Hollywood, kimi zaman basılı roman ve hikaye uyarlamalarında, eseri birebir kopyalamak yerine yeni ve yaratıcı yollarla yeniden kurgulamayı tercih eder. Ancak bu projelerin yeni fikirleriyle orijinal hikayenin temel mesajları arasında çok hassas bir denge kurması gerekir. Bir film uyarlamasının hikayeye taze bir soluk getirmesi genel olarak harika karşılansa da, bu durum aynı zamanda orijinal eserin sıkı hayranlarını hayal kırıklığına uğratma ve onları izledikleri filmden soğutma riskini de beraberinde getirir.
Dosyamızda yer alan sekiz film, tam olarak bu hataya düşenler. Bazıları teknik olarak harika yapımlar olsa bile, uyarlandıkları kaynak metinin kritik kısımlarını korumayı başaramadılar.
The Shining (1980)
Warner Bros.
The Shining'in harika bir film olduğunu düşünsek de, iyi bir uyarlama olduğu söylenemez. Stanley Kubrick'in filmi, hikâyede öyle bir değişiklik yapıyor ki bu durum Stephen King'in kitabındaki kilit bir noktayı tamamen baltalıyor. Orijinal hikâyede Jack Torrance, kusurları olan ancak empati kurulabilecek bir adam olarak resmedilir; onu yozlaştırıp kötü birine dönüştüren asıl güç Overlook Oteli'dir. Film ise bu durumu görmezden gelir.
Kubrick’in filminde Jack, daha Overlook Oteli’ne adımını bile atmadan alkol sorunu olan, şiddete meyilli ve öfkeli bir adamdır. Daha önce oğlunun kolunu çıkarmıştır ve filmin başında Danny’e zarar verdiğine dair güçlü imalar vardır. Mülakat sırasında bile korkutucu bir havası vardır. Tüm bunlar, Jack’in zaten her zaman kötü biri olduğu izlenimini uyandırır.
Into The Woods (2014)
Walt Disney
Into the Woods, peri masallarını son derece karanlık temalara dayandıran ve hayatın acımasız gerçeklerini vurgulayan zekice bir hikayedir. Bu filmde Külkedisi’nin üvey annesi sözel olarak çok daha tacizkardır; Fırıncı’nın karısı, Külkedisi’nin prensiyle birlikte olur. Rapunzel ise ölür ki bu durum Cadı için bir kırılma noktasıdır.
Oysa müzikal versiyonundaki Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt etkileşimi çok daha ürpertici ve sözde-cinsel bir boyuttadır; kurdun ona cinsel saldırıda bulunduğu ima edilir. Hatta sahne versiyonlarının bir çoğunda, bu mesajı iyice pekiştirmek için bir kurt cinsel organı dahi sergilenmiştir.
Açıkçası Disney'in, Into the Woods'u uyarlaması zaten saçma. Çünkü bu unsurlara yer verecekleri bir hikaye ihtimal dahilinde değil. Film, Into the Woods'un o "çirkin" kısımlarını ayıklayarak, müzikalin asıl amacını tamamen ıskalıyor.
Batman V Superman: Dawn Of Justice (2016)
DC
Çizgi romanlarda Batman ve Superman arasındaki o destansı hesaplaşmalar ikoniktir; ancak film versiyonu, ana karakterlerin asıl amacını tamamen kaçırmış. Snyder evreninde (Snyderverse) harika unsurlar olsa da, Batman v Superman: Adaletin Şafağı hem Batman'i hem de Superman'i yarı yolda bıraktı. Çünkü Batman’in "öldürmeme" kuralı onun temel taşıdır; Superman’in ise insaniyeti ve iyimserliği onu tanımlayan en belirgin özellikleridir. Alternatif bir evrende veya çarpık bir çizgi roman öyküsünde, katil bir Batman’e ya da insani duygulardan arınmış, melankolik bir Superman’e karşı değiliz ama bu versiyonda kahramanlarımız kendi değerlerinden hayli uzaklaşmıştı
Minority Report (2002)
20th Century Fox
Ne yazık ki orijinal hikâyenin amacını ıskalayan en kafa karıştırıcı filmlerden biri de Minority Report. Her şeyden önce, Philip K. Dick’in öyküsünde başlangıçta tek bir azınlık raporu gibi sunulan şey aslında üç ayrı azınlık raporuna dönüşüyor; ancak filmde bunlardan hiçbirinin olmaması tek kelimeyle tuhaf.
Bunun yanı sıra, Minority Report filminin o mutlu sonuna ne demeli? Kısa öyküde Anderton, sistemi korumak adına cinayeti işler ve sürgüne gönderilir. Yerine Witwer geçer ve her şey kaldığı yerden, hiçbir şey değişmemiş gibi devam eder. Bu karamsar son, okuyucuyu Anderton'ın gerçekten özgür iradeye sahip olup olmadığını sorgulamaya zorlar.
Film ise Suç Öncesi (Precrime) sistemini kapatıp Anderton'ın eşi ve yeni ailesiyle sonsuza dek mutlu yaşamasına izin vererek hikâyeyi "Hollywoodvari" bir hâle getiriyor. Bu son sadece işin kolayına kaçmakla kalmıyor, aynı zamanda Philip K. Dick’in öyküsünün tam zıttı bir mesaj veriyor.
Watchmen (2009)
Warner Bros.
Watchmen muhteşem görünüyor; çizgi romandaki aksiyonu neredeyse kare kare yeniden canlandırıyor. Kaynak materyale aşina olmayan herhangi biri, sinemadan Watchmen'in inanılmaz olduğunu söyleyerek kolayca ayrılabilir. Ne yazık ki Zack Snyder’ın filminin, alt metindeki sosyal eleştiriyi tamamen ıskalayıp sadece sahneleri kelimesi kelimesine tercüme ettiğini görmezden gelmek zor.
Alan Moore’un Watchmen'inin tüm temeli, takip ettiğimiz karakterlerin son derece insani ve kusurlu olması, güçlerini kullanırken de tartışmalı kararlar vermeleri üzerine kuruludur. Onlara hayranlık duyulmamalı, aksine onlardan korkulmalıdır. Maalesef Snyder’ın çekimleri çerçeveleme ve kurgulama biçimi, şiddeti yüceleştiriyor ve bu "kahramanları" idolleştiriyormuş gibi hissettiriyor. Sonuçta film, türün bir yapısökümü olmak yerine, sıradan bir kahramanlık hikâyesine dönüşüyor.
The Strangers: Chapter 2 (2025)
Lionsgate
Hem The Strangers serisinin hem de yeni üçlemenin büyük bir hayranı olsak da, yeni versiyonun Bölüm 2 ile birlikte orijinal hikâyeden koptuğunu kabul etmek lazım. İkinci filmdeki yeni hikâye unsurları, orijinal konseptin temelini sarsıyor. Bu filmlerin asıl meselesi "rastgele şiddet" eylemleri olmalıydı. Orijinal korku filminde korku, bu katillerin kim olduğunu ya da neden kurbanların peşinde olduklarını bilmemekten kaynaklanıyordu. The Strangers: Bölüm 1 bu ana fikri gayet iyi anlıyor; katillerin maskesini asla düşürmüyor, kim olduklarına veya neden bu çiftin peşine düştüklerine dair bize hiçbir şey anlatmıyor.
Ne yazık ki The Strangers: Bölüm 2, sadece katillerin kim olduğunu söylemekle kalmayıp onlara birer geçmiş hikâyesi verme gibi oldukça tuhaf bir tercihte bulundu. Bu durum, konseptin kendisine bir ihanet niteliğinde. Katillerin insanlaştırılmasına hiç ihtiyacımız yoktu; bunu yaparak hikâyeyi rastgele şiddet temasından uzaklaştırdılar.
Troy (2004)
Warner Bros.
Eğer Truva filmini uyarlandığı kaynak metinden bağımsız değerlendirirsek, 2004 yapımı bu film tek kelimeyle şahanedir. Hikâye aksiyon, romantizm, dram ve ihanetlerle dolup taşar. Ancak beyaz perdedeki bu yorum, Yunan tanrı ve tanrıçalarına dair tüm referansları ayıklıyor ki bu da epik destanın en temel parçasını söküp almak demek. Aslında Truva Savaşı, tüm hikâye boyunca olayları manipüle eden tanrıların yürüttüğü bir "vekalet savaşıdır."
Yunan mitolojisinde tanrı ve tanrıçalar; en kibirli, en güvensiz ve düpedüz en "insani" karakterlerdir; sadece dünyayı etkileme gücüne sahip olmalarıyla ayrışırlar. Truva Savaşı'nı başlatan olaylara bizzat sebebiyet verdikten sonra, panteon tanrıları ikiye bölünerek taraf tutarlar. Savaş boyunca Hera, Athena ve Poseidon Yunanlılara yardım ederken; Afrodit ve Apollon Truvalıların yanında durur. İnsanların savaştaki duygularını ve eylemlerini etkilemek için her fırsatı değerlendirirler. Bu aslında tanrılar arasındaki devasa bir aile dramasıdır ve savaşçılar sadece birer piyondur. Troy hâlâ harika bir film, ancak sonuçta İlyada'nın gerçek bir uyarlaması olmaktan ziyade sıradan bir savaş filmine dönüşüyor.
Hitchhiker’s Guide To The Galaxy (2005)
Buena Vista Pictures Distribution
Douglas Adams'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi, önce bir radyo tiyatrosu olarak başlayıp ardından dünya çapında hit olan bir kitap serisine dönüştü. BBC bu eseri mini diziye uyarladı, en sonunda ise Hollywood işin içine girip "çok da iyi olmayan ama tamamen de kötü sayılmayacak" o filmi çekti.
Pek çok hayranın bu filmden nefret etmesi son derece haklı bir tepki. 2005 yapımı film, Douglas Adams'ın kitabın iliklerine işlediği o İngiliz mizahının neredeyse tamamını yitiriyor. Hikâyenin içinde yer alan ve İngiliz sınıf sistemine dair yapılan o ince eleştiriler, beyaz perdede buhar olup uçuyor.
Nihayetinde film, özünde tamamen İngiliz olan bir hikâyeyi, çıktığı kültürü pek de anlamadan uyarlamışlar gibi hissettiriyor. Orijinal hikâyeyi bu kadar özel kılan o ruhu yakalamayı bir türlü başaramıyor. Umarım bir gün, Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni gerçekten anlayan yeni bir uyarlamayla karşılaşırız. O zamana kadar; "Hoşça kalın ve tüm o balıklar için teşekkürler."