Mark Elliot Zuckerberg (d. 14 Mayıs 1984) : sosyal paylaşım sitesi Facebookun kurucusu Amerikalı girişimci. Zuckerberg 2004 yılında Harvard Üniversitesinden girişimci arkadaşları ile Facebooku kurarak dünyanın en genç zengini oldu. 2010 itibariyle kişisel serveti $4 milyar Amerikan dolarıdır. Zuckerberg diş hekimi baba ve psikiyatrist doktor annenin tek çocuğu olarak 1984te dünyaya geldi.Lisedeki başarılı notlarıyla ABDnin en saygın üniversitelerinden Harvarda girdi. İlk yılında, okulun en yakışıklı ve en güzel öğrencilerinin seçildiği facemash.com sitesini kurdu. Sitede Hardvarddaki tüm öğrencilerin fotoğrafları vardı. Ancak fotoğrafları bulmak için, üniversitenin veri tabanına girmesi gerekmişti. Veri tabanını hacklediği ortaya çıkan Zuckerberg, disipline verilince okulu bıraktı. Harvardlı öğrencileri internet üzerinde buluşturmak için ikinci sitesi olan Facebooku kurdu. Facebook, 18 ayda ABDnin en büyük arkadaşlık sitelerinden biri haline gelince, yatırımcılarından ilgisini çekti. en iyi kurguyu tamamen hak etmiş...10/8.3
inception ve black swan dan sonra bu senenin en iyi filmi.. cok buyuk ıhtımal az sonra en iyi filmi alacaktır.. en azından sevimsiz kings speech almasından iyidir..
bu filmi sırf David Fincher üstat için tutuyorum.. adama se7en ve fight club ile vermediler.. bari bununla gonlunu alacaklar..
bu yılki en iyi film adaylarından şu ana kadar izlemiş olduklarım bile kararın ne kadar zor verileceğini kanıtlar nitelikte.david fincher gibi kariyerinde şimdiden sinema tarihine geçmiş efsanevi eserlere imza atmış bir yönetmenin bu filmde de farkını ortaya koymasını zaten bekliyordum.filmin,konunun,konunun ele alınış biçiminin,zaman atlamalı kurgunun,senaryo ve diyalogların yerli yerinde ve çarpıcı olacağını tahmin ediyordum yani.beni asıl şaşırtan genç oyuncuların harika performansları oldu.örneğin andrew garfield eduardo saverin rolünde gerçekten de uzun zaman hatırlanacak bir gösteri sunmuş.tabii ki jesse eisenberg de öyle.film boyunca "gıcık" olabilmek ve bir saniye dahi olsa seyirciye sempatik gelmemeyi başarmak bile eisenbergin başarısını kanıtlamaya yeter.diğer tüm genç oyuncular da kusursuzdu.yaşadığımız çağın bir numaralı konularından birini ele alıyor yönetmen.aslında çekmek ve anlatmak istediği şey facebookun nasıl kurulduğundan ziyade çağımızın üniversite,yani gençlik kültürünün genel bir gözlemi sanırım,fakat bunlardan da bağımsız olarak aslında the social networkü baştan sona bir "mahkeme",daha doğrusu bir "dava" filmi olarak da okuyabiliriz.bu yönden de doyurucu çünkü.hangi açıyla bakarsak bakalım kesinlikle ortada tatmin edici bir iş var.belki film bitince ilk düşünceniz "normal bir filmdi çok büyütüldü" yönünde olabilir fakat aslında biraz detaylara dalarsak ortalamanın oldukça üzerinde,komple ve başarılı bir film izlemiş olduğumuzun farkına varırız.her yönüyle kaliteli,görünürde bir kusur yok.sürükleyici.
Çok iyi bir film. Fincher Panik Odasının başarısızlığına önceki filmleriyle oturttuğu tarzının şaşırtıcı yapının bozulduğunu gördü. Zodyak filmiyle beyhude bir bekleyişi muazzam anlatımıyla bizlere sundu.
Bu filmiyle de ışık hızıyla geçen pop kültür hayatını böyle sıradanlaşabilecek bir konuyu o kadar güzel aktarmış ki. Başroldeki oyuncunun payı da gözardı edilemez.
Umarsız bir gülümsemeyle izleyiciyi memnun ederek bitiyor film.
2010un en iyilerinden. Filmi iyi yapan konu değil işleniş bu da en iyi örneklerinden.
girisimcilik acisindan izlenmesi gereken bir film. insan, duygusal yonden en zor oldugu anlarda iyi seyler cikarabiliyor. belki filmin ilk sahnesindeki mark ile albright in konusmasi olmasaydi, olmayacakti hicbirsey.
Mark Zuckerberg bir nevi Yüksek Şatodaki Adamdır dünyanın en genç milyarderi olarak para ve şöhrete kavuşmasına rağmen tek arkadaşını kazıklayıp sevdiği kızı ebediyen kendinden uzaklaştırıp yalnız ve kaybetmiş bir modern zaman çocuğudur.Sevgiyi,ilgiyi,arkadaşlığı monitorlarda arayan bir neslin mutsuzluğu ve yalnızlığının resmidir. Baba 2 filminin sonunda Michael Corlenonun halini hatırlayın.Aynı son Mark Zuckerberg içinde geçerlidir. Dövüş kulübünde kapitalist toplumun çarklarında öğütülmüş erkekler sevgi ve ilgiyi kavga kulübünde dövüşerek birbirlerine dokunup rahatla yoluyla ararlar.İnternet nesli daha kötü bir durundadır.Sosyal ilişkileri bitmiş bir şekilde plastik klavye tuşlarına dokunup bir cam ekran karşısında hep özlemini çektiği kaybettiği bir şeyi aramaktadır.
Fincher usta yine bir neslin trajedisini yansıtmış.Tebrikler.
Sağlam filmdi. Jesse Eisenberg cidden çok başarılıydı. İfadeleri ve oyunculuğuna bayıldım. Anlatılan konunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı bir kenara fazlasıyla ciddi geçişleri, akılcı ve sürükleyiciliği, uzun diyalogların çekiciliği ve birçok detayıyla karşımızda yılın en güzel filmlerinden biri var. Fincher başarmış bir kez daha. Söylemeden geçemem; dahi Trent Reznor ve Atticus Ross müzikleri bir başka olağanüstülük. 9/10
İnsan hayatını ilgilendiren herşeyin, sinemanın konusu olduğunu ve bu yüzdensinemanın da sanatın bir dalı olarak kabul edilmesinin gerekliliğini daha önce birçok yazıda belirtmiştim. The Social Network filmide 500 milyonluk bir kullanıcı kitlesine sahip olan Facebook isimli sitenin doğuşunu, gelişmesini Mark Zuckerberg merkezli olarak ele alıyor. Filmin son derece kaliteli ancak gösterime girdikten sonra da Facebook'un gerçek sahibi Mark Zuckerberg'in tepkisine yol açmış bir film. Filmdeki dramanın aslında kendi hayatıyla hiçbir ilgisinin olmadığını ve yapımda anlatıldığı gibi Facebook'u bir kız yüzünden kurmadığnı birçok kez dile getirdi. Ama yinede paranın olduğu yerde yalanın ve ihanetin bol olduğu gerçeğinden yola çıkarak, Zuckerberg'in söylediği gibi olmasa bile yine de başka şekillerde zorluklar yaşandığını düşünüyorum.
Hikaye çok güzel kurgulanmış,sıkıcı bir filmdir diye düşünüyordum ilk önce fakat David abimiz çok sağlam bir çalışma ortaya koymuş.Justin T. süper oynamış cidden.Sinemada seyredilirse çok daha güzel olur,9/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.