Ortalama puan
1,9
356 Puanlama
5
27 Eleştiri
4
3 Eleştiri
3
8 Eleştiri
2
3 Eleştiri
1
19 Eleştiri
0
36 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Bir televizyon programında duyup da "Allah Allah, Mahsun'un böyle bir filmi mi varmış?" diyerek yıllar sonra ekranın karşısına geçtik eşimle. Daha ilk on dakikasında kapattık filmi. Neden duymadığımı daha iyi anladım. Mahsun'un bu kadar seviyesiz bir film yapacağı aklıma gelmezdi doğrusu. Tarihimizi, dinimizi bu kadar aşağılayan başka bir film var mı, bilmiyorum. Eşlerini cephede şehit vermiş kadınlarımızı bu kadar şehvet düşkünü göstermek yakışmamış. Daha ilk dakikalarında iki kadının eteğini kaldırıp, arkalarını dönüp "....zü ye." demelerinden hemen sonra kapattık. Ya Allah aşkına artık şu dizilerde ve filmlerde mazimizi, dinimizi küçük düşürecek senaryo işine girmeyin be! Binlerce güzel örneğin yanında iki tane olumsuz örneğe bakılarak bir milletin tarihine ve dinine eleştiri yapılmaz.
İrtica ile mücadele eden bir film olmuş. :D Bence gayet başarılı. Kötü yorum yapanların geneli malum kişinin sevdalıları. :D
Osmanlıyı tarihimizi ve kadinlarimizi aşağılayan bunuda komik sanan yada bilerek yapılmış bir film vaktinizi harcamayın bu filme. Sunu anlamıyorum bu senaryoda yer alan gulben ergen ece uslu ve nice eski tiyatro sanatçısı açlıktan oldunuz mu bu filmde bu durumlara düştünüz yazikkk
Filme Osmanlı ile dalga geçiyor diye boykot uygulandı ana bence filmde de hiç komik değil bir kaç tane espiri var ..
Kırmızıgül şekerpare tarzı bir film dedi ama 40 yıl önceki filmle arasinda baya bir kalite farkı var
Kırmızıgül şekerpare tarzı bir film dedi ama 40 yıl önceki filmle arasinda baya bir kalite farkı var
Hayatımda izlediğim en manasız, en kötü filmlerden biri. Aynı zamanda vizyona da +15 etiketi ile girmişti. Film direkt olarak +18. Bir hata yapıp izleyecekseniz kesinlikle yanınızda küçük yaştaki çocuklar olmamalı.
Bos bos konusmayin salakca yorum payladmissiniz adsm olun ekmege saygi gayet guzel adamin hakkini yemiyin sadece baykon amacli izlememissiniz bu yorumlari gorunce kim teroris belli esek hos laftan ne anlar
Mahsum kirmizi gül ün islam dinini karalayan tarihimizle dalga geçen yesilcamin devami apsurt zırva filmi
Film berbat. Osmanlı'yı gömmüş olmak için gömen, savaşta ailelerini kaybetmiş kadınları azgın Tekeler gibi gösterip bunu da komik sanan, komedi yapıyorum diye saçmalayan berbat bir film.
Bu filme zaman ayırıp izlemiş biri olarak filmde emeği geçen herkese sormak istediğim bi soru var; "amaç?"
Yani hangi kafayla yazılmış çekilmiş oynanmış anlamak mümkün değil hayır ben bu filmi sonuna kadar neden izledim kendime de var sorularım bu film insana hayatı sorgulatır. Bi deneyin isterseniz. Öyle yani...
Yani hangi kafayla yazılmış çekilmiş oynanmış anlamak mümkün değil hayır ben bu filmi sonuna kadar neden izledim kendime de var sorularım bu film insana hayatı sorgulatır. Bi deneyin isterseniz. Öyle yani...
Osmanlı Cumhuriyetini Kötüleyen Aşşalıyan Bir Film pkklı Mahsun Kırmızı Güldende Bu Beklenirdi Zaten
MAHSUN KIRMIZIGÜL BU FİLMİYLE DİĞER FİLMLERİNİN GERİSİNDE KALDI ORTALAMA BİR FİLM
Filmin konusu
Erkeklerini savaşta kaybetmiş bir Osmanlı köyünün erkeksizlikten deliye dönmüş ama bakire ama dul, ama güzel ama çirkin, ama şişman ama değil onlarca evde kalmış kadını “erkek, erkek” diye yanıp tutuşmaktadır.
