Yine bir Çağan Irmak klasiği.Yerli yapımlarımızın arasında dramın en kalitelisine imza atan Çağan başkan bu filmde de farklılıklar sunuyor önümüze.Öncelikle film Şark Bülbülü filminin harmanlanmış hali gibi olmuş.Farah Zeynep'te Öyle Bir Geçer Zaman Ki imajının aynısını gözler önüne sermiş.Film bi yandan nostaljik sevenler için de göndergesel öge dolu keyifli bi film olmus diyebiliriz.Filmin akışı ve olay örgüsü o kadar tatlı bi şekilde ilerliyor ki filmin nasıl geçtiğini umursamaz hale geliyorsunuz.Filmin müziklerine ise Kenan Doğulu imza atmış ki yer yer çok tatlı şarkılar dinlememize yol açtı buda.Gürkan Uygun'un rolü az olmasına rağmen görünce bi mutluluk oluşturdu çok kaliteli bi oyuncu rolüne iyi bürünmüş.Tabi asıl oyunculuk Hümeyra'ya aitti diyebiliriz.Her filmde oldugu gibi bu filmde de çok başarılıydı.Konu biraz daha geniş çaplı tutulabilirdi tabi zira filmin finali Tamam Mıyız filmini anımsattı ancak bu şekilde de yerli izleyiciyi elinde tutabilmiş Çağan reis, sonuç olarak kimsenin lafına aldırış etmeyin şiddetle tavsiye ediyorum özellikle çiftler için ideal bir film iyi seyirler...
Işıl Yücesoy harikulade bir kadın ve bence filmin başrollerinin yeteneklerinden ziyade bu hanımefendinin performansı damga vuruyor olaya.. Fakat senaryo biraz karmaşık çünkü izlerken senaryonun ne üzerinden ilerleyeceğini kavrayamıyorsunuz , iki kız kardeşin aynı adama aşık olup daha sonra hesaplaşması mı yoksa aşk mı yoksa yaşlanınca başa gelenler mi.. Tabii hepsini izledik bunların filmde. Keşke bu film bir dizi olsaydı çünkü anlatılacak birçok olay çıkabilirmiş bu geniş senaryodan.. Belki yalnızca final bölümü bu film olabilirdi , müzikler (yani şarkılar) cidden iyiydi , hepsi birbirinden güzeldi.
Unutursam Fısılda, vizyona girdiği ilk günden beri bir süredir dikkatimi çekiyordu. E neticede bir Çağan Irmak filmi nasıl olsa. Ben de filme girmeye karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım çünkü bu film, Kış Uykusu'ndan sonra bu yılın en iyi Türk filmi.
Filmin konusu ve atmosferi eski Yeşilçam filmlerini andıracak şekilde, büyük bir dikkat ve özenle yapılmış. Bu film için büyük bir artı özellik öncelikle. Tema neredeyse tıpkısının aynısı. O zamanın dergileri, kıyafetleri, albümleri vb. her şey aynı. Bu konuda hiç bir sorun yok. Konusunu ise aslında biliyoruz ama bu konu bu filmde öyle bir işlenmiş ki sanki ilk defa izliyormuşsunuz hissi veriyor. Ayrıca film başta hafif bir şekilde başlıyor ama sonra bunların ısınma turları olduğunu anlıyorsunuz. Film bir süreden sonra öyle bir ilerliyor ki, o anları yaşıyorsunuz ve bitmesin istiyorsunuz bir yandan da. Özellikle de filmin final anı çok anlamlı ve güzeldi. Filmi mükemmel kılan bir etken de bu bir yandan.
Filmin başka bir özelliği ise duyguları seyirciye geçirebilmesi. Filmdeki komik anlarda gülüp, dramatik anlarda gerçekten de üzülebiliyorsunuz, içinizde hafif bir burkulma oluyor. Filmde bu etkenler epeyce var, seyirciyi sıkmayan türden hem de. Dozunda yani ve saçma sapan yere olmaması da güzel bir şey.
Aslında filmin iyi yanlardan bir tanesi de kötü yanının olmaması. Bu iyi yan ile kötü yanlar kısmından sonra da oyunculuklara geçelim. Oyunculuklar mükemmeldi, en iyisinin de iyisiydi, tam profesyonelceydi.Elbette ki bu dediğim etkene tam uyan oyuncular Hümeyra ve Farah Zeynep Abdullah. Hümeyra, en iyi ve içten oyunculuklarından birisini sergilemiş ve şarkı söylemesi ile de bir nevi şarkıcılık kariyerine dönüş yapmış. Aynı şey Farah Zeynep Abdullah için de geçerli. Farah, hem profesyonel oyunculuğu, güzelliği ve sesiyle seyirciyi büyülüyor. Aslında Farah'dan iyi şarkıcı olur. Sonra Işıl Yücesoy var. Işıl da mükemmel bir oyunculuk sergilemiş ve Hümeyra ile de kimyası tutmuş. Bunun dışında Mehmet Günsur da iyiydi ama Kerem Bürsin'in yanında sönük kalmış. Aslında oyunculukların hepsi iyiydi işte, hepsi de unutulmayacak cinsten. Buna konuk oyuncu Köksal Engür de dahil. (Hoş bir sürpriz olmuş
Sonuca varırsak eğer, Unutursam Fısılda mutlaka izlenmesi gereken, her yönden başarılı bir film. Mutlaka görülmesi lazım. Çağan Irmak yine yapacağını yapmış. Filmi vizyondan kalkmadan önce mutlaka izlemenizi tavsiye ederim, kayda geçirin bu filmi ve ilk zamanda izleyin! Pişman olacağınızı zannetmiyorum.
Televizyonda iki kez denk geldim ikisindede izledim ve ikisindede ağladım. Duygular o kadar iyi yansıtıldı ki bi an kendimi ordaki hanife karakteri gibi hissettim. Farah ve hümeyra harikaydı. Ama ben hemşire hanifenin ablalığına karakterine duruşuna hayran kaldım. Geçişlerde renkler ve seslerde çok güzeldi. Kısacası bol bol ağlatan güzel bir yerli film tavsiye ederim...
Bu tur filmler dilinizde bir tad birakip yitip gidiyor. Hepsi o. Gunumuzde sorunsal bir cok konuda ise yarar,sorgular,dusundurur nitelikte filimlerin yapilmasi daha elzen. Avrupa veya Amerika gibi bir ulkeyseniz tabi yapin. Tabi bu filme bir sozum yok aksine cok sevdim. Oyuncular harika,kareler nostaljik guzeldi. Kafa dinleme babinda bulunmaz bir film. Sevim
Film beni etkiledi. Filmin çekildiği Ödemiş gibi küçük Ege kasabalarına bayılırım. Görsellik açısından bu ok. Ama Mehmet Günsürlü sahneleri daha çok olmalıydı bence.Yaşadıkları aşkı, anılarını ve paylaşımlarını daha çok tutmalıydılar.Bir de Zeynep farahın oyunculuğunu çok da beğenmiyorum, Bir küçük eylül meselesinde de çok yetersizdi bence. Bu filmde anladım ki kadının sesi oyunculuğundan çok çok daha güzel.Filmdeki tüm şarkılarını kendisi bizzat seslendirmiş, bu açıdan tebrik ediyorum; ama oyunculuğu bana göre kötü...
Haftasonu Unutursam Fısılda'yı izledim. Bütün o Çağan Irmak filmlerindeki yaratılan duygu yoğunluğunu yaşamak ve daha ilk saniyeden seyirciyi yakalayan ve filmin sonuna kadar bırakmayan o yönetmen becerisi için bu film izlenir.
Bu filmde Işıl Yücesoy'un oyunculuğuna ayrıca yıldızlar eklemek lazım. Film Ege kokuyor ve bol bol müzik var. Başroldeki Farah Zeynep Abdullah şarkıları çok sıradan okuyor. Bu kısımlarda daha etkileyici bir ses kullanılabilirdi.
çağan ırmak bu ne ha. bu filmi izlerken benimle dalga geçildiğini düşündüm. 1970lerden günümüze uzanan bir öykü lakin o yılların popüler kültürü bir iki afiş ve dergi, ile geçiştirilmiş. yavaş ilerleyen sıkıcı bir öykü çıkmış ortaya. mehmet günsür ve z. abdullah gibi iki başarılı oyuncu filmde lise müsameresi performansı sergilemiş. tanıdık bildik aynı öyküyü isim mekan değiş yeniden çek olmuş. dedemin insanları ıssız adam babam ve oğlum gibi başarılı işler nerede bu film nerede. prensesin uykusu , tamam mıyız , karanlıktakiler türü de olmamış o filmlerin bir derdi vardı bunda o da yok. izlediğime değilse bile merakla beklediğime pişmanım.
