Otomatik Portakal
Ortalama puan
4,2
1255 Puanlama

194 Kullanıcı yorumları

5
53 Eleştiri
4
96 Eleştiri
3
14 Eleştiri
2
12 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
15 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.408 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Mayıs 2022 tarihinde eklendi
Senaryosunu da, Anthony Burgess'ın aynı isimli kült romanından (1962) uyarlayarak yazan büyük sinemacı Stanley Kubrick'in yönetmen koltuğunda oturduğu “A Clockwork Orange”:

"Kara mizah (dark comedy)" unsurların ustalıkla kullanıldığı; siyasi erkin, toplumun refah ve eğitim seviyesini yükselterek doğrudan suça yol açan sosyolojik düzeni ortadan kaldırmak yerine suçlu bireyleri, suçu işledikten sonra psikolojik tedavi ile rehabilite ederek topluma entegre etmeye çalıştığı fantastik bir drama olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, farklı kategorilerdeki dört Academy ve yedi BAFTA ödülüne aday olmasına karşın; eğer sinema sanatı ile yakından ilgilenmiyorsa, bugün neredeyse hiç bir sıradan sinemaseverin adını kolay kolay anımsayamacağı "The French Connection" (1971) karşısında ciddi bir hezimete uğrayan bu "sinema klasiğine" biraz daha yakından bakalım...

***

Şahane bir performans sergileyen Malcolm McDowell'ın canlandırdığı Alexander "Alex" DeLarge ile üç kankası Pete (Michael Tarn), Georgie (James Marcus) ve Dim (Warren Clarke); oturmakta oldukları Korova Süt Barı'nda, içine uyuşturucu eklenerek, kendilerini saldırgan bir hale getirecek olan sütlerini yudumlamaktadırlar...

Bardan çıktıklarında gerçekleştirdikleri ilk icraatları da; yollarının üzerindeki bir alt geçidin köşesinde demlenirken, kendilerinden bozukluk isteyen yaşlı bir alkoliği (Nicholas Hill) öldüresiye dövmek olur...

***

Derken...

Terk edilmiş bir gazinoda, Billy (Richard Connaught) ve onun dört kankasına; ellerine geçirmiş oldukları bir genç kadının (Cheryl Grunwald) ırzına geçmeye yeltenirlerken rastlarlar...

Ve...

Çok geçmez...

Genç kadın kaçıp kurtulurken, iki grup birbirlerine girerler...

***

Ardından otomobillerine atlayan Alex ve kankaları soluğu, trafiği terörize etmelerinin ardından, zilini çaldıkları kapının önünde yalan söylemek suretiyle; Bay (Patrick Magee) ve Bayan Alexander'ın (Adrienne Corri), darmadağın edecekleri evlerinin içinde alırlar...

Kankalarından Georgie Bay Alexander'ı yere sabitlerken, bangır bangır bağırarak "Singin' in the Rain" şarkısını söyleyen Alex, diğer bir kankası Dim'in kollarından tutmakta olduğu Bayan Alexander'a zorla tecavüz eder...

Bu eylemin nihayetinde; Bayan Alexander hayatını kaybederken Bay Alexander da, tekerlekli sandalyeye mahkum bir yatalak olarak yoluna devam edecektir...

***

Hızlarını alamayan dört serseri, birer bardak daha süt içmek amacıyla yeniden Korova'ya uğrarlar...

Barda BBC televizyonundan oldukları anlaşılan bir grup daha süt içerken, içlerinden şarkıcı olduğu anlaşılan bir kadın; Beethoven'in 9. Senfonisini seslendirmeye başlar...

Başlar başlamaz da, Alex'in kankalarından Dim; ağzıyla ses çıkartarak, o kadını engellemeye çalışır...

Ki bu da, aynı zamanda fanatik bir Beethoven hayranı olan Alex ile Dim'in aralarının limonileşmesi anlamına gelecektir...

***

Neyse...

Herkes kendi evine yollanırken Alex, bir fabrika çalışanı olan annesi (Sheila Raynor) ve işsiz ev erkeği babası (Philip Stone) ile beraber yaşadığı belediye konutlarındaki, odasındaki çekmece de yılan beslediği evlerine giderek yatar...

***

Öğlene doğru uyandığında; annesinin anahtarını kullanarak evlerine girerek, kendisine son bir uyarıyı yapacak olan dedektif Bay Deltoid (Aubrey Morris) beklemektedir...

