Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları: en yeniler yorumlar
Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları
Ortalama puan
4,4
1349 Puanlama
50 Kullanıcı yorumları
5
14 Eleştiri
4
22 Eleştiri
3
9 Eleştiri
2
3 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.646 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
5 Şubat 2026 tarihinde eklendi
Peter Jackson’ın Orta Dünya’ya dönüşünün ikinci halkası olarak, epik anlatıyı daha da genişleten ama aynı zamanda serinin en çok tartışılan filmlerinden biri olmayı başaran bir yapım. An Unexpected Journey’nin masalsı ve görece hafif tonunu geride bırakan film, karanlıklaşan atmosferi, artan aksiyon dozu ve karmaşıklaşan anlatısıyla seyirciyi doğrudan yaklaşan büyük çatışmanın eşiğine getiriyor. Bu yönüyle film, başlı başına bir hikâyeden çok, uzun bir yolculuğun orta durağı hissini veriyor.
Film, Bilbo, Thorin ve cüce kafilesinin yolculuğunu Orta Dünya’nın daha tehlikeli ve politik olarak daha karmaşık bölgelerine taşıyor. Mirkwood Ormanı’ndaki örümcekler, Orman Elfleriyle yaşanan çatışmalar ve Göl Kasabası Esgaroth, filmin temposunu sürekli diri tutan duraklar olarak öne çıkıyor. Ancak bu durakların bir kısmı, hikâyeye hizmet etmekten çok görsel ve aksiyonel bir gösteri alanı gibi kullanılıyor. Özellikle fıçı sahnesi, teknik olarak etkileyici olsa da, ton olarak Yüzüklerin Efendisi’nin ciddiyetinden ziyade neredeyse bir video oyunu estetiğine yaklaşmasıyla eleştiri topluyor.
Martin Freeman’ın Bilbo Baggins performansı, filmin duygusal merkezini oluşturmaya devam ediyor. Bilbo’nun cesaretle temkinlilik arasında gidip gelen hâli, hikâyenin insani tarafını ayakta tutuyor. Freeman, karakterin içsel dönüşümünü abartıya kaçmadan yansıtarak, epik anlatının içinde kaybolmamasını sağlıyor. Buna karşın Thorin Oakenshield karakteri, bu filmde daha sert, daha takıntılı bir portre çiziyor. Richard Armitage’ın performansı güçlü olsa da, karakterin gurur ve hırs ekseninde sürekli aynı noktada dönmesi, dramatik çeşitliliği sınırlıyor.
Benedict Cumberbatch’in seslendirdiği Smaug ise filmin tartışmasız zirve noktası. Smaug’un Bilbo ile olan karşılaşması, hem diyalog yazımı hem de performans açısından serinin en güçlü sahnelerinden biri. Tematik açıdan film, açgözlülük, güç ve miras kavramlarını ön plana çıkarıyor. Thorin’in giderek artan hırsı, Smaug’un temsil ettiği yıkıcı güçle paralel bir çizgide ilerliyor. Bilbo’nun arada kalmışlığı ise ahlaki pusula işlevi görüyor. Ancak bu temalar, filmin parçalı yapısı nedeniyle her zaman yeterince derinleştirilemiyor.
İkinci seriye bir türlü ısınamadım. Sanki ilk üçlemeye hakaret edilmiş gibi oldu. Bu film de aynı. Boşuna uzatılmış, derinlikten yoksun sahnelerden ibaret. Peter jackson başka bir şey çekemiyor sanırım.
gayet güzel yapımdı 1.filme göre daha çok aksiyon vardı ama ben en çok smaug ve bilbonun diyaloglarını seviyorum aşk üçgeni yapmaları cüce elf aşkı biraz saçma olsada bence tauriel karakteri eşsiz bence savaşı legolas gibi etkili sahneleri var bence 10/8 Kötülüğün doğası böyle işte: Dışarıda dünyanın cehâleti içinde beslenir ve yayılır. Karanlıkta bir gölge büyür. Gece kadar karanlık ve uykusuz bir musîbet baş gösterir. Bu hep böyle olmuştur ve hep böyle olacaktır. Zamanla tüm uğursuz şeyler açığa çıkar. Vaz geçmek, onursuzluk sayılmaz. Diyaloglar Legolas: Bunu neden yaptın? Özgür bırakacağına söz vermiştin. Thranduil: Dediğimi yaptım. O sefil kafasını rezil omuzlarından özgür bıraktım.
