En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ömer Faruk Güler
5 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
10 Ekim 2024 tarihinde eklendi
Doğu Demirkol ve Murat Cemcir... Şaheser çıkarmışlar ortaya. Sinan, Çan'dan çıkıp kendini yazar olarak tanıtmak istiyor; ancak bunun zor ve neredeyse imkansız olduğunun farkında. Babası ise kendi dünyasını kurma peşinde, onun için çabalıyor. Sinan ne kadar babasından memnun olmasada sonda kuyuyu kazmaya devam etmesi benim için en önemli sahne oldu. Oyuncu seçimleri gerçekten muhteşem olan bir film. İzlenilmeli, tavsiye edilmeli.
Tam bir Nuri Bilge Ceylan filmi.diyologlar sahneler ses muhteşem. Film bir başyapıt ayarında 3 saat 15 dakika süren ve her sahnesinde yönetmen ustalığını konuşturmuş.hiç sıkışmadan izlenecek muhteşem bir yapıt
The Wild Pear Tree (Yabani Armut Ağacı) Ahlat Ağacında hayatın her noktasında ne olacağı belli olmayan bir şeylerle karşılaşırız ve o şeyleri karşılaştırırız. Genç kuşak bir önceki kuşağı eleştirmeli ama bu olumlu yönde eleştiri olmalı. Olumlu eleştirilerden bir tanesi de Nuri Bilge Ceylanın ortaya çıkardığı karakterler ve bizim o karakterlere bürünmemiz. Biz Ahlat Ağacı' ndaki Sinan, Kış Uykusu'ndaki Aydın Bey, Bir Zamanlar Anadolu' daki Doktor Cemal ile Savcı Nusret, Üç Maymun' daki İsmail ve Uzak filmindeki Yusuf' uz. Biz Nuri Bilge Ceylan ile varız.
Çok güzel bir Nuri Bilge Ceylan filmi.Cannes'te ödül alamasa bile dakikalarca alkışlanarak, ödül almaktan daha büyük iltifat edildi.Filmin sanatsal yönü gerçekten harika.3 saati geçik bir film aksiyon ve fantastik ögeler olmadan nasıl büyük bir keyifle izlenebileceğini ispatlayan bir film gerçekten. Film özellikle metaforlarla dolu.Kuyu baş metaforumuz kuyu 3 nesil içinde bir anlam ifade ediyor. Filmin sonunda Sinan'ın hem kuyuya asılı kalması yani benliğinden ve ailesine olan takıntısından kurtulamadığını bir sonraki kuyuya canhıraş bir şekilde saldırarak bu benliğiindeki savaşı elbette sonunda kazanacağının anlatılması bize verilen mesajdı.İkinci metafor Ahlat ağacı metaforuydu; şekilsiz, ortalık yerde biten, meyvesi bile şekilsiz çıkan, aykırı bir ağaç. Bu ailenin hayatında da herkesin kendine göre aykırılıkları yani ahlatlığı olması ve filmin birçok sahnesinde kullanılması önemli bir etkendi.Filmde mekânlar çok özenle seçilmiş ve detaylı belirlenmiş.Anadolu'nun,taşranın yani kültürünü,havasını, kokusunu buram buram alıp teneffüs ediyorsunuz.Bu bakımdan hiçbir abartı veyahut eksiklik yok. Toplumun farklı kesimdeki insanların çarpıklığına ve bozukluğa ironik olarak yer veriyor.Müteahhit sahnesindeki parayla kendini övmesi, siyasilerin kapı sökme hikâyesine(son dönemdeki ) dem vurması falan,Nuri Bilge Ceylan'ın aynı zamanda hem günceli hem toplumun farklı iş kollarındaki riyaları ve çarpıklığı da iyi gösteriyor. Diyor ki aslında herkesin bir ahlat ağacı var içinde. Bireyin içine düştüğü yalnızlığı çok iyi betimlemiş.Bir insanın bir amaca ulaşırken toplumdan laf olarak destek gördüğünü icraat olarak desteğinin olmadığını anlatmış.Görüntü yönetmenini de tebrik etmek lazım. Nurı Bilge Ceylan'ın ekip olarak çalıştığı Gökhan Tiryaki bu konuda muazzam iş çıkarmış.Oyunculuk da Doğu Demirkol, Sinan karakterini güzel canlandırmış ama aslan payı açık ara Murat Cemcir'de İdris karakterine ruhunu vermiş resmen. Karakteri canlandırırken acaba demiştik ama komediden sonra böyle dram filmi çevirebilmesi de oyunculukta rüştünün ispatı demek az kalır. Filme söylenecek çok söz var, kültler listesine ilerde girer son yorumumuz olsun.
188 dakika süren ve her Nuri Bilge Ceylan filminde olduğu gibi kasvetli bir ambiyansta geçen fakat tek kelimeyle akıp giden bir film...Ülkemiz gerçeklerine çok gerçekçi bir bakış, doğallık ve içimizden diyaloglar filme bağladı beni. Hazar ergüçlüyü eleştirenler film de sadece tek sahnede olmasına rağmen o sahneyi izlediklerinde oyunculuğunun zirvesine çıkan ergüçlünün film afişlerinden birinde afişin yarısını neden kapladığını anlayabilirler. Özellikle filmi izledikten sonra bir kaç kez tekrar izlediğim Sinanla, yazar Süleyman sahnesi muazzamdı. Özellikle Süleymanın tiradı nefes kesti, bir çok eleştirmen bu tiradı fazla ve gereksiz edebilikte bulsa da bence 10 dakika boyunca tahrik edilen, yeni yetme biri tarafından yazarlığı tartışılan Yazar Süleymanın bu edebi dersi vermesi muhakkak ki gerekiyordu. Herkesin hayatının bir döneminde de olsa tanıdığı bildiği veya arkadaşı olarak yaşamına giren 'son söylenmesi gereken şeyi ilkinde söyleyen' tabiri caizse kıl insan tipi Sinanlar hep aramızda var olacaktır. Ha unutmadan eski ve yeni nesil imam sahnesi de efsaneydi bence. kısa bir süre sonra uzunluğuna bakmadan tekrar izleyeceğim bir film.
spoiler: Kitabı okunmadı kaldı ki hayatta en değer verdiği ve özenerek kitabı hediye ettiği annesi bile okumamıştı. Zaten hayatı çıkmazdaydı eğer babası da okumamış olsaydı filmin sonu intaharla gerçekleşecekti. Ama babası okumuştu hatta Sinan babasından bunu hiç beklemiyordu. Sinan için dönüm noktası burasıydı. İnsanların babası hakkında yanlış düşündüğünü göstermek için o kuyudan o suyu çıkarmak için kazacaktı.
İzlerken sabır göstermek gerekiyor. Ben gayet keyif aldım ve geçen diyalogları pür dikkat dinledim. Kendinizi filmin içine verirseniz ,o üç saat su gibi akıyor. Dikkat bir kez dağılırsa,koparsınız.
Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki aşırı durağanlık her zaman izlenebilir olmuyor. Ruh halinize göre filmler dereceleniyor demek daha doğru. Kısaca bugüne kadar izlediğim en iyi Nuri Bilge Ceylan filmi. Ama aldığı ödülü de sonuna kadar haketmiş ödüllü film demek de her şeyi açıklar. Teşekkürler emeği geçen herkese.
izlememiş olanlara tavsiyem izleyin.izleyin ki gözünüzün pası gitsin.
Nuri Bilge ağabeyimiz bir filmde neler olmalısı gerekirse onları sunduğu eşsiz resital. Farklı çekim modlarını sırf kullanmak için kullanmamış. yerinde ve zamanında kullanarak sinemaya neden 7. sanat dendiğininde altına okkalı bir imza çakmış.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.