Senaryosunu da yazan ve en son yine bu mecrada "Last Night in Soho"sunu da (2021) yorumladığımız Edgar Wright'ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Baby Driver”; aksiyon seven sinemasever kitlesini fazlasıyla tatmin eden bir film olarak geliyor karşımıza...
Zaten filmin, 226,9 milyon dolarlık brüt hasılat rakamı da bu görüşümüzü destekler nitelikte...
Gelin isterseniz, 34 milyon dolarlık bir bütçe ile yeterli seviyedeki yeşil perde ve görsel efekt teknolojileri ile zorluk derecesi yüksek aksiyon ve araç kullanma sahnelerinde, işinin profesyoneli dublör oyuncuların başarıyla kullanılarak çekildiğini açıkça gördüğümüz; "En İyi Kurgu" kategorisindeki BAFTA Ödülüne de sahip olan bu filme biraz daha yakından bakalım...
Steven Spielberg'ün 2021 tarihli yeni nesil "West Side Story"sinin yıldızlarından Ansel Elgort'un oynadığı Miles "Baby (Face - Bebek Surat)":
Büyük patron Doc (Kevin Spacey) adına çalışan, Griffin "Griff" (Jon Bernthal) ile çakma "Bonnie & Clyde" görünümlü Jason "Buddy" van Horn (Jon Hamm) ve karısı Monica "Darling" Castello (Eiza González) isimli; Atlanta Peachtree'de bir bankayı soyarak 200 bin dolara el koyan üç kişiye, kırmızı Subaru WRX ile sürücülük yaparak polisin elinden kurtulmalarını sağlamıştır...
Soğuk kanlılığı ile soyguncu ortaklarının dikkatini çeken Baby, araç kullanırken hiç konuşmadığı gibi kulaklıkları ile mütemadiyen müzik dinleyerek işine konsantre olmaktadır...
Yeri gelmişken hemen belirtelim ki, kendine borçlandırdığı Baby'e müşterilerini; bizzat patronu Doc ayarlamakta olup Baby, son bir işlem için daha direksiyon başına geçmesinin ardından aralarındaki "alacak - verecek" ilişkisi de nihayetlenecektir...
Bunun için de Baby'nin kulağının, Doc'tan gelecek telefonda olması gerekecektir...
Bu arada Baby'nin, kazandığı paraları; parke döşemesinin altındaki gizli bir bölmede istiflediği evde, duyma engelli üvey babası Joseph "Joe" (CJ Jones) ile yaşadığını da görürüz...
Neyse...
Kahvaltı etmek üzere gittiği restoranda; (başlangıçta Emma Stone'un düşünüldüğü rolde Lily James'in canlandırdığı) garson Debora sayesinde Baby, Carla Thomas'ın B-A-B-Y şarkısı ile tanışır...
Zira Baby'nin güzelliğine bayıldığı Debora, bu şarkıyı mırıldanmaktadır...
Derken...
Beklenen telefon da gelir...
Baby'nin çalışacağı yeni ekip; Eddie "Burunsuz" (Flea), JD (Lanny Joon) ve Leon "Bats" Jefferson III'ten (Jamie Foxx) oluşmaktadır...
Doc, soyulacak bankaya ilişkin planı, tahtaya çizdiği şema üzerinden anlatırken Baby; her zamanki gibi müzik dinlemekle meşguldür...
Çünkü dudak okuyabilmektedir...
O yüzden de ertesi sabahki soygun, tahmin edilene yakın bir rahatlıkla gerçekleştirilir...
Yalnız bu seferki ekipten, özellikle de acımasızlığı ile herkesin dikkatini çeken Bats, insan öldürmekten asla çekinmemekte...
Hatta sanki bundan, haz da almaktadır...
Ve bunun açık bir kanıtı olarak da:
Bankaya taşınmakta olan para torbalarını almak amacıyla zırhlı aracın silahlı korumalarından birini öldürmekten de imtina etmez...
Kendilerini durdurmaya çalışan bir Denizci'ye de (Clay Donahue Fontenot) aynı muameleyi çekmek istediğinde Bats; Baby, yaptığı bir manevra ile girişimi engeller...
Aynen otomobiline el koydukları genç anne (Brigitte Kali Canales) ile bebeğini, araçtan güvenle çıkardığı gibi...
Yalnız bu araç değiştirme faslı esnasında pompalı silahını ilk kullandıkları Chevrolet kamyonette unutan JD, Bats tarafından öldürülerek operasyonda kullandıkları çalıntı araçlardan birinin bagajına konulmuştur...
Bu işe ilişkin ödemesini yapan Doc şimdi de Baby'den, JD'nin cesedini de yok etmesini istemektedir...
Baby çözümü, aracı presleyerek ezecek olan hurdacıya götürmekte bulur...
Aynı esnada "flashback" ile sürekli tartışan ve ilk İPod'unu kendisine hediye eden babası (Lance Palmer) ile şarkıcı olan annesinin (Sky Ferreira) bulunduğu çocukluk (Hudson Meek) günlerine de geri döneriz...
Öyle ki, bu ateşli tartışmalardan birinde; kendisi arka koltukta otururken, aracı kullanan annesi ile yanındaki babasının birlikte öldükleri kazayı da anımsar Baby...
Böylelikle, Baby'nin yüzündeki; açıkça göze batan kesik izlerinin sebebini de öğrenmiş oluruz...
Uzatmayalım...
Son görevini de noktaladığı için Baby, Doc'ın kendisine verdiği özel cep telefonunu da aynı hurdacıdaki araçlardan birinin içine bırakarak oradan uzaklaşır...
Nereye mi gider?
Elbette ki doğrudan, bir zamanlar annesinin de çalıştığı "Bo'nun Mutfagındaki (Bo's Dinner)"; bir türlü aklından çıkaramadığı Debora'yı görmeye...
Tabii sonra da, üvey babasının da ricasıyla; dağıtıcı olarak çalışmak maksadıyla GoodFellas isimli pizzacıya...
Yani pis işlerden kurtulmuş ve hayatında tertemiz bir sayfa açmış gibi görünmektedir Baby...
Üstelik Debora'yı akşam yemeğine de çıkartmaktadır...
Peki, durum gerçekten de öyle midir?
Hele de yemek yedikleri, varlıklı insanların müdavimi oldukları lüks restoran da; hesaplarını ödeyen Doc ile de karşılaşınca...
Dakika 45...
Geride sizleri, "ters köşe" sürprizleri de bünyesinde barındıran, aksiyonun hız kesmeden devam ettiği 68 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
Vizyona girdiği yıl sinema salonunda büyük bir heyecan ile seyrettiğimiz; Ennio Morricone'den The Beach Boys'a, The Damned'tan Barry White'a, The Commodores'tan "Debora" şarkısını seslendiren "glam rock"ın öncülerinden T. Rex'e kadar harika (soundtrack) müzikleriyle de kulaklarımızın pasını silen bu filmi, henüz izlememiş olanlara hararetle öneriyoruz...
Umarız, sizler için yine doğru değerlendirdik bu filmi de...
Keyifli seyirler,