Dunkirk
Ortalama puan
4,0
399 Puanlama

54 Kullanıcı yorumları

5
11 Eleştiri
4
17 Eleştiri
3
12 Eleştiri
2
5 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
6 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Samet Semih Türkdil
Samet Semih Türkdil

2 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
1 Eylül 2023 tarihinde eklendi
Soluksuz izlenecek bir film, ilk yarım saat konuyu iyice izleyiciye empoze ettikten sonra su gibi akan bir film
TAHA ŞABAN DİLMAÇ
TAHA ŞABAN DİLMAÇ

72 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
14 Mayıs 2023 tarihinde eklendi
Gercek bir olayin Nolan yansıtmasıyla oluşan flimi. Izleyin derim. Eleştirimi okuduğunuz için teşekkürler.
Furkan B.
Furkan B.

Takipçi 3 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
9 Ocak 2021 tarihinde eklendi
Bana göre 2010-2020 arasının en iyi filmidir. Ayrıca çekilmiş en iyi savaş filmidir. Tarantino da bir röportajında 3. kez izledikten sonra 2010’ların en iyi 10 filmi listesinde Dunkirk’i 7. sıradan 2. sıraya yükselttiğini söylemiştir. Nedir bu filmi bu kadar iyi yapan? Bu soruyu kendime göre cevaplamaya çalıştım.

İlk göze çarpan nedenlerinden biri Cristopher Nolan etkisi. Yani uçaklar, gemiler, silahlar gerçek. Evet özellikle uçak sahnelerinin gerçek bir uçakla çekilmeleri olağanüstü. Benim deneyimlerime göre çoğu seyirci gerçekle görsel efekti ayırabiliyor. Cristopher Nolan da bunu bildiğinden paraya hiç acımıyor. Çünkü biliyor ki daha iyi bir şey çıkacak. Keşke böyle bir Türk yönetmen olsa daha doğrusu böyle Türk bir yapım şirketi olsa.

İkinci neden ise cehennem ortamı. Filmde gerçek bir savaş var. Yani önceki savaş filmlerine baktığımız zaman derinlemesine birkaç karakter üzerine işlenen senaryolar görüyorduk. Fakat bu filmde kişiler yok sadece saf savaş var. Saf kargaşa var. Çoğu kişi de bu yüzden filmi eleştiriyor. Filmin daha çok karaktere odaklı bir film olmasının daha iyi olacağını söylüyor. Fakat bana göre savaş filmi sadece savaşın acımasızlığını anlatmalı. Bir savaş filminde duygu olmamalı. Aşk, kahramanlık olmamalı. Bize o gerçek hayatta kalma içgüdüsünü göstermeli. Bu filmde çoğunlukla böyle. İstisna olarak George karakterini gösterebiliriz.

Üçüncü neden ise Cristopher Nolan’ın takıntılı olduğu zaman meselesi. Bir savaş filmini nasıl zekice bir hale getirebilirsin ki! İşte bu şaheser senaryo bunu gösteriyor. Film; karada bir hafta, denizde bir gün ve havada bir saati anlatıyor. Yani dostlar bu sıradan bir savaş filmi değil. Ben bu yüzden Dunkirk’i en iyi savaş filmi olarak seçtim. Özellikle deniz ve havanın kesiştiği zamanlar insanın akıl sınırlarını zorluyor. Bazı olayları tekrar tekrar yaşıyoruz ama fark etmiyoruz! Gerçekten olağanüstü bir senaryo.

Dördüncü neden ise müzik! Hans Zimmer yeniden yüzyılın en büyük film bestecisi olduğunu gösteriyor. Müziklerde gerilimi o kadar iyi hissediyorsunuz ki kalp atışlarınız hızlanıyor. Bana göre Hans Zimmer’ın Batman ve Interstellar’dan sonraki en iyi 3. soundtrackı. Özellikle de Supermarine.

Son neden ise sinematografi. Öyle bir çekim tekniği kullanılıyor ki sanki izleyici oradaki askerlerden biri gibi. Özellikle kum ve batan gemi sahnelerinde bu hissin tesadüfi olarak oluşmadığını, özellikle bu amaçla çekimlerin yapıldığını görüyoruz.

