En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ismail G
128 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
12 Haziran 2025 tarihinde eklendi
Neyin nerden çıkacaği belli olmayan güzel bir film son derece gerginliği hissetirmiş bide 1960 yapım olmasına rağmen ayrıca müffetişin ölum sahnesinden once sapik abimiz evde deildi orasıda hoş bir detay olmus ellerinize sağlık
Bu film bir Alfred Hitchcock başyapıtı. Bir korku-gerilim şaheseri. Hitchock'un en sevdiğim filmi hiç şüphesiz budur. Kendisi gerçekten de büyük bir yönetmen. Öyle ki bir filmde görüntüden Hitchock'un filmi olduğunu anlayabiliyorum. Kendine has bir sinema anlayışı var. Bu filmde; Marion sevgilisi Sam ile ancak otelde görüşebilen bir kadındır. Onunla evlenmeyi ister ama şartlar izin vermez. Bir gün ofisteyken Marion'un patronun arkadaşı Marion'a 40,000 dolar para verir. Hayatından bıkmış olan Marion bu para ile yeni bir hayat kurma düşüncesine kapılır. Arabayla Sam'in yanına gitmek için yola koyulur. Norman Bates adlı birinin oteline gelir. Norman annesiyle yaşayan tuhaf bir insandır. Marion ile biraz sohbet eder. Sonra Marion banyo yaparken Norman'ın annesi tarafından bıçaklanarak öldürülür. Bu sahne sinema tarihinin en efsane sahnelerinden biridir. Sonradan bir dedektif, Marion'un kız kardeşi Lila ve Sam, Marion'dan uzun bir süre haber alınamaması üzerine onu aramaya koyulurlar. Sonunda çıkan sonuç aslında Norman'ın annesinin olmadığı cinayetleri Norman'ın işlediğidir. Ama Norman'ın bedeninde iki karakter vardır. Annesi de Norman'ın içindedir. Küçükken babasının ölümü üzerine psikolojisi bozulmaya başlayan Norman'ın annesi başka bir adama aşık olması sonucunda annesi ve onun sevdiğini öldürür. Annesini öldürmesine rağmen onun yokluğunu kabul edemez. Ve onu kendi kafasında yaşatır. O kadar ki annesinin bedenini evinde tutar. Norman iki kişi olarak hayatına devam eder. Ve filmin sonunda Norman sadece anne karakterine bürünmüş olur. 1960 yılına göre bence müthiş, devrinin ötesinde bir film. Bu tarz filmler o zamanlar yaygın değildi. Hitchock bu film ile sinemada bir devrim yapmış diyebiliriz bence. Müzikler de filme çok uygundu. Görüntü yönetmenliği muazzamdı. Kamera açıları çok iyiydi. Filme ayrı bir tat kattı. Oyunculuklar da o döneme uygun. Çok gerçekçi oyunculuk o dönemde bence tam olarak gelişmemişti. Senaryo gerçekten çok güzel. Diyalogları beğendim. Filmin sürükleyici bir yapısı var. Film, sonuyla insanı dumura uğratan en sevdiğim gerilim filmlerinden olan bir Alfred Hitchcock başapıtıydı. Filme verdiğim puan= 9
The Psycho, sadece basit bir korku filmi değildir. Filmin genelinde zihnin bölünmelerini, gölgeleri ve zıtlıkları yansıtan bir film. Filmin bir çok karesinde ayna veya cam da oyuncuların yansıması ve duvarlarda net gölgeler belirir. Kendi çocukluğunda Katolik bir anne ve baba tarafından sık sık cezalandırılan ve genelde yalnız bir çocuk olan dahi yönetmen Hitchcock, Psycho romanı ile hemen etkilenir.
Filmin başrol oyuncusu Marion, son derece dürüst ve ailesine itaat etmek etmek isteyen bir kadın portresi çizerken yaşadığı uygunsuz ilişki ve sonrasında yaptığı hırsızlık ile zıtlaşan yönleri ortaya çıkar. Yolda onu durduran polis, onun karşı gelmek istediği otoriteyi temsil eder. Otelde karşılaştığı Norman ise onun hayatının tam ters gibidir... Yani Gölgesi. İki birbirinin gölgesi gibidir. Herkesin içinde bir Norman ve bir Marion olabilir. Bastırılan her yön mutlaka karşımıza çıkar. Diğer insanlar ve olaylar bize hatırlatmaya devam eder.
Film yorumlarının tamamı blogta: Tuvalet Kağıdına Notlar
Çok güzel birşey yersiniz ya ağzınızda cok güzel bir tat bırakır her hatırladığınızda aynı tatı alırsınız, işte bu film öyle bir film. Eğer bu filmi izlediyseniz hiç bir zaman unutamayacaksınız. Ünlü duş sahnesi zaten cok meşhur bir dizide filmde taklidi yapılmaya calısıldı. Kesinlikle bir başyapıt bir Hitchcoks sanat eseri.
Senaryosu ve oyuncu performansları mükemmel. 1960 yılına ait bir film olması onu günümüzde daha da başarılı yapıyor. Sinema tarihinde bir 'kilometre taşı'.Kendi türünde bir başyapıt.
Alfred Hitchcock ilk tanıştığım usta yönetmenlerden birisidir. Onun filmlerini ilk olarak 2000'li yılların başlarında cnbc-e'de çokça seyretmiştim. Filmografisinin önemli filmlerinin (Kuşlar, Arka Pencere, Çok Şey Bilen Adam, Rebecca, Gizli Teşkilat gibi) birçoğunu izlemiş oldum bu sayede. Ancak ''Sapık(Psycho)'' filmi bugüne kadar izleyemediğim önemli filmlerinden birisiydi üstadın. Sadece üstadın en önemli filmi olmadığını, sinema tarihininde en önemli filmlerinden birisi olduğunu defalarca okumuş, duymuştum yıllar içerisinde. Tabii ki bunlarda beklentilerimin oldukça yükselmesine sebep olmuştu. Bu yüksek beklentiler ile ne kadar iyi olursa olsun filmi yeteri kadar beğenebileceğimi düşünmüyordum işin doğrusu. Film ise beni -sağolsun- ters köşeye yatırmayı başardı. Gerçekten zamanının çok ilerisinde, sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olan bu filmi herkese öneriyorum. Üstadın en iyi filmini ayakta alkışlıyorum.
Hitchcock harika bir psikolojik gerilim filmine imza atmış.. senaryo çok etkili.. oyuncular başarılı.. özellikle duş sahnesi ile hatırlanan bir film olduğuna dair yazılar okumuştum.. bence özellikle finali ile hatırlanacak bir film psycho.. final tek kelimeyle çarpıcı.. psycho 9/10
Alfred Hitchcock denince belki de akla gelen ilk filmi Sapıktır çünkü gerçekten bir başyapıt niteliğinde.Oyuncular gerçekten iyi oynamışlar özellikle Anthony Perkins çok iyi oynamış hiç abartısız eksiksiz bir oyunculuk göstermiş.Janet Leigh filmin yaklaşık yarısında oynamasada ilk yarıda karakterini çok iyi canlandırmış.Vera Miles ve John Gavin her ne kadar filmde birbirlerinden alakasız rollerde oynasalarda çok iyi ikili olmuşlar özellikle filmin sonlarına doğru sır perdesini çözen ikili onlardı.Zaten diğer oyuncularda görevlerini en iyi şekilde yerine getirmişler.
Filme gelirsek gerilim filmlerinin atası olarak bilinen Sapık özellikle duş sahnesiyle sinema tarihinin en önemli sahneleri arasına girmiştir.Eski filmleri hep zamanına göre değerlendirip ona göre puanımı vermişimdir bu filmi de zamanına göre değerlendirecem.Kesinlikle zamanının en iyi gerilim filmlerinden biri ve bence filmin en iyi tarafı Marion Crane karakterinin otele gelmesinden itibaren filmin sonuna kadar Norman Bates ve annesinin gizeminin korunması.Tam bir korku filmi değil ama kesinlikle gerilimin ve özellikle gizemin olduğu bir film.Her ne kadar çok fazla cinayet sahnesi olmasa bile filmin başından sonuna kadar sürenin nasıl geçtiğini anlayamadım.Filmin en önemli noktalarından biri de kesinlikle süper soundtrackleri filmde o soundtrackler çıktığı an ürperdim zaten cinayet sahnelerinin gerilim kazanmasında soundtracklerin de büyük bir önemi var ayrıca hiç kanın içinde bulunmadığı bir sahne olmasına rağmen örneğin Marion karakterinin araba sürdüğü zaman ki tedirginliğinde o soundtracklerden birinin aniden çıkmasıyla o basit sahne yine gerilimli bir sahneye dönüşüyor.Sürükleyici,tedirgin edici ve bazı sahneleriyle rahatsız edici bir film Sapık.Ayrıca Alfred Hitchcockun film üzerinde ki başarısını es geçmemek gerekiyor özellikle cinayet sahnelerinde çok iyi çekim tarzları yakalamış ve gerilimi seyirciye çok iyi hissetiriyor.
Filmin sonu gerçekten şaşırtıcıydı ve filmin sonunda özellikle Psikologun konuştuğu sahne başarılıydı filme psikolojik bir tür kazandırmış.Filmin sonu zaten filmin en can alıcı sahnesiydi ve Norman Bates karakterinin hala o pis gülüşünü unutmuş değilim.Son olarak ben zamanına göre çok başarılı bir film buldum bundan tam 51 yıl önce çekilmiş bir filmin döneminin şartlarına göre değerlendirdiğimiz zaman karşımıza bir başyapıt çıkıyor.Ayrıca 51 yıl önce yapılmasına rağmen beni hala korkutabiliyorsa ona ben başyapıt derim gerçekten de öyle bir film Sapık,beğendim ve kesinlikle gerildiğim sahneler oldu yani tavsiye ederim.
şizofreni filmlerine ön ayak olmuş bir başyapıt.izlediğim ilk siyah-beyaz film olmasıda ayrı bi özelliği filmin benim için.kesinlikle izlenilecek türdendi diyebilirim...
Filmi izledim bu filmin neden başyapıtlar arasında olduğunu daha iyi anladım.İnsan psikolojisini gerçekten çok iyi anlatan bir film.10 yıl yanında çalıştırdığı bir kadının 40 bin $ ortadan kaybolması,kadının polisle olan diyalogları ve oteldeki o adamın konuşma şekli -yüz ifadeleri tamamen insanı anlatan yapaylıktan çok uzak davranışlar...film kendini sıkmadan izlettiriyor olaylar o kadar iyi bağlanmış ki kafanızda sorular kalmıyor...Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim arkadaşlar(benden 9/10)...Saygılarımla...
1960 yılında yapılmasına rağmen çok başarılı bir yapıt. Alfred Hitchcock katabı çok güzel aktarmış beyazperdeye. şizofreni son derece gerçekci işlenmiş. özellikle film sonundaki açıklama akıllardan çıkmayacak tarzda. 2010 yılındayız sizofreni üzerine yapılan filmlere bakıldığında üzerine film göremiyorum. şizofreni ile ilgili Hide and Seeki de izleyebilirsiniz.
Korku filmlerinin başyapıtlarından olmalı.Gerçekten etkilendim.Günümüzde korku filmi diye izlediklerimle kıyaslıyınca ayakta alkışlıyorum Hitchcocku... 9/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.