Derken, bizzat devlet eliyle amele pazarından seçilen 5 civan(!) bu erkeksiz köydeki biçare kadınlara doğru yola koyulur. Bir yol hikayesi mi acaba bu yanıyla? Her neyse, coğrafi güzellikler sergileme imkanı buluyor bu yolculuk esnasında film.
İşe bakınız ki, üçer dörder “karı” düşecektir yolun sonunda bu civanlara. Ve yönetmen her bir karı bolluğundaki ilk gece macerasını ve kadınların “ay kocamız”, “aman beyimiz”, “ohş ağamız” yaltaklanmalarını güle oynaya gösterecektir seyirciye. “Padişahım çok yaşa!” naraları eşliğinde.
Filmin tanıtım röportajlarında her ne kadar Yeşilçam’ı, Tosun Paşa, Şekerpare, Yedi Kocalı Hürmüz gibi efsanevi yerli komedileri referans gösterseler de, konjonktürel ecdad modasından prim yapmaya çalışan kurnaz ve karikatürize bir atmosfer hâkim filme.
Mahsun Kırmızıgül, şaşırtıcı bir şekilde ‘seks komedisi’ yapmaya girişiyor ‘Vezir Parmağı’nda. Ama ne kadar yerleşik cinsiyetçi kalıp varsa birbiri ardına sıralayarak…
Filmlerini beğenelim ya da beğenmeyelim Mahsun Kırmızıgül, 2007’de “Beyaz Melek” ile başladığı yönetmenlik kariyerinde, beşinci filmle seyircinin karşısına çıkarken kendisine bir alan yaratmayı başardı. “Güneşi Gördüm”, “New York’ta Beş Minare” ve “Mucize”nin ardından bu kez “Vezir Parmağı” ile karşımızda olan Kırmızıgül’ün sinema maharetleri açısından ileriye gittiği söylemek zor ama seyirci her filmini taltif etti ve yönetmeni cesaretlendirdi.
Bu cesaretten hareket etmiş olacak ki, “Vezir Parmağı” gibi neresinden tutsak elimizde kalacak bir filmle çıktı karşımıza bu sefer. Kırmızıgül’ün seyirciyle barışık, eleştirmenlerle kavgalı bir sinema macerası olduğu az çok biliniyor. Filmlerine basın gösterimi yapmaması, sinemasını seven eleştirmenlere filmi gösterip diğerlerinden kaçırması gibi ‘ergen’ tutumları da var. Ama bu uygulamalar filmler hakkında eleştiri yapılmasının önüne geçemiyor nihayetinde. Basın gösterimi yapmasanız da film gösterime girdiğinde salonlarda izlenip üzerine birkaç kelam etme hakkımız baki. Bu, Kırmızıgül sinemasına olan önyargılardan değil, aksine bu sinemayı takip etme ve kayıt altına alma ısrarından kaynaklanıyor.
“Vezir Parmağı”, çevre ve kılık kıyafet düzenlemesinden Osmanlı’nın son dönemleri olduğunu anladığımız bir zamanda geçiyor. Köyün birinde bütün erkekler savaşta kırıldığı için kadınlar ‘erkeksiz’ kalıyorlar ve hemşerileri vezire bir mektup yazarak bu derde bir çare istiyorlar. Vezirin görevlendirdiği bir memur, hamal pazarından seçtiği beş adamla köye doğru yola çıkıyor. Kadınları duyan iki memur ve iki çapkın da onların arkasından. Tabii bu esnada köyün kadınların da “erkek, erkek…” diye yanıp tutuşuyor.
CİNSİYETÇİ ERKEK DİLİ
“Vezir Parmağı”, ülke sinemasının son dönemde görüp gördüğü en ‘cinsiyetçi’ film olarak kayıtlara geçecektir hiç kuşku yok ki. Kadınların “erkek” diye diye ölüp ölüp dirildiği; “erkek olsun çamurdan olsun” mantığıyla çok eşliliğin komedi malzemesine dönüştürülüp normalleştirildiği, ucuz seks esprilerinin havada uçuştuğu bir dille karşı karşıyayız. Tabi film hazır Yeşilçam’a selam çakarken ‘Tecavüzcü Coşkun’ ve ‘Nuri Alço’ gibi figürleri de bu cinsiyetçi komedinin malzemesi haline getirmeyi ihmal etmiyor.