Oyunculuklara gelecek olursak hepsi iyiydi. Fakat öne çıkan olağanüstü bir oyunculuk yoktu. Zaten filmin doğası gereği oyunculuklar çok önemli değildi.

Filmde beğenmediğim kısım ise İngiliz milliyetçiliği oldu. Özellikle son sahnelerde, gereksiz yere filmin doğasına aykırı milliyetçilik mesajları filme iyi gitmemiş. Fakat sizin de bildiğiniz gibi “Filmi yapan milliyetçiliği yapar.”

Filmin ilginç özelliklerinden biri ise filmde hiç Alman askerinin gösterilmemesidir. Ve filmde hiç kan olmamasıdır. Fakat kan olmaması dehşet verici sahneleri olmadığını göstermiyor tabi ki. Ayrıca filmde hiç kadın karakterin olmamasıdır(Bir kaç saniye gösterilen figüran hemşireler hariç).

Dunkirk filmi, 8 Oskara aday gösterilip bir Oskar kazanmıştır. 526,9 milyon USD gişe yapmıştır.

Gerçek bir savaş filmi izlemek istiyorsanız en uygun adaylardan biri olarak tam size göre.

Furkan Buluş
Fatih Meral
Fatih Meral

Takipçi 63 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
2 Ocak 2021 tarihinde eklendi
Film konusu itibariyle savaşın iki tarafın çatışma yönünü değil 2. Dünya savaşındaki Dunkirk koridorundaki askerlerin tahliyesini anlatıyor.2.Dünya Savaşında önemli bir noktadır cidden. Direkt vurdu kırdı, çatışma ve aksiyon beklenilecek bir film değil. Savaşın acımasız tarafını, hayatta kalma mücadelesini, askerlerin o anki bitik psikolojisi izleyiciye aktarmak istiyor. Yüksek aksiyon beklentisiyle gelen o yüzden hayâl kırıklığına uğrayabilir. Mücadeleyi kara, hava ve deniz unsurlarıyla girift olarak işlemesi beni etkileyen bir durumdu. Savaşın zor, çetin ve acımasız yönünü ön plana çıkarması, kahramanlık edebiyatına yer verip olayı demogoji boyutuna ulaştırmaması güzeldi. Müzikleri yapan Hans Zimmer'ı başarılı buldum. Cristopher Nolan filmleri içinde orta sıralara yazabileceğim bir film olmuş. Savaş filmlerindeki aşk ve sevgi unsurlarına hiç girilmemesi biraz tarihsel belgesel tadı da verdi gibi. Olumsuz denilebilecek yani bence ekleseydi denilebilecek tarafı ise ön cephede Alman askerleri ve Fransız askerlerinin çatışması ve iskeleye zamansal olarak yakınlaşma durumunu da ekleselerdi film başka bir boyut kazanıp en iyi savaş filmlerinden olabilirdi. Görüntü ve efektlerin gerçekçiliği güzeldi. Oynuculuklar Tom Hardy ve Harry Styles fena değildi .Sözün özü güzel,kaliteli ve değerli bir film ama başyapıt seviyesinde mükemmel bir film değil.
momento
momento

3 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
31 Aralık 2020 tarihinde eklendi
Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki film tekdüze haline gelmiş kahramanlıklarla cesaretlikilerle ile fedakârlıklarla dolu filmlerden değil buradaki hikaye Savaşın bambaşka yüzünü gösteriyor bizlere hayatta kalmanın o kadar da kolay bir şey olmadığını kulağımızın yanından kurşunlar uçuşurken cesaretin sanıldığı kadar kolay bir şey olamayacağını çok çarpıcı bir şekilde suratımıza çarpıyor.
Bi kaç dakika sürebilecek sahneleri koca bir filmin içine serpiştirmek her babayiğidin yapabileceği birşey değildir kanımca. Suyun altındayken sizde nefesinizi tutuyorsunuz. Havadayken sizde nişan alıp vurmaya çalışıyorsunuz. Film saniye saniye soluksuz izlettiriyor kendisini . Tavsiye ederim; özellikle bu tarz filmler ilgi alanında olan kişilere. Aldığı puanı sonuna kadar hak ediyor.
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Aralık 2020 tarihinde eklendi
Senaryosunu da yazan Christopher Nolan’ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Dunkirk”, 26 Mayıs – 3 Haziran 1940 tarihleri arasında Birleşik Krallığın, Fransa'nın Dunkerque (İngilizcesi Dunkirk) kıyılarında sıkışıp kalmış olan 400 bin askerinden yaklaşık 335 binini tahliye edişinin anlatıldığı bir II. Dünya Savaşı draması…

Her filmi başlı başına ayrı bir sinema olayı olan Nolan bu filmdeki hikâyeyi, birleriyle kesişerek iç içe geçen üç bölüm halinde kurgulamış…

Peki, neler mi bunlar?

Elbette “dalgakıranda bir hafta”, “denizde bir gün” ve “havada bir saat” …

Gelin başlayalım isterseniz yorumumuza…

Ani gelen bir Alman baskınından paçayı tek başına kurtarabilen Tommy (Fionn Whitehead), Fransız mevzilerinden geçerek kendini, gemilerle tahliye edilmek üzere sıraya girerek beklemekte olan yurttaşlarının bulunduğu sahile atar…

Orada karşılaştığı ilk isim, bir İngiliz askerinin cesedini gömmeye çalışan ve ilk önceleri boynundaki künye nedeniyle adının Gibson olduğunu zannederek, karşılık alamasa da kendisine öyle de hitap ettiği bir “Fransız Askeri’dir” (Damien Bonnard) …

Bu arada sahile sıkışan birliklere yönelik Alman hava saldırılarının başladığını da görüyoruz…

Ki, denizaltı destekli bu saldırılar hafta boyunca hız kesmeden sürecektir de…

Sahilin karşı tarafında, yani İngiltere’de ise George (Barry Keoghan), pek çok sivil tekne gibi Kraliyet Donanmasınca Dunkirk’te mahsur kalmış olan askerleri adaya geri taşıma işiyle görevlendirilmiş olan Peter (Tom Glynn-Carney) ile babası Bay Dawson’a (Mark Rylance) yardıma gelir…

Aynı esnada Kraliyet Hava Kuvvetlerinin üç Spitfires’ı, Alman uçaklarının saldırılarını, onlarla “it dalaşına” girmek suretiyle püskürtmek amacıyla havalanır…

Bunlardan ikisinin pilotları Farrier (Tom Hardy) ve Collins’tir (Jack Lowden) …

Derken hazırlıklarını tamamlayan Bay Dawson’ın teknesi de Weymouth’tan ayrılarak Dunkirk’e doğru yola koyulur…

İlk icraatları da her ne kadar George için talihsiz bir biçimde sonuçlanacak olsa da bir Alman denizaltısınca batırılan bir teknenin üzerinde tüneyerek beklemekte olan şoka girmiş “Titrek Askeri” (Cillian Murphy) kurtararak tekneye almaları olur…

Filmdeki kayda değer diğer önemli karakterler, bu tahliye operasyonunu Dunkirk sahilinden yöneten Komutan Bolton (Kenneth Branagh) ve Albay Winnant (James D'Arcy) ile Tommy ve (tek kelime İngilizce bilmediği için ağzını hiç açmayan) Gibson’ı üçleyen Alex’tir (Harry Styles) …

Hikâyede daha fazla ayrıntıya girmek:

Bir anlamda “spoiler” vererek henüz filmi izlememiş olanların ağzının tadını kaçırmak olacağı için anlatımı burada kesiyoruz…

Yalnız bu yorumu bitirdiğimiz anlamına da gelmiyor…

Zira biraz da 100 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilerek brüt 526,7 milyon dolarlık hiç de azımsanamayacak bir hasılat rakamına ulaşmış olan filmin, “Nolan bağlamındaki” teknik ayrıntılarına da kendi tarzımızca kısaca bir değinelim istiyoruz…

Bu çerçevede bizim dikkatimizi çeken “üç” husustan ilki de Nolan’ın teknik ekibinde “istikrarı” tercih etmesi oldu…

Nasıl mı?

Görüntü yönetmeni Hoyte Van Hoytema, editör Lee Smith, casting direktörü John Papsidera, prodüksiyon tasarımcısı Nathan Crowley, sanat yönetmeni Toby Britton, kostüm tasarımcısı Jeffrey Kurland ile ses işindeki Alex Gibson ve Gary A. Rizzo’nun sürekli birlikte çalışıyor olmaları…

Aslında böylelikle de Nolan, “leb” dediğinde “leblebi” demek istediğini hemencecik idrak etmekte olan takım arkadaşlarıyla çalışmış olduğu için enerjisini diğer detaylara yönlendirebilme fırsatını yakalamış oluyor…

İkincisi, her zaman olduğu gibi beyazperde de yine her biri ayrı birer yetenek olan “sıra dışı bir oyuncu kadrosu” ile arz – ı endam eylemesi…

Üçüncü ve sonuncusuysa, fazla diyalog yerine elindeki bütçenin de sağladığı olanaklar sayesinde görselliğe ağırlık vererek aksiyon meraklılarının da gönlünü almış olması…

Bizden bu kadar…

Halen izlemediyseniz sıra sizde…

Keyifli seyirler,
Erdem A.
Erdem A.

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
27 Temmuz 2020 tarihinde eklendi
Filmin gerçek zamanlı olma özelliği ve atmosferin otantik oluşu yönüyle beni büyüledi,soluksuz filmi izledim.Sadece Patlama ve aksiyon sahneleri kendisininden yıllarca önce çekilen Er Ryan'ı kurtarmak ve Pearl Harbour Filmlerine kıyasla basit oluşu ve Nazilerin filmin içinde etkin bir şekilde olmayışı ]eleştirdiğim noktalardandır....Konu itibari ile eşsiz,mutlaka izlenmeli,tam bir gerçek zaman savaş filmi.....
emre
emre

29 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
27 Temmuz 2020 tarihinde eklendi
Bence en iyi Nolan Filmi Savaşın Heyecanı ve Atmosferi iyi yansıtılmış Cidden Müthiş Bir Film 9.8/10
isimsiz
isimsiz

5 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Temmuz 2020 tarihinde eklendi
ilk başlarda biraz sıkıldım ne yalan söylim ama filmin teması böyle yavaş ilerliyor zaten ortalara doğru sizi sarmaya başlıyor.
tabi çoğu savaş filmlerinde olduğu gibi. cristopher nolan yazıp yönettiği bir film olduğu için izliyeyim dedim. [spoiler] fransanın dunkirk sahilinde mahsur kalan 350 bin ingiliz askerini konu alıyor. onları kurtarmak için gelen büyük gemiler savaş uçakları tarafından batırılıyor diğer taraftan da alman askerleri sıkıştırıyorlar.sonra teknesi olanların askerleri kurtarmak için savaş alanına gitmesini halktan istiyorlar. bu kısmı çok tatlıydı yüzlerce küçük tekne 335 bin askeri kurtarıyor. tabi bu sadece kısaca bir özeti. daha çok fazla küçük ve güzel detaylar var [/spoiler ]çerezlik arada bir film izliyeyim diyenler için güzel bir film .neyse çok uzattım sırf tekneci amca için bile izlenir tekneci amca galp ben :)))
Howard the Duck
Howard the Duck

14 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Ağustos 2018 tarihinde eklendi
Bu sanat eseri filme yarım yıldız verenleri Cumali Ceber izlemeye davet ediyorum ona bayılıcaklarına eminim Dunkrike gelince oyunculuklar muhteşem zaten Christopher Nolan kalitesini tartışmaya gerek yok gerçekten sanat eseri birtek müzik rahatsız etti
Mustafa G.
Mustafa G.

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
31 Aralık 2017 tarihinde eklendi
Beyler Bırakın Yorum Okumayıda Izleyin şu filmi Pisman olmassiniz Yorumlar sizi caydirmaktan baska bisey yapmaz oturun izleyin isiniz yoksa guzel film
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
8 Ağustos 2017 tarihinde eklendi
Kusursuz müzik kullanımı ve görüntü yönetiminin eşlik ettiği hiç düşmeyen gerilimi ilk saniyeden son saniyeye kadar seyirciyi koltuklara çiviliyor. Bu meşhur tarihi olay ancak bu kadar gerçekçi ve çarpıcı ele alınabilirdi. Yalnızca görselliğe önem veren bir savaş filmi değil, aynı zamanda askerlerin psikolojisine de eğilen ve Dunkirk sahilinden o bir türlü çıkamama hissini sizlere bile iliklerinize kadar duyumsatacak bir dram aynı zamanda. Nolan'dan beklendiği üzere. Oyuncu kadrosu, zaten alışık olduğumuz tecrübelilerin dışında, beklediğimin üzerinde başarılı performanslar sergilemiş. Bu konuda da yönetmenin dokunuşu muhakkak önemli. Görülmesi gereken bir yapım.
Mentor A.
Mentor A.

1 değerlendirme Takip Et!

4,5
8 Ağustos 2017 tarihinde eklendi
Öncelikle filmi genel olarak değerlendirmek gerekirse Christopher Nolan'ın önceki filmlerinden çok farklı bir projeyle karşımıza çıktığını görüyoruz.Genelde bilim kurgu veya kahramanlarla hatırladığımız Nolan bu sefer kendi ülkesinin efsanesini bize anlatıyor.Nolan bu sefer bizi ilk andan itibaren savaş meydanına atıyor.Filmde 3 karaktere senkronize oluyoruz ilk olarak genç bir İngiliz Askeri olan Tommy sonra vatansever 60 lı yaşlardaki Mr.Dawson ve de son olarak Tom Hardy'nin hayat verdiği Farrier oluyoruz. spoiler:
Tommy ile hayatta kalmaya, Mr.Dawson ile hayat kurtarmaya çalışırken Farrier ile ise kahraman oluyoruz.Film genel özeti böyle iken Filmin en güçlü tarafından bahsetmemek olmaz Hans Zİmmer olmasaydı muhtemelen bu film sıradan hale gelirdi çünkü.filmde diyalog yok denecek kadar az ama orada devreye Hans Zimmer devreye giriyor.Yine de filmin sonlarına doğru tatmin edecek bazı diyaloglar var.(Mr.Dawson un oğunun teknede kurtardıkları askere çocuk iyi demesi gibi).Ayrıca gözden kaçan diğer detay hiçbir Nazi askerinin filmde gösterilmemesi bu detay filmi evrensel kılan en önemli detay bence ama filmin sonunda trendeki gazete diyaloğunu görmezden gelmek gerek.Son olarak ilerde bu filmle ilgili ne hatırlayacağım dersek vereceğim cevap her savaş filmi izlediğimde acaba Dunkirk in seviyesine çıkacak mı olacak(tabi filmin konusu ve bakış açısına bağlı olarak)İlk eleştri yazım oldu kusurlarım çok olabilir okuyan herkese teşekkürler... spoiler:
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.470 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
28 Temmuz 2017 tarihinde eklendi
gerçek bir olaya dayanan Nolan farkıyla beyazperdeye düşen çok iyi bir yapım kesinlikle izlenmeli 8/10
cemertem
cemertem

