Ortalama puan
3,8
71 Puanlama
5
4 Eleştiri
4
8 Eleştiri
3
6 Eleştiri
2
4 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
7 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Keşke gitmeseydim. Bi numarası yok filmin Truva filmi dah güzel daha iyiydi . Ben yaptın oldu havasında film. Yok mitolojiymiş falan da filan da. Beş para etmez
tubgay ve Kate Hegseth
İKLİNİZDE OROSPI COCUGU SIKIOCEKKKKKK SINBIZ OCLARRR APPLE ADAM BVE SİZ 3 OC SİKİK ILUMINATI CEM TYAKALYA GELDİK ANANZIZXI SIKIYIMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM OCLAR İCLER AYHANIN DA AMK TAM MAL
İKLİNİZDE OROSPI COCUGU SIKIOCEKKKKKK SINBIZ OCLARRR APPLE ADAM BVE SİZ 3 OC SİKİK ILUMINATI CEM TYAKALYA GELDİK ANANZIZXI SIKIYIMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM OCLAR İCLER AYHANIN DA AMK TAM MAL
"Tekniğin kadar konuş…" Nolan filmi olunca, filmin kendisinden çok çekim tekniğinin konuşulması artık bir alışkanlık haline geldi. Çoğu filminde sıra dışı bir enstantane var; bu filmde de öyle... Yok şöyle kamera, yok IMAX, yok 70mm vesaire, vesaire… Bizde bunları İstanbul’un en lüks AVM’sinde, kayda değer bir IMAX salonunda deneyimleyelim dedik vesselam. Maddi tarafa hiç girmeyelim; bir film izlemek bu kadar pahalı olmamalı deyip geçivereyim. Gözünüzün görebileceği tüm alanı kaplayacak şekilde derinliği ve gerçekçiliği devasa boyutlara taşımaksa, evet; film bu konuda hakkını veriyor. Özellikle deniz sahnelerinin heybeti tartışılmaz. İşin içinde çözünürlük ve görüntü kalitesi de var elbette ama izlediğim salon bu tekniği pek karşılayamadı. Ses ise adeta kulaklarınıza tecavüz ediyor; öyle ki çoğu sahnede ellerimle onları korumak zorunda kaldım. Bu arada salon, koltuk ve perde hizası oldukça sıkıntılı bir sinemaydı; perdenin alt tarafını ön koltuktaki izleyicilerin kafaları süslüyordu. Bu "süs", alt yazı ile buluşmamızı bayağı bir zorlaştırdı. Neyse, geçelim…
Peki, film bunca şatafatlı reklamına, çekim tekniğine, devasa oyuncu kadrosuna, süresine ve sosyal medyadaki abartılmasına dayanarak tüm bu övgüleri gerçekten karşılıyor mu? Ya da tüm bunlara bakarak "Keşke bir IMAX salonunda izleseydim" söylemine değer mi? Bence kesinlikle hayır. Çünkü Nolan filmin çekim tekniğine o kadar takmış ki filmin kendisini unutmuş. Bir kere "gerçeklik ön planda olsun" derken görüntüler çok ham kalmış. Bu hamlık; gerek doğaüstü figürlerde, gerek savaş sahnelerinde, gerekse görsellikteki tüm estetiği adeta yutmuş. Filmde tek estetik duran şey Charlize Theron’du; o da muhtemelen kadının orijinali öyle olduğu için... Epik bir anlatım yok; anlatıldığı antik çağın o karanlık, mistik ve masalsı atmosferi tamamen es geçilmiş. Ünlü oyuncu kadrosuna rağmen öyle ahım şahım, ön plana çıkan bir oyunculuk da yok hani.