Bu tarz bir film:n muhtesem olarak nitelendirilebilmesi icin ya senaryonun cok iyi ya da duygu yogunlunun fazla olmasi gerekir. Senaryo basitti. Bir sonraki adim tahm;n edilebilirdi hep. 2-3 sahne disinda duygusal yogunluk da yoktu filmde. Yine de iyi bir filmdi. Ayrica cagan irmagin son filmlerinin ilk yarilarinin bu kadar bos olmasini anlamiyorum. Giris bu kadar uzun verilmez. Baba 2 deki gibi gecmis simdiki zaman tekniginin kullanilmasi da dogru olmamais. İlk filmin devam:nda cekilecek ikinci filmde bu teknik kullanilsa daha dogru olur. Tipki baba serisindeki gibi.
Kesinlikle harika bir film zaten Çağam Irmak yine üst düzey bir şey başarmış, spoiler: bu müzik tutkusu olan bir kızın hayallerinden sevdiği adam ile gitmesini, şöhret basamaklarını çıkıp sonra bir anda düşüş yaşadığı mükemmel bir şekilde empoze edilmiş.
Fakat aradaki zaman grçişleri çok fazlaydı ve bir ara film nereye doğru gidiyor dedim.
“Unutursam Fısılda” derli toplu bir Çağan Irmak filmi. Yönetmen sıradan bir hikayeyi yine kendine has anlatımıyla güzel süslemiş. Geçmişle, günümüzün hikayesini güzel bir şekilde harmanlamış. Farah Zeynep Abdullah, Hümeyra ve Işıl Yücesoy’un muhteşem oyunculuklarını izlemek için dahi filme gidilir. Özellikle Farah Zeynep Abdullah’ın Kelebeğin Rüyası, Bi Eylül Meselesi’nden sonraki, üçüncü uzun metraj filminde oyunculuğunu ne kadar geliştirdiğini görüyoruz. Bir dram filmi olmasının yanı sıra müzikal bir film olması da filmin şarkılarını önemli kılıyor. Hem Farah Zeynep Abdullah’ın sesinin güzel olması hem de filmin müziklerini yapan Kenan Doğulu’nun o dönemin müzikalitesine ve sound’una uygun parçalar üretmesi de filmin inandırıcılığını ve başarısını perçinliyor. Spoiler: Filmin öyküsünde ise ilk bölümde mağdur taraf hep abla gösterilirken, bir sahne ile ibre tersine dönüyor. Şöhrete kavuşmuş küçük kardeşe hak vermeye başlıyorsunuz. (Hümeyra’nın muhteşem oyunculuğu ve filmin en vurucu sahnesi) Bu da hikayeyi sıradanlıktan kurtarıyor. Sizde iki kardeşin hikayesinin geçmiş muhakemesini yapıyorsunuz. Filmin çiçek çocukları zamanının (70’li Yıllar) havasını, kıyafetlerle, mekanlarla, müzik klipleriyle başarılı bir şekilde yansıtmış. Biraz Amerikan esintisi olsa da figüranlar hariç güzel bir iş çıkartılmış.
Küçük bir kasabada yaşayan iki kız kardeş Hanife ve Hatice, kasabaya yeni taşınan kaymakamın oğlu İstanbullu, müziksever delikanlı Tarık’la (Mehmet Günsur) bir şekilde tanışırlar. Liseye giden erkeksi tavırlı küçük kardeş Hatice’den hoşlanan Tarık, yanlış anlaşılmalar ve rahat davranışlarıyla büyük abla sağlıkçı Hanife’nin de sevgisini kazanır. Ama Tarık kendisi gibi en büyük tutkusu müzik olması ve çıtırlığından mütevellit Hatice ile aşk yaşamaya başlar ve daha büyük hayallerin peşine düşmek için birlikte İstanbul’a gtmeye karar verirler. Yıllar yıllar geçer ve Hatice tüm her şeyini kaybeder ve kasabaya yıllardır görmediği ablası Hanife’nin yanın sığınır. Ve böylece geçmişle hesaplaşma başlar…
Eleştirmen bu filme nasıl 3,5 yıldız vermiş anlamış değilim. Film inanılmaz güzeldi. Belki de ben Yeşilçam filmlerini çok sevdiğimden. Bilemiyorum. Ama herkese izlemelerini tavsiye ediyorum.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.