Tanrıkent
Ortalama puan
4,4
1039 Puanlama

150 Kullanıcı yorumları

5
38 Eleştiri
4
86 Eleştiri
3
10 Eleştiri
2
9 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Selim5308
Selim5308

42 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
1 Nisan 2020 tarihinde eklendi
sokak aralarındaki gerçek yaşantıyı yansıtan filmler hep ilgimi çekmiştir. Tanrıkent filmi tam da bu türdendir. güzel film
akdeniz91
akdeniz91

Takipçi 51 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
1 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Harika gercek bir hikayeden uyarlanan film oyunculuklar müthiş akıcı ve surukleyici lilizi rolu mükemmel
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
30 Aralık 2016 tarihinde eklendi
10 ÜZERİNDEN 10 BU GÜNE KADAR ÇEKİLMİŞ EN BÜYÜK VE GERÇEKÇİ SUÇ FİLMİ

Rio de Janerio’nun varoş mahallesi Cidade de Deus, yani Tanrıkent’teki organize suçların artışını gösteren City of God, 60’lar ve 90’lar arasındaki süreci, bu suç şehrinde masumiyetini korumaya çalışan Rocket isimli çocuğun gözünden anlatıyor. Sonunda da yazıldığı gibi, film gerçek bir hikâyeden kurgulanmış ve bu varoş mahallesi, uyuşturucu istismarı, şiddet suçları ve bir çocuğun kendini yaşadığı mahallenin pençesinden kurtarma çabasıyla gerçeği başarıyla yansıtıyor.

Filmin başrol oyuncularından ‘yoksulluk’, Rocket seyirciye yaşadığı yeri “Elektrik yok, asfalt yok, ulaşım yok” diye anlatırken ilk kez seyircinin karşısına çıkıyor ve film boyunca tüm olanları yönlendiren bir arka plan karakteri olarak perdedeki yerini koruyor. Böyle bir ortamda, çocuklar ve gençler ‘gelecek yok, planlama yok’ gerçekliğinin farkında olarak yetişiyorlar. Okumak gibi bir şansları yok. Kendi gelecekleri, babalarının birer kopyası olmaktan öteye geçemiyor. Yaşadıkları yerden kurtulmanın tek yolu ise zengin bir adamın evini soymak. Rocket bir silahtan fazlasına ihtiyacı olduğunun farkında, oradan kurtulmak için ihtiyacı olan şey bir fikir ve neyse ki kahramanımızın fotoğrafçı olmak gibi bir fikri var. Rocket dışındaki tüm çocuklarınsa tek fikri daha çok çalmak, daha çok içmek ve daha çok öldürmek.

Cidade de Deus, 1960’ta varoşta yaşayanları düzenli bir mahalleye yerleştirmek amacıyla devlet tarafından kurulan -şehir kuramcısı Mike Davis’in Planet of Slums kitabında incelediği türden- bir favela. Devletin kendi eliyle kurduğu bu yer, diğer favelalar gibi daha sonra polisin bile girmekten çekindiği korkutucu bir mahalle haline gelmiş. Polis gücü gibi devlet araçları buraya giremiyor, çetelerse istediklerini yapıyor, sonunda da devlet gücü meşruiyetini tamamen yitirdiğinde toplum kendi adalet sistemini kuruyor. Filmde Li’l Ze’nin tüm rakiplerini öldürerek kendi krallığını kurması ve bu şekilde tüm mahallede huzurlu bir ortamın sağlanması bu durumun açık göstergesi.

Hikâye, 10 yıllık dilimlere ayrılarak anlatılmış. İlk olarak, 60’larda vahşet henüz o kadar çarpıcı değil. Favela yeni kurulmuş, çeteleşme henüz başlamamış, sadece ufak tefek hırsızlık olayları yaşanıyor. Rocket’in abisi serseri olma sebebini beyninin olmamasıyla açıklıyor ve bu dönemde silahların babalardan saklandığını görüyoruz. 70’lere gelindiğinde, Tanrıkent’imiz uyuşturucu merkezi haline geliyor ve işlenen suçların boyutları hırsızlıktan çok daha öteye gitmeye başlıyor. Bu arada Rocket, kendilerine Groovies diyen ve plajda ot içerek sosyalleşen hippi özentisi bir gençlik grubunun parçası oluyor. 80’lerdeyse, Runts (Bücürler) denilen ve hırsızlık yaparak esnafı canından bezdiren çocuk çetesinin karşımıza çıkmasıyla suç işleme yaşının 20 yıl içinde nasıl hızla düştüğünü görüyoruz.

Filmin alt metinlerinde Tanrıkent gençlerinin de diğer gençler gibi klasik genç hislerine sahip olduğu ve yaptıkları birçok şeydeki motivasyonun, tüm dünya gençleriyle paylaştıkları ortak şeyler olduğu görülüyor. Li’l Ze’nin gazeteye elinde silahlarla çıkan fotoğrafına -polisin kendisini yakalama olasılığına karşın- sevinmesi, onun da yaşıtları arasında sosyalleşmek, beğenilmek isteyen bir genç olduğunun göstergesi. Bu durum, bugün sosyal paylaşım sitelerindeki profil fotoğraflarına verilen önemi anımsatıyor. Bugünkü gençlik için Facebook fotoğrafları, sahip oldukları ve kendilerini anlattığını düşündükleri şeyleri göstermek için bir fırsat, bir itici güç. İşte aynı motivasyonla Li’l Ze, çetesini ve silahlarını bu fotoğraf aracılığıyla tüm dünyaya gösterme fırsatı yakaladığı için mutlu oluyor.

Genel olarak filmde bu minicik çocukların nasıl gözünü kırpmadan öldüren, her fırsatta çalan ve uyuşturucu kullanan gangsterlere dönüştüğünü görüyoruz. Onların gözünde bunları yapabiliyor olmak, yetişkin olmakla eş anlamlı ve bu çocuklar o yaşlarda bu yolla birer yetişkin oluyorlar. O çocuklardan duyduğumuz “Çaldım, tüttürdüm, öldürdüm ve şimdi bir erkeğim” anlamına gelen “ja robei, ja fumei, ja matej… eu sou um homen!” sözleri de bu durumun göstergelerinden sadece bir tanesi. Bu hayat tarzı içinde çocuklar suçla flört ederek büyüyor ve ne yazık ki bu durumun sadece Cidade de Deus için geçerli olduğunu söylemek mümkün değil. Tüm metropollerde en az bir tane Tanrıkent var.

Fernando Meirelles’in yönettiği 2002 yapımı City of God’ı değerli kılan en önemli şey ise yerel bir örnek üzerinden küresel bir sorunun anlatılıyor olması. Tanrıkent sadece suçun toplumsal algoritmasını çıkarmakla kalmıyor, gençler arasında şekillenen suç kavramını ve tüm dünya varoşlarında işlenen suçların bireysel etkilerini de gözler önüne seriyor. Bunları yaparken bir yandan da, suç işlemenin bir genç için arkadaşları arasında şöhret kazanma aracı olmasından yola çıkarak, gençliğin önemli kavramsal sorunlarından birine de dikkat çekiyor.
sinema
1 ziyaretçi
5,0
8 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
Başyapıt sayılabilecek bir film. Hiç durmak bilmeyen eğlenceli akışıyla izlerken hiç sıkmıyor. Bir şehrin içinde oluşan suç çetelerinin arasında geçen durumu anlatıyor. İlk başta ana karakterlerimizin çocukluklarıyla başlıyoruz sonra gençliklerine hızlı bir geçiş yapıyoruz hayatlarındaki değişikliklerle karşılaşıyoruz. Herkes hayaline ulaşıyor bu bakımdan iyi. Garip bir film, etkileyici. Sizi maceradan maceraya hiç tempo düşürmeden sürüklüyor.
gordeslideniro
gordeslideniro

Takipçi 130 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
28 Ağustos 2011 tarihinde eklendi
Bu filmin bu kadar güzel olmasındaki en önemli etken konunun işleyiş tarzıdır.Tanrıkent'teki olaylar ayrı ayrı anlatılarak hep birbirlerine olağanüstü bir kurguyla bağlanmıştır.
Bunun dışında oyunculuklar olağanüstü gerçekçiydi ki baş karakterler dışında oynayanların çoğu orada yaşayan fakir ve hiç oyunculuk eğitimi almamış kişilerdi.Film boyunca karakter karışıklığı olabilir çünkü hep birbirlerine benzeyen zenciler var.
Ayrıca film sonrası olayın gerçek olduğunu fotoğrafları ve filmden geçen bir karakterin gerçekteki röportajını göstererek film 10 üzerinden 10 puanı hak etmiştir
Filmin ruhunu çok iyi özetleyen birkaç tanıtım sloganı vardır, bunlar: "Kaçarsan öldün demektir...Kalırsan yine öldün demektir. Nokta" "Kaçarsan seni bulurlar...Kalırsan seni çiğ çiğ yerler" "Dövüşürsün ama hayatta kalamazsın...Koşarsın ama asla kaçamazsın" Kesinlikle arşivlik bir film.


NOT:Karakter karıştırırsanız filmden sıkılabilirsiniz.
Bu yoruma 0 cevap verilmiş.cevap yaz
omer-saglam
omer-saglam

62 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
16 Haziran 2011 tarihinde eklendi
10 üzerinden 10 puanı hakediyor bu film.sürükkleyici,heyecanlı bir yapım.yaşanmış bir hikayeyi aktarıyor bize bu film.ben filmde hiç sıkılımadım.çünkü film çok akıcı

hiç kaçırmadan izleyin derim.arşivlik bir film
FlowMaster
FlowMaster

17 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
7 Şubat 2011 tarihinde eklendi
Günümüz klasiklerinden gerçekten çok sağlam bi film. 60lardan 70lerin sonlarına kadar brezilyadaki sokak yaşantısını konu alan ve gerçek bir hikayeden uyarlanmış harika bir film.İzleyin pişman olmayacaksınız. 10/10
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Aralık 2010 tarihinde eklendi
şimdiden klasikler arasında sayılmasına şaşırmamak lazım.gerçekten harika.inanılmaz bir gerçekçilik var film boyunca,bu çok önemli.ki zaten olaylar da gerçek olaylar bu arada,o dönemlerde brezilyada yaşanmış şeyler.çocuklar,gençler hepsi kırk yıllık oyuncu gibi rollerinin hakkını veriyorlar,filmin içine girmenizde çok büyük etkisi var bu durumun.cidade de deus ile ilgili beğenilmeyecek tek bir nokta olduğunu düşünmüyorum.yönetmen meirelles 2000lerin başyapıtlarından birini çıkartmış bence.hiç düşmeyen temposu ve sürükleyiciliği nedeniyle bir saniye bile gözünüzü kırpmamanızı sağlıyor.mizahtan tutun trajediye,drama kadar,maceraya kadar her türle ilgileniyor cidade de deus.görülmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.geri dönüşlü kurgusu ile de fark yaratmayı başarıyor,belki sırayla anlatılsa herşey daha az etkileyici olurdu,fakat yönetmen kalitesini konuşturmuş dediğim gibi.çok şeyler bekliyordum,açıkçası hayalkırıklığına uğramadım,ününü hak eden bir eser.
nellyo33
nellyo33

Takipçi 125 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Ekim 2010 tarihinde eklendi
çok hareketli bir film filmde 4 sene boyunca yaprak dökümünde olan olaylardan çok daha fazlası var dizi yapılabilecek bir filmdi10/10
sinegir17
sinegir17

9 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
29 Mayıs 2010 tarihinde eklendi
vallahi süper film daha şimdi izledim (uyuşturucu çektim, hap içtim, birini öldürdüm ben bir erkeğim) ne tanrı kentmiş ama üzülüyorsun bi yerde o çocuklara, neyse izlemeyen mutlaka izlesin mutlakaaaaa harika ötesi 10/10
KaliteTAKİP
KaliteTAKİP

Takipçi 898 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Mayıs 2010 tarihinde eklendi
filmi yenı ızleme fırsatı buldum ve bu kadar saglam bısey beklemıyordum ızlemeseydım cok sey kaybederdım bıde fılmın gercek olaylardan ortaya cıkması ınanılmaz etkıleyıcı fılm ozellıkle ben kokaın cekıyorum adam oldurdum cocuk degılım ben bır erkegım :)) sıddetle tavsıye edıyorum cok sey kaybedersınız 10/10
VcdSamimiyeti
VcdSamimiyeti

Takipçi 283 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
16 Nisan 2010 tarihinde eklendi
Uyuşturucu çektim,ot içtim,ben bir erkeğim...Savaş Tanrısı filminin afrikada geçen sahneleri gibi bir film,aynı temalara işliyorlar ancak farklı şeyler anlatıyorlar.Gerçek bir getto yaşantısından bolca kesitler verilmiş...İçinde bol şiddet bulunan filmleri sevmeme rağmen izledim ve şu karara vardım:bu tür bir hikaye ancak şiddet içeren sahnelerle anlatılabilirdi.Ancak burda yönetmenin başarısınıda eklemek lazım,öyleki gerçek bir hikaye olmasaydı bile etkileyiciliğinden bir şey kaybetmezdi.9/10
rondi87
rondi87

2 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
23 Ocak 2010 tarihinde eklendi
izlemeye değer bi film, pişman olmazsınız
omerousk
omerousk

18 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
10 Ocak 2010 tarihinde eklendi
Bu filmin en cok gerçekçiligi etkiledi beni ve güzel bir tad bıraktı seyirden sonra . iyi bir senaryosu ve cok güzel bir final i vardı. Anlatılması gerçekten zor izlenmesi şart olanlardandır. bu kadar . 8.9
JeanClaudeVanDamme
JeanClaudeVanDamme

Takipçi 1.209 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Kasım 2009 tarihinde eklendi
Oyunculuklar ve kurgu muhteşem gerçekten ama artık üzerinde çok fazla söz söylemek gereksiz olacaktır.Kısa sürede başyapıt mertebesine yükselmiştir zaten.Ölmeden önce yapılması gereken şeylerden biridir Tanrıkent i izlemek.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler