En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
gordeslideniro
Takipçi
130 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
26 Nisan 2009 tarihinde eklendi
Stanley Kubrickten kesinlikle bir başyapıt. Tecavüz-adam öldürme - gasp - para çalmak gibi birbirinden pis işlere bürünen dört sokak çetesinin liderinin başından geçen hikayeyi konu edinen film belki de Kubrickin yapmış olduğu en iyi roman uyarlaması. Sisteme ve toplum yapısına getirdiği eleştirisel yaklaşımlarıyla sıradışı bir film. Şiddet ve şiddetin toplumsallaşması üzerine kurulu bir kült.queer as a clockwork orange deyişinden alıyor ismini. Bu deyiş olabilecek en garip davranışları ve özellikleri barındıran kişiler için kullanılıyormuş. Portakalın organikliği insanlığı temsil ederken, otomatik kelimesi de makineleşmeyi anlatıyor diyebiliriz; yani makineleşmiş bir insanı.Yazar Antony Burges kitabında şöyle der:'Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum'
Kitaptan uyarlanmış bir kara mizah örneği. Ailelerin içindeki şiddetten, cinsellikten ötürü çocuklarının görmeyi çok istemesine rağmen engel çıktıkları ilginç psikolojik traji-komedi. Bazı sahnelerde şiddetin ve cinselliğin aşırıya kaçtığı sınırı aştığı bir gerçek ama anca gerçek insanların başka insanlara çektirdiği acı, zarar sınır tanımazlık bu şekilde anlatılabilirdi. Kötü bir espri anlayışı olan serserinin acımasız hayatı gibi bir şey karşımızdaki. Kendi çetesini kuran Alex savunmasız, masum insanlara zarar veriyor. Yaptığı işkencelerde günümüzden birçok olay örneği bulabilirsiniz. İnsanın içindeki şiddeti arzulayan küçük canavarı anlatıyor film. Ama sonrasında film değişiyor başka bir renk oluyor. Psikolojik durumlar çıkıyor. Birisini şiddetin kötülüğünü anlatmak için kendi yaptığı şiddeti gözleri sonuna kadar açık halde izletmek kadar iyi bir yöntem var mı? Karakterimizin yaptığı işkencelerin benzerini gördüğü zaman midesi bulanıyor, bağırıyor durmasını istiyor, beynine bir duvar örülüyor sanki. Tabii bütün bunların sonrasında görüş açısı ters köşe. Seçme hakkını kaybetmiştir artık iyi ile kötü arasındaki kararı kendisi veremez sadece beynindeki düşünce duvarı her zaman iyiyi gösterir. Ama seçim hakkını kaybedince insanlığını kaybetmiştir. Kült yapım anlatmak istedikleriyle, bir yandan kargaşa, işkence ve şiddetin arasından ışıldayan kapkara mizahıyla insanın psikolojisini iyi bir şekilde ele alan yapım.
Beş kere keyifle izlediğim bir filmMuhteş’m bir başyap’t. Herşeyin şiddet ve cinsellikten oluştuğu bir ort’mda şiddet ve cinsellikle güdümlenen gençlerden ne yapılması beklenirdi...Stanley kubrick kendi nev’inden geleceği ele almış ve gidişata bakarak gelecekte muhtemel distopia tablosu çizmiş bu tabloda Alex2in evine girerken gördüğümüz gibi dini motfileri simgeleyen resimlere cinsel organlar çizilmiş küfürler yazılmış barlardaki sandalyeler içki alınan yerler yine kadın istismarı ve cinsel objelerle bezenmiş ve içkilerinin muhteviyatı insanları 'düz duvara tırmandıracak hale gelmiş' (bkz:enerji içecekleri). arabaları hız tutkunlarının trafik canavarlarının istediği şekilde geliştirilmiş. Çeşitli meslek gruplarındaki üst düzey kişiler homoseksüel veya teşhirci. Gençler çeteleşmiş ve hatta dilleri bile değişmiş. Vesaire vesaire birçok betimleme hatta metafor görebiliyoruz Kubrick’in bu distopik dünyasıyla alakadar.Ve olan oluyor şiddet bastırılmak zorunda kalınıyor Kubrick (aslında daha doğrusu kitabın yazarı Anthony Burgess) bunu Alex ile gösteriyor bizlere @ma belki de kaçınılmaz olarak görülecek bir çözüm yolu görülüyor yetkililerce. Neuro linguistic Progr’mming benzeri bir şekilde Aleximizi şiddetten ve cinsellikten midesi bulandırır hale getiriyor ve salıyor 'düzelmemiş' dünyaya yani kurtlar sofrasında ve yaş@m ondan çok abartılı bir şekilde alıyor intik’mını.
Anthony Burgess'ın romanından üstad Kubrick tarafından uyarlanmış mükemmel bir film. Kendisine sinemaseverim diyen herkes mutlaka izlemeli. Sistem ve toplum eleştirisi bu kadar mı güzel anlatılabilir. Film hakkında analiz yapsam saatler sürer, siz en iyisi filmi izleyin, ardından internetten film hakkında yapılan binlerce analizden bakabildiğiniz kadarına göz atın. Sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olan ''Otomatik Portakal'' ve aynı adlı kitabını araştıran, sorgulayan herkese tavsiye ederim. İyi seyirler.
izlenilmesi gereken bir film, müziklerle acayip bir tezatlık olsada bu tezatlık ancak bu kadar iyi bir şekilde sentezlenebilinirdi, filme ilk girişte çalan rossininin uverturüde çok farklı bir karamsarlık hüzün ve dram taşıyor, ve de diyaloglarla süper bütünleşiyor, farklı bir tat farklı bir atmosfer, kubrickin en iyi filmi, beethoven seni seviyorum, seni de alexander deLarge:)10/10
Stanley Kubrick filmografisinde çok önemli bir yer tutan ’’Otomatik Portakal’’filmiyle,şiddetin ve korkunun başat öğe olarak sivrildiği günümüz modern toplumlarına da emsal oluşturabilecek çok incelikli bir çalışma ortaya çıkarmıştır.Aradan geçen uzunca yılın ardından(film 71 yapımıdır)bu gerçek sinemayla aydınlanan zihnimizde daha da berraklaşıyorsa bu aydınlanmanın kaynağını Kubrick’in sanatının inceliklerinde aramak gerekir.Erotizmle şiddet arasında yer yer parodiyi çağrıştıran ama -özünde trajik olan-bir sentezi, estetik bileşimin sınırları içerisinde ustaca yoğurabilmesi O’nun, ardıllarını da fazlasıyla etkilemiş bir ’estet’olarak anılmasını da gerektirir ki; bu taktir edersiniz ki bir yönetmen açısından hiç de azımsanamayacak bir seviyedir. Hoşgörünün ve insan yaşamına saygının ortadan kalktığı bir toplumsal zeminde insanın yeri ne olabilir ki'Sıkışmışlık duygusuyla hızla bir yalnızlığa sürükleniş,güven duygusunun ortadan kalkması ve karşı konulmaz bir karamsarlık...Böylesi bir ortamda aidiyet duygusunu yitirmiş,Max Weber’in ’’underclass’’olarak nitelediği kendisine ve topluma yabancılaşmış bir insan kalabalığı çıkmaz mı ortaya? Filmimizde ’’genç bir serseri’’olarak beliren Alex’in hunharca işlediği cinayetler ya da acımasızca giriştiği tecavüzler şüphesiz ’’psikopatolojik’’bir tutumun tezahürleridir.Peki ya şiddetle mücadele için ’’ceza teorileri’’ geliştiren hükümete zemzemle yıkanmış diyebilir miyiz'Filmin ortaya çıkardığı tartışma zemininin akıntısına kapılmak bu açıdan bakıldığında hiç de zor değildir.... Ludovico Sağlık Merkezinde ’’şiddetinden’’arındırılmaya çalışılan Alex’in terapiler sonucunda ’’iyileştirilmesi’’şüphesiz tartışmalı bir iyileştirmedir.Geçmişte cellat olan bugün artık avcılarının elinde bir kurban olmuştur.Filmin 2.devresi olarak değerlendirebileceğimiz bu rövanş sahnelerinde,arka fonda yükselen Beethoven’in 9.senfonisi eşliğinde film daha da ironik bir havaya bürünür.9.senfoni bütün bu toplumsal bataklığın içerisinde adeta bir çiçek gibi filizlenen,iyi olanı çağrıştıran,simgesel anlamlarla yüklü bir öğe gibidir ve duygu sağaltımı yoluyla izleyenine soluklanma fırsatı verir. ’’Otomatik Portakal’’akılda kalıcı sekansları,basarılı oyunculuklar ve yönetmeninin pitoresk üslubuyla izleyenini içine alan,derinliği ve akıcılığı olan günümüz toplumlarına yakılmış bir ağıttır bana göre...
Mütiş bi hikaye mükemmeliyetçi bi yönetmenle buluşunca ortaya böle kült bir film çıkıyor.Aslında buhranlı,,sewmediim bi anlatım tarzı var ama nedense filmi film yapan da o olmuş.Babasının tükürüğünü sildiği sahne,ve hızlı ilerleyen sevişme sahneleri çok güseldi.Ayrıca filmi izledikten sonra 9.senfoniyi dinlerken artık farklı duygular içnde olucaamı düşündüm.Alexin kullandığı dil de enterasandı,,ya herşeyiyle izlettirdi kendini film hem de beynine kazırmışçasına..
herkesin bi hayatın filmi vardır. benim de hayatımın filmi budur. o kadar izledim ki artık her repliği her sahneyi bilirim ama yine de izlediğimde aynı heyecanı duyarım..
edebiyat öğrencisi olduğumdan mıdır bilinmez her replikte her görüntüde filmi durdurur dakikalarca kendi kendime yorum yapar aligoni çıkarırım..
kubric’in filmlerinde önemli olan olay genellikle tek bir sözcüktür.tek bir sözcüğü irdeleyerek birden çok çıkarım yapar sonuç elde eder.bu filminde 'suç' sözcüğü(olgusu) ele alınmış ve irdelenmiş ve bir çok sonuç ortaya çıkmış.hangisini kabul edeceğine izleyiciler karar verecek..stanley kubric harika bir yönetmen.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.