En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Alihan D
3 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
19 Ocak 2019 tarihinde eklendi
Stanley Kubrick'in başyapıtlarından biri. Romandan çok iyi uyarlanmış fakat yine romanla arasında ufak tefek farklar var. Arthur C.Clarke ve Kubrick ancak bu kadar iyi bir bilimkurgu eseri çıkarabilirdi. Filmdeki felsefi dokunuşlar çok yerinde , bilimsel açından hiçbir sıkıntı yok , olay örgüsü ağır ilerlesede dikkatiniz dağılmıyor. Kısacası benim için bilimkurgu sinemasının zirvesi bu film.
Tam anlamıyla bir baş yapıt. İlk başta filme anlam vermek çok zor çünkü aşırı derecede uzatılmış sahneleriyle insanın ya uykusunu getiren yada sıkıntıdan patlatan bir yapısı var.Belkide sırf bu özelliği nedeniyle pek çok insan ya filmin tam olarak ne anlattığını kavrayamamış yada zaman kaybı olarak görerek daha filmin başında iken izlemekten vazgeçmiş. İşleyişi bakımından değerlendirdik den sonra gelelim asıl konuya. Aslında bunu ifade etmek o kadarda kolay bir durum değil çünkü elde sayfalarca yazı yazılabilecek malzeme var. Ama asıl özü bir kaç kelime ile ifade etmek gerekirse "insan hırsı" kelimesi bu film için en uygun ifade olacaktır. Tarihin en karanlık dönemlerinden başlayıp da günümüze kadar gelmiş ve gelecekte de kedisinden hiç bir ödün vermeden devam edecek insan hırsı. Evet sahip olduğumuz pek çok değer (Maddi ve Manevi) bunun yanı sıra akan kan ve dökülen göz yaşı her şeyin temelinde yatan o bitmek bilmeyen ve her şeyin en büyük sorumlusu. Film sürreal bir ifade ile bana kalırsa da mükemmel bir anlatım şekli ile de bu konuyu ifade etmeye çalışıyor ve başarıyor. Diğer bir yönü ile filmi değerlendirdiğimizde ise bu kez bahsetmemiz gereken konu ise teknolojik detaylar. 1968 yılında yapılmış bir film ve günümüze kullandığımız pek çok teknolojik aletin film içerisinde yer almış olduğunu görüyoruz .Buna örnek olarak da tablet vari aletlerin astronotlar tarafından kullanılması görüntülü konuşma ve en önemlisi ise günümüzde hala yapım aşamasında olan ve muhtemelen ilerleyen zamanlarda hayatımızda yer alacak olan yapay zeka konusu Son olar ise görsel efektlere değinmemiz gerekir. Evet inanması gerçekten güç insan izlerken nasıl olur diyor istemsizce kendi kendine. O yapım yılı ve ortaya çıkardıkları iş gerçekten takdire şayan bir durum. Bu görselleri görünce bek çok kişinin de ifade ettiği gibi acaba Aya gerçekten gidildimi sorusunu insan sormadan edemiyor. Belkide yıllardır gördüğümüz o görüntüler bilgisayar ortamında hazırlanmış ve bize yutturulmuş çalışmalar olabilir kim bilir zaten bu konu hala tartışılmakta olan ve öyle kolayda bitmeyecek bir konu. Olumsuz olarak değerlendirdiğimizde ise şunlara rahatlıkla söyleyebiliriz. Filmde fazlasıyla uzatılmış ve sonu gelmeyecek gibi duran sahnelerin olaması.Bu durum yer yer insanı sıkıntıdan patlatığı aşikar bir durum. Diğer bir olumsuz yönüne gelecek olursak insanın atasının maymundan geldiği düşüncesini savunan bir yapısının olaması. Böyle bir şeyi zaten kabul etmediğimiz gibi pek çok bilim adamı tarafından da olamayacağı açıkça ifade edilmiştir.Bu iki önemli unsuru göz ardı edecek olarsak en başında da ifade ettiğim gibi ortada bir baş yapıt bulunmaktadır. Sonuç olarak şunu söylememde yarar var eğer ki film ağır gelecek olursa atlatarak da olsa sonuna kadar izlemeniz ve daha sonrasında internet de hakkında yazılan makaleleri okumanız gerekir. Bu şekilde filmi anlamanız dahada kolaylaşacak ve neden bu kadar yüksek puan aldı tam olarak ne anlatmak istiyor gibi sorularınıza yanıt olacaktır.İyi Seyirler...
