Kubrick'in rahatsiz edici simetrisi filmin korkutuculugunu arttiran bir unsur olmus kanimca..Jack Nicholson'un baltayla kapiyi kirdigi sahnede kameranin balta hizasinda ve baltayla ayni sekilde hareket etmesi unutulmazdi...Kubrick'in dehasının, Nicholson'ın muhteşem oyunculuğuyla birleştiği bir film The Shining ve uzak ara da kitabini ezen bir film bence...
filmi izlerken sürekli diken üzerinde oturarak izliyorsunuz.. oyunculuk mükemmel, yönetmen harika, mekan yine aynı şekilde ürpertici ancak yine de eksik bişeyler var filmde o da hikayeden kaynaklanıyor. incelikten ve zekadan noksan. bağlantılar yok.. filmin sonuna kadar gerilmek yeterli değil bence.. sebebler falan olmalı. film bittiğinde adam ne yazmış ya diyebilmeliyiz..
"psycho" ile beraber en iyi korku filmi.stephen king'in romanını da okumuştum.romanın sonu farklı bitiyordu.ama film kesinlikle çok daha iyi.jack nicholson'un oyunculuğuna diyecek hiçbirşey yok.keşke,dvd'de stanley kubrick'in sesli yorumlarıyla izleyebilseydik filmlerini.(9)
hayatımda izlediim en iyi gerilim-korku filmleri arasında ilk 3’e girecek bir film,,jack nicolson ve eşi wendy harikadanda öte bir oyunculuk sergilemişler,gerçektende bu filmi harika yapan en önemli öğe jack nicolson’du.
Genelde önce kitabı okuyanlar, filmde muhakkak eksik bir şeyler bulurlar. Ancak, bu film için geçerli değil bu. Kitaptaki atmosfer filme başarılı bir şekilde yansıtılmış. İzledikten sonra etkisinden uzun süre kurtulamıyorsunuz, tabi bunda Jack Nicholson'ın olağanüstü performansının etkisi büyük. Çocuğun bisikletiyle koridorda dolaşmasındaki tedirgin edicilik, "Redrum" yazısı, Jack Nicholson'ın sürekli yazdığı tek cümle ve labirent sahnesine özellikle dikkat edilmeli. İzlediğim en iyi Stephen King uyarlaması. Şiddetle tavsiye edilir
gerçekten gerek seneryosuyla gerek oyunculuguyla gerek yönetmenligitle gerçekten çok güsel bir filmdi(bunları söylerken 1980 de yapılmış bir film olarak düşünüyorum).bence tek kötü yanı ses efektleri ve müzikti.1980 de çekilmiş bir film olsa bile ses efektleri berbat diyebilirim.sesler yerli yerinde kullanılmamış filmde adamımız kahve içerken bile korku ses efekti katmışlar filme :p .ama bunu dışında film güzeldi(10/8)
Bu filmde de diğer bütün Kubrick filmleri gibi; diğer bütün filmlerden ayrı bir hava taşıyor, oyuncuların performansıyla, dekorlarıyla, müzikleriyle, kamera hareketleriyle...Film daha açılışta fonda Wendy Carlos’un insanı geren müziğiyle etkisi altına almayı başarıyor.Oyuncular bu film için adeta biçilmiş kaftan.Anne ve çocuğun labirentte yürürkenki kamera hareketleri ruh bunaltıcı.İkiz kızların göründükleri sahne ve küvetteki deli kadın sahnesi insanı felaket geriyor.Bluevelve’nin de değindiği gibi Jack’in baltayla banyonun kapısını parçalarken shelley duvall’ın çığlıkları insanın tüylerini ürpertiyor.Danny Lloyd’un üç tekerlekli bisikletle koridorlardan geçişi unutulur gibi değil.Veee herşeyden önemlisi Jack Nicholson’ın çıldırma evresindeki yüz ifadesi tam bir usta işi.Ailenin otele doğru gelirken aralarında geçen şu diyalog bile o kadar çok şey anlatıyor ki:baba yamyamlardan bahsetmesi üzerine annenin uyarısına maruz kalınca çocuk şöyle cevap verir:’’yamyamlığın ne demek olduğunu biliyorum.Tv’de gördüm...’’bunun üzerine baba:’’ bak herşeyi tv’de görmüş’’
bilmem bilyomusunuz the shining’in iki versiyonu var.biri kubrick’in yönettiği diğeri ise bzzat king’in tasarladığı bir film.ben king’inkini daha çok beğenmiştim.çünküktaba bağlı klınmıştı.kubrick ’inkin de ise kitapla arada bir uçurum var.hatta stephen king kubrck’in kini ilediğinde’benim shınıngime ne yapmışlar’ diye çok yakınmıştı.açıkçası benikincisini(yani yeni olanı) daha çok beğendim.ama birincisi de gayet güzeldi.
gecenin bi yarısı oturup tek başıma izledim ve gecenin bi yarısı oturup tek başıma korktum sonra düşündüm de günümüzde çekilen gerilim filmlerinden çok daha orjinal ve başarılı yatarken bi ara jack nickholson baltayla kapıyı parçalayacakmış gibi hissettim
bana göre psikolojik gerilim türünün en iyi örneği. şu an bile birdaha bu kadar güzel bir film çekilebilirmi diye düşünmeden kendimi alamıyorum. stanley kubrıck’i kutlamak gerek. jack nıcholson için yine söylenecek söz yok.
Kanımca korkudan ziyade ’’gerilim’’ sineması şablonları içerisine oturtabileceğimiz bir film.Nicholson’ın performansı şapka çıkartılacak cinsten...Stephen King’li yeni versiyonu ise ’nispeten’ zayıf kalıyor bunun yanında...Bol korkulu günler..saygılarımla...
bu film güzeldi.film başlamadn önce gene stephen kingin klasik romanı kesin çok saçmadır die düşündm ama beklediim gibi olmadı.stephan kingin dier saçma filmlerine benzemio bu çok daha güzeldii...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.