“Vezir Parmağı”nın elle tutulur iki yanı var. İlki, böylesi bir dönemde Türkiye’de bir seks komedisi yapma cesarete göstermesi. Ancak, bunu yaparken seks ve cinsellikle ilgili topluma yerleşik lümpen dili ve cinsiyetçi söylemleri kullanmadaki ısrarıyla bu çaba ‘cahil cesareti’ne dönüşüyor nihayetinde. İkincisi de, dini kullanarak küpünü dolduran kadı karakteriyle ve ‘paraları sıfırlama’ göndermesiyle bugünün siyaset dünyasına yaptığı gönderme. Ama bu da kör gözüm parmağına yapılıyor.
Mahsun Kırmızıgül’ün erkek diliyle, erkek fantezileriyle süslü bir ‘seks komedisi’ yazıp çekmesinde şaşılacak bir durum yok da; bu kadar aklı başında oyuncunun hiç itiraz etmeden böylesi bir işin parçası olmayı kabul etmesini anlamak zor. İşin daha da can sıkıcı tarafı, seyircinin de bütün bunları ‘normal’ kabul edecek ve katıla katıla gülecek olması.
Filmin konusu
Erkeklerini savaşta kaybetmiş bir Osmanlı köyünün erkeksizlikten deliye dönmüş ama bakire ama dul, ama güzel ama çirkin, ama şişman ama değil onlarca evde kalmış kadını “erkek, erkek” diye yanıp tutuşmaktadır.
Derken, bizzat devlet eliyle amele pazarından seçilen 5 civan(!) bu erkeksiz köydeki biçare kadınlara doğru yola koyulur. Bir yol hikayesi mi acaba bu yanıyla? Her neyse, coğrafi güzellikler sergileme imkanı buluyor bu yolculuk esnasında film.
İşe bakınız ki, üçer dörder “karı” düşecektir yolun sonunda bu civanlara. Ve yönetmen her bir karı bolluğundaki ilk gece macerasını ve kadınların “ay kocamız”, “aman beyimiz”, “ohş ağamız” yaltaklanmalarını güle oynaya gösterecektir seyirciye. “Padişahım çok yaşa!” naraları eşliğinde.
Filmin tanıtım röportajlarında her ne kadar Yeşilçam’ı, Tosun Paşa, Şekerpare, Yedi Kocalı Hürmüz gibi efsanevi yerli komedileri referans gösterseler de, konjonktürel ecdad modasından prim yapmaya çalışan kurnaz ve karikatürize bir atmosfer hâkim filme.
Mahsun Kırmızıgül, şaşırtıcı bir şekilde ‘seks komedisi’ yapmaya girişiyor ‘Vezir Parmağı’nda. Ama ne kadar yerleşik cinsiyetçi kalıp varsa birbiri ardına sıralayarak…
Filmlerini beğenelim ya da beğenmeyelim Mahsun Kırmızıgül, 2007’de “Beyaz Melek” ile başladığı yönetmenlik kariyerinde, beşinci filmle seyircinin karşısına çıkarken kendisine bir alan yaratmayı başardı. “Güneşi Gördüm”, “New York’ta Beş Minare” ve “Mucize”nin ardından bu kez “Vezir Parmağı” ile karşımızda olan Kırmızıgül’ün sinema maharetleri açısından ileriye gittiği söylemek zor ama seyirci her filmini taltif etti ve yönetmeni cesaretlendirdi.
Bu cesaretten hareket etmiş olacak ki, “Vezir Parmağı” gibi neresinden tutsak elimizde kalacak bir filmle çıktı karşımıza bu sefer. Kırmızıgül’ün seyirciyle barışık, eleştirmenlerle kavgalı bir sinema macerası olduğu az çok biliniyor. Filmlerine basın gösterimi yapmaması, sinemasını seven eleştirmenlere filmi gösterip diğerlerinden kaçırması gibi ‘ergen’ tutumları da var. Ama bu uygulamalar filmler hakkında eleştiri yapılmasının önüne geçemiyor nihayetinde. Basın gösterimi yapmasanız da film gösterime girdiğinde salonlarda izlenip üzerine birkaç kelam etme hakkımız baki. Bu, Kırmızıgül sinemasına olan önyargılardan değil, aksine bu sinemayı takip etme ve kayıt altına alma ısrarından kaynaklanıyor.
