Zindan Adası
Ortalama puan
4,3
2776 Puanlama

347 Kullanıcı yorumları

5
92 Eleştiri
4
164 Eleştiri
3
34 Eleştiri
2
40 Eleştiri
1
6 Eleştiri
0
11 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
ORHAN  SANDIKCI
ORHAN SANDIKCI

447 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
11 Mayıs 2026 tarihinde eklendi
Gerçekten zihin yakan bir film arıyorsanız tam size göre. Kasvetli havası ve gizemiyle sizi koltuğa çivileyen, Leonardo DiCaprio’nun oyunculuğuyla büyülediği bir sinema klasiği. Hikaye boyunca sizi öyle bir manipüle ediyor ki, finalde gelen o meşhur ters köşeyle şoka giriyorsunuz. Küçük detayları yakalamak için biter bitmez tekrar açıp izlemek isteyeceksiniz. Kesinlikle kaçırmayın.
theyurdal
theyurdal

Takipçi 793 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
2 Mayıs 2025 tarihinde eklendi
Oyunculuk, senaryosu muhtelem.
SafaLfidan27
SafaLfidan27

Takipçi 139 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
31 Mart 2025 tarihinde eklendi
*Filmin Genel Konusu:
1954 yılında geçen filmde, Teddy Daniels (Leonardo DiCaprio) ve ortağı Chuck Aule (Mark Ruffalo), akıl hastalarının tutulduğu Ashecliffe Hastanesi’ne kaybolan bir hastayı bulmak için giderler. Ancak araştırmaları ilerledikçe hastane ve çalışanları hakkında şüpheleri artar. Teddy, burada gizli deneylerin yapıldığını ve kendisini susturmaya çalıştıklarını düşünmeye başlar.

(DİKKAT SPOİLER İÇERİR!)
*Peki Gerçek Ne?
Aslında Teddy Daniels diye biri yok!
Teddy’nin gerçek adı Andrew Laeddis, yani film boyunca aradığı "kötü adam" kendisi. O, eşini öldürmüş bir akıl hastası ve yıllardır bu hastanede yatıyor. Doktorlar onu tedavi etmek için ona özel bir terapi yöntemi uyguluyor: Ona kendi yarattığı dünyayı oynama şansı tanıyorlar.

Teddy’nin "ortağı" sandığı Chuck, aslında onun baş doktoru Dr. Sheehan.

Hastane yöneticisi Dr. Cawley, bu senaryoya uyum sağlayarak Andrew’un gerçekle yüzleşmesini amaçlıyor.

*Finalde Ne Oluyor?
Filmin sonunda Andrew (Teddy), olanları hatırlıyor ve eşini öldürdüğünü kabul ediyor. Ama ertesi gün yine Teddy gibi davranmaya başlıyor. İşte burada filmin en kritik sahnesi geliyor:

Andrew, Dr. Sheehan’a dönüp “Sence hangisi daha kötü olurdu? Canavar olarak yaşamak mı, iyi bir adam olarak ölmek mi?” diyor.

Bu söz, onun bilinçli olarak tekrar Teddy rolüne büründüğünü gösteriyor. Çünkü gerçeği kabullenmek onun için çok acı verici. Eğer "iyileşemezse", doktorlar onu lobotomiye (beynine müdahale edilerek bilinçsiz hâle getirilmesi) gönderecek. Andrew da muhtemelen bu acıyla yaşamak yerine bilinçsiz bir şekilde var olmayı seçiyor.

Yani filmin finalinde Teddy (Andrew), aslında deli olmadığı hâlde bilinçli bir şekilde deliliği seçiyor!

*Bu olaylar da filmin ne kadar akıl almaz bir şey olduğunu gösteriyor. Psikoloji, dram ve gizem filmlerini sevenler için tam bir başyapıt. (9/10)
Süleyman Kırtıl
Süleyman Kırtıl

37 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
23 Şubat 2025 tarihinde eklendi
Dicaprionun en iyi filmlerindendir.Filmin ortam tasarımı,oyunculuklar harika,hikayenin derinliğide olması gerektiği gibi ters köşeler harika,izleyin.
isa kılınç
isa kılınç

5 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
9 Mart 2024 tarihinde eklendi
film çok çok iyi konusu oyunculuklar ve hikaye gelişme ve sonuç güzel bağlanıyor çoğu yerde anlamak için 3- 4 defa izlenmesi gereken denilen bir film değil. Dikkat vererek izlendiğinde konu çok hoş güzel bir ters köşe. İzlemeye değer
Sadık
Sadık

18 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
24 Ocak 2024 tarihinde eklendi
Beni gerçekten fazlasıyla şaşırtmayı başarmış izleme zevki çok yüksek bir film. Bundan sonra arkadaşlarıma önereceğim filmler arasında kesinlikle ilk sırada olacak. Her zaman sonu bu şekilde şaşırtıcı biten filmleri sevmişimdir ama bunun kalitesi bambaşksydı. Gerçekten bu kadar iyi bir film olduğunu ilk 1 saati izlerken anlayamamıştım, düğümler çözüldükten sonra her şey yerine oturdu ama bu film artık tekrardan izlemem gereken filmlerden birisi, ileri bir tarihte tekrardan izleyip detaylarına dikkat edicem. Scorsese in en kaliteli filmlerinde ilk üçe kesinlikle koyarım gerçekten çok güzeldi.
Kemal
Kemal

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
29 Aralık 2023 tarihinde eklendi
Bence işin gerçeği adamin yaşadıkları sonuna kadar doğruydu sonunda hala patron demesinden belliydi yoksa hastasına neden öyle hitap etsin orada aklının hala yerinde olduğuna ısrar edince kendi sonunu hazırladı
Özden dal
Özden dal

16 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
16 Mayıs 2023 tarihinde eklendi
Film izlediğim en iyi Leonardo filmiydi. Niraz karmaşık gibi gözükse de finali ile insanı ters köşeye yatıran muhteşem bir yapım. Bu tarz psikolojik filmleri sevdiğim için mi bilmiyorum ama 10 üzerinden 10 puanlık bir film
Cemo Ozan
Cemo Ozan

27 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
13 Mart 2023 tarihinde eklendi
Sonlara doğru ağzım açık izledim. Çok az fight club tarzı bir teması var. Ama Leo bu filmde döktürmüş. Dikkat!!! Lütfen filmi başta iyi takip edin yoksa kavram karmaşası yaşatabilir
semih kaya
semih kaya

1 değerlendirme Takip Et!

4,5
21 Eylül 2022 tarihinde eklendi
Film başlarında mağaradaki doktor orada ne yapmak istediklerini zaten anlatıyor onlara verdikleri ilacın uzun süreli veya kalıcı olarak beyne işlemesi ve ona söyledikleri şeye inanmalariydi . Son sahnede bunu yaptılar leo sen bu sun dediler orda hayal gördüğünde umarım sahneye geçtiğinde hafızası donarak bayılır dedim ve öylede uyandığında kabul etti herşeyi ilaç gerçekten işe yaradı belli bir zaman sonra da kendine geldiginde onlara elde etmek istediği şeyi vermeyi tercih etmedi çok güzel bir son du inanıyorum ki bunun 2 si çekilmeli ..
bahremirhan
bahremirhan

Takipçi 11 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
16 Şubat 2022 tarihinde eklendi
DiCaprio denilince akla gelen filmlerden olan Shutter Island, kendi türü çerçevesinde beklentileri ve izleyicinin seyir zevkini yeterli ölçüde karşılıyor kanaatimce. Zaten film sektöründe kendini kanıtlamış derecede bir olumlu algıya sahip. Gizem içerisinde gizem işlenerek izleyiciyi sürekli zinde ve olayın içerisinde tutmayı başarmışlar. Her ne kadar gizem unsurunun bazı noktalarda abartıldığını düşünsem de, en başından finaline kadar Martin Scorsese’nin özgün ve kuvvetli işleyişi ile karakterlerin derinliğinden doğan empati çabası sayesinde bu olumsuz unsur biraz geri planda kalıyor. Bu denli gerilim ve gizemin içerisinde hatrı sayılır derecede dram barındırabilmeleri de hakikaten takdire şayan. Burada da DiCaprio’ya bir kez daha şapka çıkartıyorum.