Bir sinemasever olarak bilimkurgu yapımlarının bende ayrı bir yeri vardır. Bir bilimkurgu yapımını izlerken bir çok yönden değerlendiririm; örneğin yapımın dilinin ağırlığı, ele aldığı konunun yapısı ve 2001 gibi filmler için fizik kanunlarıyla tutarlılığı gibi. 2001'i de bir çok yönden bu kıstaslara göre kıyasladım. İlk izlenimde gereksiz yavaşlığı, uzun süresi, izleyicisini yersiz geren soundtrackleri ve karanlık yapısıyla biraz irite edici gibi duran yapım aslında insan evrimine dair incelemeleri, filmin başından sonuna kadar mesajlar barındırması, dönemini aşıp gelen sahne-uzay efektleriyle ve Stanley Kubrick'in insanoğlunun geleceğine yani günümüze dair yaptığı ve bir çok yönden doğruluğuyla beni dehşete düşüren öngörüleriyle bilimkurgu dalında bir başyapıt olmayı hak ediyor. 2001 filmiyle beni oldukça etkileyen ve izlediğim ilk filmi olan Stanley Kubrick bu filmiyle benim gibi diğer seyircilerine de diğer filmleri adına iyi şeyler vaad ediyor.
...Söz konusu 2001: A Space Odyssey olduğunda en sık rastlanan iki argüman şunlardır: “Yavaş” ve “anlaşılmaz”. Aslında Kubrick’in tarzı ile ilintili kelimeler değildir bunlar, yönetmenin bilhassa bu film için tercihleridir. Çünkü hikâye, temelde insanoğlunun milyonlarca yıla yayılmış şekilde geçirdiği evrimini anlatıyor. Ve bu süreçte de görüyoruz ki yalnızca içinde bulunulan duruma uyum sağlayanlar ve/veya zeki olanlar evrimin bir sonraki aşamasına ulaşıyorlar. Zaten bir görüşe göre filmin başına ve sonuna monolit koyan yönetmen, seyirciyi de kendi filminin sınırları dahilinde evrimsel bir deneye tabi tutmak istemiştir. Bu yüzden filmi herkesin anlayamayacağı şekilde gizemli ve tahammül edilmesi zor derecede yavaş kurgulamıştır. Nasıl ki uzaylıların aya monolit koymalarının nedeni sadece aya seyahat edebilecek kadar zeki canlılarla iletişim kurmak istemelerinden ileri geliyorsa yönetmen de kasıtlı bir biçimde yalnızca gösterdiklerini anlayabilecek zeki insanları ortaya çıkarmak istemiş ve geri kalanlarla pek ilgilenmemiştir...
Film çekildiği tarih ve kullandığı teknoloji bakımından bir şaheser sayılabilir. 1968 yılında bu kalitede bir film çekebilmek her yiğidin harcı değil. Lakin filmde asıl olay bu teknoloji değil. Stanley Kubrick filmde insan oğlunun evrimini ve onun doğum-ölüm yaşam sürecini ilk insandan itibaren bunu da evrime bağlamış olarak geleceğin insanlarına itafen bir insanlığı anlatıyor. Mantık ve düşünce olarak belki de çağlar ötesi bir düşünce. Böyle bir filmi şu anda çekseler bile herkes hayran kalırdı. Şimdi ise işin bir de farklı boyutundan bakıyorum olaya. Öncelikle Stanley Kubrick bir deha ismin " Ayrıca değinmek isterim The Shining filmine bayılmış keza Full Metal Jacket da öyle " insanların maymundan geldiği safsatasına inandığına inanmak isemiyorum. Bu kadar zeki bir insan nasıl olur da bu kadar mantıksız bir şeye inanır ve bununla ilgili devasa bir film yapar anlam veremiyor. Kafamda bunu oturtamıyorum. Gerçekten evrime inanan insanları aşağılamak istemem ama Kubrickle bu isimleri hiç yakıştıramadım. Kubrick benim yine favori yönetmenlerimden olacak her zaman ama bunu da söylemezsem içimde kalırdı. Neyse filme dönük eleştirilere devam edecek olursam izlediğim en ağır filmlerden biri olabilir. Filmdeki ilk konuşma sahnesi 25. dakikada filan geliyor. Ondan sonra belki hareketlenir diye bekledim ama yok. Çok çok çok ağır ilerleyen bir film. Bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış ve çok uzun boşluklar filmin içinde. Bu kadar uzatmadan da mesajını veremez miydi diye düşünmeden edemiyorum. Bazı yerlerde üzülerek söylüyorum ki filmi sarmak zorunda kaldım. Aslına bakarsanız aşırı fazla zeka ürünü bir film olduğu için herkese hitap etmiyor sanırım. Stanley Kubrick filmleri için ayrı bir meal filan olması lazım. Çünkü gerçekten çok aşırı mesaj yüklü oluyor ve bir çoğunu filmi izlediğinizde anlayamıyorsunuz. Ben de mesela filmden sonra tekrar yorumlardan bazı farklı filmi anlatan videolardan mesajı daha net anlayabildim. Ha derseniz bir daha izler misin? Hayır izlemem, mesajı aldım ben bir daha gerek yok. Size de pek tavsiye etmem açıkçası ama gidin filmle ilgili videoları, açıklayıcı anlatımları, yorumları filan okuyun en azından uzak kalmamış olursunuz. Ama öyle herkesin iki buçuk saat bu filme dayanabileceğini zannetmiyorum.Benim puanım sırf bunu düşünebilmek bile yeterdir herhalde sebebiyle. Ha bu arada güzel bir şey filmin müzikleri, güzel değil hatta efsane müzikleri var. Açın dinleyin. İyi seyirler... 7.9/10
Yapıldığı 68 yılının teknolojisine göre Kubrick dönemin çok ötesinde bir film yapmış kesinlikle.Hele daha o yılda aya ayak basılmadığı ve teknoloji'nin durumu düşünüldüğünde gerçek ortaya çıkıyor.Günümüzde şuan kullanılan tablet,görüntülü görüşme vs.gibi şeylerin daha o zamanlarda beyazperdeye aktarılması beni hayrete düşürdü ve aynı zamanda da Kubrick'in zekasına bir kez daha hayran kaldım.Belki de Kubrick filmin üzerinde düşünülmesini ve soru işaretlerinin gitmesini istemediği için bu şekilde bitiriyor benim aklıma sonunu gördükten sonra direk bu geldi bunun dışında eşsiz olan müzikleri,diyalogsuz sahnelerde insana gereken mesajları doğrudan veriyor.Bir film gibi izlerseniz sıkılmanız çok muhtemel ama farklı bir gözle bakarsanız eşsiz bulacağınız kesin,içinden onlarca anlam çıkaracağınız ve üzerinde düşünme garantisi olmadan bir yapım.Ustaya saygılar bir kez daha...
Görsel açıdan kesinlikle dönemine göre çok ileri seviyede olduğu için asla eleştirilemez olduğu kesin.Felsefi yönden ise birkaç kaynaktan yardım almadan çözebilmek çok zor. Zaten Kubrick'de filmin başında bunu dile getirmiş. Şu bir gerçek ki Kubrick anlaşılmazlığın içerisinde birçok şey anlatıyor. Diğer ilginç bir notsa daha uzaya çıkılmamışken bu filmde uzay hakkında detaylı görüntülerin gösteriliyor olması. Film gösterime girdikten birkaç ay sonraysa Armstrong ayın yüzeyine iniyor. Bir film olarak çok sıkıcı gelebilir ama bu bir filmden ötesi çünkü isteseniz de istemeseniz de sizin kafanızı kurcalayıp düşünmeye sevk ediyor 8/10
Uzayla Dans: Ben de filmi pek anlamadım. Ancak yönetmen ya da kurgucu olmak isteyenlerin bu filmi neden izlemesi gerektiğini anladım. Kubrick’in sinema dilini kullanarak yaptıklarını hayranlıkla izledim. Müziğin görüntüye anlam verme bakımından kullanımı bugün sanırım başta Scorsese olmak üzere pek çok yönetmene ilham kaynağı olmuş. Filmde sesin kullanımı, bana insan unsurunu vurgulamak için yapılmış izlenimini verdi. Tamamen rasyonel bir düzen içinde, insani olan hiçbir nesnenin, görüntünün olmadığı bir ortamda, uzayda bir astronotun nefes alıp vermesi insanı, ölümlülüğü ne kadar da vurguluyor. Kubrick her şeyin uyumlu olduğu, bir başlangıçtan, giderek çöküşe ve sonra yeniden kurulan bir ahenge bizi götürüyor bu bakımdan filmin anlatısı oldukça klasik aslında. Peki filmin sonu? Odesa destanında da kahraman yolculuğun sonunda eve döner. Bu filmdeki sonu da öyle mi algılayalım: Anne rahmine geri mi döndü? Yoksa “insanoğlu olarak ne yaparsak yapalım, Jüpiter’e de gitsek bize ölüm var” mı demek istemiş Kubrick ? Ya da ölüm-yaşam döngüsünü mü vurgulamış? Bunlardan bambaşka bir şey de söz konusu olabilir. Önemli olan düşünmek. Eğer kendinizi filmin kollarına bırakıp, kafanızda “nereden geldik, nereye gidiyoruz” düşünceleri uçuşurken uzayla vals etmek isterseniz mutlaka izleyin.
Kubrick bu filmle gerçekten diğer yönetmenlerden farklı olduğunu bir kez daha tüm dünyaya kanıtlamıştır. Filmin insanlıgın ilk şafagından 4.000 yıl öncesinden başlaması ve insanın maymundan türediğini daha ilk dakıkalarda insanın gözüne sokarcasına anlatıyor üstat. İnsanoglunun veya canlı aleminin diyelim dünyanın varoluşundan günümüze kadar şiddet uygulamaya ne kadar elverişli olduğunu gösteriyor.Ayrıca 4.000 yıl öncesinden beri şiddetin var olduğunu ve her daim var olacağı mesajınıda veriyor.Zaten bu filmi seyirlik bir film olarak bakmak çok yanlış çünkü Stanley Kubrick bu filmle çoğu belgeselin veremediği mesajı vermeyi amaçlamış.Tamam belki film sıkıcı olabilir ama Kubrick gerçekten geleceği görebilen bir yonetmen oldugunu kimse inkar edemez kimsenin böyle bir hakkı yok.Filmin beğendiğim bazı noktaları : 1- Maymunların ( bi nevi insanoğlunun doğuşu) yer edinme arayışlarından sonra şiddete yönelme sahneleri 2- Profesörün kızının babasından telefon istemesi 3-Yer çekimine dayanıklı etiketli ayakkabıların olması ve yerçekimini çok güzel bir şekilde seyirciye anlatması. Profesörün yemek kasesini bıraktıgı ve hafiften havalandıgı sahne özellikle çok iyidi. 4-Filmde gülmemi salayan bir sahne : Yerçekimsiz tuvalet :) 5-HAL9000. Gerçekten Stanley geleceği görmüş arkadaşlar. Teklonojinin insanoğluna üstünlük kuracağı gerçeğini çok iyi bi şekilde yansıtmış üstat.Özellikle HAL9000 in başkaldırış sahneleri çok iyiydi. 6-Yıl 1968 ve bu efektler..İnanılmaz. Arkadaş Apollo 13 bile 1970 yılında çıktı Aya. Bu adam bu kadar bilgiyi nasıl edinmişte bunları başarmış Nasayla birliktemi çalışmış anlayamadım. 7- Görüntü yönetmenliği harika.Ayrıca müzikler bu gibi mesaj içerikli filmlere göre gayet dinlendirici ve güzel. Gelelim filmin beğenmediğim yönlerine..Evet gerçekten gereksiz sahne sayısı çok fazla.Ama evet bende 1968 yılında yaşayan bi insanoğlu olsam ve bu filmi sinemada izlesem ilk defa uzayı görmenin heyecanıyla değil 2.5 saat 10 saat bile izlerdim.Kubrick in eminim ki sahneleri uzatmasının nedeni budur. Az diyalog olması bir başka eksisi. Tamam çok güzel mesajlar veriliyor fakat 45 dakika konuşma olmuyor araya iki-üç cümlelik replikler koyulsaydı daha güzel olabilirdi.Herneyse sonuç olarak filme puanım 9..Stanley öyle bir film yapmış ki Al kardeşim sen bul ne anlatmak istediğimi demiş ve çekmiş gitmiş. Ben bugüne kadar finali için bu kadar polemiğe girilen bir filme rastlamadım bu yüzden puanım 9. Son olarak : Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim amma son sahnede bittim.. Lütfen bilim-kurguyla arası iyi olan bir arkadaş bana son sahnenin ne demek olduğunu açıklayabilir mi :)
sene 1968 bu filmi çekmek teknik olarak zor ama asıl önemli olan kubrickin o dönemde böyle bir film çekme dürtüsü bence özellikle final sahnesini izleyince evde ayağa kalkıp alkışladığımı unutamamam ....bence bu filmi anlamayanlara çok da kızmamalı bence bu onların kaybı çünkü
kubrick filmdeki soruların cevaplarını bize bırakmış ve cevaplarını mezara götürmüştür.sonunda bişey anaşılmıor ama deişik yerlerden deişik şeeler okuyunca insan bişeyler anlıor ve kubrick in bir felsefe yarattığını fark ediorsuzun.zamanına göre efekler ise olağaüstü.kubrick in yönetmenlik baalımda en iyi filmidir. bence:d.
günümüzde bile bu tarz bilimkurgu filmler çekilemiyo. gerek senaryosu gerek de gerçeklere bağlı kalması filmi efsanevi yapmış. sadece bi yerde hata var. o da ayda yürürken dünyada yürüyo gibilerdi:) ama mekik içindeki sahneler gerçekten müthişti. bi de sinema tarihinin insana karşı olan ilk bilgisayar ayaklanması olması senaryonun ne kadar zengin olduğunu gösteriyo bize.
Bu filmi izleyen 10 kişiyi bir araya toplasak ve onlardan filmi anlatmalarını istesek, büyük ihtimalle 10 u da farklı şeyler anlatacaktır.. Stanley Kubrick filmleri adeta soyut birer resimmiş gibi geliyor bana. Düşünce farklılıkları ile farklı görüntülere bürünebilcek filmler yaratmak, Stanley Kubrickin işi... Sinemaya böyle adamlar da lazım...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.