Sitcomlar, televizyon dünyasında izleyiciyle uzun süreli bir bağ kurabilen en özel türlerden biri. Başarılı bir komedi dizisi, yalnızca güldürdüğü anlarla değil, yarattığı karakterler ve bu karakterlerin zamanla tanıdık hale gelen ilişkileriyle de akılda kalıyor. İzleyiciler bazen bir ofisin toplantı odasını, bazen küçük bir daireyi, bazen de karakterlerin sürekli bir araya geldiği sıradan bir mekanı yıllar sonra bile hatırlayabiliyor. Üstelik sevilen sahneleri yeniden izlemek, esprilerin nasıl sonuçlanacağını bilmeye rağmen aynı keyfi verebiliyor. Bu durum, sitcomları diğer dizi türlerinden ayıran önemli özelliklerinden birini ortaya koyuyor: İzleyici yalnızca hikayeyi takip etmiyor, zamanla karakterlerin dünyasına da alışıyor.
Mizahın Arkasındaki Uyum
Bir komedi dizisinin başarısında senaryo kadar oyuncular arasındaki uyum da belirleyici bir rol oynuyor. Karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler ne kadar güçlü olursa mizah da o ölçüde etkili hale geliyor. Bazen kısa bir diyalog, bazen beklenmedik bir tepki, bazen de karakterlerden birinin yalnızca yüz ifadesi izleyiciyi güldürmeye yetiyor. Bu noktada iyi yazılmış karakterler ve oyuncuların performansları birbirini tamamlıyor. Ayrıca karakterlerin kendilerine özgü davranışları ve olaylara verdikleri tepkiler, dizinin mizah anlayışını da şekillendiriyor. Böylece her karakter, hikayenin komedi yönüne kendi kişiliği üzerinden katkıda bulunuyor.
Farklı Hikayelerin Gücü
Son 20 yılda sitcom türü, birbirinden farklı hikayeler ve anlatım biçimleriyle geniş bir çeşitlilik kazandı. Kimi diziler gündelik yaşamın içinden hikayelere odaklanırken kimileri iş dünyasını, siyaseti veya doğaüstü olayları mizahın merkezine taşıyor. Bu farklılıklar, türün yalnızca belirli bir konu veya anlatım biçimiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Bazı yapımlar gerçekçi karakterleri ve gündelik olayları merkeze alırken bazıları daha sıra dışı hikayelerle izleyicinin karşısına çıkıyor. Şimdi, son yılların en dikkat çekici altı sitcom dizisine yakından bakalım.
Abbott Elementary (2021-)
ABC
"Abbott Elementary", Philadelphia'da maddi imkanları kısıtlı bir devlet okulunda çalışan bir grup öğretmenin hikayesini anlatıyor. Bitmek bilmeyen iyimserliğiyle öne çıkan Janine Teagues (Quinta Brunson), okulun neredeyse bütün sorunlarının, birileri yeterince çaba gösterdiğinde çözülebileceğine inanıyor. Çevresinde ise deneyimli öğretmenler Barbara (Sheryl Lee Ralph) ve Melissa (Lisa Ann Walter), sosyal ilişkilerinde pek başarılı olamayan Jacob (Chris Perfetti), giderek daha yetkin bir öğretmene dönüşen Gregory (Tyler James Williams) ve mesleki sorumluluk konusundaki yaklaşımı büyük ölçüde teoride kalan okul müdürü Ava (Janelle James) bulunuyor.
Dizinin yaratıcısı olan Brunson, en doğru tercihlerinden birini okulun yalnızca sorunlarla boğuşan bir kurum olarak değil, çalışanlarının gerçekten sahiplendiği bir yer olarak yansıtmakla yapıyor. Bakımsız okul binası ve absürt bürokratik süreçler pek çok mizahi durumun ortaya çıkmasını sağlasa da öğrencilerini önemseyen öğretmenler hiçbir zaman bu nedenle gülünç duruma düşürülmüyor. Özellikle Gregory'nin zamanla okulun bir parçası haline gelişini izlemek oldukça keyifli. Tyler James Williams, Janine'e attığı küçücük bir bakışı bile karakterin kendi içinde yaşadığı ikilemi izleyiciye hissettirmeyi başarıyor. Bir de kağıt üzerinde katlanılması güç biri gibi görünmesine rağmen zamanla dizinin vazgeçilmez karakterlerinden birine dönüşen Ava var. "Abbott Elementary"nin başarısının ardında, her biri kendine özgü bir biçimde tuhaf olan karakterlerin bir araya gelmesi yatıyor. Ancak gerçekten önemli bir mesele söz konusu olduğunda, bu insanların ertesi sabah neden yeniden okula geldiklerini ve işlerine neden devam ettiklerini çok iyi anlıyoruz.
What We Do in the Shadows (2019-2024)
FX
"What We Do in the Shadows", Staten Island'de aynı evi paylaşan dört vampirin hikayesini anlatıyor. Yüzyıllardır hayatta olmalarına rağmen gündelik hayatta en basit işleri bile beceremeyen ev arkadaşları gibi davranan karakterlerin başında Nandor (Kayvan Novak), Nadja (Natasia Demetriou), Laszlo (Matt Berry) ve Colin Robinson (Mark Proksch) geliyor. Grubun bir diğer üyesi ise Nandor'a büyük bir bağlılık duyan yardımcısı Guillermo (Harvey Guillén). Tek hayali vampire dönüşmek olan Guillermo'nun bu isteği, aslında nasıl yeteneklere sahip olduğunu öğrendikçe giderek daha karmaşık bir hal alıyor.
Dizinin en dikkat çekici yanlarından biri, son derece saçma meseleleri bile büyük bir ciddiyetle ele alması. Doğaüstü bir konseyin toplantıları bürokratik çekişmelere dönüşebiliyor, yüzyıllardır süregelen kan davaları küçük kişisel husumetlere indirgenebiliyor. Laszlo'nun Jackie Daytona adında bir barmenin kimliğine bürünerek onlarca yıl geçirmesi bile başlı başına unutulmaz bir hikayeye dönüşüyor. Jemaine Clement, diziyi Taika Waititi ile birlikte çektikleri aynı adlı filmden yola çıkarak geliştirdi ancak televizyon dizisi zamanla kendine özgü bir anlatım dili oluşturdu. Guillermo ise hikayenin en ilgi çekici karakterlerinden biri. Başlangıçta diğer vampirlerin arkasında bıraktığı cesetleri temizlemekten başka bir şey yapmayan yorgun bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Ancak zamanla evdeki en tehlikeli isimlerden birine dönüşüyor. Vampirler ise bu değişimin neredeyse farkına bile varmıyor. Karakterlerin kendilerini nasıl gördükleriyle gerçekte kim oldukları arasındaki bu büyük fark, dizinin mizahını besleyen en başarılı unsurlardan biri.
Veep (2012-2019)
HBO Max
"Veep", Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Selina Meyer'in (Julia Louis-Dreyfus) siyasi hayatını ve görev süresince yaşadığı güç mücadelelerini konu alıyor. Selina, kısa sürede bu makamın beklediğinden çok daha az yetki sunduğunu ve kendisini sık sık küçük düşürecek durumlarla karşı karşıya bıraktığını fark ediyor. Dizi, Selina ve kişisel çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan ekibinin seçimler, skandallar, siyasi ittifaklar ve ihanetlerle dolu hikayesini anlatıyor. Siyasette neredeyse hiç kimse, öne sürdüğü gerekçelerle hareket etmiyor.
Dizide karakterlerin birbirlerine yönelttiği sert ve yaratıcı hakaretler, en çok akılda kalan replikler arasında yer alıyor. Ancak "Veep"in asıl başarısı, Armando Iannucci'nin siyasi dünyayı kendine özgü bir mizah anlayışıyla ele almasında yatıyor. Dizide zaman zaman işini gerçekten iyi yapan kişiler ortaya çıksa da bu durum genellikle onlar için yeni sorunların başlangıcı oluyor. Selina'nın iktidara ulaşma arzusu o kadar güçlü ki elde ettiği her kısa süreli başarı, onu daha da çekilmez birine dönüştürüyor. Gary'nin (Tony Hale) Selina'ya olan bağlılığı giderek daha trajik bir hal alırken Jonah (Timothy Simons), her başarısızlığına rağmen siyasi kariyerinde yükselmeyi sürdürüyor. Julia Louis-Dreyfus ise küçük düşürülme anlarını canlandırma konusunda son derece başarılı. Bir seçimi kaybettiğinde, yakınındaki insanlarla ilişkilerini bozduğunda ya da kötü bir haber aldığında bile Selina'nın biri odaya girmeden hemen önce yüz ifadesini düzeltmesi, sahnenin en komik anına dönüşebiliyor.
The Office (2005-2013)
NBC
"The Office", Scranton'daki bir kağıt şirketinin şubesinde çalışanların günlük hayatını belgesel formatında ekrana taşıyor. Dizi, satış temsilcisi Jim Halpert (John Krasinski), resepsiyonist Pam Beesly (Jenna Fischer), işine fazlasıyla bağlı Dwight Schrute (Rainn Wilson) ve diğer çalışanların, hem olağanüstü bir yönetici hem de herkesin en yakın arkadaşı olarak görülmek isteyen Michael Scott'ın (Steve Carell) yönetimi altında yaşadıklarını konu alıyor.
Greg Daniels tarafından Amerikan televizyonuna uyarlanan dizi, İngiliz yapımından zamanla ayrılarak kendine özgü bir kimlik kazanıyor. Bunda karakterler arasındaki sıcaklığın ve belgesel tarzındaki kamera kullanımının önemli bir payı bulunuyor. Michael bencil, düşüncesiz ve zaman zaman son derece yorucu biri olabiliyor. Üstelik karşısındaki insanların tepkilerini anlamakta da pek başarılı değil. Ancak diğer çalışanların neredeyse hiçbiri gelmezken Michael'ın Pam'in sanat sergisine katılması, karakterin beklenmedik ölçüde düşünceli bir yönünü de ortaya çıkarıyor. Dizi, karakterlerin farklı yönlerini de zamanla ortaya koyuyor. Dwight, yalnızca tuhaf davranışlarıyla öne çıkan bir karakter olmaktan çıkarken Jim'in rahat tavrının zaman zaman sorunlarla yüzleşmekten kaçınmasına neden olduğu görülüyor. Pam ise hayatında farklı bir şeyler istemekle bunun için harekete geçmenin aynı şey olmadığını fark ediyor. Dizideki şakalar ve ofis toplantılarında yaşanan tuhaflıklar önceden bilinse bile karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler izleyiciyi etkilemeye devam ediyor.
30 Rock (2006-2013)
NBC
"30 Rock", Liz Lemon'ın (Tina Fey) canlı yayımlanan bir skeç programını yönetmeye çalışırken bir yandan da sorunlu oyuncularla ve televizyon kanalının anlamsız kararlarıyla uğraşmasını konu alıyor. Liz'in hayatındaki en güvenilir kişilerden biri ise NBC yöneticisi Jack Donaghy (Alec Baldwin). Şirket yönetimi konusundaki olağanüstü becerisiyle dikkat çeken Jack, iş hayatındaki pek çok zorluğa rağmen Liz'in güvenebildiği birkaç kişiden biri haline geliyor. Dizinin temposu da oldukça yüksek. Bir esprinin ardından hemen yenisi geliyor; üstelik sahnelerin arka planında da gözden kaçabilecek pek çok mizahi ayrıntı bulunuyor.
Tina Fey'in yarattığı dizi, neredeyse hiçbir sahnede mizaha ara vermiyor. Arka planda görünen sıradan bir tabela bile espri barındırabiliyor. Bir karakterin yanlış telaffuz ettiği bir kelime, iki sezon sonra yeniden gündeme gelerek yeni bir mizah unsuruna dönüşebiliyor. Tracy Jordan (Tracy Morgan) ise öylesine mantık dışı şeyler söyleyebiliyor ki sözleri akla geldikçe yeniden güldürüyor. Liz ile Jack arasındaki ilişki de dizinin en dikkat çekici yönlerinden biri. İkili arasındaki bağın güçlü olması için romantik bir ilişkiye dönüşmesine gerek kalmıyor. Jack, Liz'in sahip olduğu potansiyeli boşa harcadığını düşünürken Liz de Jack'in kapitalizmin insani yönlerinin yerini almasına izin verdiğine inanıyor. Aslında ikisi de zaman zaman birbirleri hakkında haklı çıkıyor. Tüm bu mizahın arkasında ise iş hayatında insanın düşünce yapısını, alışkanlıklarını ve zaaflarını gerçekten anlayan biriyle kurduğu özel bağ bulunuyor.
Fleabag (2016-2019)
Prime Video
"Fleabag", Londra'da yaşayan ana karakterimizin (Phoebe Waller-Bridge) yas, cinsellik, aile içindeki sorunlar ve arkadaşlık ilişkileriyle baş etme çabasını konu alıyor. Yaşadığı zorlukları çoğu zaman esprilerin arkasına saklayan karakter, sık sık doğrudan izleyiciye seslenerek onu sırdaşı haline getiriyor. Çevresindekilerden gizlediği düşüncelerini izleyiciyle paylaşması, Rahip'in (Andrew Scott) bu durumu fark etmesiyle farklı bir anlam kazanıyor.
Dizinin yaratıcısı ve senaristi Phoebe Waller-Bridge, kameraya seslenme yöntemini ana karakterin kendisini başkalarından uzaklaştırmasının bir yolu olarak kullanıyor. Duygusal açıdan zorlandığı anlarda izleyiciye dönerek içinde bulunduğu durumdan uzaklaşabiliyor. Rahip'in bu davranışı fark etmesi ise dizinin anlatımına duygusal bir boyut kazandırıyor. İkinci sezonun merkezinde, ana karakterimizin mizahın arkasına sakladığı duygular ve Rahip'le arasında gelişen yakınlık yer alıyor. Finalde izleyiciye veda ederek peşinden gelmemesini istemesi de artık her düşüncesini seyirciyle paylaşmak zorunda olmadığını ve kendi yoluna devam edebileceğini gösteriyor.