BEYAZPERDE SAÇMALAMIŞ 2.5 vermiş.Film ilk filmden daha güzeldi çünkü gelişmeler artt ve sonunda ise 3. filmine muhteşem geçiş bitişi yaptı.LOTR VS HOBBİT gibi saçmalamayın lotr daha iyi olabilir çünkü hobbit lotrdan önceki gelişmeleri anlatıyor hobbit te daha çok gelişme olsaydı zaten olaylar gelişemeden saçmalardı film kusursuz yani:)
Üzerinde durulması gereken en önemli nokta ise hiç şüphesiz filme ismini veren ejderha Smaug’un ta kendisi. İkinci Hobbit deneyimi sona erdiğinde seyircinin zihninde yer edinecek fikirler silsilesinin zirvesinde yer alacağına inandığım gibi Peter Jackson’ın bu Orta Dünya eseri, aslında bütün olarak Smaug’un filmi. Benedict Cumberbatch’in sesi ve mimikleriyle hayat bulan dev ejderha, yaklaşık üç saat süren filmin son 1/3’lük kısmına tek başına hükmediyor. Paha biçilmez mücevherlerin içinde yaşayan ve onlara karşı konulmaz bir tutkuyla adeta aşık olan Smaug’un filmin iskeletini oluşturmasının en büyük sebebi ise yazının başlarında belirttiğim gibi yönetmenin bu filmi tek başına bir hikaye olarak değerlendirmekten ziyade bir ara film kıvamında işlemiş olması. Tek başında ayakta duramayacak bir filmi Smaug gibi görkemli bir karakterin tekeline vermek ne kadar doğrudur bilinmez ama Jackson’ın karakterler konusunda yaptığı iyi bir şey varsa o da hikayede etkin tipleme sayısını arttırmasına rağmen her birini seyirciye yeterince kavratabilmek için gerekli malzemeyi olabilecek en anlaşılır yoldan veriyor oluşudur. Şahsen başta Tauriel olmak üzere Jackson’ın bu filmdeki oyuncu yönetimine karşı duyduğum endişeler boşa çıktı. İlk filmdeki noksanlıklardan dersini çıkaran yönetmen, bununla yetinmeyip olay ve zaman kurgusu konusunda da daha kendinden emin ve profesyonel tercihler yaptığını seyirciye hissettiriyor.
İlk filmde dile getirdiğimiz, senaryonun karakterizasyon ve karakterlerin istençlerine izleyiciyi ortak edememesiyle ilgili problemi, ikinci filmde çözümleneceği yerde daha da derinleşiyor. Karakterler daha belirgin hale geleceğine daha da silikleşip, daha yüzeyde seyrediyorlar, haliyle elimizde kocaman laflar eden, koca koca sahneleri bağıra çağıra anlatan bir filmden ve senaryo namına da hepi topu olay örgüsünden gayri bir ev kalmıyor.
Halbuki Peter Jackson çok uzağa değil, yine kendi mahsulü olan, muazzam bir ‘devam ettirme’ filmi olarak selamladığımız “İki Kule” ve yeniden dönüp baksa, yapması gerekenin, filmin hemen her seviyesinde bir adım daha ileri gitmek olduğunu göremez miydi? Thorin’in ve saz arkadaşı diğer cücelerin kitabın sağladığı enstrümanlarla derinleştirdiği için, olay örgüsü içinde bu karakterleri ilk filmden hatrımızda kaldıkları kadarıyla izliyoruz film boyunca. Bu halleriyle yaşadıkları gerilimler de, içine düştükleri zor durumlar da manasızlaşıyor. Olay örgüsü ne kadar giriftleşirse giriftleşsin (ki bu da olmuyor), karakterleri umursamadığımız takdirde başlarına gelecekleri de umursamayacağımız aşikarken , en az bir İstanbul-Ankara yolculuğu kadar uzun ‘hissedilen ve maddi’ süreye sahip bu filmin izleyici için tek çekici tarafı ismi mi? Peter Jackson, kitabı filmle çekmeye mecbur bir mecburiyet mi icra ediyor? Zaten daha önceden müşerref olduğumuz bilimum Orta Dünyalı sima ile, aynı üstün teknoloji ve aynı şartlar dahilinde karşılaşmamızın, altında vatan derin bir hikaye olmadığı müddetçe ne önemi var? neyse sonuç olarak iyi seyirler...
BAŞTA SIKICI GELEBİLİR AMA SÜPER BİR FİLM 1 HAFTA ETKİSİNDEN KURTULAMADIM GERÇEKTEN HARİKA AKSİYONUN GELDİĞİ SON NOKTA KESİNLİKLE ŞMAN OLMAZSINIZ HARİKA BİR SERİ VE BU HARİKA SERİNİN HARİKA BİR FİLMİ...
Usta yönetmen tam olarak kaldığımız yerden başlayıp ilk filmin dinamikleri üzerinden eseri anlatmaya devam etmiş, yine imkansız görünen yerlerden Bilbonun sayesinde kurtulmalar, Yüzüklerin efendisinden tanıdığımız bir Elf topluluğu, bari burda Legolasla Tauriel olayın içine iyice katılıp ufaktan bir fark yartıyorda seyir zevki biraz daha artı olarakta bilbonun yine teknolojik bir canlıyla kurduğu ilginç muhabbet, beklendiği gibi Ejdarhalı sahneler filmin en güzel yanları.Bu sefer çok uzun bir girişinde olmaması yada beklentilerin yüzüklerin efendisinden daha masalsı bir esere doğru kaymasıylada hiç sıkmadan sürükleyici bir şekilde ilk filmdede gözüme batan kansız çatışma sahneleri, abartılar ve tutarsızlar burdada dediğim gibi artık kıyas noktası efsane üçleme değil, önemli olan Orta dünyayı görebildiğimiz yaşayabildiğimiz yeni bir üçlemenin tadını çıkartabilmek, yoksa efsanenin hem sinema versiyonlarını hemde uzatılmış versiyonlarını defalarca defalarca seYredip ezberledik her de bir er yıl arayla çıksada Hobbitler bir üçlemeden çok, üç parçaya bölünmüş bir film gibi durmasıda esere en çok zarar veren nokta, öyle bir yerde bittiki film hayda kim beklicek o kadar zamana döndü birden, yani bir finalden(LOTR HER FİLMİNDE BELLİ BİR FİNAL VARDI) bir şeylerin kapanmasından bahsetmek mümkün değil. Seyretmeyenlere önerim son halkada gelsin öyle başlayın yoksa tatmin olamıyorsunuz bir filmin yarısında çıkmış gibi bir hissiyat kaplıyor bedeninizi. 10/8
Yüzüklerin Efendisi gibi bir üçleme yüzyılda bir çekilebileceğinden Hobbit'i bu seriyle karşılaştırmak doğru olmaz. Dahi yönetmen Peter Jackson'un bence yaptığı en büyük hata, Hobbit'i Yüzüklerin Efendisi'nden sonra çekmek oldu. Bu nedenle hem ilk hem de ikinci film Y. E.'nin gölgesinde kaldı. Her şeye rağmen Hobbit'in beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Ciddi boyutlarda bir emek söz konusu yine. Görsel şölen yönünden Peter Jackson zaten bir numara. Hikayenin akıcılığında sorun yok. Komedi unsurları biraz azaltılmış. 3D izlemek ise ayrı bir keyif doğrusu. Büyük final için sabırsızlanıyorum.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.