filmi seyretmeye 3 arkadaş gittik. Zaten salonda toplam 4 kişiydik ve filmi seyretmeyi tavsiye eden kişi olarak ya beğenmezlerse endişesiyle seyrettiğim, aksiyon olmayan, gişe için yapılmamış bir film olması beni tedirgin etti. Film uzun sürdü ama çıkışta yaklaşık yarım saat film üzerine konuştuk. Fincher ın da belki göstermek istediği, gerçek yaşamda, CSI dizisindeki veya diğer polisiye filmindeki gibi puzzle parçaları bir defada yerine konamıyor ve gerçek yaşamda katili bulmak aslında o kadar da kolay değil. Fİlmde zodiac adıyla bilinen katil aslında çok ta zeki değil ama puzzle parçalarının bir çoğunu deneyip tekrar başa dönüp bakıp gene de bulunamayabiliyor. Amerikan filmlerindeki, DNA teknolojisinin en yüksek düzeyde olduğunu gösteren ve suçluların mutlaka ABD de yakalanacağı imajını ters yüz eden bir film olmuş.Gişe filmi beklentisi olmadan seyredilmesi gereken bir film. Acaba katil kim???..
david fincher istediği şeyi gayet net ortaya koymus zannimca... ne aksiyon ne gerilim filmi yapmak gibi kaygisi yok..katili bulmak için girisilen yolcuktaki, tutkulu, hayatini ,kariyerini yok etme pahasina bu ise baglanmis adamlarin iz sürüş hikayesini şahane bir şekilde aktarmış.. filme hakim olan renkler bile o döneme huşu içinde bir tünelden başka bir tünele dalış yaparak süzülmemizi sağlıyor...filmi seven la ,fight clubla karşılaştırmak yada aynı heyecanı duymayı beklemek gereksiz bir eylem,filmede hakaret olur.. zaten neden bize aynı şeyleri hissettirecek bir filmi çeksin.robertt downey,mark ruffalo, ,jake gyllenhall da çok başarılıydı..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.