ve filmde ara verilmediği için sizin de öyle yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum) Bir ara acaba beklentilerimi karşılamaz mı diye düşünmedim değil açıkçası ama hiç gereği yokmuş. Böyle bir film yok arkadaş! Ne havada, ne karada var böyle bir şey. Film boyunca nefesimi tutarak izledim ve ara verilmemesine rağmen hiç sıkılmadım. Büyük bir heyecan ve tutku ile izlettirdi film. Yani filmdeki duyguyu ve ritmi seyirciye yaşattırmayı başardı. Filmin etkisinden de bir süreliğine kurtulacağımı zannetmiyorum.
Filmde belli bir gerilim tonu var ve finale kadar da ilerliyor bu. Ayrıca dram ve müzik öğeleri de filmde bolca var. Dram oldukça iyi işlenmiş, filmdeki müzikler de oldukça güzel olduğu için film bir yandan da size caz müzik ziyafeti yaşatıyor. Bir taşla iki kuş misali. Ayrıca ara sıra bazı esprilere gülebiliyorsunuz da. Bu arada filmdeki heyecan sonlara doğru öyle bir artıyor ki ben bile ayağım ile ritim tuttum, ellerim terledi. Film o kadar başarılıydı.
Aslında bu yazıyı yazarken bile başka ne yazacağımı bilemiyorum. Her şey kusursuzdu cidden. Belki de sinemanın etkisinden de böyle ama harbiden film çok başarılıydı. Oyunculuklar zaten takdire şayan. Miles Teller, önceki komedi filmleri performanslarından sıyrılıp çok başarılı ve gerçekçi bir oyunculuk sergiliyor. Ayrıca filmde gerçekten de davul çaldığını zannettim ama sahte olduğunu öğrendim. Ama Teller’ın böylesine epik bir sahte davul performansı -ve mükemmel şarkıların karışımının yardımı ile de- kesinlikle takdir edilesi. Aslında Teller, Oscar’da “En İyi Erkek Oyuncu” kategorisinde aday olmalıydı diye düşünüyorum. Bunun dışında hele ki J.K. Simmons çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş ki “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” Oscar’ı kesinlikle ona ait, hiç şüphem yok. Diğer oyunculuklar ise biraz arka planda kalmış -çünkü film Simmons ve Teller’ın etrafında dönüyor- ama onlar da ortalamanın üstünde olan iyi bir performans sergilediğini söyleyebilirim.
Bu arada film hakkında fazla spoiler veremeyeceğimden filmin konusu ve yaşananlar hakkında fazla da bir şey açıklamıyorum, gidip kendiniz görün bence. Pişman olacağınızı da hiç zannetmiyorum. Peki illaki film hakkında kötü bir şey var mıydı diye sorarsanız şunu söyleyebilirim: Damien Chazelle’nin filmdeki koşu anlarda oynayan kamerası. Ama olacak o kadar. Nasıl olsa Chazelle 30’lu yaşlarında. Üstelik bu filmi onun yazdığını da düşünürsek, gerçekten de büyük bir başarı yakalamış Chazelle.
Whiplash, mutlaka izlemeniz gereken bir yapıt. Benim gerçekten hoşuma gitti ve sizin de hoşunuza gideceğine eminim. Yalnız böyle güzel bir filmi evde izlemenizi fazla tavsiye etmiyorum. Gerçekten de filmi yaşamak için sinemada izlemenizi daha çok tavsiye ediyorum. (Özellikle de Başka Sinema ise) Ben bile sinemadaki perde fazla büyük olmamasına rağmen kendimi öyle bir kaptırmışım ki filme, sinemada olduğumu unutmuşum. Whiplash kesinlikle 2015’in en iyi ve en sağlam filmlerinden birisi. Üstelik filmin finali o kadar çarpıcı ve etkileyiciydi ki, internette olduğu için en az 5 kere izlemişimdir. Kesinlike izlemenizi tavsiye ediyorum! Herkese iyi seyirler.
Not: Oscar ödüllerinde “En İyi Film” ödülü büyük ihtimalle Boyhood’a gidecek (çünkü Boyhood bütün Amerika’ya hitap ediyor) ama benim gönlümden Whiplash geçiyor. Bunu zamanla göreceğiz. Bu arada not demişken filmdeki Andrew’un bateri setinin üstünde İstanbul yazması hoş bir ayrıntı olmuş. Yönetmenin bateriye tepeden çektiği sahnelerde bunu görebilirsiniz.
Uzun zamandır böylesine heyecanlı, her sahnesinde izleyiciyi sarsan ve silkeleyen bir film izlememiştim. Standart bir aksyon filmindeki şiddet, korku filmindeki gerilim 2 kat daha fazla bu filmde. Ayrıca basit bir konunun yönetmenin ellerinde nasıl bir başyapıta döndüğünü, senaryoyu Milles Teller ve J.K. Simmons'un muhteşem oyunculuklarıyla nasıl doldurduğunu görmüş oluyoruz. Muhakkak izlenmesi gereken bir film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.