Usta Japon yönetmen Mamoru Hosoda, büyük ses getiren filmi Çocuk ve Canavar yapımından üç yıl sonra sinemaseverlerin karşısına hem küçüklere hem de büyüklere hitap eden Mirai ile çıktı. Hem Oscar hem de Altın Küre ödüllerinde En İyi Animasyon dalında adaylık kazanan bu özel yapım, eleştirmenlerden oldukça yüksek bir puan almayı başardı.
Fantastik ögelerle bezeli bu dokunaklı hikâye, anime efsanesi Hayao Miyazaki’nin imzasını taşıyan ölümsüz klasiklerin sıcaklığını doğrudan kalbinize taşıyor. İşin ilginç yanı ise yönetmen Hosoda’nın geçmişte az kalsın Studio Ghibli çatısı altında bir başyapıta imza atacak olması!
Büyük Usta Hayao Miyazaki’nin Dokunuşunu Andıran Büyülü Bir Evren
Film, henüz dört yaşındaki sevimli Kun’un gözünden anlatılıyor. Küçük kız kardeşi Mirai’nin dünyaya gelişiyle birlikte Kun’un sakin ve korunaklı hayatı bir anda tepetaklak olur. O güne dek anne ve babasının tüm ilgisini tek başına üzerinde toplamaya alışmış olan küçük çocuk, yeni gelen bu minik yabancıya karşı kaçınılmaz bir kıskançlık beslemeye başlar. Fakat evlerinin arka bahçesinde açılan sihirli bir kapı, Kun’u zaman ve mekân sınırlarının ötesine taşıyarak aile geçmişinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarır.
Miyazaki sinemasının o naif, şiirsel ve masalsı ruhunu sonuna kadar hissettiren bu büyüleyici serüvende, çocukların hayal gücü gerçek dünyanın getirdiği zorlukları aşmanın en güçlü anahtarına dönüşüyor. Tıpkı büyük ustanın unutulmaz eseri Komşum Totoro filminde annelerinin hastalığı ve taşındıkları yeni köy hayatıyla baş etmeye çalışan Satsuki ile Mei kardeşlerin ormandaki fantastik yaratıklarla kurduğu o iyileştirici bağ gibi, Kun da bahçesindeki zaman yolculukları sayesinde empati kurmayı öğreniyor.
Sinema tarihine geçen ilginç bir detayı da hatırlatmakta fayda var: Mamoru Hosoda, 2004 yılında Studio Ghibli için Yürüyen Şato filmini yönetmenin eşiğine gelmişti. Başarılı yönetmen verdiği bir röportajda o günleri şöyle anlatıyor: “Studio Ghibli’ye gittiğimde kendi filmimi yapmam için bana tam bir serbestlik tanınacağını sanıyordum. Oysa stüdyo ısrarla projenin birebir Hayao Miyazaki tarzında olmasını istiyordu.” Bu yaratıcı fikir ayrılığı sonucunda Hosoda projeden çekildi ve ortaya çıkan animasyon şaheserini bizzat Miyazaki yönetti.
Çocukların ve Ailelerin Bayılacağı Güzellikler
- Tüm aileyi bir araya getiren sıcacık bir bağ: Filmin ana omurgasını oluşturan aile ilişkileri ve ebeveynlik temaları, hem çocukların hem de anne babaların kendilerinden bir parça bulacağı son derece içten sahneler sunuyor.
- Geleneksel animasyonun görsel zarafeti: Karakterlerin ve arka planların büyük bölümü, usta yönetmen Isao Takahata yapımlarında olduğu gibi elle çizilmiş geleneksel animasyon tekniğinin göz alıcı zarafetini taşıyor.
- Mizahla harmanlanan hayal gücü: Küçük Kun her küstüğünde ve bahçeye kaçtığında, kendisini gelecekteki kız kardeşiyle veya ailesinin gençlik hâlleriyle karşılaştıran eğlenceli ve fantastik durumlara sürükleniyor.
Küçük İzleyicileri Biraz Tedirgin Edebilecek Anlar
- Yoğun kardeş kıskançlığı: Mirai’nin gelişiyle ebeveynlerinin ilgisini paylaşmak istemeyen Kun’un yaşadığı öfke patlamaları ve çığlıklar, hassas yapıdaki çok küçük yaştaki izleyiciler için bazen sarsıcı hissettirebilir.
- Kardeşler arası çekişmeler: Anne ve babasının ilgisinden mahrum kaldığını düşünen Kun, zaman zaman Mirai’nin yanaklarını veya kulaklarını çekiştirerek hıncını çıkarmaya çalışıyor; şiddet içermese de dikkat gerektiren bu sahnelerin üzerinde durulması faydalı olabilir.
- Zaman zaman beliren kasvetli atmosfer: Özellikle bir sahnede küçük çocuğun kendini karanlık, tekinsiz ve soğuk bir trende yapayalnız bulduğu anlar gerilimi bir miktar yükseltebiliyor.