Zira diğer vukuatlarını değilse de, Billy ve kankalarıyla yaptıkları kavgadan haberdardır...

***

Plakçı dükkanında tanıştığı iki kızla (Katharina Kubrick) evinde üçlü seks alemi yapan Alex, işini tamamlayınca; kendisini, sürpriz bir ziyaret için yaşadığı apartmanın girişinde beklemekte olan kankalarının yanına iner...

Çünkü artık, özellikle de daha büyük vurgunlar yaparak ciddi paralar kazanmak isteyen Georgie ile Dim, Alex'in liderliğini kabul etmemektedirler...

Ancak çok kısa bir süre içerisinde Alex, her ikisine de hadlerini bildirerek, süt dökmüş kedi gibi olmalarını sağlar...

***

Ama kankalarının taleplerini haksız da bulmaz...

Böylelikle akşama, Woodmere çiftliğinde tek başına kedileriyle yaşayan Bayan Weathers'ın (Miriam Karlin) malikanesini, aynen Alexander'lara uydurdukları yalanlar ile basacaklardır...

Fakat Alexander'ların başına gelenleri gazete haberlerinden öğrenmiş olan bu kadın, hiç tereddüt etmeksizin telefonla hemen polisi arar...

Aynı esnada kapıdan giremeyen serserilerden Alex, açık durumdaki bir pencereden binanın içine sızıp kapıyı açmayı planlamaktadır...

Yalnız biraz aceleci davranan Alex pencereden girer girmez; kendisine direnen kadını öldürür ve mekanın kapısını açtığında da, kankalarının ihanetine uğraması sebebiyle polise enselenerek on dört yıl hapse mahkum edilir...

***

O artık Alexander DeLarge değil Parkmoore Hapihanesi'ndeki 655321 numaralı bir mahkumdur...

Alex, belki de hayatında ilk kez; Baş Gardiyan Barnes'ın (Michael Bates) kişiliğinde, devlet otoritesinin en sert haliyle karşı karşıya gelmektedir...

Tabii hapishanede kendisine göz koyan rahip ile göz kırpan bir mahkum da (Joe Bartlett), işin cabası...

Elbette bir de ortalıkta; Alex'in bizzat başvurmak istediği Ludovico tekniği olarak adlandırılan, insanı suç işlemekten caydıran yeni bir psikolojik tedavi yöntemi de bulunmaktadır...

Böylelikle Alex hem buradan çıkacak hem de bir daha hapishaneye girmeyecektir...

Ama henüz deneme aşamasındaki bu tedavi, hapishanenin direktörünün (Michael Gover) tehlikeli bulması nedeniyle Parkmoore'da uygulamaya sokulmamıştır...

***

Uzatmayalım...

Himayesine sığındığı rahibin de yardımıyla Alex, test için kendiliğinden gönüllü olmayı umsa da bu şansı; bir teftiş esnasındaki girişkenliği sayesinde, İç İşleri Bakanın (Anthony Sharp) kendisinden kapar...

Dakika 65...

Vakti zamanında, DVD ve vizyona girdiği yıl sinema salonunda izlediğimiz filmin geride kalanında sizleri 71 dakikalık muhteşem bir bölüm daha bekliyor olacak...

Keyifli seyirler,
whitefender
whitefender

Takipçi 9 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
2 Şubat 2006 tarihinde eklendi
şu kadarını söyliyim ben böyle bi film izlemedim.üstad sınır tanımıyo.sanki her karede onlarca anlam.ama en unutulmazı benim için alex ve droogs ların kadına saldırırken, kadının bir fallusu müthiş bir sanat eseriymiş gibi korumaya çalışırması ve buna karşılık beethoven büstüyle kendini savunmaya çalışması.sanırım alexi de ençok kızdıran bu:) klasikle postmoderni karşı karşıya getiren müthiş estetik bi sahne.bu film için yazılcak o kadar çok şey varki.herşey bir imge.ölmeden izlemek lazım tabi o da yetmez bu film hakkındaki kitaplara da bi göz atmal.
kuzularynsessizli-i
kuzularynsessizli-i

Takipçi 804 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
8 Temmuz 2009 tarihinde eklendi
Stanley Kubrick ne kadar büyük bir yönetmen olduğunu bu filmle kanıtlamış bence...Baştan sona ilgiyle izlediğim bir filmdi...Mekanlar, diyaloglar çok hoşuma gitti...
kadir503
kadir503

Takipçi 329 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
18 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
Yedinci sanatın gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden birisi Stanley Kubrick. Filmografisinde bir başyapıt bulunan yönetmenin en ilgi çekici filmlerinden birisi ?Otomatik Portakal?. Belli bir sinema sever kitlesince de en iyi filmi, ben de bu görüş doğrultusunda düşünüyorum. Bana göre Kubrick'in en iyi filmidir ?Otomatik Portakal?. ?İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse insanlıktan çıkar.??Ludwig Van'ı bu şekilde kullanmak. O kimseye bir zarar vermedi.Beethoven sadece müzik yaptı. ?İsminden başlayarak anlatmak istediklerini her karesinde anlatan ve sert eleştirilerde bulunan bir film. Filmde, görüp görülebilecek en sert eleştiriler yer alıyor. Film aynı zamanda bir kitap uyarlaması. Anthony Burgess'in aynı adlı kitabından Kubrick tarafından senaryolaştırılmış. Tarihin en iyi filmlerinden biri olmakla birlikte, tarihin en aykırı filmlerinden biri. Müzikleriyle, replikleriyle, hikayesiyle, anlamıyla... Geleceğin İngiltere'sin de geçiyor film, bu gelecek zamanla şu an bulunduğumuz zaman arasında pek büyük bir fark yok. Kubrick'in büyük yönetmen olmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Cinsellik ve şiddetin kol gezdiği bir gelecek bu, dediğim gibi günümüzle uyuşuyor. Cinsel öğeler bu gelecekte, ev dekorları ve tablolar olarak kullanılan düzeyde. Kubrick sadece geleceği şiddet ve cinsellik olarak tasvir etmemiş. Kullanılan dildeki, kıyafetlerdeki ve dekorlardaki değişimler gibi... Böyle sağlam bir yapı üzerine inşa etmiş filmini Kubrick. Hikayesini ise devamlı suç işleyen, asi gençlerden oluşan bir çetenin elebaşı olan Alex'in üzerinden anlatmış. Burada geleceğin arkadaşlarına da değinmiş, başta arkadaşlarına Alex'in yaptığı yanlış; daha sonra onun hapse girmesine sebep oluyor. Burada özgürlüğüne kavuşmak için Alex, yeni bir buluş olan şiddet ve cinsel eğilimleri yok eden bir programa girmeyi kabul ediyor. Girdiği program sonrası özgürlüğüne kavuşan Alex'i kabus gibi bir geri dönüş bekliyor. Polis olmuş eski 2 çete arkadaşları tarafından aşırı şiddete maruz kalıyor ve daha önce arkadaşlarıyla birlikte karısına tecavüz ettikleri adamın evine düşüyor. Böyle büyük bir intikamla çaresiz bir şekilde karşı karşıya geliyor. Filmin bu farklı ikinci yarısı diye adlandırabileceğimiz bölümlerinde, izleyenler Alex ile özdeşleşebiliyor. Kubrick filmlerinde bu duyguyu pek tadamadığı şekilde. Finalde ise bu özdeşleşme herhalde bozuluyor, yine Kubrick kafalarda soru işaretleri bırakıyor. Yalnız bu ikinci bölümde Alex'in özgürlüğünde yardımcı olan devlet kavramı sert bir şekilde eleştiriliyor. Devletin gerekliliği ve el atıp atmaması gerektiği konular da nasibini alıyor. Devletin sayesinde özgür kalıp, tekrar hayata kazandırılmak üzere topluma salınan Alex, toplumun sırt çevirmesiyle karşı karşıya kalıyor. Hem de kendisini koruyamayacağı bir şekilde. Bir bakıma ettiklerini buluyor. Toplumdaki sırt çevirmeye ailesi de katılınca onun için daha da büyük bir yıkım oluyor. Daha sonra toplumdan dışlanan ve medya tarafından ismi duyulan Alex'i devlet kolluyor, tabii kendi çıkarları için. İşte böyle sert eleştirilerle bezenmiş sert bir film ?Otomatik Portakal?. Anlatmak istediklerini filmin adından bile anlayabiliyoruz. Film; görsel, işitsel ve zihinsel başta olmak üzere izleyenlerin birçok duyusuna farklı mesajlarla sesleniyor. Ütopik bir film olduğundan filmdeki sanat yönetimi de muazzam. Kullanılan kostümler, ev dekorları, arabalar, şehir vb. hepsi geleceğe göre uyarlanmış. Evlerdeki koltuklar da ?2001 Space Odyssey'de kullanılanlardan, buradan filmin geçtiği zaman dilimini 2000'li yıllar olarak tahmin edebiliriz. Kısacası izleyenlere üst düzey bir görsellik yaşatıyor. Sadece görsellik üst düzey değil tabii ki de üst düzey bir film. Müzik kullanımı da öyle. Beethoven'ın 9. Senfonisi'ni fon müziği olarak kullanmış Kubrick. Başka bir filme bu kadar yakışır mıydı, bilemiyorum ama sahnelerle uyumu izleyenleri rahatlatma çabasında girişimi müzik seçiminin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Bittikten sonra izleyenleri derin düşüncelere boğuyor ?Otomatik Portakal?. İnsanın seçim yapma şansının elinden alınınca geldiği durum, insanın içinin değişmeyeceği, devlet olgusu, düzen gibi konulara sert eleştirileriyle gelmiş geçmiş en eleştirisel ve ileri görüşlü filmler arasında yerini aldı. Stanley Kubrick'in üst düzey yönetmenliğiyle, usta yönetmenin filmografisinde üst sıralarda yerini aldı. Yönetmen kadar oyuncuların da çok başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Gelmiş geçmiş en dikkat çekici anti-kahramanlarından biri olan Alex karakterini canlandıran Malcolm McDowell muhteşem bir oyunculukla filmi de zirveye taşımış. Ne yazık ki oyuncuyu bir daha bu denli bir filmde izleyemedik. Gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olan ?Otomatik Portakal? gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerden olan Stanley Kubrick'in elinden titiz bir çalışmanın ürünü olarak çıkmış, 7 sanatı birleştiren, unutulmayacak bir klasik. ?Çok acı çektiğini anlayabiliyorum Yardım edeyim, ister misin? Ben ve üyesi olduğum hükümet olanlardan dolayı çok üzgün, oğlum. Çok üzgün. Sana yardım etmek istedik. Sonunda yanlış olduğu anlaşılan öğütleri dinledik. Bir soruşturma örgütü sorumluları bulacak. Bizi arkadaş gibi kabul et. Seni düzelteceğiz. En iyi biçimde tedavi göreceksin. Sana hiçbir zaman zarar vermek istemedik. Ama birçoğu istedi. Kimleri kastettiğimi biliyorsun. Bazıları, politik amaçları için seni kullanmak istedi. Ölümün onları çok sevindirecekti ve bundan hükümeti sorumlu tutacaklardı. Özellikle bir adam var, yazar, yıkıcı eserlerin sahibi, kanın için çığlık atıyordu. Seni sırtından bıçaklamak saplantısı içindeydi. Ama şimdi güvenliktesin. Onun hakkından geldik. Ona kötülük ettiğini öğrendi. En azından, kötülük ettiğini sanıyordu. Saplantı içinde, seni sorumlu kılıyordu çok sevdiği birisinin ölümüyle ilgili olarak. Çok tehlikeliydi. Kendi güvenliği için onu tutukladık. Senin için de.? ?Herkesin bildiği gibi hükümet senin yüzünden popülaritesini yitirdi, oğlum. Gelecek seçimleri kaybedeceğimiz söyleniyor. Basın bizi çok eleştirdi yapmak istediğimizden dolayı. Ama kamuoyu değişkendir.?
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Temmuz 2013 tarihinde eklendi
Şiddetin sınırlarını zorlayan sahneler olduğu için bazen izlemek zorlaşsa da anlattıkları ve toplumdaki suça yatkın insanları bilinçaltılarını işlemesi açısından önemli bir yapıt,suçlu psikolojisi apayrı bir şey zamanla o kişiye yaptığı şeyleri gösterince o bile iğ izleyin ve kendiniz karar verin nasıl olduğuna
mehtap6
mehtap6

Takipçi 385 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
20 Kasım 2010 tarihinde eklendi
stanley kubrick in atlamadan kesinlikle izlenmesi gerekn bir filmi daha :) mekanların etkileyiciği, karakterlerin olması gerektiği gibi sinir bozuculuğu harika. en etkileyici sahneleri ise Alexin tedavi görürken gözlerini kapamasına izin vermeyen mekanizmaya bağlı olarak şiddet görüntüleri izletilmesidir.
atakanozruh
atakanozruh

Takipçi 331 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
6 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
Kubrick ustadan çok değişik bir yapım. Süper çekimler ve tamamen gerçekçi bir anlatım. Oyuncular harika. Konu çok ilgi çekici. Mutlaka izlenmesi gereken bir kült film. İzlerken sıkılabilirsiniz ama emin olun film bittikten sonra garip bir şekilde her karesini hatırlayacaksınız.
cougarcop
cougarcop

Takipçi 171 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
19 Temmuz 2009 tarihinde eklendi
yönetim ve kurgu açısından mükemmel,oyunculuk harikulade.yaklaşık 40 yıl önceden geleceğe yollanmış bir uyarı.malcolm mcdowell belkide en iyi oyunculuğunu sergilemiş.sonrasında abd de oynamadığı film yok herhalde:)) her yönüyle övgüyü hakeden bir yapım..ama değinmeden geçemeyeceğim bu film sadık sinema sanatseverlerine hitap eden bir film olduğundan her bünyeye hitap etmeyebilir.9/10
yenilige-dogru
yenilige-dogru

Takipçi 176 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
7 Mayıs 2010 tarihinde eklendi
Filmde verilmek istenen mesaj harikulade.Apaçık gösterilen ironiler, mekanların, objelerin sıradışılığı, kullanılan müzikler...En ilginci ise sistemin, deneğin dünyasını tamamen değiştirerek Pavlovun köpeği misali hissizleşmesi ki denek, suçlu cezasını asıl bu noktada çekmiş olur. Ben filmi böyle yorumluyorum.
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
30 Kasım 2008 tarihinde eklendi
farklı bir yapıt olduğu kesin,kült olduğunu anlıyorum fakat sanki bana çok da gerekli gelmedi.bazı yerlerde sıkılıyorsunuz,kesinlikle izlenmesi gereken bir film mi? bence pek değil.sinemasal açıdan değil ama bu kadar ünlü bir filmi de izlemek gerekir tabii ki.başrol gerçekten inanılmaz zor bir karakter ancak bunun altından başarıyla kalkılmış.
deckard76
deckard76

Takipçi 317 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
7 Temmuz 2009 tarihinde eklendi
Şiddet ve cinsellik(daha doğrusu tecavüz)güdüsünü inceleyen kült yapım.Bu iki dürtünün insanın kişiliğini belirleyen unsurlardan biri olduğu baskıcı devletin hapiste bu iki dürtüleri yok ederek kişiyi bitkiselleştirdiğini çarpıcı sahneler ve unutulmaz oyunculuklarla anlatan Kubrick başyapıtı.Özellikle Alexin hapisten çıktıktan sonra başına gelenler çok çarpıcı.Zamanında olay yaratan ve İngilterede yasaklanan filmi için Kubrick usta İnsanlar filmimi anlayacak kapasitede değillercümlesini söylemişt.Zamanının ötesinde bu dahi yönetmenin bu filmini bugün bile anlayanlar maalesef az.
khaleesi
khaleesi

Takipçi 136 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
24 Haziran 2009 tarihinde eklendi
insanın değişimini çok iyi konu edinmiş mükemmel bi stanley kubrick filmi...
handanece
handanece

Takipçi 34 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
8 Mayıs 2009 tarihinde eklendi
bazı yorumlardan anladığım kadarıyla filmin aslında bi kitap uyarlaması olduğunu gözardı ettiğinizi anlıyorum. kitapı okuyun ve filmin tekrar değerlendirin. kesinlikle eşsiz bir uyarlama.
Burakrises
Burakrises

Takipçi 687 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Aralık 2010 tarihinde eklendi
izlenebilir güzel eski bir film 10/9
erdemmarasli
erdemmarasli

Takipçi 130 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
4 Aralık 2007 tarihinde eklendi
9/10 Kubrick gerçekten mükemmel bir senarist aynı zamanda da gerçek bir yönetmen. Filmin akışını o kadar güzel dizayn etmişki gözünüzü ekranda ayıramıyorsunuz. Sanki 3 farklı filmi birleştirip tek bir bütünü ortaya koyuyor gibi. İşte bu da onun farkı. Fakat ne yazık ki günümüzde onun filmlerini bulabilmek çok zor. Ben sadece 2 tanesini izleyebildim. Elinde bulunanlar yardımcı olursa sevinirim.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler