Türkiye’nin en köklü sinema festivali olan Altın Portakal'da coşku, görkemli açılış töreninin ardından salonlara taşındı. Türk ve dünya sinemasının öne çıkan yapımlarını izleyiciyle buluşturan festivalin ilk gününde, seyirciler film ekipleriyle doğrudan etkileşim kurma fırsatı yakaladı.
"Kameranın Arkasındaki Kadınlar" ile Sektöre Bakış
Açılış gününün özel belgesel gösterimi kapsamında seyirciyle buluşan "Kameranın Arkasındaki Kadınlar" büyük ilgi gördü. Filmin yönetmeni Şeyda Canan, gösterim sonrası yaptığı açıklamada sektördeki dayanışmaya dikkat çekerek, "İlk filmim olmasına rağmen kadınlardan, erkeklerden, sektördeki herkesten büyük destek gördüm. Bütün yapım stüdyoları bana kapılarını açtı," diyerek projenin kolektif ruhunu vurguladı.
"Bir Türk Meselesi" : Fransa'da Asimilasyon ve Kimlik
Uluslararası Yarışma bölümünde öne çıkan "Bir Türk Meselesi" filminin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, filmini kendi hayat tecrübelerinden yola çıkarak kaleme aldığını belirtti. Fransa'daki Türk diasporasına ve asimilasyon politikalarına odaklanan Gürsoy, "Sistem bizi asimilasyona doğru çekiyor. Fransa'da Arap asıllı bir isim taşıyorsanız çok daha az iş imkânınız oluyor. Seyircinin aklında 'Ben olsam ne yapardım?' sorusunun kalmasını istedim," diyerek filmin güçlü evrensel alt metninin altını çizdi.
"Sevda": Aidiyet, Sürgün ve Kentsel Dönüşüm
Yönetmenliğini Ufuk Emiroğlu'nun üstlendiği, başrollerini Tülin Özen ve Mert Fırat'ın paylaştığı "Sevda" filmi, Fikirtepe'deki kentsel dönüşüm sürecini kişisel bir hafıza üzerinden perdeye taşıyor. Söyleşide söz alan usta oyuncu Ercan Kesal, filmin barındırdığı aidiyetsizlik hissine değinerek, "Filmin yaslandığı duygunun; sürgün olma, tutunamama, bir yere ait olamama meselesi olduğunu düşünüyorum. Sevda da dönüşüme direnemeyen bir kadın ve bir baba-kız hikayesi," ifadelerini kullandı.
"Tatlı Maya"dan Güçlü Kadın Dayanışması Vurgusu
Ulusal Yarışma filmlerinden, Biket İlhan imzalı "Tatlı Maya", farklı kültür ve inançlardan gelen üç kadının etkileyici dayanışmasını konu alıyor. Söyleşiye katılan Ayça Bingöl, projedeki kadın dayanışmasının gücünden etkilenerek rolü kabul ettiğini belirtirken; Cansu Tosun da öteki olma ve dışlanma hissine karşı atılan adımların önemini vurguladı. Filmin anlatıcısı rolünü üstlenen Emre Altuğ ise, "Biket İlhan'ın adını duyunca 'İnşallah senaryoyu çok severim' diye dua ettim," diyerek salondakileri gülümsetti. Usta oyuncu Suna Yıldızoğlu da sosyal medyadaki nefret söylemlerine değinerek, eskiden gördüğü o sıcak ve kucaklayıcı Türkiye'yi dünkü festival kortejinde yeniden hissettiğini paylaştı.
"Taş ve Tüy": Çaresizlik ve Hayat Mücadelesi
Ragıp Türk’ün yazıp yönettiği "Taş ve Tüy", hapisten çıktıktan sonra oğlunu sosyal hizmetlerden geri almaya çalışan bir annenin sarsıcı dramını anlatıyor. Filmin oyuncularından Melda Tuzluca hikayenin temelindeki; sığınma, sahip olma ve ait olma eksenlerine dikkat çekerken, Özgür Meriç ise sistemin çaresiz bıraktığı karakterlerin hayatta kalma çabalarını sorguladıklarını ifade etti.
"Çekmeceler": Eril Dünyanın Baskısı ve Sancılı Ebeveynlik
Günün son söyleşisi, AKM Perge Salonu’nda izleyiciyle buluşan "Çekmeceler" filminin ekibiyle gerçekleştirildi. Yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper'in, usta oyuncu Tilbe Saran ile birlikte katıldığı söyleşide, borderline kişilik bozukluğu ve narsist ebeveynlik konuları tartışıldı. Caner Alper, baba rolündeki Taner Birsel’in performansını överek pek çok erkek oyuncunun bu zorlu rolü reddettiğini açıkladı. Tilbe Saran ise filmin eril bir dünyanın yarattığı baskıyı ve bu baskının bedellerini çok sert bir dille anlattığını belirtti.
Altın Portakal'da film gösterimleri ve ekip söyleşileri tüm hızıyla devam ediyor.