Issız Adam, öyle garip bir karakter ki hem itici hem de hepimizden bir şeyler barındırıyor. Filmde kullanılan müzikler sahneleri bastırmak yerine duyguları derinleştiriyor ve nostalji hissini güçlendiriyor. İstanbul'un da filmde kullanım şekli oldukça dikkat çekici. Yer yer duygusal manipülasyonların filmde olması da ayrı bir nokta. Zamanın dikkat çeken filmlerinden olsa da şimdi dönüp baktığımızda abartıldığı seviyede olmadığını gördüğümüz iyi bir dram filmi olduğunu söyleyebiliriz.
Issız Adam, romantik dram türünün hakkını maalesef verememiştir. Filmin ambiyansı ve müzikleri oldukça güzel işlenmiş olmasına rağmen senaryo ve oyunculuk performansı konusunda benim nezdimde sınıfta kalmıştır. Yönetmen çarpıcı bir yaşam öyküsü kurgusu yaratmak istemiştir fakat film daha çok yemek, müzik ve kitaplar ile ağır ilerleyen sanatsal bir filme evrilmiştir. Sahneler arası geçiş efektleri de ağır ilerleyen film için izleyenler adına ekstra bir odak kaybı yaşanmasına neden olmakla birlikte akıcılık seviyesini düşürmüştür. Film sonunda yaşanan duygusal yoğunluk ve büyük aşk temasının, filmin içinde yeteri kadar işlenmemesi ve seyirciye aktarılmaması filmin duygusal bütünlüğünü bozarak baştan sona başarılı bir film olmasına engel olan en büyük etmen olmuştur. Filmleri etkileyici sonlar ile bitirmek tüm yapımlarda karşılaşılabilecek bir durum olduğu için, filmin son sahnesiyle kalitesinin ölçülmesini doğru bulmuyorum. Orta kalite melodram bir yapım. Puanım: 3/5
Yazan yorumların bir kısmına rağmen ben filmin yerinde olduğunu düşünüyorum. Film bir yerde temposunu kaybediyor ama toparlamakta çok zorlanmıyor. Issız adamlar dünyamızda gerçekten var olan canlılar ve olması gerektiği gibi anlatılmış. Sevgiyi, aşkı değil ıssız adamları anlatıyor ve onlara nasıl çekildiğini. Ada sonunun ne olacağını çok net biliyordu ama kendine engel olamadı.spoiler: Adanın Alpere söylediği "Uyku çok tatlı geliyor ama haberin yok ki ölüyorsun." lafıda bence çok yerindeydi. Zaten Alper çok geçmeden ne demek istediğini anladım ama çok geçti. Bence bu yüzden bu filmin sonu bu kadar güzel.
adını çok duyduğum ama izlemediğim bir filmdi, bu psikolojide ve yaşam tarzında bir adama sevginin neler yaptığını, yapabileceğini gösteriyor bir bakıma Türk romantik-drama filmi sstandartlarına göre gayet güzel bir film hatta çoğu yabancı romantik-dramalarına göre de izleyin izlettirin son sahne kalan son yap-boz parçası gibiydi, yani bekleniyordu ve yerindeydi, iç sesler falan.
Filmi arşivime yıllar önce indirmiştim, izlemeye fırsatım olmamıştı.Bi izleyip bakalım dedim ve gece izlemeye başladım, bir Türk filmi olduğu için beklentim çok düşüktü. Ayrıca izlediğim ilk Türk yapımı romantik filmdi.Filmi çok beğendim bence muhteşem. Filmin son 10 dakikası beni o kadar çok etkiledi ki izlerken boğulur gibi oldum.Emeği geçen herkese defalarca teşşekür ediyorum Türk sinemasına böyle bir yapıtı kazandırdıkları için..
