Hesabım
    İlgi Manyağı
    BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
    4,0
    Çok İyi
    İlgi Manyağı

    Saksı Değilim Ben!

    Yazar: Onur Kırşavoğlu

    Daha çok kısa filmleriyle tanınan ve ikinci uzun metrajını çekip, üçüncüsü için kolları sıvayan Kristoffer Borgli imzalı İlgi Manyağı (Sick of Myself), Filmekimi sonrası Başka Sinema aracılığıyla vizyondaki yerini aldı. Gerek festival gerekse düzenlenen ön gösterimlerde biletleri tamamen tükenen film, adından da anlaşılacağı üzere ilgi manyağı olan narsist bir karakter üzerinden ileriyor. Kristine Kujath Thorp, Eirik SaetherFanny Vaager ve Sarah Francesca Braenne gibi isimlerin rol aldığı film, biraz gerilim, biraz absürtlük ve bolca kara komedi özellikleri barındırıyor. Bunu yaparken, ilgi manyaklığının ve odak noktası olma hissiyatının varabileceği noktaları sert bir şekilde peliküle aktarıyor. Yılın önemli filmlerinden biri olan İlgi Manyağı, yerli filmlerin çoğunluğu oluşturduğu haftanın en iyi filmi olarak göze çarpıyor.





    Film, narsist bir insanın neler yapabileceği hakkındaki komik bazı söylemlerle başlıyor. Filme adını veren baş karakterimiz, bunun bir lütuf olduğunu söylemekle kalmıyor, büyük başarıların kaynağı olarak dillendiriyor ve yetenekle birleştiğinde karşı konulamaz bir güç olduğunu dile getiriyor. Bu noktada, izleyiciler arasında Hitler’i düşünmeyen pek yoktur sanırım. Bu kare ve söylem, daha en baştan bütün bir filmin özeti gibi karşımıza çıkıyor. Elbette filmin devamında işler epey absürtleşiyor ama bir yere kadar herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. En yakın arkadaşının hayallerini gerçekleştirmesini kıskanan, iş arkadaşının terfi etmesini hazmedemeyen ve bir başka insanın, kendi ulaşamadığı başarıya ulaşmasını imrenerek izleyen sanırım milyonlarca insanız. Bunun yanında her rotamda sahnenin yıldızı olmayı hep hedef haline getiren kaç kişiyiz? Bu film, birçok izleyiciye bir miktar içsel bir yolculuk şansı verecektir. Haliyle, bu yolculuk, izleyen herkes için keyifli ve dışarıdan bir bakışla son bulmayacak. Borgli, bu senaryosuyla kıyısından köşesinden herkese bir şekilde dokunacak. Rutine bağlanan ve birbirine içten içe zarar veren ilişkiler yaşayanlar da senaryodan nasibini alacak elbette. Filme adını veren Signe karakteri, sevgilisiyle mutlu bir beraberlik yaşıyor gözükse de onun kariyeri yükseldikçe dibe vuruyor ve hem onun başarılarını önemsizleştirmeye çalışıyor hem de kendini bir şekilde odak noktası haline getirmeye çalışıyor. Her seferinde hem ilişki hem insanların bakışı değişiyor ve etraflarında neredeyse kimse kalmıyor. Sevgilisi de benzer bazı duygulara sahip. Hal böyleyken, bu tarz bir kişilik ve ilişkiden geriye başka ne kalır ki zaten?





    Narsist kişilik bozukluğu ve ilgi manyaklığı bir araya gelince, kaçınılmaz şekilde munchausen sendromu da devreye giriyor ve geri dönülmez bir yol Signe’yi bekliyor. Bu bölümler, izleyici için komik anlardan sert bir geçişi de beraberinde getiriyor ve finale giden yol daha karanlık oluyor. Signe üzerinden Borgli, niyet okumaları ya da iyi niyet gösterilerinin altında hep ticari planlar yatması gibi bazı dertlerini de ortaya koyuyor. “Kapsayıcı” moda ve reklam dünyası üzerinden ağır eleştirişer getiriyor ve bunu da komik bir şekilde yaparak daha da aşağalayıcı bir tavır sergiliyor. Daha sonra Signe’nin kendi kendinin kurbanı olması süreci peliküle yansıyor. Bütün bu hissiyatların geçişinde en önemli unsur, son yıllarda adından daha çok söz ettiren ve yükselen bir yıldız statüsünde değerlendirebileceğimiz Kristine Kujath Thorp’un harika oyunculuğu. Kusursuza yakın performansı filmdeki eğlencenin ve sert gerçekçiliğin izleyiciye net bir biçimde geçmesini sağlıyor. Diğer oyuncular da iyi performanslar sergileyince film, tadından yenmez bir hal alıyor.


    Borgli, başta da belirtiğim gibi herkesi bir şekilde yakalamayı başarıyor. İlgi görmek için kendini hasta etmek ve ölümcül bir yola sokmak belki herkesin yapacağı bir şey değil ama hemen herkes ilginin kendisinde olmasını istediği birçok anı yaşamış, hüzünden doğan bir ilgi çekme beklentisine girmiştir. Borgli, Signe üzerinden toplumsal bir dert de anlatıyor dersek sanırım yanlış olmaz. İlgi Manyağı, rekabetten doğan temelsiz ve kötücül ilişkilerin, insanın zavallılığının ayak izlerinin ve popüler kültürde kurban olmanın yarattığı absürt algıların bir tezahürü. Bunun yanında da yılın en iyi filmlerinden biri!

    Daha Fazlasını Göster

    Yorumlar

    Yorumları göster
    Back to Top