En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.435 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
11 Kasım 2024 tarihinde eklendi
Senaryosunu kaleme almasının yanı sıra yapımcılığı ile kurgu işini de bizzat kendisi üstlenen Zeki Demirkubuz'un yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Hayat"; belki biraz iddialı bir benzetme olacak ama...
"Çok bilmiş" yerli eleştirmenlerin ezberlerinin aksine...
Alışıldık Demirkubuz filmleri değil de...
Yorgos Lanthimos filmleri lezzetinde olduğunu söyleyebileceğimiz...
***
Ekonomik özgürlüğünü kazanamayan kadınlara da benimsetilerek kabul ettirilen...
Erkek egemen feodal çağ kültürünün, "kodu mu oturttuğu" yurdum kadınının...
Yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen çilesinin, Anadolu taşrasındaki bir versiyonunun...
Destansı bir dille anlatıldığı şahane bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün...
Akademi Ödülleri'nde Türkiye'nin "En İyi Uluslararası Film" adayı olarak gösterdiği...
Ve son derece özenli yapısı nedeniyle de...
İlk elemeyi atlatıp...
Kazanamasa da...
2 Mart 2025'te yapılacak final seçmelerine katılabileceğini düşündüğümüz bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Babasının kendisini, tanımadığı bir erkekle evlenmeye zorlaması sebebiyle...
Mahcubiyetten boynu bükük vaziyetteki babası Mehmet (Umut Kurt)...
Nişanda kızına takılan takılar ile hediye edilen eşyaları...
İade etmek gayesiyle yüklenmek suretiyle soluğu...
Hicran ile evlenmeye hazırlanan Rıza Uysal'ın (Burak Dakak) dedesinin (Osman Alkaş) fırınında alır...
***
Ertesi sabah...
Henüz gün ağarmadan...
Yine her sabah olduğu gibi...
Dedenin özenle hazırladığı sofrada...
Kahvaltılarını yapan dede ile torun...
***
Dedenin kullandığı araç ile yolda...
Rıza'nın amcasını da (Ozan Dağara) yanlarına alıp...
Birlikte işlettikleri fırına geçerek...
O günün ekmeklerinin hazırlığına başlarlar...
***
Aynı günün akşamı Rıza...
Kafa dengi arkadaşlarıyla (Cihangir Mert Tosun, Bathan Özusta, Cem Alpay) beraber...
Canlı müzik yapılan içkili bir mekana gidip...
Kafaları güzelce bir çekmesinin ardından...
Sevişeceği genç bir hayat kadını (Hande Özen) ile...
Onun evinde takılmayı da ihmal etmez...
***
Ki...
Hicran'ın kendisini terk etmesini...
Artık fena halde kafaya takmış olan Rıza...
Neredeyse tüm akşamlarını...
Yolda rastladığı arkadaşlarıyla (Berfun Başel) içip...
Efkar dağıtmaya ayırmışçasına bir halde görünmekte olup...
***
Daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak amacıyla...
Hicran'ın annesine de (Melis Birkan)...
Şöyle bir uğrayıverir...
***
Sonrasında da...
Dedesine dahi haber vermeksizin...
Yaşamakta oldukları Sinop, Boyabat'tan ayrılarak...
Kendisini bulup geri götürmek umuduyla...
Hicran'ın da gittiği söylenilen...
Dünyanın en kalabalık kentlerinden biri olan İstanbul'a geçer...
Dakika 33...
***
Ziyadesiyle uzun süresine rağmen...
Hicran'ın sürprizlerle dolu yaşamının şekillenişini...
Rıza'nın İstanbul'da evinde kaldığı Yaşar (Kayhan Açıkgöz) ve Hicran'ın hayatına giren Orhan (Cem Davran) biçimindeki ilginç karakterler eşliğinde, sıkılmadan izleyeceğiniz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; rol alan oyuncuların tamamının, kusursuza yakın bir performans sergiledikleri...
150 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Film ciddi bir şekilde uzundu. Boşluğa baktığımız çok az sahne var, 3 saatin içeriği dolu doluydu. Olay örgüsünde kopukluklar olsa da genel bağlamda güzeldi. Oyunculuklar çok iyi, beklemediğiniz anda beklemediğiniz gelişmeler oluyor. Bu haliyle ismi gibi; Hayat.
Filmi begenmeyen arkadaslara saygi duymakla birlikte "insan"a dokunan bu tur filmler icin degil uc saat onüç saat de ayirabilirim. Ismi ile musemma guzel bir filmdi. Bana gore oyunculuklarda gayet iyi idi. Önyargi çok kötü birsey. Bunu onlemenin yolu da konusmak ve iletisimdir. Anlamaya calismaktir. Gerekirse tartismaktir. Verilen emege deger veriyorum, emegi gecen herkese tesekkur ederim.
Sanırım yönetmenin seyrettiğim ilk filmi ve çok iyi buldum. Film bittikten bir kaç gün sonra karakterler benimle aynı ortamda yaşıyormuş hissiyatı yarattı. Çok etkilendim. Tam olarak hayatın içini anlatan ve olumlu olumsuz, ahlaki veya değil, uygun veya uygun değil şeklinde tezatlıkları barındırıyor. Başrol oyuncuları gayet iyi fakat yan rolde oynayanlar biraz bana yapmacık geldi yani hayatın içerisinde öyle roller (rıza'nın arkadaşları) pek görülmez. Şunu diyebilirsiniz "yapmacık insan hayatta yok mu?" elbette hayatın içerisinde yapmacık insanlar var fakat bu yapmacıklık oyuncunun kendini senaryo ya da filmle içselleştirememe yapmacıklığı diyebilirim. Zaten tek eleştirimde bu şekilde ve bu da çok önemli değil. Film cidden iyi, dikkatimi çeken diğer bir nokta filmde müzik bir kere kullanılıyor. Müzik bana göre seyircinin sığınağı, film o kadar gerçekçi ki bu gerçeklikten sıyrıldığım tek an müzik olduğu andı ve itiraf edeyim beni rahatlattı çünkü film birazda rahatsız edici... Tebrikler sayın Zeki bey çok iyi iş yolunuz açık olsun...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.