Hellraiser
Ortalama puan
3,0
4 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.437 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
25 Nisan 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...

Clive Barker'ın "The Hellbound Heart" (1986) isimli uzun öyküsünden uyarlayarak, David S. Goyer ile beraber hikayeleştiren Ben Collins ile Luke Piotrowski'nin kaleme aldıkları ve yönetmen koltuğunda da, David Bruckner'in oturmak da olduğu "Hellraiser"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Paranormal" ve "Gore (Splatter)" alt kategorilerinde kurgulanılarak harmanlanılmış...

Bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

İlki, 1987 yılında çekilen "Hellraiser" film serisinin, bu on birincisine de...

Biraz daha yakından bakalım...

***

Film...

Bir çanta dolusu ABD doları karşılığında...

Milyarder koleksiyoner Roland Voight (Goran Visnjic) adına avukatı Serena'nın (Hiam Abbass), Belgrat'taki bir çantayı teslim aldığı bir sahne ile başlarken...

***

Kendimizi birden...

Aynı Voight'un

The Berkshires, Massachusettes'teki...

Saray ihtişamındaki malikanesinde verdiği...

Bir davet de buluruz...

***

Ki...

Bu davet de...

Joey (Kit Clarke) adındaki, ziyadesiyle meraklı bir genç...

Söz konusu bu merakına yenilmesinin yanı sıra elde edebileceğini düşündüğü maddi ödülün de cazibesine kapılmasının neticesinde...

Serena'nın Belgrat'tan alıp getirdiği, nadide değerdeki mekanik bulmaca tarafından...

Zincirli bir işkenceyle, adeta parçalarına ayrılarak öldürülür...

***

Zira...

Kural gereği...

Bu mekanik bulmacayı çözme veya kurcalama uğraşısı verilmesi esnasında...

Mutlu sonuca ulaşanların yahut da ulaştığını zanneden şahısların kanı, bulmacanın içinden fırlayan...

İsviçre çakısı görünümündeki küçük bir bıçak tarafından akıtılmak da...

***

Ardından da...

Bulmacaya hakim vaziyetteki ruhani varlıklarca...

Gözünün yaşına bakılmaksızın vahşice katledilmektedir...

***


- Altı yıl sonra -


Alkolik ve uyuşturucu hap bağımlısı Riley (Odessa A'zion), sevgilisi Trevor (Drew Starkey), eşcinsel erkek kardeşi Matt (Brandon Flynn) ve onun erkek arkadaşı Colin (Adam Faison)...

Ve oda arkadaşları Nora (Aoife Hinds) ile birlik de...

Matt ile Colin'in evindedir...

***

Derken...

Matt'in, kendisinden kesinlikle hoşlanmadığını...

Hemencecik fark ettiğimiz Trevor...

Ertesi günün akşamında Riley'i...

Soyarak para kazanmak amacıyla...

Kimliğini bilmediği, ama zenginlere ait olduğunu tahmin ettiğini söylediği bir depoya götürür...

***

Ve böylelikle de...

Riley ve Trevor çifti...

Ne olup, ne işe yaradığını bilmedikleri, Voight'un mekanik bulmacasına...

İçinde bulunduğu kasayı, balyoz darbeleriyle kırarak el koyarlarken...

***

Kardeşinin, bitip tükenmez derbederliğinden bıkıp usanan Matt'te...

Gecenin bir saatinde, hem de kafasına göre...

Artık ayak da duramadığı için yıkıla yıkıla çıkıp gelen kardeşi Riley'i evinden kovmak mecburiyetinde kalır...

***

Dolayısıyla...

Hal böyle olunca da...

Çaresizce çevreye, şöyle bir bakınıp...

Sinirli bir anında...

Bir ayak darbesiyle, sol dış dikiz aynasını kırdığı otomobilinin içinde sabahlamaya karar veren Riley...

***

Aniden...

Trevor ile beraber çaldıkları mekanik bulmacayı fark ederek...

Onu da yanına alıp, buz gibi gecenin karanlığında...

Doğrudan parka yönelir ve oraya vardığında da...

Ötesini berisini karıştırmak gafletinde bulunduğu, elindeki bulmacaya...


"Senin olayın ne?" sorusunu yöneltir...


***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 31...

***

Riley ve yanındaki diğer dört gencin, mekanik bulmacaya karşı verecekleri mücadele ile bulmacanın kutsiyetiyle kafayı bozan Voight'in, hiç de umulmadık biçimdeki finalinin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; sürenin biraz uzun tutulmasına rağmen, sıkılmadan izleyeceklerinden endişe dahi duymadığımız...

90 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler