En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
yagmur-197
Takipçi
65 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
6 Nisan 2009 tarihinde eklendi
Öncelikle film beklentilerimi karşılamadı tabiiki..Emeğe saygı mutlaka;ama olmamış..Bir çok mesaj vermeye çalışırken konu çok fazla dağılmış ve aşırı kopukluklarla doluydu..Doğu ve kürt sorunlarnı beklerken,trevesti sorunu na daha çok ağırlık verilmiş gereksiz yere,,evet bir kaç sahnede iyi mesajlar vardı ama geneli klişelerle doluydu..Orta yoldan çekilmiş bir film bence o yüzden 10/6 verdim selametle :)
mahsun kırmızıgül bugüne kadar türkiye belki en çok tartışılan ve bir türlü çözüm üretilemeyen güneydoğu sorununa içerden ve samimi bir gözle bakıyor tahlil ediyor ve film yapıyor türkiyede güneydoğu sorunuyla ilgili pek çok film yapılmasına rağmen içlerinde en samimi ve "sahici" olanın güneşi gördüm olduğunu söylemek yalan bir tabir olmaz ama bu samimiyet filmi belli ölçüde başaralı ve etkili kılsada toptan başarılı bir film yapmaya yetmiyor malesef film ile ilgili en byük sıkıntı senaryonunun fazla derinliği olmaması evet başarıı çekim ölçekleri ve görsel efektleri ile filmbizlere güneydoğuyu ve çatışmaları hisettiriyor ama devamlı mesaj verme kaygısı daha doğrusu mesaj verme adı altında izleyicinin dikkatini devamlı maksimum seviyede tutma çabası nedeni ile diyaloglar hatta jest ve mimkler dahi aşırı klişelebiliyor oyuncuların bunda bir suçu yok onlar bu yüzeysel senaryoyu kendi profosyonelliklerinin son gücünü kullanarak derinleştirmeye çalıştırmışlar ama olmamş üstelik hikayede ki kopuklarlar ve belgesel tarzı kurgu anlayışı bir süre sonra birbirinden bağımsız birkaç öykü izleniyormuş gibi bir izlenim yaratabilir ama filmin olumlu yönleride yok mu var elbet göçten sonra dağılan aile ve tek göz odanın içinde umutsuz bir gelecek kaygısı ile dolu küçücük kızlar işte kırmızıgül elinde ki bu fırsatı iyi değerlenirmiş ve çocukları iyi bir dramatik unsur olarak kullanmayı bilmiş üstelik en başarılı oyuncuda kırızıgülde bence özellikle bar sahnelerinde şaşkın ve tiksinmiş yüz ifadesi onun ne denli rolüne hakim güçlü bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor gibiydi filmin samimi bakış açısı insanı siyasi ikilemlerden kurtarıp daha kolay filme odaklandırıyor burası tartışılmaz bir gerçek üstelik filmin batıyı referans alması ve günümüzde bir çok devletin birbirne girdiği avrupada hiçbir etnik sorun yok iken(en azından öyle gösteriliyor)türkiyede devamlı taraflar oluşturulmaya çalışılması (sağcı- solcu/ türk-kürt/laik-dindar gibi) başarılı bir biçimde işlenmiş ama eşcinsel kardeşin filme ne gibi bir katkısı olduğunu anlayamadım açık olmak gerekirse eşcinsel bir kardeşi günümüz türkiyesinde ister izmirli ister şınaklı ister antalyalı ister istanbullu olsun çğu insan istemez eşcinselliğe karşı değilim ama eşcinsel kardeşin ne gibi bir işlevi var bir türlü anlamıyorum acaba kırmızıgül "bakın eşcinselleri bile işliyor onlardan yana oluyorum çok sanatsal bir film çektim" gayesinde mi tartşılır uzun lafın kısası günei gördüm vasatın üstünde bir film samimi bir çaba yer yerde etkileyici olmayı başarmış bir film ama bunların ötesinde siyasi tartışmalardan lise ders kitaplarından arak diyaloglarla yoğun mesaj kaygısı filmi olmamış kılıyor
filmdeki yönetmenlik ve oyunculuk açısından mahsun kırmızıgül ü ilerlemiş olarak gördüm ben beyaz melekte daha hızlı geçişler ve havada kalan öyküler vardı bunda da birden fazla konunun aynı anda anlatılmak istenmesi dolayısıyla bi yüzeysellik söz konusu olmakla birlikte yine de çıtanın yükseltildiği görüşündeyim ve filmden acitasyon olarak bahseden arkadaşlara binaen:amerikan sineması yıllardır yapıyor bunu zencileri kızılderilileri anlatan onlarca film var onlar yapınca sanat biz yapınca acitasyon sadece objektif olalaım bu tür yapımlar sayesinde insanların birbirine bakış açısı değişiyor doğudaki herkesi terörist mağaralarda yaşayan devlet düşmanları olarak değil,aslında devlete bağlı ama iki uç arasında kalan ve bu zorlukla mücadele etmesi gerekirken ibreyi ne tarafa koyacağını şaşıran insanlar olarak görmeye başlıyor bu devirde bu türden filmlere ihtiyacımız var başta mahsun kırmızıgül olmak üzere filmde emeği olan herkese helal olsun diyorum
kaliteli türk filmlerine bir yenisini eklemiş mahsun.Konusu çok güzel ve anlamlı bi film ,yazmadaki başarısının aynısını yönetmenliktede bekleriz ileriki filmlerinde...10/8
bir ailenin dramı anlatılmaya çalışılmış.klişe bir erkek oğlan sahibi olma telaşını anlatan sahne ile açılan film, peşi sıra basit alışılmış klişelerle yoluna devam ediyor.yönetmen (mahsun)birşeyler anlatmaya çalışmış değil birşeyleri izleyicinin gözüne gözüne nası sokarım diye uğraş vermiş.bir film gibi değil de reality şov tadında.hayır bi de sanki izleyenler hani anlamaz diye yeniden yeniden anlatıyor olması cok can sıkıcı, seyredenlere öğüt verme çabası.hikaye de sıradan oyunculuklar da.yönetmenlik ise berbat maalesef.bunun adına sanat demek cok zor.kırmızıgülün arzu film ekolünden etkilendiği cok açık biraz da hollywood da tabi (ard arda giden helikopterler filan:).ancak ne arzu filmin münir özkul unda adile naşit inde halit akçatepe sinde olan naiflik ne de hollywoodun ihtişamından söz etmek mümkün.bu yemekte sadece malzemeler duruyo tabakta çiğ halde.aslında diyecek daha cok söz var ama yersiz.belki bu filmde biraz cesaret var diyebilirim.ancak o da böyle sergilenmemeli. tek nacizane tavsiyem mahsun kırmızıgülü türkücülüğe geri dönmesi.hayır maazallah alişan özcan deniz de heveslenirse bu film yapma işine vay halimize.2/10
Filmin konusu gayet güzeldi Türkiye-PKK çatışması arasında kalan masum kürtleri anlatıyor film başka yerlere bağlanmış daha iyi olabilirdi ama yinede şarkıcılıktan film sektörüne giren mahsun kırmızıgülü tebrik ediyorum bu 2. filmi ve 1. filminde olduğu gibi güzel bir performans göstermiş
Çocukluğumdan beri duyduğum bu hikayenin filmleşmiş olduğunu görünce önce şaşırdım sonra hoşuma gitti. Doğuda yaşayan çocuklar bilir daha fazla çocuk istemeyen anne karnındaki bebeği aldırmaya gider ve eve gelene kadar ceza olarak Allah diğer çocuklarınıda ondan alır. İşte birini çamaşır makinasına koyarlar diğeri kaza geçirir vs.hepsi ölür. Demek mahsunda bu hikayeyle büyümüş ve o kadar etkisinde kalmış ki bunu film yapmış :) diğer taraftan kado karakteri beni çok etkiledi. Filmin sonlarına doğru çok ağladım başarılı güzel bi dram filmi izleyin.
Her zamanki gibi Mahsun yine kanayan yaralarımıza parmak basmaya devam ediyor. Beyaz Melek filminde yaşlılarımıza kıymet vermeyi, Güneşi Gördüm filminde doğu batı sentezindeki ayrışmaların bir pota içinde eritilebileceğini sinema diliyle bizlere iletti. Yalnız filmlerinde kendisi oynamasa çok daha iyi olacak. Acemi figüranlar gibi oynuyor. Fakat yönetmenlikte takdire şayan işlere imza atıyor. Onun en büyük artısı seyirciyi nerden vurması gerektiğini çok iyi biliyor. Her ne kadar filmlerinde arabesk kokan ajitasyon replikleri olsada kısa zamanda kendini çok geliştirdi. Her filminde bir öncekinin üstüne çıkıyor. Ali Sürmeli ve Altan Erkekli filmde gayet iyiydiler. Böyle güzel özelliklede toplumsal mesajlar içeren(iyi niyetli) yapımların devamı dileğimle,, muhakkak ama muhakkak seyredin.
ehlimantaskin arkadaşım,unutmaki travesti de senin gibi iki ayağa,iki ele,kafaya,buruna v.s sahip kısacası o da insan,aşağılanması gereken bir mahlukat muamelesi yapmayı bırakın artık,sırf filmde bir travestinin hayat hikayesinden bir kesit verildiği için filme laf söyleyeceksek bizdeki insan olma bilinci gitgide yok oluyor demektir.İnsanları kategorize etmeyin:etnik sınıflarına,cinsel kimliklerine,dinsel inançlarına,politik görüşlerine göre yargılamayın.Bu filmdir ki gişe kaygısıyla yapılmış olsa da yukarda yazdıklarımı sinematografik açıdan anlatmaya çalışmış ve başarılı sayılmıştır.
bazı arkadaşlara katılıyorum.ön yargılı olmayalım konusunu beyenmeseniz bile etkileyici anlattığı doğru film onun olabilir ama okdar iyi oyuncularla calışıyorki mhsun kırmzı gülün önemi azalıyor beyaz melek öyleydi umarım buda öyle olur türk sinemasına destek diyoruz :)
Kadrinin yerinde olmayı hiç istemedim. Zavalının sahip olduğu tüm kimlikleri dışlanır durumdaydı. Flim bize kocaman bi mesaj veriyor unutulmasın ki! sahip olduğumuz hiç bir kimliği (cinsiyet, ırk, inanç )biz seçmiuoruz. Umuyorum ki Bu flimi izledikten herkeste Kimliklere karşı hoşgörü ile bakılsın.
Günesi gördüm altı yedi konunun ustalıla sindirildigi paket bir film olmus.Ben mahsunu beyaz melekten daha basarılı buldum fakat filmini rahat bırakması lazım.Zaten mesajlar gayet acık cok klişe dialoglarla filmi bogmasına gerek yok 7/10
Öncelikle Mahsun Kırmızıgül, samimi söylemek gerekirse Türk sinemasının günümüzde en iddiali yapımlar ortaya çıkaran ve bununla birlikte de hem ciddi bir gişe başarısı hem de eleştirmenlerden de olumlu eleştiriler almayı başaran bir yönetmen. Onun ikinci filmi Güneşi Gördüm'ü geçen izleme fırsatı bulabildim. Güneşi Gördüm, Beyaz Melek gibi bir yapımdan daha çok hikaye anlatmakta ve bununla birlikte alıştığımız Mahsun Kırmızıgül ajitasyonunu Beyaz Melek filminden daha da yoğun bir şekilde işleyerek insanları hüzünlendiren bir film. Filmde ise bildiğimiz üzere terör olayları yüzünden kendi köylerinden göç etmek zorunda kalan bir geniş aile anlatılmakta ve farklı hayatlara bir anda yelken açmaktadırlar. Konunun devamını çok fazla uzatarak açıklamayacağım. Mahsun Kırmızıgül filmlerine yapılan en büyük eleştirilerden biri de birçok konuyu bir arada işlemesi olmuştur. Öncelikle hatırlatalım ki bu gerçek bir hikaye ve zaman geçişlerinin de bu gerçek hikayedeki oluş zamanlarına göre işlendiği için olduğu kanaatindeyim(Havar'ın hastanede oluşu). Bununla birlikte Mahsun Kırmızıgül, New York'ta Beş Minare filminin dışında her filminde birçok konuyu bir arada anlatmış ancak işin özünde tek bir tema üzerinden mesaj vermiştir. Bu filminde de en belirgin şekilde gördüğümüz üzere, bu birçok hikayenin bize verdiği tema "Kader". Türk sinemasında bu tip bir hikayeyi bu kadar etkileyici anlatabilecek kaç tane yönetmen var, bilemiyorum. Bunun yanında Güneşi Gördüm filmi duygusal ajitasyon yoğunluğuna sahip olsa da, bu film bunu o kadar etkileyici bir şekilde veriyor ki. Ben şahsen Güneşi Gördüm filmi ile ilgili yapılan yoğun ajitasyonla izleyiciyi çekme fikrine şu tip bir yanıt vereceğim; Evet, ajitasyon yoğun ancak ortada elle tutulur bir tema, muhteşem anlatılan bir senaryo, üst düzey oyunculuk performansları (özellikle Cemal Toktaş'ın oynadığı Kadri/Kado performansı) ve bir yönetmen başarısı ile film, herkesin seyretmesi gereken bir film. Türk sineması adına son dönemde ortaya koyulan en iyi film bile diyebilirim belki (Üzülerek söylüyorum ki Nuri Bilge Ceylan'ın hiçbir filmini de seyretmediğimi hatırlatıyım). Mutlaka izleyin!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.