En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
kadir503
Takipçi
329 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
18 Haziran 2007 tarihinde eklendi
Türlerin efendisi Kubrick’in korku sinemasına bıraktığı bir başka önemli filmi. Film, korku ustası Stephen King’in romanından uyarlandı; fakat bu uyarlama uyarlama denemeyecek gibi bir uyarlama oldu. Esinlenme desek sanıyorum daha doğru bir tabir olacak.'Hep işi düşünmek Jack’i sersemleştiriyor. 'Filmi korku filmi olarak tabir etmek de bir anlamda yanlış olabilir. Tam bir psikolojik film. Korku ve gerilim unsurları da alttan alta işleniyor. 1980 yapımı bir film olduğu için günümüz korkutma yöntemlerini filmde aramak çok yanlış olur. Günümüzdeki ses efektine dayalı korkutma veya ani irkilmelere sebep olan sahneler filmde pekala mevcut değil. Daha çok bu korkutma oyunculara bırakılmış. Jack Nicholson'da bu işin üstesinden harika bir şekilde gelmiş ve gelmiş geçmiş en iyi performanslardan birine imza atmış. Mimikleri, bakışları harikulade. İzleyiciye ürkütücülüğü ve bir insandan ne kadar korkulurmuş, bu hissi veriyor. Nicholson'un performansının tavan yaptığı sahne kuşkusuz balo salonundaki hayalet barmenle konuşma sahnesidir. Bu sahnedeki oyunculuğu muhteşemdir. Hayaletin de izleyiciye diken üzerinde tutan bakışlarını da unutmamak gerek. Filmin finaline yaklaşırken Jack'in kapıyı kırdığı ve o unutulmaz bakışını yaptığı sahne de sinemanın unutulmaz sahneleri arasına girmiştir. Keşke Shelley Duvall'ın oyunculuğu da başarılı olsaydı, kötü olmasa da çığlıklardan başka pek bir şey oyunculuk adına bir şey yok. Bazı yerlerde ise inandırıcılığını kaybetmiş gibi izlenim veriyordu. Bu açıdan Shelley Duvall'ı başarısız buldum. ?Tatlım, hayatımın ışığı. Sana kötülük etmeyeceğim. Sadece senin beynini dağıtacağım.'Filmdeki olay örgüsü filme çok güzel bir şekilde yayılmış. İşte burada da Kubrick farkını görüyoruz. Olaylar şöyle başlar; mutsuz birisi olan Jack Torrence kafa dinleyip, kitap yazmak için ailesiyle adeta dış dünyaya kapalı bir otelin mayıs ayına kadar bekçiliğini yapmak için otele taşınırlar. Bu otel, Overlook Oteli’dir ve bu otelde cinayetler işlenmiştir. Bunun sebebi de otelin altında yerlilerin mezarının bulunmasıdır. Bu cinayetlerin nedeni otelde yer alan doğa üstü güçlerin varlığıdır. Artık ne kadar var, ne kadarı sanrı bir başka merak konusu fakat oradaki güçlerin varlığını ispatlar bir sahne; hayaletin Jack’e yardım ederek kapıyı açması, evet bu sahne doğa üstü varlıkların otelde yer aldığını açıklar. Jack’in ilk önce karısıyla sorunları çıkar, daha sonra ise karısından nefret etmeye başlar ve diğer varlıkların da etkisiyle karısını ve çocuğunu öldürmeye karar verir. Onun değimiyle karısının beynini dağıtacaktır. Jack’in çocuğunun farklı telapatik güçleri vardır. Bu güçler, çocuğun da babasıyla eş zamanlı hayaletleri görmesini sağlar. Ayrıca filmin sonundaki resim, bizlere her şeyi yanıtlar, ama yanıtlarken de kafaları karıştırır. Kubrick’in bir diğer farkı da burada ortaya çıkıyor. Düşündürme payı hemen hemen tüm filmlerinde bunu yapıyor usta yönetmen. Filmde Kubirck’in verdiği farklı mesajlarda var. Dikkat edersek; Jack’in elinde balta, karısının elinde ise bezbol sobası var. Balta; yerlileri simgeliyor(Otelin altındaki yerli mezarlığını unutmayalım). Bezbol sopası ise Amerikan kültürünü simgeliyor. Jack’in filmin sonunda ölmeden önce labirentte kaybolmasından sonra çıkardığı sesler de yerlilerin çıkardığı seslerle oldukça benzer. Kubrick, filmde farklı korkutma yöntemleri kullanmış. O bölgedeki öldürülen yerlilerin kanını simgeleyen büyük kan kütlesi ve kullanılan kamera açıları ise az rastlanır cinsten. Özellikle evin içinde çocuğun bisikletle dolaştığı ve Jack'in odaya kilitlendiği, buradaki kamera açısı ?A Clockwork Orange'da da mevcuttu. Asıl filmin korkutuculuğu, bir babanın karısını ve çocuğunu baltayla kovalamasıdır diyebiliriz. Düşünsenize daha çılgınca ne olabilir? ?Here's Johnny!!!?Film, çekildiği dönemde fazla beğenilmemiş hatta 2 dalda Razzie Ödülleri'ne aday olmuştu. Film, üzerinden yıllar geçtikten sonra değerlendi ve günümüzde korku klasikleri arasında kendisini buldu. Ayrıca filmin, birçok Kubrick filminde olduğu gibi, politik yanının da bulunduğunu da hatırlatayım. Stephen King bilindiği üzere filmi beğenmeyerek 1997 yılında kitabın uyarlaması olan bir film daha çekti. Kısmen başarılı olarak görülse de film 'The Shining'in yanından bile geçemedi.
Mükemmel bir gerilim filmi.Aksiyon değil gerilim.Gerilim filmleri yavaş ilerler ve yavaş yavaş insanı etkiler.Aksiyon yok deyipte garip eleştiriler yapmayalım lütfen.
Stanley Kubrick’in bu filmi çektiğinde Stephen King ile arasında yaşanan olaylar bu eşsiz eseri gölgede bıraksa da ilerleyen zamanlarda alması gerektiği değeri sinemaseveler tarafından alarak film klasikler arasında yerini aldı. Oyunculardan bahsetnek gerekirse; Shelley Duvall, Jack Nicholson’un yanında sırıtsa da Nicholson gösterdiği üstün performansıyla Duvall’ın performansını unutturdu. Jack Nicholson öyle bir oyunculuk sergilemiş ki adeta izleyiciyi alıyor filmin içine dahil ediyor. Stanley Kubrick, korku adına tüm kapıları aralıyor ve filmden sonra izleyiciyi düşünmeye zorluyor.
İlk izlendiğinde sıradan korku filmi izlenimi verse de, ıssız sessiz geniş güzel bir mekanda ailenle geçirebileceğin zamanın nasıl bir kabusa dönüşebileceğini biraz da ütobik bir yolla anlatan, akılda kalacak bir film
Stephen King'in aynı adlı,çok satan romanından Stanley Kubrick tarafından uyarlanan The Shining'in başrollerinde usta oyuncu Jack Nicholson ve Shelly Duvall oynuyor.Colorado'nun ıssız dağlarında kurulu olan OverlookOteli Jack Torrance'ın(Jack Nicholson)romanını yazmak için sakin bir yer gibi görünmektedir. Eski bir öğretmen olan Jack, ailesiyle birlikte otele yerleşir. Kış yüzünü gösterdiğinde ise dışarı çıkamayacak hale gelen Jack'in küçükoğlu Danny (Danny Lloyd)otelin perili olduğuna inanmaya başlar.Medyum yeteneklerine de sahip olan Danny,alkolik babasının oteldeki kötü ruhlar tarafından ele geçirilip,giderek aklını yitirdiğini ve kontrolünü kaybettiğini düşünür.Jack,Bay Grady adındaki bir hayaletle tanıştığındaysa işler daha da karışık bir hal alır.Otelin eski bakıcılığını yapmış olan Grady, önce karısıyla iki kızını sonra da kendisini öl-dürmüş kişinin ruhudur.Overlook Oteli gerçektende perilidir.Deli-dahi yönemen Stanley Kubrick bu King uyarlamasıyla korku türünü deneyerek bir başyapıt çıkarıyor.Ardından Stephen filmi hiç beğenmediğini söylüyor ve ikilinin araları açılıyor.Romanı okumuş biri olarak bende filmin kötü bir edebiyat uyarlaması olduğunu düşünüyorum.Özellikle Kubrick öyküyü daha farklı bir boyuta taşımış ve sanki bize sıradan bir cinnet geçirme olayı anlatmış.Hayaletleri daha arka planda tutarak kitaptaki pek çok öğeyi de atlamış.Otelin geçmişi hakkında izleyiciye pek fazla bir bilgi vermeyen film,Jack’in neden delirdiğinide net bir şekilde açıklamıyor..Ancak Shining için söylenebilecek en iyi şeylerden biri usta oyunculuklar,diğeride Kubrick’in eşi ve benzeri görülmemiş yönetmenlik dehasıdır.1980 yapımı bir film için sinemasal açıdan da çok başarılı olan Shining, muhteşem kamera hareketleri ve usta işi kamera kullanımıyla izleyiciği tedirgin etmeyi gerçekten çok iyi beceriyor.Görüntü açıları ve ürkütütücü karelerle böylesini bugün bile görmediğimiz bir korku filmi.Dekorlar,kostümler ve makyajlar dönemine göre de gayet iyi.Ama yine de şunu tekrarlamakta fayda görüyorum;kitap başka film başka...
:) stanley her zaman ki gibi tanrılığını göstermiştir. bir sürü simetriler kullanmıştır.kızılderilileri zencileri abd den olmayan herkesin nasıl yasadığını gösteririr. son karede jack ın resmi var hiç bir farklı ırktan insan yok 4 temmuz abd nin kurulusu kızılderililerin yok oluşu jack abd yi temsil eder...:)
Bir film için en büyük etken; beğenileri arttırmasında, iyi bir seneryon'un usta bir yönetmenin aynasında yansıması...Oyuncu performansları, diğer etkenler; zaten yönetmenin kişisel becerilerini ortaya koyar ve onları ön plana çıkartır.Jack Nicholson için söz bulmak, ifade etmeye çalışmak çok zor...Roman Polonski filmlerinde bile tüm bayalığı alt üst etmeyi başaran, kimliğini filme yansıtabilen usta aktör, bence bu filmiyle asırlar sonra da kendini hatırlatıcak.Kubrick ve Jack amca bi araya geldiği için, bu yüzyılın buluşması gerçekleştiği için bile izlenmeye değer.Bütün koleksyoncuların arşivinde bulunması şart bu filmin.Şiddetle tavsiye ederim...;)
jack kroll un da dedigi gibi ’tarihteki ilk destansi korku filmi’. Her neyse belki bicok kez yorum yazdım yada yazmadım hatırlamıyorum acikcasi yanliz oyunculari ve herseyiyle harika bir filmdi bu arada ilk yazilan 2 mesajdaki arkadasa katiliyorum...saygilar
gece yalnız basınıza seyretmeyin , cok gerio insanı, uuuuu.... o kdr duru bi anlatımı var ki her acıdan, korktugunuza sasırıorsunuz, gelişmeleri tahmin edebildiğiniz halde gerilmeden edemiorsunuz.. e bu da usta işi oldugunu gösterior bize.. klasik bir film, klasikler degerlidir, izlenmeli...
Stanley Kubrick, bir sinemacının film çekerken olmazsa olmazlarının bir çoğunu elinin tersi ile iten kendi öngörüsünü -belki de yıllar sonrasını gören- filmlerine yediren usta, sıra dışı, bir benzeri olmayan yönetmenlerdendir. Bu yüzdendir ki senaryo ile roman arasında büyük farklar oluşmuştur. Çünkü Kubrick kendi dünyasını yansıtmaktadır; tıpkı Tarkovski'nin Solaris'i çekerken Stainslav Lem ile takışması gibi. Filme gelecek olursak elbette okunmaya müsait bir çok alt metin mevcuttur filmde. Film bir gerilim filmidir ve böyle bakıldığı zaman mükemmele yakındır. Korku filmi olarak bakarsanız değerini düşürürsünüz. Jack'in son sahnede 1921 yılında çekilen resimde gözükmesi, hikayenin tekrar tekrar yaşanacak bir kısırdöngüden ibaret olmasındandır. (Aynı döngü ''2001:A Space Odyssey'da'' da vardır.) Bir filmi güçlü yapan etmenlerden biri de kuşkusuz birçok değişik okumaya müsait olmasıdır. Köşeleri belli, kurallarına uyulmuş, filmin sonunda kafamızda soru işareti bırakmayacak bir filmi mi tercih ederdik yoksa? Ben ''The Shininig'' türü filmleri tercih ederim. NOT 1 : Kubrick o kadar titizmiş ki, Filmin Türkçe dublajındaki çocuğun sesinin beğenmediği için filmin Türkiye de çıkması yıllarca gecikmiş. NOT 2 : Stanley Kubrick - A Life In Pictures adlı Dvd'de de kendisi ve filmleri ile ilgili bir çok bilgi mevcut.
King'in kalemini Kubrick'in sinemaya yansıtışı ve tabi ki Nickholson'un muhteşem performansı bu filmi arşivinize koymanıza zorunlu hale getiriyor. film 1980 yapımı olmasına karşın bugünkü gerilim filmlerine gerilim filmlerinin sadece ses efektinden ibaret olmadığını öğretir cinsten.
bu film her izlediğimde inanın kendimi bir garip hissediyorum. film bittiğinde 10-15 dk. yerimden kalkamıyorum desem abartmış sayılmam. hala izlemeyen arkadaşlar varsa çok şey kaçırmışsınız derim. tek kelimeyle olağanüstü bir film...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.