Kesinlikle izledikten sonra şaşkınlık ve hayranlık hislerini bir arada yaşadım. Tek kelimeyle olağan üstü.Anlamayanlara hak veriyorum. Ben de anlamayanların anladığı filmleri anlamıyorum genelde.
Kafam allak bullak oldu ne yazacağımı bilemedim. Öncelikle sakin kafayla sakin ortamda izlenmesi şart bu filmin. Göz kaçırmalar filmin bütünlüğünü etkileyebilir. Anlayabilmek için gerçekten olaylarla bağ kurabilmek gerekiyor. Hiçbir filmde kafam bu kadar karışmamıştı. Bu filmi anlamadığı için beğenmeyenlere bu yüzden birşey diyemem ama bence başyapıtların başında bir yapıt. Bu filmi izlediğinizde keşke daha önce izleseydim diyeceksiniz.
Kısaca söylemek gerekirse sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir filmdir sinemanın takipçisi olupta bu filmi izlememek mümkün olmaması gerek.
bilinçli olarak izlediğim ilk film fiyebilirim. akıl oyunlarının fazla olduğu sondan başa gidden kurgusuyla farklı ve muhakkak izlenilmesi gereken bir film.
Filmi yeni izledim, 20 dakika falan oldu hani bitireli ve şimdi diyorum ki " Benim 11 yıldır kafam neredeymiş lan? " Çok muhteşem bir film, biraz karışık, allak bullak ediyor sizi ama film bittikten sonra şöyle oturup biraz düşündüğünüzde çoğu şey yerine oturmaya başlıyor. Sondan başa doğru ilerleyen, sonunu tahmin edemeyeceğiniz, her sahnede şüpheliyi değiştiren bir film. Her sahnede dumur oluyorsunuz ama son sahnede.. İzleyin işte! 10/10 " Seni unuttuğumu hatırlayamıyorum. "
Ben bir nolan hayranı değilim..Ancak bu filmi ayakta alkışlamak için hayran olmamada gerek yok.Zaten 2 filmini severim prestij ve henüz yeni izlediğim bu film.. İzledikten sonra takıldığım bir yerler var demeniz doğaldır,zaten bu filmi tek izleyişle bütünüyle anlamanız imkansız,çünkü işlenişi ile 2 kat fazla gizem yaratılmış.Ben Nolanın diğer filmlerini biraz abartılı bulurum ve sevmem ama bu onun kötü bir yönetmen olduğunu göstermiyor elbette.Çünkü bence bu filmde sinema tarihinin en iyi yönetmenlik performanslarından birini izliyorsunuz.Yani zamanı hissedemeyen adamımızın gözünden izliyoruz herşeyi,otel sahibinin de dediği gibi hep geriye gider gibi,birşey yapmak istiyorsun ama biraz önce ne yaptığını hatırlamıyorsun. İnkar edilmez bir şekilde harika bir yönetmenlik var bu filmde.. Özellikle açılış ve son test sahnesine cidden hayran kaldım,müthişti..
Açık çek üzerine ne yazarsan senin olur.10 üzerinden 2 ya filmi izlememişsin ya da C.Nolana karşı bi art niyetin felan var.Kurgu oyunculuk senaryo nereye bakarsanız bakın mükemmel diyebilirsiniz.Tabi iyi bir sinema sever iseniz.
SİNEMA TARİHİNE ALTIN HARFLERLE ADINI YAZDIRMIŞ BİR KİLOMETRE TAŞI
Memento filmini, Jonathan Nolan yazıp Christopher Nolan yönetmiş. Nolan kardeşler ile chris'in karısı uzun yıllardır beraber projeler geliştiriyorlar. İlk çalışmaları bir kısa film olan doodlebug. Chris'in Kubrick gibi detay takıntısı olması ve gençliğinden itibaren filmlere ilgi duyması tesadüf değil. Henüz yedi yaşındayken tarantella isimli kısa filmi çeker. Yedi yaş nedir yahu. Sonrasında bu işin peşini bırakmaz ve geldiği nokta ortada. Ufak kardeşi ise neredeyse ondan daha zalım. Sürekli hikayeler yazıyor ve ufku çok geniş. Memento'nun orijinali ise "memento mori" isimli kısa hikaye. "Memento Mori" latince bir deyim ve "fani olduğunu hatırla" anlamında neyse. Başrollerde ise Guy Pearce, Carrie–Anne Moss ve Joe Pantoliano yer alıyor. Favorilerimden olan bu film arkadaşlarınızdan duyduğunuz üzere tersine işliyor ama bu kadar basit değil tabii ki de. Filmde bi siyah beyaz sahneleri bi de renkli sahneleri görüyoruz. Sırayla beliriyorlar. 22 tane siyah beyaz sahneye 22 tane renkli görüntü eşlik ediyor. Bu 44 tane sahne aslında bir olay örgüsünün kronolojik olarak bölünmüş halleridir.
Bu arada filme geçmeden önce yönetmene ve kardeşine de değinmek lazım. Bence gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri Christopher Nolan'dır. Bunu memento'yu çektiğinde söylemek pek doğru değil ama 2011 yılı itibariyle söyleyebilirim. O kadar da değil diyenle de tartışmaya hazırım. Prestige, Following, İnception, Memento ve son dönem Batman serileri. Bunlar kolay filmler değil. Senarist olan kardeşin nerelerden ilham aldığı ayrı bir tartışma konusu neyse filme dönelim;
Güzel bir hayatın nasıl mahvolduğunu ve mahveden kişinin peşinden giderken neleri feda edebileceğimizi göz önüne seren Akıl Defteri filmi, 2000 yılında yapılmış senaryosu ile beyinleri zorlayan bir filmdir. Leonard Shelby adındaki ana karakterimiz tuhaf ve nadir bir hastalığa yakalanmıştır. Yaşadığı son 15 dakikayı hatırlayamayan bu yüzdende herşeyi unutan Leonard sürekli kendine notlar yazmaktadır. Karısının tecavüze uğradığını ve öldürüldüğünü hatırlayan bunun dışında geçmişindeki bazı anıları hatırlayabilien Leonard, katili yakalamak için ucuz otel odalarında kalıyor dedektif gibi araştırmalar yapıyordur. Önemli notları vücuduna dövme olarak yapıyor onlara bakması için kendisine notlar bırakıyordur. Bıraktığı notlar ileride kafasını karıştırmaya başlasa da gerçeği gördüğünde büyük bir şaşkınlığa uğrayacaksınız.
Eski tarz filmlerden çok fazla zevk almasam da bu tarz senaryosu sağlam ve kafa karıştıran şeyleri çok seviyorum. Akıl Defteri filmi izlediğim en karışık filmlerden bir tanesiydi diyebilirim. Kendisine bıraktığı notları zamanla kendince yorumlayan Leonard pek çok hataya düşmeye başlıyor ve insanlar tarafından kullanılmaya çalışılıyor. Bu yüzden bazı önlemler alması gerekiyor. Bu kısımı spoiler sanabilirsiniz fakat değil. Filmi izlediğiniz o kadar büyük olaylar dönüyorki bu ufak bilgi çok ufacık bir detaydan ibaret sadece. Sonu sürprizli biten filmlerden hoşlanan arkadaşlarımızın tereddüt dahi etmeden izlemesini tavsiye ediyorum. Film kategorisi ne kadar gerilim olarak görünse de filmde gerilmekten ziyade büyük bir aksiyonun içerisinde kalıyorsunuz. Cevaplanmamış binlerce soru ve hedefe ulaşabileceğimiz konusunda pek çok buğulu ip uçları var. Fakat kahramanımızın hafıza sorunu bunları karma karışık bir hale getirip bizi senaryonun içerisindeki bir labirente çekiyor. Doğru yolu bulabilir miyiz derken aslında aradığımız yol acaba doğru yol muydu ? gibi karışık sorulara dönüşmesini sağlıyor. Sağlam senaryo, sağlam oyunculuk sonucu film on numara beş yıldız bir hale dönüşmüş. Gerilim, karmaşa, bilmece ve bulmaca sevenlerin bayılacağı benimde şiddetle tavsiye ettiğimi güzel bir film. İyi Seyirler Dilerim
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.