Dolayısıyla benim açımdan film; çekim tekniklerinin getirdiği o görüntünün heybeti ve derinliği dışında, uçlarda gezmeyen, normal bir salonda -eğer süresi sıkmazsa- keyifle izlenebilecek, sıradanlığın sadece bir tık üstünde bir yapım. Son tahlilde, çekim tekniğinin getirdiği bu görsellik Oscar’da kesinlikle kendine bir yer bulacaktır. Yine de yiğidin hakkını teslim etmek lazım; günümüzün ucuz platform filmlerini düşününce, seyirciyi yeniden sinema salonlarına döndürmek adına güzel bir hamle. Beğeninize saygı ile İyi Seyirler efenim…
Peki, film bunca şatafatlı reklamına, çekim tekniğine, devasa oyuncu kadrosuna, süresine ve sosyal medyadaki abartılmasına dayanarak tüm bu övgüleri gerçekten karşılıyor mu? Ya da tüm bunlara bakarak "Keşke bir IMAX salonunda izleseydim" söylemine değer mi? Bence kesinlikle hayır. Çünkü Nolan filmin çekim tekniğine o kadar takmış ki filmin kendisini unutmuş. Bir kere "gerçeklik ön planda olsun" derken görüntüler çok ham kalmış. Bu hamlık; gerek doğaüstü figürlerde, gerek savaş sahnelerinde, gerekse görsellikteki tüm estetiği adeta yutmuş. Filmde tek estetik duran şey Charlize Theron’du; o da muhtemelen kadının orijinali öyle olduğu için... Epik bir anlatım yok; anlatıldığı antik çağın o karanlık, mistik ve masalsı atmosferi tamamen es geçilmiş. Ünlü oyuncu kadrosuna rağmen öyle ahım şahım, ön plana çıkan bir oyunculuk da yok hani.
Dolayısıyla benim açımdan film; çekim tekniklerinin getirdiği o görüntünün heybeti ve derinliği dışında, uçlarda gezmeyen, normal bir salonda -eğer süresi sıkmazsa- keyifle izlenebilecek, sıradanlığın sadece bir tık üstünde bir yapım. Son tahlilde, çekim tekniğinin getirdiği bu görsellik Oscar’da kesinlikle kendine bir yer bulacaktır. Yine de yiğidin hakkını teslim etmek lazım; günümüzün ucuz platform filmlerini düşününce, seyirciyi yeniden sinema salonlarına döndürmek adına güzel bir hamle. Beğeninize saygı ile İyi Seyirler efenim…
Kitabın bazı bölümleri sosyal hayata mesajı vermek için kesilip belirli konulara odaklansada güzel bir film.
Christopher Nolan’ın The Odyssey’si teknik ve görsel ölçekte çağdaş epik sinemanın önemli örneklerinden biri olmakla birlikte, Homeros’un metnini sinemaya aktarırken kaynak eserin düşünsel çoğulluğunu belirgin biçimde daraltmaktadır. Filmin temel problemi sadakatsiz bir uyarlama olması değil; Homeros’un çok anlamlı mitolojik evrenini modern psikolojik gerçekçiliğin daha sınırlı kategorileri içerisinde yeniden kurmasıdır. Homeros’un kurnaz, anlatıcı, çelişkili, zaman zaman mizahi ve ahlaken muğlak Odysseus’u, Nolan’ın yorumunda giderek savaş travması ve suçlulukla tanımlanan modern bir erkek kahramana dönüşmektedir. Benzer biçimde tanrıların geri plana itilmesi kader, insan iradesi ve ilahi müdahale arasındaki Homerik gerilimi azaltırken; kadın karakterlerin anlatısal özerkliğinin sınırlandırılması destanın bazı önemli karşıtlıklarını zayıflatmaktadır. Filmin görsel maksimalizmi etkileyici olsa da bu büyüklük her zaman eşdeğer bir felsefi ve psikolojik derinlik üretememektedir. Dolayısıyla The Odyssey, teknik bakımdan görkemli fakat uyarlama estetiği açısından tartışmalı bir eserdir: Nolan, Homeros’u sinemaya taşımaktan çok Homeros’un anlatısını kendi auteur sinemasının tematik evrenine taşımıştır. Filmin en büyük başarısı antik bir destanı yeniden kitlesel kültürün merkezine yerleştirmesi; en önemli zaafı ise bunu yaparken destanı zamansız kılan belirsizliklerin, çelişkilerin ve çok sesliliğin bir bölümünü kaybetmesidir.
baya iyi gelir mi çıkmış ve bu konuda bir açıklama yaparak para kazanın olduğu bir dil olduğunu ifade ederek şunları kaydetti ne zaman açıklanacak mı var yani maddi manevi olarak kabul edilmektedir ne zaman açıklanacak mı var yani mesaiye daha önce hiç sorun yaşamadım bu nedenle bir şekilde bir de
Bu kadar kötü çekim tekniği olamaz. Karanlık izledik sadece, hiçbir anlamı yoktu filmin. Filmdeki olayları göremedik bile.
Öncelikle buradaki olumlu yorumları okurken kendi kendime acaba ben baska bir filmimi seyrettim diyorum. Bu film, sinemaya gidilipte seyredipecek bir yapım değil. Boş bir zamaninizda evde oturup seyredebileceginiz bir yapım. Bu filmi seyrederken aklıma bizim eski Tarkan filmleri geldi nedense. Çünkü oradaki efektler aynen o kalitedeydi. Keşke dijital efekt kullanilsaydida bu rezilliği seyretmeseydim. Kısaca paranızı boşa atmayın arkadaşlar, inanın çıkışta pişman olursunuz.
Hayatımda izlediğim en kötü film, sakın gitmeyin. Platformlarda öylesine izlenecek bir film, gereksiz uzun ve saçma sapan film. Spartacus, Truva filmlerini 10 kere izledim bunun bitmesi için dualar ettim. Gitmeyin sakın yazık, hayal kırıklığı
Filme büyük beklentilerle gittim. Sosyal medyada ve yapılan yorumlarda öyle bir anlatılıyor ki, sanki son yılların en etkileyici yapımlarından biriyle karşılaşacaksınız. Ancak ben tam tersini yaşadım.
Öncelikle bu filmi bir savaş filmi olarak görmüyorum. Gerçek anlamda savaş atmosferini hissettiren, nefes kesen çatışma sahneleri veya izleyiciyi koltuğuna çivileyen sekanslar neredeyse yok. Etkileyici olduğu söylenen IMAX sahnelerini de kesinlikle göremedim. Filmin büyük bölümü karanlık çekimlerden oluşuyor ve görsel açıdan beni hiç tatmin etmedi.
Mitolojik bir hikâye canlandırılmaya çalışılmış ancak bana göre dekorlar, savaş atmosferi ve bazı sahneler oldukça ucuz duruyor. Büyük bütçeli epik filmlerle kıyaslandığında kalite farkı çok belirgin.
Film bittiğinde aklımda kalan tek şey şu oldu: Hikâye, farklı bir dönemde geçiyor gibi görünse de bana modern Amerikan savaş filmlerinin kalıbını hatırlattı. Kahramanlaştırılan askerler, yaşanan travmalar ve eve dönüş teması sürekli ön plandaydı. Bu yönüyle bana Irak ve Afganistan üzerine çekilmiş Amerikan filmlerini çağrıştırdı.
Hatta bazı sahnelerde kendime şu soruları sordum: Truva Savaşı'nı anlatan bir hikâyede neden bana modern Amerikan askerlerini hatırlatan bir anlatım hissi veriliyor? Neden karakterlerin yaşadığı psikolojik süreçler ve eve dönüş teması klasik Amerikan savaş filmlerindeki anlatımla bu kadar benzeşiyor? Bu tamamen benim izlenimim ama film, mitolojik bir destandan çok modern bir Amerikan anlatısını farklı bir döneme taşımış gibi hissettirdi.
Köpek üzerinden kurulan duygusal sahneler, eve dönüş özlemi ve travmalar da bana çok klişe geldi. Sanki daha önce defalarca izlediğimiz Amerikan askerinin eve dönüş hikâyesi yeniden anlatılmış gibiydi. Mitolojik bir destan beklerken, modern savaş filmi kalıplarının farklı bir ambalaj içinde sunulduğunu hissettim.
Sonuç olarak ben bu filmde anlatıldığı kadar büyük bir emek, büyük bir prodüksiyon ya da unutulmaz sahneler göremedim. Sosyal medyada oluşturulan beklentiyle kıyaslayınca ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. Bana göre bu kadar yüksek puanı hak eden bir yapım değil.
Öncelikle bu filmi bir savaş filmi olarak görmüyorum. Gerçek anlamda savaş atmosferini hissettiren, nefes kesen çatışma sahneleri veya izleyiciyi koltuğuna çivileyen sekanslar neredeyse yok. Etkileyici olduğu söylenen IMAX sahnelerini de kesinlikle göremedim. Filmin büyük bölümü karanlık çekimlerden oluşuyor ve görsel açıdan beni hiç tatmin etmedi.
Mitolojik bir hikâye canlandırılmaya çalışılmış ancak bana göre dekorlar, savaş atmosferi ve bazı sahneler oldukça ucuz duruyor. Büyük bütçeli epik filmlerle kıyaslandığında kalite farkı çok belirgin.
Film bittiğinde aklımda kalan tek şey şu oldu: Hikâye, farklı bir dönemde geçiyor gibi görünse de bana modern Amerikan savaş filmlerinin kalıbını hatırlattı. Kahramanlaştırılan askerler, yaşanan travmalar ve eve dönüş teması sürekli ön plandaydı. Bu yönüyle bana Irak ve Afganistan üzerine çekilmiş Amerikan filmlerini çağrıştırdı.
Hatta bazı sahnelerde kendime şu soruları sordum: Truva Savaşı'nı anlatan bir hikâyede neden bana modern Amerikan askerlerini hatırlatan bir anlatım hissi veriliyor? Neden karakterlerin yaşadığı psikolojik süreçler ve eve dönüş teması klasik Amerikan savaş filmlerindeki anlatımla bu kadar benzeşiyor? Bu tamamen benim izlenimim ama film, mitolojik bir destandan çok modern bir Amerikan anlatısını farklı bir döneme taşımış gibi hissettirdi.
Köpek üzerinden kurulan duygusal sahneler, eve dönüş özlemi ve travmalar da bana çok klişe geldi. Sanki daha önce defalarca izlediğimiz Amerikan askerinin eve dönüş hikâyesi yeniden anlatılmış gibiydi. Mitolojik bir destan beklerken, modern savaş filmi kalıplarının farklı bir ambalaj içinde sunulduğunu hissettim.
Sonuç olarak ben bu filmde anlatıldığı kadar büyük bir emek, büyük bir prodüksiyon ya da unutulmaz sahneler göremedim. Sosyal medyada oluşturulan beklentiyle kıyaslayınca ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. Bana göre bu kadar yüksek puanı hak eden bir yapım değil.
Film, bana göre Amerikan pazarlama gücü sayesinde gereğinden fazla abartılmış bir yapım. Süresi gereksiz yere uzun tutulmuş, duygusal derinliği ise oldukça zayıf kalmış. İzlerken beklediğim etkiyi ve heyecanı ne yazık ki hissedemedim. Sinemada izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünmüyorum; herhangi bir dijital platforma düştüğünde, boş bir vaktinizde beklentinizi çok yükseltmeden izlenebilir.
aşırı iyiydi uzun süredir böyle bir film izlememiştim. Bütün filmleri sinemada izlemeye çalışırım ama bu gerçekten başyapıt
film müzikleri ile olay çok iyi kurgulanmış.troyanın işgal edilmesinde ki sahne müzik bir harika olmuş.
Film sürükleyici ve uyandırmakla ilgili eksik Pitt li tTruvayı izlerken Hectorun ölümünde hissettiğim duyguyu burada yüzlerce adam ölürken hissedemedim.
Oyuncu kadrosuna aldanıp da gittiğim bir film yönetmen ile ilgili bir hayranlığım yok filmde o oynamıyor sonuçta neyse kesinlikle puan bile vermek istemem ama en düşük verilebilen puan o mantık yok heyecan yok merak uyandırma yok anlam yok yok yok hemde çok uzun olmasına rağmen nasıl bu kadar övülüyor hypelanıyor anlamış değilim aynı filmi bende izledim arkadaşımda onunda fikri aynı ilginç zaman kaybım için kendimden özür diliyorum akra soskakları izleseydim daha keyfli vakit geçirirdim.
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler