En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Özden dal
16 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
2 Aralık 2022 tarihinde eklendi
1968 li yıllara göre çok güzel bir gerilim klasiği. O döneme göre kıyaslarsam gerçekten mükemmel diyebilirim . Ancak yıllar geçtikçe bu tarz gerilim filmleri o kadar çoğaldı ki artık klişe oldu. Film gereğinden fazla uzatılmış. Yer yer sıkıldığım oldu. Gerilim sahneleri fazla yok. Sadece filmin yarısından sonra müziklerle gerilim artıyor. Bana göre biraz fantastik biraz psikolojik gerilimi harmanlamış. Oyunculuk güzel.
ikinci kez ısrarla seyredeyim dedim.. Ama olmadı gene bitiremedim. çok ve gereksiz detay var. Sıkıcı ya.. ve çok eski film.. yeni nesil için çok sıkıcı
Yorumlarda abartıldığı kadar iyi bulmadım. Belki beklentimi yükselttim bilemiyorum. Ama çokta beğenmedim gereksiz uzamış finali berbat bi şekilde bitmiş beklentimi karşılayamamış bi film işte. 60 lı yıllara göre evet başyapıt denilebilir. Ama günümüzde artık bu konular aşırı klasikleşmiş ve baymış. Nasıl ki bizim dabbelerimiz cinlerimiz bayıyorsa onlarında cadıları artık gına getirtti. Eğer eski filmlerin tutkunuysanız buyrun izleyin ama yeni nesile kesinlikle hitap etmiyor. En baştan beri herşeyi tahmin edebiliyorsunuz ve tahminleriniz doğru çıkıyor :) ben finalde rosemarry'den güzel bi hamle bekledim ama maalesef seyirciyi tatmin etmek yerine mesaj vermeyi tercih etmiş yönetmenimiz. Ayrıca kocasını ellerimle boğasım geldi. Durağan ağır işliyor buda sıkıyor bitmesini istiyorsun artık spoiler: ve bütün film boyunca bebeğin doğmasını bekliyorsun fakat bebeğin yüzünü bir kez bile göremeden film bitiyor . spoiler: herşeye rağmen zamanına göre iyi bi film ama izlemezseniz bişey kaybetmezsiniz bunun gibi çok fazla film var.
Kesinlikle bir başyapıt roman polonski klasiği. Film bana daha çok rosemary'nin akıl sağlığını yitirmiş , şizofreni hastası olduğu mesajını veriyor hepsi normal seyrederken rosemary'nin hayal dünyasına daliyoruz ve rosemary'nin gözünden gorduklerimize inanıyoruz ama verilmek istenen mesaj bence bu. Çok kaliteli bir film olmuş mekan roller ve müzik izlemekle kalmayıp aynı olayı yaşattığıni söyleyebilirim. Roman polonski nin en kıymetli filmi piyanist ve kiracı dır.
Bu film bence bir korkudan ziyade mia farrowun yaşadığı dram üzerine kurulmuş.Şayet ben flimin gizemli bir tarafınıda göremedim.Sürpriz çok erken belli edilmiş.Ama yinede bir başyapıt.
4 x 4 lük bir sinema şaheseri Roman Polanski tarzıyla her zaman kendinden söz ettiren bir yönetmen ve bu filmi de en çok öne çıkmış,ünlü,kült filmlerinden birisi.Kuşkusuz yönetmenin en iyi üç filmi arasına da rahatlıkla koyabiliriz.Çok beğendiğim Repulsion filminden de yalnızca üç yıl sonra yapılmış ve nihayet bu filmi izleyebildim..
Farklı,mistik,fantastik de sayılabilecek bir konu örgüsüne sahip.Filmin genel atmosferinde Rosemary'nin ne olduğuna tam olarak anlam veremeyişi ve bir şeylerin yanlış gittiğini hissetme içgüdüsü var.Belki de annelik iç güdüleri ilk andan itibaren inanılmaz bir şekilde işliyordu.Filmdeki diğer karakterler de oldukça ilginç.Rosemary ile yeni tanışmalarına rağmen herkes son derece ilgili onunla.Bir dediği iki olmuyor hatta o söylemeden yapıyorlar.Ve hissettiği bu kötü şeylerden dolayı da tüm çevresi ona paranoyakmışçasına yaklaşıyor ve her şeyin gayet normal olduğunu düşünüyor,ona da bunu söylüyorlar fakat içindeki hisler bir türlü geçmek bilmiyor ve Rosemary bu hislerin gerçekliğine inanıyor..
Aynı Repulsion'da olduğu gibi yine oldukça iyi bir psikolojik analiz izliyoruz.Fakat burada sadece bununla da yetinilmiyor,esrarengiz ve ürpertici de olan bir hikaye var.Böyle bir hikayenin etrafında,insan psikolojini en karanlık sınırlarına götürme,elbette ki filmi çok farklı bir yere taşımış.Yaşananları anlamlandırıp,finalde neler olacağını anlamayı çok istiyorsunuz,çünkü Rosemary'nin yaşadığı durum izlerken rahatsız edici olabiliyor.Tamamıyla kendi başına,kendi iç güdüleriyle hareket ediyor ve bunları da sadece kendisi savunuyor.Elbette bunların hepsi,her şeyden önce bebeği için..
Böyle bir hikayeye ait,bu türde bir film oluşu da filmi farklı kılıyor.Tam olarak ne bir gerilim ne korku ne fantastik film aslında.Öyle ki içinde fantastik türü hissettiğiniz anlarda bile gerçekçilik yaşıyorsunuz sanki.Olaylar işte bu kadar iyi işlenmiş.İzleyenin içine işleyen yapıda her şey.Tür olarak her anında büyük bir gizem hakim.Diğerlerinden de zaman zaman ortaya çıkan yapıda olduğunu söyleyebilirim..
Polanski imzalı çok önemli bir film.Farklı ve etkide bırakan bir çarpıcılığa sahip.Fedakar bir anne,tek düze bir baba,garip davranışlara sahip komşular,ilginç bir bina,çıldırmış bir kent ve esrarengiz olaylarıyla Rosemary'nin Bebeği gerçekten bambaşka..
Film, ilk başında bize karakterleri , oyuncuyla dolaylı olarak tanıtmasıyla hikayeye adapte olmamızı kolaylaşıyor. Film genelde iç mekanda çekilmiş bu da hikayenin kasvetliliğine ve psikolojik bunalıma katkı sağlıyor, anlatısını güçlendirmiş( loş ışık ortamı vs ) . İkinci bir olay da olayların birden verilmeyişi . Yani " Aaa bak görüyor musun kadının kocası da bu işin içindeymiş, çıkarı için her şeyi mübah görüyor karaktersiz ! " gibi ve diğer olayların fikrini, gizemini seyirciye çözdürüyor Polanski. Direk olarak bu böyle şu şöyle dememiş. Yani olayları sen çözüyor gibi oluyorsun ve bundan haz alıyorsun . Gerilimi de gıcık müzikler :) ve sallanan kamera hareketleriyle sağlamaya özen göstermiş. Kısacası " Adamlar yapıyor beyler " ;)
Korku filmi kesinlikle değil gerilim olarak ise yaratılan kasvetli ortam ve müzikler aracılığıyla az da olsa sağlanmış ama en çok gizem türünü kapsı farrow'un filmdeki oyunculuğunu es geçersek olmaz,rosemary'le adeta bütünleşmiş.Genel olarak filmin verdiği mesaj;eninde sonunda siz de diğerlerine benzer ve onlar gibi olursunuz,kaçamazsınız ş kadar insanın merak etmesini sağlıyor;yer yer tempo düşse de,önemli ve başarılı bir klasik rosemary's baby
bazen bir filmin her şeyini bir kenara bıraksanız dahi,tek bir karakteri,o filmin sinema tarihine geçmesini sağlayabilir.rosemary woodhouse da işte böyle bir karakter.onun bir diğer artısı da,ilk cümlede bahsettiğimin aksine,her bir özelliği ile başarılı olan bir filmde yer alması.her daim tartışmalı yönetmen polanski bu filmini hamile eşi ve arkadaşlarının üzücü öldürülüşlerinden kısa süre önce çekmişti.ilginç ve üzücü bir tesadüf olmuş.ilk saniyedeki o unutulmaz ninniden başlayarak,135 dakikalık süresi boyunca kullanılan renkler,karakterler,mekanlar ve durumlar nedeniyle,film sizi sürekli gergin tutmayı başarıyor.korku filmi olduğunu kesinlikle söyleyemem kendi adıma.ancak "gerilim" kalıplarına fazlasıyla,içini doldura doldura uyuyor.kimilerine göre ise gerilimden de ziyade bir annenin dramını izliyoruz.bu da kesinlikle kabul edebileceğim bir görüş.gerçekten de özellikle finale doğru yaşananlar ve o unutulmayan,üzerine konuşulup tartışılmaya müsait final sahnesi,bir annenin uzun zamandır beklediği ve tüm zorluklara göğüs gererek karnında taşıdığı bebeğine karşı hissettiklerini,onu korumaya çalışmasını ve yaşadığı trajediyi çok açık bir biçimde gözler önüne seriyor.filmin içine girmek önemli.anne adaylarına izletilebilecek son filmdir sanırım bu!!sıkmayan,sürükleyici ve içinizde sürekli bir şüphe uyandıran bu filmde,mia farrow mükemmel bir iş ortaya koyuyor.fiziki yapısının da yardımıyla rolüne öyle bir bürünüyor ki,rosemary'nin gerçekten yaşamış olduğuna inanıyorsunuz.kitabını okumadım ancak filminin gayet doyurucu olduğunu söyleyebilirim.farklı ve önemli bir klasik izlemek isteyenler kaçırmamalı.
Roman Polanskinin kariyerinin en iyi filmi, siradan bir çiftin yeni bir daireye tasinmasiyla baslayan gariplikler olabilecek en tekinsiz atmosferle, büyüleyici oyuncu performansiyla(mia farrow tek kelimeyle mükemmel) ve merak unsurunu sonuna kadar ayakta tutarak gerilimi iliklerinizde hissettiginiz etkileyici sonuyla büyük bir gerilim basyapiti. Merakli seyircilerin bildigi gibi bu filmin basarisi sonunda Manson tarikati Polanskiye takar tehtid edilir sonundada polanskinin ülkede olmadigi bir gün evi basilir hamile karisi katledilir, yillar sonrada karisinin ölmeden önce okumasi için verdigi kitap olan Tessi sinemaya uyarlar ve filmi karisina adar.
Oyuncu seçimi ve müzikleriyle birlikte iyi bir film..Fakat asla bir korku ya da gerilim değil bana göre..Daha çok bir gizem diyebiliriz.Filmde beni gerebilen tek şey müziği oldu.Başka bişey yok..
Bu filmin en etkileyici yönünü bir eleştirmen şu şekilde dile getirmiş.'Bu filmi izleyipte kendisini Rosemarynin yerine koymayan yoktur'.-Spoiler-Filmin en etkileyici tarafı da işte tamamiyle bu cümlede yatan ve film boyunca sürekli bilinçaltımıza gönderilen 'sosyal hayatta güven duygusu bulman çok zordur ve istesen de istemesen de kirleneceksin, onlar gibi olacaksın' diyen finali.Şiddetle tavsiye edilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.