Hesabım
    "Okul Tıraşı"nı Yönetmen Ferit Karahan Beyazperde'ye Anlattı
    Yazar: Hande Kara — 28 Kas 2021 - 11:00

    Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden En İyi Film ödülüyle dönen ve katıldığı festivallerden ödüller almaya devam eden filmi, yönetmeni Ferit Karahan ile konuştuk.

    Bu yılın en öne çıkan yerli filmlerinden biri olan Okul Tıraşı, Antalya Film Festivali'nden En İyi Film ödülü ile döndükten sonra festival yolculuğuna devam ediyor ve katıldığı ulusal ve uluslarası festivallerden eli de boş dönmüyor. Filmin yönetmeni Ferit Karahan ile Antalya'da bir araya gelmiş ve filmi konuşmuştuk. 

    Hande Kara: Öncelikle hikâyenin ortaya çıkışıyla başlamak istiyorum. Sanırım çok çalışmışsınız üzerinde.. Nasıl son haline geldi, hangi yollardan geçti?

    Ferit Karahan:  Evet, daha önce birkaç defa anlattım. Ben doksanların başından 2000’lere kadar Ağrı’da ve Muş'ta yatılı okul okudum.. Buna benzer bir okuldu. Bunlar zaten standart okullar. O dönem biraz da çatışmaların olduğu; Türkiye'nin siyasi, politik, ekonomik atmosferinin karmakarışık olduğu bir dönemdi ve her şeyden korkuyorduk açıkçası. Sonra 2009’da ben artık yönetmen olmaya karar verdiğimde, bir hikaye yazdım. Kültür Bakanlığı'ndan da yazım desteği aldı. Tabi sonra yapım desteği alamadık çünkü ben, kendimle hikaye arasına bir mesafe koyamıyordum. Sonradan bunun kolay olmayacağını zira yatılı okulun benim için bir travma olduğunu anladım. Füruzan'ın bir lafı var, ‘‘Yatılı okul bir ömür boyu sürer’’ diye, benim için de hala öyle. Yani parça parça şeyleri üstümden atıyorum ama, hani bir bütün olarak hala çok etkisindeyim. Yediğimden, içtiğimden, davranış biçiminden, eşimle ilişkimden, çocuğumla ilişkime kadar her şeyi belirliyor aslında. Böyle travmatik bir tecrübe oldu. 

    Ondan sonra 2012’de biz Gülistan'la birlikte yazdık. 2012’deki versiyon da çok hoşumuza gitmedi. 2014’te bir daha ben yalnız yazdım, Gülistan’da yalnız yazdı. Onun yazdığı şey daha iyiydi; fakat komediydi ve ben, yaşadıklarımın komediden çok trajedi olduğunu düşünüyordum. 2015’e geldiğimizde, 90’ların atmosferi 2015’e çok ciddi anlamda sirayet etti. Bir anda böyle bombalar her yerde patlıyor, İşid çıkmış Orta Doğu’yu kasıp kavuruyor, Amerika müdahale ediyor. Yine aynı korkular bende depreşmeye başladı. 2016’nın Mart’ında, bir akşam yemek yaparken Gülistan'la birlikte, aslında baskıcı atmosferlerde – ister bir ülke yada aile olsun- insanlar yaşamak için esnemek zorunda olduğunu ve bunu da çoğunlukla yalanla yaptığını fark ettik. Bu atmosferde söylenen yalan, aslında bir direniş biçimidir. Ve en başından beri, sadece yatılı okul sınırlarında kalan, türler arasında dolaşan; komedi, dram, polisiye gibi türlerin arasında dolaşan bir film yapma isteği duyuyordum. Sonra işte, 6 günde senaryoyu yazdık. 7. günde de düzelttik. Yedi yıl yedi gün sürdü. 

    HK: Yılların sonunda, 7 güne sığmış. 

    FK: Evet.

    facebook Tweet
    Öneriler
    Yorumlar
    Yorumları göster
    Back to Top