Benim görüslerime ters düsen olaylar var mesela olaylar çok cbk gelisiyor yeni dönem romantik Türk filmlerinde bir anlayis var iliskiyi yatakta baslatiyolar baska dilde ask ,issiz adam vs. bana göre yanlis bi düsünce...
fazla abartılmış vasati bir film. senaryo tekdüze ilerliyor. Melis Birkan gerçekten kötü oynamış. Film içerisinde tüm hareketleri o kadar yapmacık ve zorlama ki filmin vasati olmasında çok büyük olumsuz etkisi var diye düşünüyorum. 6/10
Yeni vizyona giren prensesin uykusu da dahil tüm çağan ırmak filmlerini çok ama çok severim(Bana şans dileyi izlemedim).. tek film dışında.. o da ıssız adam.. çağan ırmak bu filmiyle beni çok şaşırtmıştı.. bence ıssız adam çok sıkıcı ve çok gereksiz bir film.. romantizmin gerçeklikten uzak anlatıldığı bir film.. böyle bir romantizm olamaz ya varsa da olmaz olsun.. müzik kullanımı ise ayrı bir faciaydı zaten.. filmin içinde fon müziği dışında şarkılar çalması bence çok itici bir durum.. Keşke bu kötü film yerine karanlıktakiler, mustafa hakkında herşey ya da prensesin uykusu patlama yapabilseydi.. bu filmler milyonları hak ediyor tıpkı babam ve oğlum gibi.. ıssız adam hak etmiyordu bence bu büyük gişeyi.. oyunculuk açısından değerlendirmem gerekirse melis birkan gayet iyiydi.. fakat cemal hünal ben oynamaya çalışıyorum diye avaz avaz bağırır gibiydi.. sonuç olarak ıssız adam çağan ırmak filmlerı arasında olmamalıydı...
İlk önce şunu demeliyim ki; Özellikle Mustafa Hakkında Her şey gibi bir filmin yapımcısı/yönetmeni/yazarından çok daha iyi bir iş beklerdim. Filmden tatmin olmasam da özellikle final sahnesinin iyi bir şekilde anlatılmasından kaynaklı filme bir sempati duydum. Zaten filmin başından beri acaba bu filmi nereye bağlayacak diye merak ettim. Güzel bir finali vardı. Filmin çok fazla piyasa olması ile birlikte bünyemde antipatik bir etki yaratmasından dolayı daha yeni izledim. Filmin giriş ve orta kısımlarında ki sahnelerin çoğu aşırı yapmacık. Bir senaryoyu okudukları o kadar belli ki filmin içine giremiyorsunuz. Diyemezsiniz ki çok kötü oyunculuklar var filmde. Oyuncu yapmacık oynamış peki bunu yönetmen fark etmemiş mi? Bence etmiş ama zaten adım sükse yapmış hızlı hızlı çekelim de hemen bir fragman yayınlayalım çabası varmış gibi oldu da bittiye gelmiş hissi uyandı bende. Özenilen sahneler filmin finaline çok yaklaştığımız sahnelerde başlıyor... İşte bu yüzdendir ki filmi finalinden kaynaklı sevdim. Şu da bir gerçektir ki bu film Çağan Irmak filmi olmasaydı da herhangi bir yönetmenin olsaydı zannetmiyorum ki bu kadar ilgi ve tepki alsın. İşte filme olan antipatim burada başlamıştır. Sadece finali için 6/10
Filmin fragmanlarını izlediğim ilk anda gerçekten çok etkilenmiştim ve o günden beri izlemek için fırsat arıyordum. İzlemek bugün nasip oldu. Fragmanları gördüğümde acaba yeni bir babam ve oğlum mu? geliyor demiştim kendi kendime; fakat yakınından bile geçmedi.
Filmin konusunun güzel olmasına rağmen filmde izleyici dışarıda kalıyo hep kendinizi filme kaptıramıyorsunuz. Diyaloglar bilindik türk insanına ait tamam güzelde filmde geçen sahneler türk insanına ait değil sanki avrupa kültürüyle bizim kültürümüz arasında şıkışmışda kararsız kalmış gibi. Diyaloglar hiç öle ıssız adam ve kalbi kırık kız havası vermiyo.
Eminim Melis Birkan büyük başarılara imza atacak; fakat bu filmi çin malesef yetersiz kalmış çok az sahnede kendisinin kamera karşısında olduğunu unutturuyor. Cemal Hünal içinde iyi bir deneyim oldu burada çok iyi bir oyunculuk çıkaramamış olsada bundan sonraki filmlerinde acamiliği üstünden atacağına eminim.
Uzun lafın kısası aradığımı bulamadığım bir film. İlk buluşmadaki evde geçen sevişme sahnesine benzeyen o acemice sahne bile gerek türk kültürüne uymayışı gerek oyuncuların yetersiz Kalışından filmle izleyici arasına perde çekiyor. Fikrimce
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.