biraz geç izlediğim için üzüldüm diyebilirim.ilk başladığında eğer birinden dinlemediyseniz film buradamı geçecek diye hayıflanıyorsunuz sanki eğer böyleyse sıkıntıdan patlıycaz demkki diyorsunuz ama izledikce o sanal ortam sizi sıkmamaya inandırmaya başlıyor ki filmin en anlamlı köşelerinden biri diye düşünüyorum sahte bir ortamda çekilmesi.ama film bittiğinde iki saate yakın izlediğiniz o normal klasik bir dramaymış gibi duran sahnelerin değerini anlıyorsunuz.sanki sizin yaşadığınız gerçek değilde o kasaba gerçekmiş gibi hissediyorsunuz bir süre.lars von trier in izlediğim ilk filmi takip edeceğim bundan sonra. ve bildiğim kadarıyla bu filmin bir ikincisi varmış (manderlay)onuda en kısa zamanda bulup değerlendireceğim. film sırasında o kadar fazla şey söyleniyorki hepsini hatırlamanız imkansız bazılarını hiç anlamadım bile ama mükemmel bir film herşeyiyle.
lars von trier... bu adam insanları bir tanrı gibi görüyor.ondan bişi saklayamıyorsunuz.kapıların ardındakini,örtülerin altındakini,beyinlerdekini hepsini görüyor,işitiyor.ve bu filmde aslında sadece görüp bildiklerini seyirciye tüm çıplaklığı ile anlatıyor. susup hiçbir ses çıkaramıyorsunuz.film bitiyor.beyazperdede bir anti-emperyalist bakışla ardı ardına gelen tokatları(dogville yi)izledikten sonra sadece amerika nın değil insan doğasının ne kadar acımasız olduğuna anlam veremeden yerinizden kalkamıyorsunuz.
Dogma sinemanın en başarılı örnekleri arasında yerini almış olan "Dogville",bilindiği gibi,kimi çevreler tarafından göklere çıkarılırken,kimi izleyiciler tarafından da yerden yere vurulmuştur.Bende en iyi film olarak yer ettiğini söylemek istiyorum.Bu film anlatılmaz,herkesin yaşayıp görmesi lazım...
tam bir başyapıt.tamam başta sıkılan ve ne zaman gerçeğe dönücek bu film diye bekliyorsunuz.evet bende bekledim ama ille bir filmde görsellik mi olması lazım,izleyen ve anlayan herkese bu cevabı vermiştir bu film.tabi nicole kidman diye mükemmel bir görsellikte var bu filmde.Her insanın içinde bir kötülük bulunduğunu anlatan ve sözlerle bunu ima eden(bu kasaba için fazla güzelsin) mükemmel bir senaryo ve izlerken içinizde oluşan nefretle istemiyerekte olsa beklediğiniz mükemmel bir son.bu film nasıl bu kadar az puan aldı yapmayan arkadaşlar.güzel bir film seçip izlemek için bizim puanlarımıza güvenenlere bu başyapıttan mahrum etmeyin.
filmin konusuna dair en ufak bir şey bile bilmiyordum,nicole kidmanın resmini görünce(sıkı bir hayranı olduğumdan) almam gerken flim cd’sinin bu olduğuna karar verdim.Film bir tiyatro sahnesinde sergileniyor ve bence çok sıradışı olmuştu.Sakın film eleştirmenlerinin yazılarına kanıpta masraftan kaçınmışlar diye düşünmeyin ,filmin konusu adeta sizi etkisi altına alıyor.
doğru söylemek gerekirse filmin başlangıcında şaşırdım ve hep film sanki gerçek bir kasabaya geçecek zannediyordum. Ama olmadı. Başta biraz sıkılmış olsam da sonrada sardı ve sonunda olanlarda büyük bir zevk aldım. Ayrıca Nicole Kidman yine çok güzeldi.
10 üzerinden 10. Bence Trier büyük bir deha. Gerek sinema tekniği, gerek ele aldığı konu, gerekse konunun işlenişi bakımından bu film beni büyüledi. Trier, "Karanlıkta Dans" filminde de sistemi ve insanların zayıflıklarını sorgulayarak beni yine ahlaki bir sorgulamaya yöneltmişti. Bu filminde de Trier, yine bir kurban seçmiş ve bu kurbana karşı işlenen insanlık suçlarını gözler önüne sererek bizlere birer ayna tutmuş. Bazen kasabalı halkın, bazen de kurbanın açısından düşünmeye çalıştığımda kendimi tam olarak bir ahlaki ikilemde buldum. Trier bunu, Grace ve babasının arabada yaptıkları o tartışmayla zirveye ulaştırıyor. Grace ve babasının diyaloglarını ben de zihnimden, belki de birer saniye önce geçiriyordum. Grace'in verdiği son kararın bende bıraktığı etkiyi açıklamak ise epey zor: rahatlarken huzursuz oldum; sevinirken acı çektim; suç, ceza ve adalet kavramlarım birer çelişki yumağı haline geldi; haksızlık duygusunun verdiği öfkeden korktum; bir ürperti dalgası bütün bedenimi sardı... Trier'in insan ruhunu bu kadar iyi tanımasına hayran oldum, ahlaki sorgulamalarına hayran oldum, sinema diline ve tekniğine hayran oldum... Çarpıldım, büyülendim, alt-üst oldum... Bence kusursuz bir film. Ayrıca, Nicole Kidman'ın oyunculuğu da muhteşem. Sakın kaçırmayın.
Filmin oldukça uzun olması(177dk.)çok az sayıda sinemada vizyona girmesine neden oluyor.İstanbulda yaklaşık 7-8 sinemada gösterime girmesi film için bir dezavantaj.
filmin tartışmasız en güzel yeri sonuydu. özellikle köpeğin olmaması ve malum son(!) tam anlamıyla ayakta alkışlanacak türden.
film iyi yönetmen iyi oyuncular iyi ve çok entellektüel bir yaklaşım içinde ilerleyen düşünceler ve neticede belkide başyapıt sayılacabilecek bir sanat eseri.
von trier ise cidden ağzı laf yapan eleştirirken çok sert eleştiren ama filmin başından sonuna doğru karekter ve masalı sevdirip karekterler ile özdeşleşmemizi sağlayıp o acımasız eleştiriyi öyle samimi ve hissetsel duruma getiriyor ki işte yönetmenlik bu.
MUHTEŞEM.SANAT VE GÖRÜNTÜ YÖNETMENLİĞİ SÜPER.OYUNCULARA VE YÖNETMENEYSE SÖYLİCEK BİRŞEY BULAMIYORUM HARİKA BİR İŞ CAKARMIŞLAR.SENARYO İSE HAYATTAN DAHA GERCEK...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.