En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Berat P
31 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
5 Ocak 2020 tarihinde eklendi
filmle ilgili beni tek izlemeye iten puanı ve güzel yorumlar oldu yanılmışım bir film ancak bu kadar boktan olur bir kere konu saçma ve hatalarla dolu kısaca filmde zengin para babası ve şirket sahibi bir adam baya zengin yani abimiz ve kardeşi bu adamın doğum gününü kutlar ve doğum günü hediyesi olarak ona bir kart verir o kartta crs isimli firma seninle bir oyun oynayacaklarını söylerler adam firmaya gider ve orda çeşitli testlerden geçirilir ve oyun başlar bu dakikaya kadar merak ediyorsunuz iyi şeyler olacak diye bu dakikadan sonra film boka sarıyor kısacası adamın hayatını s........ ve bu bir oyun adamın banka hesaplarını çalındığını söylüyor adamı takip ediyorlar adamı öldürmeye kadar gidiyor ve sonra adam cinnet geçiriyor ve crs basıyor yeter lan.... sizin yapacağınız oyunu ve adamın hayatındaki herkes aslında bu oyunun parçası televizyonda falan adamla konuşuyolar bir an adam ben hayalmi görüyorum ne oluyor ya falan derken bu bir oyun filmin sonundaki o saçmalık beni uyuz etti neymiş doğum günü şakasıymış kısaca adama doğum günü şakası adı altında çekilmiş saçma sapan bir film spoiler:
Başları sıkıcı olsada yaptığı ters köşe ile kesinlikle bekleneni veriyor. Ben beğendim. Sadece biraz fazla abartmışlar ne olursa olsun bi insana bu yapılmaz :)) Ama şişme minder biraz daha yanda olsa koca Michael Douglas şuan ölüydü :)
Film, gerek konusuyla gerek gizem uyandırmasıyla, gerek de gerilimiyle muhteşem bir film. Tek takıldığım yer sonu. spoiler: Filmin sonunda adam oradan atlayacak kadar çıldırmışsa aşağı indiğinde duyduğu şaşkınlığın yanında da çıldırıp etrafındakilere saldırması daha mantıklı olurdu. Bu kadar sakin karşılaması çok saçma ve filmden puan kırmak için bir sebep.
Filmi beklentim çok yüksek bir şekilde izlediğim için sanırım ilk 1 saati çok durağan geçti. Yani bu filmi 2 saate yaymasalar mıymış diye düşünüyorum. İlk baştaki durağanlığa birden veriyorlar aksiyonu gerilimi insanın bir anda algıları bozuluyor. Yani gerilimle aksiyon film boyunca belli bir tempoda tutulmamış ilk saati klasik film seyrinde, ancak sonlara doğru birden tempo artıyor. Yani kötü diyemem ama çok çok iyi de diyemem. Kurgusu iyi, oyunculuklar da iyi yalnız filmin akışı insanı ikilemde bırakıyor. Şöyle de bir gerçek var ki Michael Douglas 'ın oynaması bile yeter ,izleyin izleyin.
"IMDb kullanıcılarının 7,8 puan, Akademi Ödüllerinin hiç ödül vermemesiyle haksızlık edilmiş fantastik güzellikte bir başyapıt. Oyuncu kadrosu her ne kadar büyük olmasa da, tecrübeli oyuncu Michael Douglas ve 2 Oscar ödülü sahibi Sean Penn'in başrolde olması oyunculuk sorununu ortadan kaldırıyor. Senaryo ve kurgu, filmin gizem ve gerilimini ortaya çıkaran n önemli etken olmuş. Film içi değerlendirme yapmak gerekirse; insanı strese sokan, acaba "bu da mı o şirketin çalışanı?" diye sorgulatan sahnelerle dolu. David Fincher, diğer önemli filmleriyle verdiği sübliminal mesajları bu filmde de veriyor. Bu filmi anlamak da her izleyiciye özel bir şey değil, Se7en ve Dövüş Kulübü gibi iki başyapıtın ortasında kalmış bu özel filmin şok edici ve beyini alt-üst eden, insanı psikolojik çatışma içerisine sürükleyen bir oyunla süslenmiş olması da adını kazanmasını sağlıyor. Film, bir kaç mertebeli gerilim katmanından oluşuyor, her 10 dakika da bir önce ki 10 dakikadan daha gerilim dolu olaylar görmek mümkün. Bir başka Fincher başyapıtı olan Se7en, Kuzuların Sessizliği ve Prestij filmiyle birlikte gördüğüm en ağır gerilimi izleyiciye sunan film. İzlerken oyun sanki Nicholas Van Orton'a değil de, size oynanıyormuş hissi içerisine giriyorsunuz, dolaylısıyla da izlerken büyük bir strese sürükleniyor insan. İnsan oyunun aşamaları karşısında direnen Van Orton'ı görünce sinir krizi geçirmiyor değil, çünkü gerçekten anlatılamayacak, yalnızca izleyerek anlamanın mümkün olduğu bir gerilim var filmin içinde. Korkunç bir büyü gibi tasarlanmış oyun, daha önce hiç görülmemiş ve rastlanmamış konusuyla dikkat çeken bir yapım. Ayrıca şuana kadar izlediğim en şaşırtıcı ve en sinir bozucu filmdir, en çok beğendiğim özellikleri ise konusunun farklı olması, CRS şirketinin oyunlarının son derece inandırıcı olması ve filmde hiç kimseye güvenmeyin havası yaratmaları oldu. Bu oyun, gözü paradan başka bir şey görmeyen ve duygusuz denebilecek bir adamın insani duygularını da ortaya çıkaracak ve pekiştirecektir. Filmin en sinir bozucu yanı bir türlü sonuca bağlanmaması ve görünen hiç bir şeyin gerçek olmaması. İzlemeden önce bir kaç yorumu okuduğum kadarıyla çok şaşırtıcı bir sona sahipmiş, zaten Fincher'ın çoğu filminde bolca bu şaşırtıcı son örneği varken, filmin sonunu iple çekmeye başladım ve bahsedildiğinden daha iyi ve şaşırtıcı olduğunu gördüm. Film bittikten ve yazılar geçtikten sonra bile bir şok bekleten bir filmdi, bu nedenle çok önemli bir yere sahip benim için. David Fincher'ın keskin zekasıyla ürettiği bu saf gerilim başyapıtı, hakettiği değeri göremeyip kendi hayran kitlesini oluşturmuş kült filmlerden."
Sınırlar önemli sınırlar. İnsanların bir sınırı var bence bunu aşınca artık onun geri dönüşü olmuyor. İnsanların sınırı olduğu gibi filmlerde de belli bir sınır var. Tabi ki bu gerçek hayata göre daha geniş tutuluyor ama sonuçta bir sınır var. Ve bu film sınırları fazla zorlamış. Çok fazla zorladığı için de abartıya kaçmışlar. Ve genel olarak toparlayamamışlar.
Film geneli ile mükemmel bir merak içerisinde, heyecanla takip ettiğim bir filmdi. Hikaye gayet enteresan ve farklı, nereye bağlanacak merakı içerisinde izliyorsunuz. Yalnız ben sıkıntılı kısmın finalinde olduğu kanaatindeyim. Çok daha vurucu ve dramatik bir final olabilirmiş. Yazarken bile aklıma gelen bir çok final şu anda beni daha çok hüzünlendirdi. Dediğim gibi fazla sınırları zorladıkları için ayrıca bazı mantık hataları da oluşmuş filmin içerisinde. Ama genele baktığımızda çok eğlenceli, biraz gerilim olduğu ve merakla izlenebilecek bir film.
Ve son olarak filmin yönetmeni de has bir yönetmen olunca filmin kötü olduğunu söylemek haksızlık olur. Film gayet başarılı. Yalnız eksiklikleri vardı. David Fincher'a sözüm yok. Büyük ihtimalle senaristlerden kaynaklanan bir durum. İyi seyirler... 7.6/10
David Fincher'ın muhteşem sinematografisinin ilk dönemlerinden başarılı bir örnek daha. "Seven" ile "Fight Club" arasında çekilen bir eserden farklı bir şey beklemek hata olurdu zaten! İlk saniyesinden itibaren sizi içine çeken bir hikaye var. Sürekli bir merak, bir şüphe duygusu içindesiniz. Kafa yoruyorsunuz. Ancak bir yandan filmden keyif almaktan da vazgeçmemek lazım, gizemi çözeceğim derken. Özellikle finaliyle uzun süre hafızalardan çıkmayacak bir film. Michael Douglas'ın performansına da parantez açmak gerekli.
Bu filme gerçekçi demek için hayalperest, şaşırtıcı demek için her şeye şaşıran biri olmak lazım. The Game, David Fincher'ın Se7en filminin başarısından sonra hazırladığı bir gişe filmi. Çok zengin bir yatırımcı Nicholas (Michael Douglas), eşinden ayrılmış, tek başına, servetiyle yaşayan, hayatında pek renk olmayan bir iş adamı. Kardeşi ona doğum gününde değişik bir hediye verir. Hediyesi; CRS adlı bir şirketten davetiye. Nicholas hayatına renk katmak için bu şirkete başvurur, bu noktadan sonra da sürükleyici, iyi bir gerilim başlar.
Film, iyi bir gerilim ve gizemle devam ederken bir kaç mantık hatası yaşanıyor ama fazla dikkat çekmiyor. Çünkü, kabul etmek lazım ki Fincher bu konuda oldukça başarılı. Yani Zodiac gibi, konu aslında sıkıcı olsa da film kendini bir şekilde izlettiriyor ve merak ettiriyor. Bu film de sizi hiç sıkmadan, sonuna kadar merakla izleniyor.
Sonunda hikayenin ne olduğu anlaşılıyor hatta ben şaşırtıcı olmadığını söylesem de bir an şaşırıyorsunuz. Ama maalesef bu şaşkınlık uzun sürmüyor ve çok saçma bir finalle film sona eriyor. Tam anlamıyla insan zekasına hakaret eden bir final hazırlanmış. Ciddi bir gerilim filmi olarak başlayıp, basit bir komedi-dram filmi olarak bitiyor. Yani filmin başıyla sonu tamamen zıt.
Aslında David Fincher neredeyse her yönetmenin düştüğü tuzağa düşüyor. Çok iyi bir gerilim-gizem filmi olan Se7en'dan sonra, daha yaratıcı olduğunu sandığı bir filme imza atıyor. Evet, yaratıcı bir gerilim filmi ama bu yaratıcılık filmi olumsuz yönde etkiliyor. Belki de Se7en gibi klasik bir gerilim olsaydı Fincher adına daha sağlıklı olurdu. Ama tabii bu yaratıcılıktan hoşlanan hayalperest insanlar bu filmden de hoşlanır.
Filmdeki mantık hatalarını ve sonunu düşünmezsek iyi bir gerilim yarattığı söylenebilir. Fakat film, "artık, bu kadar da olmaz" dedirten ve sizle dalga geçermiş gibi biten bir hikayeye sahip olduğu için basit bir gişe filminden öteye gidemiyor. 7,1/10
Bu filmi uzun zamandır izlemek istiyordum.Otobüs yolculuğunda izlemek nasipmiş.Gerçekten çok iyi kurgulanmış bir film.Filmle ilgili tahminleriniz bir bir tutmuyor ki filmi güzel yapan da bu.Sizi sürekli ters köşeye yatırıyor.Finalde ise bu kadar da olamaz diyorsunuz.Fincher ustalığını konuşturmuş.Michael Douglas kibirli işadamı rolünü çok iyi oynamış.İzleyin,pişman olmazsınız.
Baştan sona soluksuz izlenebilecek arşivlik filmlerden son sahnesi mükemmeldi.Filmi izlemeden önce yorumlarını okumuştum hepsinde son sahnenin ne kadar etkileyici olduğundan bahsediliyordu çok merak etmiştim ne olabilir diye düşündüm seyrettikten sonra bu kadar da olamaz diyosunuz...
mükemmel bir senaryo mükemmel bir kurgu mükemmel bir kadro ve ortada david fincher'in bir basyapiti.Hala filmi izlememis arkadaslar varsa hiç vakit kaybetmeden izlesinler.Favori ilk 10 filmimden biridir sayisiz kere izleyip zevk aldigim ender bir film ayrica sikici ve duragan bir yapida oldugunu söyleyen arkadaslara yorum yapmak gerekirse de türk sinemasida bu tür zihniyetler yüzünden ilerleme katedemiyor...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.