“Vezir Parmağı”, çevre ve kılık kıyafet düzenlemesinden Osmanlı’nın son dönemleri olduğunu anladığımız bir zamanda geçiyor. Köyün birinde bütün erkekler savaşta kırıldığı için kadınlar ‘erkeksiz’ kalıyorlar ve hemşerileri vezire bir mektup yazarak bu derde bir çare istiyorlar. Vezirin görevlendirdiği bir memur, hamal pazarından seçtiği beş adamla köye doğru yola çıkıyor. Kadınları duyan iki memur ve iki çapkın da onların arkasından. Tabii bu esnada köyün kadınların da “erkek, erkek…” diye yanıp tutuşuyor.
CİNSİYETÇİ ERKEK DİLİ
“Vezir Parmağı”, ülke sinemasının son dönemde görüp gördüğü en ‘cinsiyetçi’ film olarak kayıtlara geçecektir hiç kuşku yok ki. Kadınların “erkek” diye diye ölüp ölüp dirildiği; “erkek olsun çamurdan olsun” mantığıyla çok eşliliğin komedi malzemesine dönüştürülüp normalleştirildiği, ucuz seks esprilerinin havada uçuştuğu bir dille karşı karşıyayız. Tabi film hazır Yeşilçam’a selam çakarken ‘Tecavüzcü Coşkun’ ve ‘Nuri Alço’ gibi figürleri de bu cinsiyetçi komedinin malzemesi haline getirmeyi ihmal etmiyor.
“Vezir Parmağı”nın elle tutulur iki yanı var. İlki, böylesi bir dönemde Türkiye’de bir seks komedisi yapma cesarete göstermesi. Ancak, bunu yaparken seks ve cinsellikle ilgili topluma yerleşik lümpen dili ve cinsiyetçi söylemleri kullanmadaki ısrarıyla bu çaba ‘cahil cesareti’ne dönüşüyor nihayetinde. İkincisi de, dini kullanarak küpünü dolduran kadı karakteriyle ve ‘paraları sıfırlama’ göndermesiyle bugünün siyaset dünyasına yaptığı gönderme. Ama bu da kör gözüm parmağına yapılıyor.
Mahsun Kırmızıgül’ün erkek diliyle, erkek fantezileriyle süslü bir ‘seks komedisi’ yazıp çekmesinde şaşılacak bir durum yok da; bu kadar aklı başında oyuncunun hiç itiraz etmeden böylesi bir işin parçası olmayı kabul etmesini anlamak zor. İşin daha da can sıkıcı tarafı, seyircinin de bütün bunları ‘normal’ kabul edecek ve katıla katıla gülecek olması.
Sırf sizin düşüncenize yalakalık etmediği için bir operasyonla bitirilmek istenen bir yönetmen ..
Filmi izleme şansım yok buralarda sinemaya gelmesi zor
Ama şalvar davasına gülüp , muhteşem yuzyılı kaçırmayan , aşkı memnuya yaprak dökümüne ses çıkarmayan ahmaklar, bu filmi izlemeden bu iftira kampanyasını yapıp ekonomik olarak mahsunu zor durumda bırakanlar devran elbet döner
Filmi izleme şansım yok buralarda sinemaya gelmesi zor
Ama şalvar davasına gülüp , muhteşem yuzyılı kaçırmayan , aşkı memnuya yaprak dökümüne ses çıkarmayan ahmaklar, bu filmi izlemeden bu iftira kampanyasını yapıp ekonomik olarak mahsunu zor durumda bırakanlar devran elbet döner
Çeşitli algılarla filmin alacağı değere engel olundu. İzledikten sonra yorum yapmak çok daha sağlıklı olur.Ellerine sağlık Mahsun Kırmızıgül.
Yorum yapmak icin bile zaman harcamaya degmeyecek film.
Resmen hayal kırıklığı, paranıza ve zamanınıza yazık gitmeyin
Resmen hayal kırıklığı, paranıza ve zamanınıza yazık gitmeyin
Çok eğlenceli, güldüren-düşündüren-ağlatan, mükemmel bir filmdi. Mahsun Kırmızıgül'ün çektiği her film gibi.
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler