kubric’in filmlerinde önemli olan olay genellikle tek bir sözcüktür.tek bir sözcüğü irdeleyerek birden çok çıkarım yapar sonuç elde eder.bu filminde 'suç' sözcüğü(olgusu) ele alınmış ve irdelenmiş ve bir çok sonuç ortaya çıkmış.hangisini kabul edeceğine izleyiciler karar verecek..stanley kubric harika bir yönetmen.
bu film baştan sona dikkatle izlendiğinde stanley kubrick in neden gelmiş geçmiş en iyi yönetmenler arasına konduğunu rahatlıkla görebiliriz. işini titizlikle yapması, sivri dili, muhalif tavrı...kesinlikle bir kült....
film harikaydı ya.bu kadarını beklemiyordum açıkçası.ilk başlarda sıkılıp bırakmayın sakın.ben öyle yapacaktım yanımdakiler izin verse.iyi ki de izin vermemişler yani.çok güzel bir film izlememi sağladılar.herkese tavsiye ediyorum...
filmi anlaması zor diye tanıtmışlardı.izledikten sonra çok sağlam filmmiş dedim.ama filmin sonunun bir masal edasıyla yada ders alınması amacıyla yapılan alacakaranlık kuşağı gibi işlenmesi itici gelmişti biraz.
film; toplumun şiddete olan eğilimini biraz ütopik olarak anlatıyor olsa da filmin çok başarılı olduğu yadsınamaz.karakterler ve kurgu çok iyi bir şekilde içiçe geçmiş.şiddet ve tacizlerin dozu çok doğru kullanılmış.film vermek istediği mesajı dolaylı olmadan direk vermiş.hiçbir sahnesi abartılı veya eksik değil.bence çok başarılı bir film.
Stanley Kubrick'in ANtony Burgess'ın romanından uyarladığı bu film,NEW YORk Film Eleştirmenleri'nin En İyi Film ve Yönetmen ödülleri,ayrıca en iyi film dahil olmak üzere dört Oscar Ödülü adaylığına sahip..Filmdeki sanatın kalitesi,seyir zevkini doruklara tırmandırıyor..Malcolm McDowell'in oyunculuğu ve enerjisi de alkışı sonuna kadar hakediyor. * 'Nefis.Olağanüstü hayalgücüne bir tur,müzik,kelimeler ve hisler' -Vincent Canby,The New York Times *
Stanley Kubrick filmografisinde çok önemli bir yer tutan ’’Otomatik Portakal’’filmiyle,şiddetin ve korkunun başat öğe olarak sivrildiği günümüz modern toplumlarına da emsal oluşturabilecek çok incelikli bir çalışma ortaya çıkarmıştır.Aradan geçen uzunca yılın ardından(film 71 yapımıdır)bu gerçek sinemayla aydınlanan zihnimizde daha da berraklaşıyorsa bu aydınlanmanın kaynağını Kubrick’in sanatının inceliklerinde aramak gerekir.Erotizmle şiddet arasında yer yer parodiyi çağrıştıran ama -özünde trajik olan-bir sentezi, estetik bileşimin sınırları içerisinde ustaca yoğurabilmesi O’nun, ardıllarını da fazlasıyla etkilemiş bir ’estet’olarak anılmasını da gerektirir ki; bu taktir edersiniz ki bir yönetmen açısından hiç de azımsanamayacak bir seviyedir. Hoşgörünün ve insan yaşamına saygının ortadan kalktığı bir toplumsal zeminde insanın yeri ne olabilir ki'Sıkışmışlık duygusuyla hızla bir yalnızlığa sürükleniş,güven duygusunun ortadan kalkması ve karşı konulmaz bir karamsarlık...Böylesi bir ortamda aidiyet duygusunu yitirmiş,Max Weber’in ’’underclass’’olarak nitelediği kendisine ve topluma yabancılaşmış bir insan kalabalığı çıkmaz mı ortaya? Filmimizde ’’genç bir serseri’’olarak beliren Alex’in hunharca işlediği cinayetler ya da acımasızca giriştiği tecavüzler şüphesiz ’’psikopatolojik’’bir tutumun tezahürleridir.Peki ya şiddetle mücadele için ’’ceza teorileri’’ geliştiren hükümete zemzemle yıkanmış diyebilir miyiz'Filmin ortaya çıkardığı tartışma zemininin akıntısına kapılmak bu açıdan bakıldığında hiç de zor değildir.... Ludovico Sağlık Merkezinde ’’şiddetinden’’arındırılmaya çalışılan Alex’in terapiler sonucunda ’’iyileştirilmesi’’şüphesiz tartışmalı bir iyileştirmedir.Geçmişte cellat olan bugün artık avcılarının elinde bir kurban olmuştur.Filmin 2.devresi olarak değerlendirebileceğimiz bu rövanş sahnelerinde,arka fonda yükselen Beethoven’in 9.senfonisi eşliğinde film daha da ironik bir havaya bürünür.9.senfoni bütün bu toplumsal bataklığın içerisinde adeta bir çiçek gibi filizlenen,iyi olanı çağrıştıran,simgesel anlamlarla yüklü bir öğe gibidir ve duygu sağaltımı yoluyla izleyenine soluklanma fırsatı verir. ’’Otomatik Portakal’’akılda kalıcı sekansları,basarılı oyunculuklar ve yönetmeninin pitoresk üslubuyla izleyenini içine alan,derinliği ve akıcılığı olan günümüz toplumlarına yakılmış bir ağıttır bana göre...
otomatik portakal devlete karşı devlet olmanın statükosunda .konvansiyonel iktidarların karşıt güçlerini beslemeden onları desteklemeden büyüyemez oluşunun bir kanıtıdır.
Mütiş bi hikaye mükemmeliyetçi bi yönetmenle buluşunca ortaya böle kült bir film çıkıyor.Aslında buhranlı,,sewmediim bi anlatım tarzı var ama nedense filmi film yapan da o olmuş.Babasının tükürüğünü sildiği sahne,ve hızlı ilerleyen sevişme sahneleri çok güseldi.Ayrıca filmi izledikten sonra 9.senfoniyi dinlerken artık farklı duygular içnde olucaamı düşündüm.Alexin kullandığı dil de enterasandı,,ya herşeyiyle izlettirdi kendini film hem de beynine kazırmışçasına..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.