En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
ugi
5 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
6 Ocak 2013 tarihinde eklendi
İnsana, yaşama ait soruları olan ve bu sorulara cevap için yazılmış bir romandan uyarlanan harika bir senaryonun, mükemmel bir sinema görselliğiyle, büyüleyici ve eşsiz bir anlatımın üzerine birde muhteşem film müzikleri de eklenince ortaya böyle bir şaheser film çıkmış.......
"Brokeback Mountain" eseriyle hayran olduğum Ang Lee'nin yeni filminde tam bir görsel şölene tanık oldum. 3d filmlerle ilgili anılarım pek iyi olmamıştır ama Life of Pi de bu teknoloji gayet temiz ve akıcı kullanılmış.Filmin tadını tam olarak çıkarmak isteyen arkadaşlar film vizyondan kalkmadan önce yakalayın, aradığınızı bulacaksınız. Hikayeye gelince öncellikle Ang Lee kitaba sadık kalmaya çalışmış kamerasının açıları bile kitapla doğru orantıdaydı. Anlatmak istediğim bu filmdeki farkı Ang Lee'den çok filmin görüntü yönetmeni Claudio Miranda yaratmış -hele kaplanımızın sahneleri ve fırtına sahneleri- ki kendisi "Figt Club", "Seven" ve "The Curious Case of Benjamin Button" filmleriyle adından söz ettirmiştir ve bir de oscar adaylığı vardır. Bu sene de görüntü yönetmenliğinde o oscara da ulaşacaktır. Tek rakibi "Skyfall" olabilir. Görüntü yönetmeninden bu kadar bahsettim çünkü filme etkisi çok büyük. Konuya gelince görsel yönü ağır basan filmlerin altında pek mesaj verme kaygısı yatmaz ki seyircide bunu aramaz sadece görselliğe bırakır kendini. Ama Life of Pi üç dine de atıfta bulunup bir hoşgörü dileniyor seyirciden niye mi filmin en sonunda anlatınlan ve kafaları karıştıran ikinci hikaye için. O ikinci hikaye gelirsek tam anlamıyla seyircide soğuk duş etkisi bırakıyor. Sizi o serüvensi hikayeye öyle inandırıyor o serüvensi hikaye sizi öyle içine çekiyor ki ikinci hikayeyi duymak seyirciyi biraz rahatsız ediyor. İşte bu ikinci hikayedeki insanlık dışı vahşet için filmin başında bütün dinlerden hoşgörü dileniyor. Tabi hangi hikayeye inanacağınız size kalmış ki 21. yy dan itibaren moda olan filmin sonunu seyirciye bırak ekolünün bir ürünü bu. Filme karşı iki olumsuz eleştirim olacak ilki Ang Lee gibi usta bir Hollywood yönetmeninin filme kendinden pek fazla bir şey katmaması. İkincisi ise final kısmının aceleye getirilmesi. İkinci eleştirimi seyirciyi hazırlıksız yakalayıp şaşırtalım gibi bir düşünceden dolayı doğduğunu varsayarsak anlayabilirim. Ama Ang Lee'nin kamerasını tembel kullanması pek anlayamam ki kendisini 10 ocakta açıklanacak olan oscar adaylarında en iyi yönetmen dalında ilk beşte görmezsem hiç şaşırmam. Bu eleştiriyi yazmamın temel nedeni filme karşı sizleri daha meraklı bir hale getirmekti. Çünkü kesinlikle izlenmesi gereken bir yapıt. Sağlam bir senaryonun üstün bir teknikle buluştuğu filmleri günümüzde pek bulamıyoruz. Bulmuşken de kaçırmayalım...
Ne idim deme ne olacağım de sözünü en güzel anlatan filmlerden biridir. İnsan öyle çıkmazlara girer ki bazen, ne için mücadele ettiğini unutur hâle gelir. Çok korktuğu bir şey an gelir, hayattaki tek tutunacak dal olur. Ölüm korkusuyla hayatta kalmaya çalışmak en zor yaşam biçimidir. Bizi hayata bağlayan sevgidir. Koşulsuz sevgi. Ölüm değil ayrılık korkusu bittiği an yaşamanın da bir anlamı kalmaz. Sevdiklerinizin kıymetini bilin sevginin kıymetini bilin. Onlar bilmediyse illa ki başkası bilecektir boşa harcamayın sevginizi de zamanınızı da. Derdi veren yaradan dermanı da verir. Dermanımla dertliyim kimine göre deliyim. Kime ne拾✌️廒 izleyin bu filmi Tom hanks yeni hayat, terminal, yeşil yol, esaretin bedeli, şener şen eşkıya , bermuda şeytan üçgeni, küp, hepsi ağır dram. Hayattaki trajedimi filmlerdeki dramda aramışım da farkında değilmişim. Faydası olmuş gibi bence şöyle bir düşününce o hikâyelerle yarışıyoruz gibi. Oynayın devamke ✌️祿
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.