İlk yarısı itibariyle bir hayli sıkıcı ve sadece seyirciye hikaye anlatmayı tercih eden bir film olmasına rağmen ikinci yarıda gerilimin ve maceranın artmasıyla birlikte zevkle seyredilebilecek bir polisiye gerilim özellikle Jake Gylenhall müthiş oynamış.
Öncelikle ; yorumlardan etkilendiğim için fazlasıyla tereddüt ederekten D.Fincher ın yüzü suyu hürmetine gittim.Korkulan olmadi.Keyifle izledim.
Devamında ; Filmin girişi gayet sıkı.Olayların gelişiminin yeraldığı ilk yarıda tempo düşük değil.Filmin ikinci yarısının başı ve ortalarında tempo düşüyor.Burada bir önceki yorumdan gora73 ün doğru bir saptaması var.Karakterlerin kendi iç çatışmalarıyla ilgili eksiklikler...Bunu görebilsek mükemmel olabilirdi.Görsel açıdan süslemeler de katılabilse...
Sonuç olarak ; Sinemaya gidip eğlenelim demeyececeğiniz gününüzdeyseniz gidin görün. Çoluk çocuk takımındansanız karayip korsanlarına gidin zaten ne işi var zodiacta.Sonra gelip buraya film kötüydü diye yazmayın sevgili teenage kardeşler.
Brian De Palma'dan sonra kendime örnek aldığım ikinci yönetmen olan David Fincher bu filmde yine ustalığını konuşturmuş.Görüntü de detay ve biçimlemeye önem veren fincher, bir fenomene dönüşen seri katil"zodiac" karakteri üzerine kurguladığı filmi sanatsal ve sinematografik açıdan şık ve kaliteli bir yapım olarak dursa da,herzaman filmlerinde ön plana çıkardığı karakterlerin psikolojik derinlemesi bu filmde maalesef eksik kalan bir unsur.
Belki "Se7en" ,"The Game" , "Fight Club" filmlerindeki karakterlerin etlileyici psikolojik çözümlemeleri ,karakterlerin kendi iç dünyalarındaki çatışmaları,birey-toplum,birey-sistem eleştirisi gibi unsurları bu filminde de görsek mükemmel bir iş çıkabilirdi.Oyuncular iyi olsa da karakter derinliği olmadığı için,performanslar,replikler ve dialoglar tatmin edici seviyede değil. Jhon Carroll Lynch ve Mark Ruffalo oynadıkları karakterleri dezavantajlarına rağmen ustalıkla yansıtmayı başarmışlar. Zodiac usta yönetmen Fincher' ın, görüntü ve atmosfer yaratmadaki ustalığını bir kez daha gördüğümüz iyi bir film fakat yönetmenin ileri bir aşaması veya zirvesi maalesef değil. Maalesef Hollywood un usta yönetmenlerinin son filmlerinde birbirleriyle yarışır gibi ciddi zirve hataları yapma süreci sürüyor. "11 Eylül Sendromu" denilen ABD toplumunda yaşanan travma Hollywood sektörünü çok ciddi etkilemiş ve hafıza kaybı yaratmış gibi gözüküyor.Bence , Tony Scott,Oliver Stone, Brian De Palma,Michael Bay,David Fincher vs... gibi yönetmenlerin toplumsal kaygılar yüzünden birey-sistem eleştirisi,sistem açmazları ve birey'e etkisi gibi konulara girmemeye itina ettikleri gibi düşüncem var.Umarım bu süreç uzun sürmez.
beklentilerimiz doğrultusunda film yapmayacaktı elbette fincher üstad. risk almayı istedi ve kimi hayranlarınca zodıac reddedildi. uykularını getirdi... oysa yaşanmış ve çözümlenememiş bir hikaye üzerine bir film izlediğimizi unutmamak gerekiyor. müthiş oyunculuklar, müthiş bir hikaye anlatımı (dingin gitse dahi)... fincher üstad ona sunulan onca büyük projeyi reddedip zodıac'ı çekmesi bu filmin değerini dahada arttırıyor. çok beğendim. keyifle izledim...
Zodiac, gerçekten amerikada yaşanmış bir seri katil öyküsü. İlginç taraflarından biri zodiac hala yakalanamamış bir katil. Belki szi filmi izlerken bulursunuz kim olduğunu...
Film izlediğim en güzel filmlerden biri diyebilirim. 1970 lerin Amerikan yaşam tarzını, gece atmosferini, medyayla örtüşen amerikancı hayat tarzını çok iyi veriyor. Arka fonda blues ve jazz tarzı, hatta Miles Davis in Solar adlı parçası var. Harika bir müzik ziyafeti. Filmin seri katilin hayat tarzı, amerikanın atmosferi ve klasik gerilim filmelerindeki o gerilimin bu müzikle kaynaşmasına izin verdiği için önemi büyük bence. Katil filmlerinden vahşice, sapıkça sahneler, çok hareketli olaylar, hollywood tarzı gerzek korku öğeleri bekleyenler ne filmden anlar ne de sinemadan. Onlara Saw, hani testere dedikleri filmi öneriyorum. Bu filme jazz müziğini, eski zamanları ve gecenin loş atmosferini, sakin ve derin gerilimleri sevenler gitsin. İyi seyirler.
Yine iş çıkışı gittiğim bir filmin en az 30 dk.sını uyuyarak geçirdim. Yeni bir Se7en yerine daha farklı, hiçbir sıra dışılığı ve şaşırtıcılığı olmayan bir film çekmiş yönetmen. Gerçekçi cinayet anları, araştırma süreçleri ve yıllara yayılan mücadele ve kovalamaca. Filmin bence en büyük eksisi 30 yıl boyunca sakalının boyu, saçının teli bile değişmeyen karükatirist ve yılların çok hızlı akıp gitmesi. Bunların dışında başarılı bir polisiye'gerilim filmi...
fincher'ın fight club,seven gibi olağanüstü filmlerinden sonra hatta oyundan sonra panik odası biraz üzmüştü bizi bu nekadar gereksiz uzatılmış ve sıkıcı bir film.sinemada izlediğime bin pişman oldum uyuduk resmen yakışmadı hiç.
Bu hikayeyi çekmek son derece riskli çünkü sonunda kesin bir hikayeyi kapatma yok . Film içerisinde gerçektende sabit bir tempo var ve birçok sinemasever için sıkıcı olabilir . Ama ben ciddi şekilde filmin sizi kendi içine çektiğini düşünüyorum bir kaç yerinde zodıac karakterinin kimliğini bulma aşamasında hayal kırıklıklarını yaşayan oyuncular perde önünde sizede o hissi tattırıyor . 3 saate yakın bir film ve çok aşırı bir tempo beklemeyin ama kesinlikle çok kötü yorumlarına katılmıyorum .
film gercek bir hikayeden alındığı için ve gercek hikaye bile tam çözülemediğinden film sanki havada kalmıs gibi gözüküyor ama normal hayatta bile sorusturma bir sonuca ulaşamamış olduğundan degerlendirmenin ona göre yapılması lazım
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.