Takipçi 55 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
26 Temmuz 2017 tarihinde eklendi
2. Dünya Savaşı sırasındaki en büyük geri çekilme harekatını konu alan filmin yönetmeni şüphesiz sinemanın yıldız yönetmenlerinden Nolan'ın elinden çıkınca insan daha bir istekle sinemaya gidiyor. Nolan sadece yönetmemiş aynı zamanda senaryoyu da yazmış. Ancak üzülerek söylemeliyim ki sorunu oldukça bol bir film çıkarmış. Konu sıkıntısı o kadar bariz anlaşılıyor ki yönetmen koltuğunda oturan Nolan, savaştan ziyade karakterlerin psikolojik derinliklerine inerek, geniş planlarla kara, deniz ve hava sahnelerinde sanatsal hareketler koyarak, tek bir alman askeri dahi göstermeden filmi tamamlayarak sadece görsel ve işitsel anlamda seyirciyi memnun etmeye çalışıyor. Diyalog oldukça az ancak gerçek bir hikayeden alındığı da malum olunca senaryo anlamında çok da kızamıyor insan. Sonuçta tahliye gerçekleşmiş dolayısıyla büyük bir katliam olmadığı gibi her iki taraf için de kesin bir zafer elde edilememiş. Bu nedenle konu oldukça dar çerçevede ele alınabilirdi. Ancak Nolan, senaryoda tahliyenin gerçekleşmesine izin veren Alman ordularını sorgulamak ya da müttefiklerin çaresizliğinin sebebini sorgulamak yerine üç farklı kurgu ile (kara, deniz ve hava kuvvetleri) paralel bir şekilde savaşın acımasızlığını ve hüznünü hikayeler ile aktarma yoluna gidiyor. Bu hikayeler oldukça insansı, doğal ve son derece gerçekçi bir dil ile anlatılıyor. Savaş kutsanmıyor ancak savaş karşıtlığı da yapılmıyor. Nolan'ın tek derdi maalesef savaş esnasında yaşananları tüm çıplaklığıyla anlatma düşüncesi. Bu arada tahliye esnasındaki 400 bin müttefik asker -ölenleri düşünce 300 bin civarında- o kadar az gösterilmiş ki sanki birkaç tümenden ibaretmiş gibi izliyoruz. Bu arada kostümler ve ışık kullanımına şapka çıkartıyorum. Gerçekten olanca doğallığıyla sanatsal bir işe imza atılmış bu konuda başarılı. Bilhassa bahriyelilerin kıyafetleri çok ilgimi çekti zira o dönemki kıyafetlerin neredeyse aynısı bugün Deniz Kuvvetlerinde mevcut. Askerliğini yapanlar iyi bilir bunu ayrıca askeri terimlerde bolca kullanılmış. Film, istihkamın savaş esnasındaki kilit rolü ve önemine, pilotların yeteneklerine, sıradan bir rütbesiz askerin günlerce yaşadığı stresin vurucu etkisine de parmak basıyor. Gelelim kurguya. 3 farklı anlatım gayet sıradışı bir tercih aslında. Herkes klasik bir amerikan kurgusu beklerken karşılarında Nolan olunca haliyle kurgu da farklı bir metod üzerine oturtulmuş. Kötü mü olmuş? Hayır ancak gerekli miydi diye soracak olursak bence gereksiz. Bu kadar sığ bir konu için fazla detaylı bir tercih. Yine de Nolan bu filmde hem teknik dallarda hem de ses kurgusunda Oscar adaylığını garantiledi. Sinematografide kuşkusuz çok başarılı bir adam ama senaryo ve oyunculuk olmazsa o film ne yazık ki "başyapıt" olamıyor. Nolan bu filminde sonlara doğru İngiliz güzellemesi de yapabildi. Bu da İngilizlerin yaşadığı hezimetin gerçekliği dururken objektif değil tam tersine romantik bir tercih olmuş. Aynı şeyi Interstellar filminde yaptı. Gereksiz bir amerikan propagandasını gözümüze soktu. Beyzbol sahneleri, amerikan bayrağının gözümüze kadar sokulması, dünyayı kurtaran yine tek bir amerikalı! falan filan. Savaş karşıtlığına hiç girmemiş bile. Nolan'ın son filmlerine bakarsak bir yandan bağımsız sinemaya kucak açıp, sanatsal takılıp diğer yandan ticari sinemanın ve dolayısıyla Hollywood'un dehlizlerinde boğulmayı tercih ettiği net olarak görülebilir. Bu türün meraklılarına gerek oyuncu performans kalitesi gerekse de sinemasal kalitesi ortada olan ve savaş karşıtlığıyla ön plana çıkan The Thin Red Line'ı da şiddetle öneririm. Hans Zimmer'a değinmeden geçemem. Muazzamdı yine müzikleri enfes bir uyum sağlamış. Seçtiği konu ve yönetmenin tercihleri gereği senaryo başarılı değildi, ancak sinematografi ve ses kurgusu için izlenmeye değer. 7/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler