En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Oğuzhan Mert E.
11 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
3 Mayıs 2022 tarihinde eklendi
Eski bir film olmasına rağmen gerçekten başarılı bir gerilim filmiydi. Korku unsurlarını pek içermese de bazı sahneler ben bu türün kurdu olmuş biri olarak beni etkiledi diyebilirim.
İkinci filmini henüz izlemedim ama en kısa sürede onu da izleyeceğim.
Bir de şu klasik bu türdeki filmler için ilk yirmi dakika konuya başlangıç olmasa direk esas olaya geçilse çok iyi olur, başları sıkıyor be kardeşim :)
Artık günümüzde hiç korkutamayan korku filmleri arasında bence göze çarpması gereken bir yapım. Normalde ani çıkışlar ve sessizlikten sonra yüksek bi sesle korkutan filmlerden nefret ederim ama bu filmde bu hareketler bana basit gelmedi ve rahatsız etmedi. Hatta o kadar yerindeydi ki takdir ettim. Biliyormusunuz yaratıklar hiç olmasaydı bile film gayet güzel gidiyor ve gerim gerim geriyordu. Üstüne bide yaratıklar eklenince bal üstüne kaymak oldu. Antalyaya mağaralara gitmek isterdim hep ama bu filmden sonra beni asla herhangi bir mağaraya sokamazlar :) sahneler karanlık sesler ve görseller süperdi. Finalde çok güzeldi bence ben bu tür finallerde çabuk uyanır hemen çakarım durumu ama vallahi bu filmde inanmıştım finale :) ayrıca herkes kadınların bi anda vahşileşmesini eleştirmiş ama bence çok saçma insanın canı tehlikeye girdiğinde insan bi anda başka birine dönüşebiliyor kendi canını kurtarabilmek için öyle bir ortamda olup can havliyle vahşileşmeleri bence gayet doğal. Kim olsa aynı şeyleri yapardı :)) spoiler:
Bazı arkadaşlar sarahın junoyu haksız yere öldürdüğünü çünkü juno beth' kaza ile istemeyerek öldürdüğünü söylüyor. Ama sarah junoyu bunun için değil onu ölmüş olan kocası ile aldattığı için intikam almak için öldürdü. Yada ölmesine izin verdi. Çünkü kolye kocası paulün kolyesiydi. Ama filmin sonundaki mesaj çok iyiydi. Biz sarahın kurtulduğunu sanarken tam herşey bitmiş derken junonun hayaleti ile birlikte görüyoruz ki sarah mağaradan kurtulamıyor. Demek istiyor ki büyüklük edip affetseydi belkide kurtulurdu. Ama oda kötülüğe kötülükle karşılık verdiği için kurtulamadı. spoiler:
Filmin ikisi varmış gidip onu izlicem sizde bununla başlayım izlemeye iyi seyirler...
Bir önceki kült statüsüne ulaşmış, izleyenlere farklı bir korku-gerilim sunan, yönetmenin ilk filmi olan "Dog Soldiers"tan sonra Neil Marshall korku-gerilim sinemasına daha çok ses getiren bir filmle geri dönüyor. "The Descent" topladığı birçok önemli ödülle ve sinemaseverleri ikiye bölmesiyle tüm dikkatleri çekti. Kişisel fikrim olarak İngiliz yönetmen, son yılların en etkili korku filmini çekmiş.
Pek de uzak olmadığımız bir hikayeye sahip film. Bu eksiği, yenilikçi tavrıyla kapatıyor ve film boyunca izleyenlere bunu unutturuyor. Birçok benzer türdeki filmde seks objesi olarak kullanılan bayanlar bu filmde gerektiğinde vahşileşen, ölüm kalım savaşında sadece kendilerine düşünen kişiliklere bürünüyorlar. Filmdeki karakterlerin hepsinin bayan olması ve böyle kullanılması filmin farkını ortaya koyuyor. Neil Marshall'ın film boyunca oluşturduğu klostrofobik atmosfer ve teknolojiden yardım almadan izleyenlere gerilimi sunması, filmin başarısındaki en büyük etken. Filmin görüntü yönetiminin de itinalı bir çalışmanın ürünü olduğu belli. Filmin büyük bölümünün geçtiği mağaradaki renkler ve ışık kullanımı ürkütücülüğü artırmış. Ortalarına doğru ortaya çıkan "gollum"u andıran yaratıklar filmin korku güdüsünü daha da artırıp, filme ayrı bir renk katmış. Bu yaratıkların Yüzüklerin Efendisi serisindeki gollumu andırmasında bir çalıntı söz konusu olamaz, zira gollumun da mağaralarla alakası vardı ve J.R.R. Tolkien'in İngiliz bir yazar olması da her şeyi açıklar nitelikte. Sanıyorum, Marshall iyi bir gönderme yapmış. Filmdeki göndermeler bununla da sınırlı değil, özellikle yönetmen türün klasiklerine bol bol saygı duruşunda bulunuyor. Düz bir gerilim-korku filmi değil "The Descent" sadece gerilimi sağlayıp biten filmlerden değil. Karakterlerin bilinçaltına bolca yolculuk yaptırıyor ve aralarındaki rekabete oldukça yakından tanık oluyoruz. Filmin anlatımı, sorunlar yaşadığından arkadaşlarının mağara gezisinin sorunlarına bire bir geleceğini düşündüğü Sarah'ın üzerinden gidiyor. Kapana sıkışmışlık hissinin bu karakterin üzerine yoğunlaşılması filmin gerilim dozajını gelebilecek en yükseğe taşıyor. Marshall, özellikle final kısmındaki sürpriz ile son dönemin en etkileyici filmlerinden birine imza attığını perçinliyor. Bir korku-gerilim filmine göre oldukça başarılı oyunculuklara da sahip "The Descent." Karakterlerine oturmuş oyuncu seçimi ve de başarılı oyunculukların olması son yılların en etkili korku-gerilim filmi diye tabir ettiğimiz bir film için de fazla şaşırılmayacak olsa gerek.
Görmeye alışık olduğumuz bir hikayeyi üstün sinemasallıkla, ustaca kotarmış Neil Marshall. Ve karşımıza daha şimdiden kült film tanımına uyacak son yılların en etkili korku filmi çıkmış. Belki de uzun yıllardır kana boyanmış biri bu kadar hoşumuza gitmemişti. Ne dersiniz.?
Yapmayın ama yaa bu tarz filimleri neden (korku-gerilim) kategorisine sokuyolar bilmiyorum artık bu filmlerden sıkıldı insanlar neymiş efendim mutasyona uğramış insanlar bence bu filmler olsa olsa (komedi) kategorisinde olmalılar artık baydı bu tarz filmler (sessiz tepe, tepenin gözleri I-II,kurt kapanı.) vs. bunlar birbirinin çakması olan filmler konuları hep aynı bir kaç insan bir mutasyona uğramış insan ordusu arasından kurtulmaya çalışıyor . (Nokta) daha başka bi senaryo bulamadıklarından farklı mekanlarda ama hep aynı konu üzerinden film yapıyolar...
Bu film bu kadar olumsuz eleştiriyi hiçi mi hiç haketmiyor...İngiliz yönetmen Neil Marshall Dog Soldiers gibi korku filmine yeni bir soluk getiren filminden sonra The Descent de zirve yapıyor...Bir kere film korku olgusunu daha önce hiçkimsenin girmemiş olduğu bir yeraltı mağarasına adeta sizi de sokarak etkisi altına alıyor...O kadar klostrofobik olaydan sonra bu gerilim bile yeter denilecekken bambaşka ve şok edici bir olayla karşılaşılması da adeta izleyeni ürpertiyor...'The Descent' sinemasal estetik açısından müthiş bir film,yok ancak siz sinemayı bir ay çekirdeği gibi zaman geçirme ve zevk aracı olarak görüyorsanız 'bu ne böyle mağara,niye karanlık,bir şey göremiyorum...' deyip durursunuz.
Son dönemin en çarpıcı korku filmlerinden biri belki de birincisi.Mağarada klastrofobik atmosferden bolca yararlanıp sinemanın gördüğü en korkunç ve ölümcül yaratıklarla ölümüne hayatta kalma mücadelesini işleyen yapım izleyeni soluksuz bırakıyor.Daha önce izlemediğime yandım.Bu sene devamı niteliğinde ikincisi gösterime giriyor.İzlemeye değer.8/10
İzlediğim korku filmleri içinde en iyilerinden. Şunu söylemek istiyorum benim kapalı mekanlarda duramamamak gibi bir korkum var. Bu filmi izlerken aman tanrım dedim mağaranın giriş yolu kapandığında. Kendimi onların yerine koymak bile istemedim doğrusu :) Ya sonrası o kadınların o canavalarla kıran kırana mücadele etmesi ve onları öldürmesi. Mükemmel bir korku filmi, muhakkak izlenmeli .
kendinizi filmin içinde düşündüğünüzde gercekten geriliyosunuz.. konusu güsel bence .. belirtilmek istenen vurgu da güsel.. en yakın ark in bile olsa yaşamak için her seyi yaparsın...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.