Gérard Depardieu, 27 Aralık 1948’de Fransa’nın Châteauroux kentinde, altı çocuklu yoksul bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Okuma yazma bilmeyen babası metal işçisi olarak çalışıyordu. Çocukluğunda konuşma güçlüğü yaşayan Depardieu, okulda uyumsuz bir öğrenci olarak görüldü. Henüz 13 yaşındayken eğitimini bıraktı ve matbaacılık öğrenmeye çalışsa da bunu tamamlayamadı. Genç yaşta evden ayrılarak sokaklarda yaşamaya başlayan Depardieu, küçük hırsızlıklar yaptı, karaborsacılıkla uğraştı ve boks maçlarına katıldı. Bu zorlu yıllar, ilerleyen dönemde sinemada kendine özgü bir görünüm ve güçlü bir karakter çizmesine katkıda bulundu. Hayatı, 1964 yılında oyunculuk eğitimi alan arkadaşı Michel Pilorgé ile Paris’e taşınmasıyla değişti. İzlediği bir Molière oyunundan etkilenerek oyunculuğa yöneldi ve Jean-Laurent Cochet’nin tiyatro okuluna kaydoldu. Cochet’nin desteğiyle konuşma güçlüğünü aşmaya çalışan Depardieu, klasik eserler okuyarak kendini geliştirdi ve gezici tiyatro topluluklarında sahne almaya başladı.
Depardieu, sinemadaki ilk büyük çıkışını Bertrand Blier’nin yönettiği Going Places (Les Valseuses) (1974) filmiyle yaptı. Filmde canlandırdığı toplumsal kurallara meydan okuyan genç serseri karakteri, Fransız sinemasında dikkat çekmesini sağladı. 1980’ler ve 1990’larda Fransa’nın en tanınmış ve en çok kazanan oyuncularından biri hâline geldi. The Last Metro (Son Metro, 1980) filmindeki performansıyla ilk César Ödülü’nü kazandı. Jean de Florette (1986) filminde canlandırdığı köylü karakteriyle dramatik oyunculuğunu öne çıkarırken Cyrano de Bergerac (1990) filmindeki başrolüyle uluslararası alanda büyük başarı elde etti; bu performansı Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmasını ve Oscar’a aday gösterilmesini sağladı. Aynı yıl Green Card filminde Andie MacDowell ile başrolü paylaştı ve Altın Küre’de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Dünya çapında geniş kitlelerce tanınmasında, Asteriks ve Oburiks serisinde canlandırdığı Oburiks karakteri de önemli rol oynadı. Depardieu, kariyeri boyunca Fransız ve uluslararası sinemanın çok sayıda önemli yönetmeniyle çalışarak farklı türlerdeki yapımlarda yer aldı.
Depardieu, oyunculuğunun yanı sıra siyasi tercihleri ve vatandaşlık kararlarıyla da gündeme geldi. Fransa’da yüksek gelirli kişilerden alınması planlanan yüzde 75’lik vergi oranına tepki göstererek 2012’de ülkeyi terk edeceğini açıkladı ve Belçika’ya yerleşti. 2013 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kararıyla Rus vatandaşlığına kabul edildi ve pasaportunu Putin’den aldı. İlerleyen yıllarda Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlığı da edindiği bildirildi. Bununla birlikte, son yılları hakkında ortaya atılan cinsel saldırı ve uygunsuz davranış iddiaları, kamuoyundaki konumunu tartışmalı hâle getirdi. 2020 yılında resmî sürece taşınan şikâyetlerin ardından çok sayıda kadın oyuncu hakkında suçlamalarda bulundu. 2021’de bir film setinde iki kadına cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Depardieu, 2025 yılında Paris’teki mahkeme tarafından suçlu bulundu ve 18 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı. Özel hayatındaki hukuki süreçler ve tartışmalarla gündeme gelmeye devam eden oyuncu, sinema kariyerinin yanı sıra şarap üreticiliği ve iş insanlığıyla da tanınmaktadır. Sinema tarihindeki önemli yeri korunmakla birlikte, hakkındaki suçlamalar ve mahkûmiyet kararı nedeniyle günümüzde tartışmalı bir figür olarak değerlendirilmektedir.