Finalinden sonra uzun uzun üzerine düşündürüyor ve hikayesi de birçok noktada kendi hayatımızdan parçalar bulabileceğimiz cinsten mesajlar veriyor. Bunlar ekseriya subjektif verilerek izleyicinin takdirine bırakılmış.

Bir filmden beklediğiniz unsurları fazlasıyla içerisinde barındıran bu filmi tavsiye ediyorum.
mustafa ismar
mustafa ismar

1 değerlendirme Takip Et!

4,5
27 Eylül 2021 tarihinde eklendi
Filmin devamını unutmuşlar. Şaka bir yana, filmi çok beğendim, bazı yerlerde beynim "bu çocuk kaçar" desede filmin hikaye anlatımı güzeldi. Herkese izlemesini tavsiye ederim
Ahmet Büke
Ahmet Büke

Takipçi 935 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
11 Temmuz 2021 tarihinde eklendi
akıl hastenesinde çocuklarını öldüren bir adamın müthiş supriz gelişmeleri barındıran süper sürükleyici filmi.. Ama dönem dönem gereksiz sahnelerle anlaşılması güçleşiyor.. Net anlaşılması için 2 sefer seyredilmesi gereken filmlerden
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Mart 2021 tarihinde eklendi
Senaryosu Laeta Kalogridis tarafından "Mystic River"ın da (2001) yazarı olan Dennis Lehane'nin aynı isimli romanından (2003) uyarlanarak kaleme alınan “Shutter Island”, büyük usta Martin Scorsese'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 138 dakikalık süresine rağmen merak ve ilgiyle izlenerek tamamlanan sürprizlerle dolu, parçacıklarının içinde bulunduğu orijinal kutusunu görmediğiniz için finalde karşınıza nasıl görüntünün çıkacağını bilemediğiniz bir "puzzle" gibi...


İşin daha da iyisi, insanın içini daraltan karanlık ve kasvetli atmosferinin yanı sıra bir türlü dinmek bilmeyen yağmuru ile Scorsese'nin filmi Lehane'nin romanına sadık kalarak "neo - noir" tarzda kurgulamış olması...

Haydi gelin başlayalım...

Boston Harbor Adaları, 1954...

"Su" ile arası pek hoş olmayan adli polis Teddy Daniels (Leonardo DiCaprio) ve yeni ortağı Chuck Aule (Mark Ruffalo), tedavisi zor akıl hastalarına ev sahipliği yapan Ashecliffe Hastanesinin bulunduğu adaya doğru yol almaktadırlar...

Şu "su" olayını lütfen aklınızın bir köşesinde tutun...

Zira ileride bulmacanın çözümünde işinize fazlasıyla yarayacak...

Neyse devam edelim...

Kendilerini adada, üç farklı bloktan oluşan hastaneye götürmek üzere yardımcı gardiyan McPherson (John Carroll Lynch) ve gerginlikleri Teddy'nin gözlerinden kaçmayan ekibindeki silahlı gardiyanlar karşılar...

Girişte silahlarını teslim ettikten sonra Dr. John Cawley'in (Ben Kingsley) yanına götürülürler...

Yolda zincirlere vurularak bahçe işlerinde çalıştırılan hastaları da görürler...

Dr. Cawley'in yanına vardıklarında ikilinin, son yirmi dört saat içinde kimselere görünmeden tesisten kaçmış olan Rachel Solando (Emily Mortimer) için adaya geldiklerini öğreniriz...

Ki anlatılanlara göre bu Rachel, üç çocuğunu da evinin arkasındaki gölde teker teker boğarak öldürmüş olan bir cani olup son derece tehlikelidir...

Ancak aynı Rachel, çocuklarının öldüğü gerçeğini reddederek tesisteki odasını evi olarak kabul etmenin yanı sıra etrafındaki herkesi sütçü, postacı vs. gibi insanlar olarak addetmektedir...

Yani tam anlamıyla kafasında yarattığı bir hayal dünyasında yaşamaktadır...

Üstelik tüm aramalara karşın adanın hiçbir yerinde bulunamadığı gibi parmaklıklı penceresi ve kilitli kapısı olan odasından nasıl çıktığına da akıl sır ermemektedir...

Hep birlikte odasına gittiklerinde Teddy, yerdeki gizli bir bölmede Rachel'ın yazdığı çok "özel" bir not bulur...

Yetmez, yedi görevlinin poker oynadıkları yemekhanenin içinden geçerek kaçmış olduğunu da duyunca Dr. Cawley'e, bütün personel ile görüşmek istediklerini söyler...

Yemekten sonra hepsi bir araya toplanarak sorgulanır...

Anlaşıldığı kadarıyla zayıf halka, yapmaması gerektiği halde nöbet yerini terk ederek tuvalete gitmiş olan Glen Miga'dır (Joseph Sikora)...

Bir de Rachel'ın psikiyatristi olan Dr. Lester Sheehan'ın (sürpriz) adı gündeme gelir...

Ama o da sabah feribotla adadan ayrılarak izine ayrılmıştır...

Hava koşulları nedeniyle kendisine telefon ile de ulaşılamamaktadır...

Teddy ve Chuck akşam Dr. Cawley'in saray yavrusunu andıran evine gittiklerinde personelin dosyalarını görme isteklerini reddeden Dr. Jeremiah Naehring (Max von Sydow) ile de tanışırlar...

Bunun üzerine asabı çok bozulan Teddy, ertesi sabah adadan ayrılma kararı alır...

Fakat rüyasında gördüğü karısı Dolores (Michelle Williams) Teddy'i, "Rachel adadan hiç ayrılmadı ve işin içinde (kendisinin dumandan boğularak ölümüne yol açan) 'kundakçı' Andrew Laeddis'in de (Elias Koteas) bulunduğu" şeklindeki uyarısının ardından fikrini değiştirir...

Ve her biri ayrı birer vaka olan Rachel ile aynı terapi grubundaki hastalarla tek tek görüşmeye başlarlar...

Ezberletildikleri şeyleri anlatan hastalardan Bridget Kearns (Robin Bartlett), kaşla göz arasında bulduğu bir fırsat esnasında Teddy'nin not defterine"KAÇ" diye yazar...

Derken...

Teddy Chuck'a, Nazi toplama kampı Dachau'yu özgürleştirdiklerinde SS'lere yaptıklarını itiraf eder...

Tabii adaya geliş nedeni ve ada da yürütülen çalışmalara ilişkin tahminini de...

Bütün bunlar yaşanırken birdenbire, çok kısa bir süre önce sırra kadem basmış olan Rachel'da sapasağlam olarak ortaya çıkıverir...

Dakika 52...

Yalnız halen, her yanı çıkmaz sokaklarla dolu bir labirenti andıran bir "puzzle"a benzettiğimiz filmin hikayesinin nereye varacağını kesinlikle öngöremeyecek ve bir tahminde bulunmaya kalktığınız anda da yanılarak hüsrana uğrayacaksınız...

Bu durumda ne mi yapmanız gerekecek?

Elbette ki, filmi tamamlamak...

Emin olun Leonardo DiCaprio'nun şahane bir performans sergilediği film bittiğinde, "izlediğime değdi" diyeceksiniz...

Keyifli seyirler,
emrah5996
emrah5996

3 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Ocak 2021 tarihinde eklendi
Kafaları karıştıran ulan deliriyorum mu acaba diye sorduran film karışık ama güzel hikaye odaklanıp izleyin yoksa benim gibi 2 kez izlemek zorunda kalırsınız 10/8
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler