sınırların ötesinde çakışma var. "özgürlük kurtuluşun kendisini reddetmektir.zincirler içerisindeyken bile o zincir düşüncesini kırabilmektir." lars von trier sınırları çizerek tüm sınırları reddetmiş.görünen sınırla çizilen sınır ya da hayali sınırla geçilmiş sınır bir yerde çarpraşıyor.nicola kidmanın dudaklarında...finalde...
Filmin oldukça uzun olması(177dk.)çok az sayıda sinemada vizyona girmesine neden oluyor.İstanbulda yaklaşık 7-8 sinemada gösterime girmesi film için bir dezavantaj.
Basta sıkıcı gelebiliyor ama daha sonra oyle bir kapiliyorsunuz ki sonunda sok oluyorsunuz. sıkı bir film izleyicisiyseniz ve vaktiniz varsa mutlaka izlemelisiniz. 10 /10
Dogma sinemanın en başarılı örnekleri arasında yerini almış olan "Dogville",bilindiği gibi,kimi çevreler tarafından göklere çıkarılırken,kimi izleyiciler tarafından da yerden yere vurulmuştur.Bende en iyi film olarak yer ettiğini söylemek istiyorum.Bu film anlatılmaz,herkesin yaşayıp görmesi lazım...
hayatımın filmi.. sonuna kadar izlememin tek nedeni sinemada seyretmemdir, eğer evde izlemiş olsaydın kesin 5 dk dan sonrasını izlemezdim. gerçekten başları çok sıkıcı fakat öyle duygu yüklü bi konusu varki insan ilk izlediğinde kendine gelemiyo. ayrıca izledikten sonrada insan kendini çok mutlu ve huzurlu hissediyo, oh be diyosun içim rahatladı :) çünkü böyle bi son ve böyle bi intikam hiçbi yerde görmemişsindir.
tam bir başyapıt.tamam başta sıkılan ve ne zaman gerçeğe dönücek bu film diye bekliyorsunuz.evet bende bekledim ama ille bir filmde görsellik mi olması lazım,izleyen ve anlayan herkese bu cevabı vermiştir bu film.tabi nicole kidman diye mükemmel bir görsellikte var bu filmde.Her insanın içinde bir kötülük bulunduğunu anlatan ve sözlerle bunu ima eden(bu kasaba için fazla güzelsin) mükemmel bir senaryo ve izlerken içinizde oluşan nefretle istemiyerekte olsa beklediğiniz mükemmel bir son.bu film nasıl bu kadar az puan aldı yapmayan arkadaşlar.güzel bir film seçip izlemek için bizim puanlarımıza güvenenlere bu başyapıttan mahrum etmeyin.
sahiplenme ait olma ihanet ve daha bi çok insani duygu üzerine biraz kadın kokan bi film.matruşka benzeri biblolar çok ilgi çekiciydi.ayrıca bağlantılı olarak çok çocuklu annenin ölüm sahnesinden çok hoşlandım.biraz sadist duygularımı kabarttı bu film
MUHTEŞEM.SANAT VE GÖRÜNTÜ YÖNETMENLİĞİ SÜPER.OYUNCULARA VE YÖNETMENEYSE SÖYLİCEK BİRŞEY BULAMIYORUM HARİKA BİR İŞ CAKARMIŞLAR.SENARYO İSE HAYATTAN DAHA GERCEK...
10 üzerinden 10. Bence Trier büyük bir deha. Gerek sinema tekniği, gerek ele aldığı konu, gerekse konunun işlenişi bakımından bu film beni büyüledi. Trier, "Karanlıkta Dans" filminde de sistemi ve insanların zayıflıklarını sorgulayarak beni yine ahlaki bir sorgulamaya yöneltmişti. Bu filminde de Trier, yine bir kurban seçmiş ve bu kurbana karşı işlenen insanlık suçlarını gözler önüne sererek bizlere birer ayna tutmuş. Bazen kasabalı halkın, bazen de kurbanın açısından düşünmeye çalıştığımda kendimi tam olarak bir ahlaki ikilemde buldum. Trier bunu, Grace ve babasının arabada yaptıkları o tartışmayla zirveye ulaştırıyor. Grace ve babasının diyaloglarını ben de zihnimden, belki de birer saniye önce geçiriyordum. Grace'in verdiği son kararın bende bıraktığı etkiyi açıklamak ise epey zor: rahatlarken huzursuz oldum; sevinirken acı çektim; suç, ceza ve adalet kavramlarım birer çelişki yumağı haline geldi; haksızlık duygusunun verdiği öfkeden korktum; bir ürperti dalgası bütün bedenimi sardı... Trier'in insan ruhunu bu kadar iyi tanımasına hayran oldum, ahlaki sorgulamalarına hayran oldum, sinema diline ve tekniğine hayran oldum... Çarpıldım, büyülendim, alt-üst oldum... Bence kusursuz bir film. Ayrıca, Nicole Kidman'ın oyunculuğu da muhteşem. Sakın kaçırmayın.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.