İlk iki filmiyle şehir efsanelerini, gizli tarikatları ve karanlık bir kehaneti hayatımıza sokan serinin yaratıcısı Özgür Bakar, Deccal 3 ile bu kez direksiyonu bambaşka bir yöne kırıyor. Hikaye bu kez kalabalık şehir sokaklarından çok uzağa, dağların ortasında izole ve klostrofobik bir eve taşınıyor; masumiyetin ardına saklanmış şeytani bir kabus yepyeni karakterlerle karşımıza çıkıyor.
Peki bu 9 yıllık aranın ardında neler yatıyor? Yeni filmde izleyiciyi anlık sıçramalar mı, yoksa iliklere işleyen psikolojik bir gerilim mi bekliyor? Sette yaşanan zorluklar ve serinin geleceğine dair tüm merak edilenleri, filmin yönetmeni ve yapımcısı Özgür Bakar'a sorduk.
Sözü fazla uzatmadan, sizleri bu karanlık mitolojinin mimarıyla yaptığımız özel röportajla baş başa bırakıyoruz. İyi okumalar!
Serinin ilk iki filmini kaçıran veya unutan bir izleyici, doğrudan 'Deccal 3'e gidip hikâyeyi kolayca anlayabilir mi?
Özgür Bakar: Tabii ki serinin her filmini dünyadaki diğer örnekleri gibi başlı başına keyif alacakları bir şekilde tasarlıyorum. Öncüllerine yerinde göndermelerimiz var. Bu hızlıca hikayeyi kavrayıp devam etmelerini sağlıyor. Deccal zaten az çok ezoterik konularla ya da herkesin komplo teorisi olarak diline düşmüş meselelerle ilgililenenlerin bildiği bir tema. Bunu 6 filmlik bir hikayeye oturttum. İlk iki filmde rahme düşmesi ve bebekliğini gördüğümüz kötülük bu filmde güçlenerek ve büyüyerek devam ediyor. Deccal tam 10 sene sonra gelen devam filminde 10 yaşında olarak karşımıza çıkıyor. Böyle bir tutarlılık yerli sinemamızda bir ilk.
Olaylar dağların ortasında izole bir evde geçiyor. Çekimleri gerçekten böyle uzak bir mekânda mı yaptınız, set şartları ekibi zorladı mı?
Özgür Bakar: Evet Didim’de gerçekleşen çekimler kış mevsiminde olmamızdan dolayı hayli zorladı. Bölgenin ön görülemeyen yağmurları da cabası. Fakat bu grilik filmin tonunu ve gerilimi çok güzel destekledi. Ana mekanımız gerçekten de izole bir yerdeydi ama film bir çok mekandan oluşuyor. Filmin en büyük farkı yerli sinemamızda ülkemizin nadide tarihi yerlerini sürpriz bir şekilde kullanılması. Böylesi bir atmosferde daha önce turistik olarak gördükleri mekanları başka bir gözle ve tasarımla görmeleri etkileyici bir deneyim olacak diye düşünüyorum.